Barış Soydan

T24



Bookmark and Share

Herkesin küfrettiği kızın öyküsü (veya yeni işçi sınıfı üzerine)


12.09.2019 - Bu Yazı 162 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Merkez Bankası bugün ne zamandır beklenen faiz kararını açıklayacak. Faizi indireceği kesin ama acaba indirim piyasanın beklentisi olan 2-3 puanla sınırlı mı kalacak yoksa ekonominin bir an önce canlandırılması amacıyla 4-5 puanlık kallavi bir indirim mi yapılacak? Rasyonel olan ilki ama iktidarın siyasi önceliği (Son anketler kriz nedeniyle AKP oylarındaki erimenin sürdüğünü gösteriyor) kallavi bir indirim ihtimalini güçlendiriyor. Hangi ihtimalin gerçekleştiğini bugün saat 14:00’de öğreneceğiz. 15:15’te, eski Akbank Genel Müdür Yardımcısı (ve Odeabank’a genel müdür olması BDDK tarafından engellenen) Kerim Rota ile Merkez Bankası’nın kararını T24 canlı yayınında değerlendireceğiz.

Sıcak gündem maddesini beklerken bu yazıda “teorik” bir meseleye dönelim. İşçi sınıfına ne olduğuna…

Bundan bir süre taşınınca fiber internet paketini iptal etmek istedim. Türkiye’nin anlı şanlı cep telefonu firması nedense iptal başvurularını İstanbul’un Avrupa yakasında sadece bir yerde, Seyrantepe’de alıyordu. Başvuruyu oraya yapmam gerektiğini öğrendim. O sırada Digiturk’le boğuştuğum için (Digiturk’ten ayrılmanın ne kadar zor olduğunu çeken bilir), eski oturduğum semtle Seyrantepe arasında kırk kilometre mesafe olmasına takılmadan, “Buna da şükür, hiç olmazsa ayrılabileceğiz” diyerek Seyrantepe’nin yolunu tuttum.

Oto tamirciler ve tabelacılarla dolu sokaktaki dükkandan bozma ofise girdiğimde bağıra çağıra küfreden bir müşteriyle karşılaştım. Galiz küfürler arasına sıkıştırdığı kelimelerden anladığım kadarıyla internet paketini iade etmek istiyor ama edemiyordu. İnternet sözleşmesini farklı bir kişinin üzerine mi yapmıştı, sözleşmeyle ilgili başka bir sorun mu vardı, tam hatırlamıyorum. Ama mosmor suratı ve bağırmaktan şişmiş boyun damarları hâlâ gözlerimin önünde.

Bankonun arkasında oturan 20’li yaşlarındaki genç kadın, küfürleri sabırla dinliyordu. Adam bir süre daha bağırıp çağırdıktan sonra, “Ben size yapacağımı bilirim” diyerek çıkıp gitti. Şimdi internet şirketinin görevlisiyle baş başa kalmıştık. İşlemlerimi sorgusuz sualsiz yapmaya başladı. Biraz önce 20’li yaşlarında olduğunu düşünmüştüm ama yakından bakınca 30’larının sonunda görünüyordu. Yüzündeki kırışıklıklar ve çizgileri makyajla gizlemeye çalışmış ama becerememişti.

Konuşmaya başladık. Küfür eden adamlara alışık olduğunu, sık sık deminki gibi müşterilerle karşılaştığını öğrendim.

“Sizinki de ağır iş” dedim.

Başını salladı.

“SGK’da yıpranma payınız var mı bari?” dedim şaka yollu.

“Yıpranma payı da ne?” diye sordu.

Yıpratıcı işlerde çalışanların emeklilik süresinin SGK tarafından farklı hesaplandığını anlattım. Mesela çimento fabrikalarında, termik santrallerde çalışanların daha erken emekli olma hakları vardı.

Omuz silkti, “Kim takar bizi?” dedi umursamazca.

“Ama siz ağır işçisiniz” diye ısrar ettim.

“Zaten biraz daha çalışıp ayrılacağım bu işten” diye kestirip attı.

İçeriye başka müşteriler girmişti. Bir an önce yeni bir iş bulmasını dileyerek çıktım.

“Ağır işçi.”

Seyrantepe’den Sanayi Mahallesi’ne uzanan hafif eğimli yokuşu tırmanırken bu kelimeyi düşünüp durdum. Eskiden ağır işçi deyince akla bin derece sıcaklıktaki ocağın başında çelik döğen işçiler gelirdi. Onları sosyalist örgütlerin pankartlarında görmüşsünüzdür. Geniş omuzlu, kaslı (Ama kafaları küçük) işçiler... Komünistler onlara “proleterya” derdi. Dünyayı onlar kurtaracaktı…

Ekonomideki büyük değişim her şey gibi işçi sınıfını da değiştirdi. “Proleterya”nın çalışanlar içindeki oranı azaldı. Hizmetler sektörünün büyümesine paralel olarak yeni bir sınıf doğdu: “Prekarya”.

İnternet şirketinin “front ofis”inde müşterilerin küfürlerini karşılayan genç kadın, bu yeni sınıfın üyelerinden biri. McDonalds’da patates kızartan genç, AVM’lerin kapısındaki güvenlik görevlileri ve çağrı merkezinde müşteri şikayetlerini dinleyen üniversiteli... Yeni işçi sınıfı onlar. Onlara prekarya deniyor.

