Baskın ORAN



Bookmark and Share

Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı


12.10.2018 - Bu Yazı 348 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 8 kişiye karşılık 800 kişi öldürmek türü demeçlerden bahsetmeyeceğim; o apayrı bir facia. İpin ucunun tamamen kaçtığını, çıkmaz bir yola girişimizi ilan eden bir demeç söz konusu:

“Teröre bulaşmış kişiler tekrar sandıktan çıkarsa beklemeden anında gereğini yapıp kayyım atarız."

Bu, durmadan “milli irade”den bahseden birisinin seçimleri bir kalemde silmesidir.

5,8 milyon oy alarak üçüncü parti olan HDP’lilerin TBMM’den kazınmasına doğru doludizgin götürülüşümüzdür.

Üstelik bunu, neresinden baksan 700 yıllık bir devletin ipinin aynı gün içinde (6 Ekim, McKinsey ve TÜİK olayları) iyice pazara çıktığı bir sırada söylüyor. Arkadaşım Mustafa Tiğrek’in sosyal medyaya yazdığı, olayla dalga geçen şu tespitler başkalarının da aklına gelmemiş olamaz. Diyor ki Musti:

“Teröre bulaşmış dediğin kişinin teröre bulaştığı anlaşılmıyor mu sandıktan çıkmadan? Niye gereken ânında gereği yapılmıyor da, sandıktan çıkması bekleniyor teröristin? Sandıktan çıkmazsa, teröre bulaşmasının bir mahsuru yok mu? Ayrıca, teröre bulaşmanın yaptırımı, yerine kayyım mı atamak oluyor sadece?

“Oluyorsa, sonra ne oluyor? Serbest mi bırakılıyor? Yok serbest bırakılmıyorsa, ‘Teröre bulaştığı’ gerekçesiyle mi bırakılmıyor, yoksa ‘sandıktan çıktığı” gerekçesiyle mi?

Nası oluyo? Nası oluyo?”

***

Cevabını hemen söyleyeyim: CB Erdoğan’ı ayakta tutan koalisyonun tükürükle yapıştırılmış cinsten oluşundan oluyor.

Daha önce de parça parça yazmıştım ama, özetle toparlamak iyi olacak