“Prekarya”nın üyeleri taşeron şirketlerde ya da geçici şirketlerde çalışıyor. İşleri bugün var, yarın yok. Sendika diye bir şey bilmiyorlar. Yan hakları yok. Çalışma saatleri belirsiz. Sanayi işçilerinden çok daha az para kazanıyorlar.

1960’larda Batı ülkelerinde ortalama bir çalışan ortalama 4 işte çalışıp emekli oluyordu. Bugün bir çalışan otuzuna gelmeden ortalama 9 iş değiştiriyor. İnsan McDonalds’daki fritözün başında veya AVM’nin kapısında kaç sene çalışabilir ki?

İngiliz akademisyen Guy Standing, Türkçeye de çevrilen “Prekarya” adlı kitabında (İletişim Yayınları, 2019) onları “Yeni tehlikeli sınıf” olarak tanımlıyor. Marx, işçi sınıfının zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyinin olmadığını söylemişti. Zamanla bunun pek de öyle olmadığı ortaya çıktı. Artık büyük sanayi şirketlerinde çalışan işçilerin kaybedeceği çok şey var. Toplu sözleşmeler, yan haklar, bir ömür çalışılıp emekli olunan işler… Bugün zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayanlar, McDonalds’da patates kızartan veya çağrı merkezinde müşteri küfürlerini dinleyen gençler.

Ama onlar da bir sınıf olduklarının farkında değil. Çünkü “Biz” duygsuna sahip değiller.

Çare? Guy Standing’e göre prekaryaya sınıf bilincini kazandırmak. Nasıl? Kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmalarını sağlayarak, bir geleceklerinin olduğunu göstererek... Çalışma güvencelerini sağlayarak başlayabiliriz, diyor Guy Standing...

Prekaryanın yükselişi tüm dünyada toplumsal dengeleri bozdu. Sayıları ve önemi azalan proleterya, yani mavi yakalı fabrika işçileri, bu duruma tepki olarak Amerika’da Trump, Fransa’da Le Pen gibi yabancı düşmanı, faşist politikacılara oy vermeye başladı. Aşırı sağın yükselişinin sebeplerinden biri bu.

Demokrasiyi savunma sırası prekaryada. Ama bunu yapabilir mi, orası meçhul...

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.10.2019
Olmayacak duaya amin: Güvenli bölgeye 1 milyon Suriyeli yerleştirmek
14.10.2019
Türkiye’nin silah ithalatı: Ambargolar ne kadar etkili olur?
7.10.2019
Resmi enflasyona inanmamak için 10 neden
3.10.2019
Güvenli bölgeye harcanacak 26.4 milyar dolardan önemli olan konu
30.09.2019
Hafta başlarken ekonomiyle ilgili bilmeniz gereken 5 şey
25.09.2019
IMF ne dedi, ne diyemedi, Erdoğan’ı nasıl eleştirdi?
16.09.2019
Devlet hayvan hastaneleri kurulmalı!
12.09.2019
Herkesin küfrettiği kızın öyküsü (veya yeni işçi sınıfı üzerine)
9.09.2019
TL, dolar ve Euro'nun kaderini belirleyecek 3 toplantı
6.09.2019
Kriz biterse öfkeli seçmen AKP'ye geri döner mi?
2.09.2019
Konut fiyatlarında dibi gördük mü? Yoksa düşüş sürer mi?
31.08.2019
İşlem ücretlerine fahiş zam yapan bankalar hangileri?
29.08.2019
Hayrola savaş mı çıktı, altın fiyatları neden yükseliyor?
26.08.2019
E hani düşecekti, dolar yine neden yükseliyor?
20.08.2019
Fikri takip: OYAK’ın İngiltere’deki 1 milyar dolarlık yatırımının kaynağı ne?
13.08.2019
Kriz raporu: Bankalar hasarlı, Koç idare ediyor, BİM mutlu
8.08.2019
Sayın Erdoğan, şehir hastaneleri ve otoyollarda yanıldınız, gelin vazgeçin
5.08.2019
Bir banka genel müdürünün sırları
30.07.2019
Doğu Avrupa ülkeleri Türkiye’yi sollayıp nasıl geçti?
26.07.2019
Erdoğan’ın planı: Faiz inerse enflasyon iner, AKP seçmeni eve döner
15.07.2019
Ali Babacan’ın krizdeki payı ne?
11.07.2019
Doların kaderini belirleyecek 3 tarih: Bugün, 25 Temmuz, 31 Temmuz
2.07.2019
AKP’nin ekonomideki son günahı: Bütçe açığı
28.06.2019
Erdoğan, İstanbul’a aktarılan parayı kesebilir mi?
24.06.2019
Türkiye'nin ve ekonominin gündemi artık erken seçim
20.06.2019
Minare kılıfa girmiyor: Sebze-meyvede zararlı kimyasal gerçeği
17.06.2019
Rusya’nın zararlı diye reddettiği ürünleri kim yiyor?
14.06.2019
AKP-burjuvazi ilişkisi: Yoksa Marx yanıldı mı?
10.06.2019
Türkiye'nin batacağı, Güney Afrika'nın çıkacağı iddiası nasıl para kazandırdı?
8.06.2019
Türkiye’den umudu kesmemek için 10 neden
3.06.2019
Asıl meseleye gelelim: 5 yıl sonra mesleğiniz para edecek mi? (2)
27.05.2019
TOBB, İSO, İTO üyelerinin işleri tıkırında! (Olmasa söylemezler miydi?)
24.05.2019
Herkes sermaye kontrollerinden söz ediyor, yoksa?..
21.05.2019
Buraya nasıl geldik: AKP’nin ekonomideki 20 hatası
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive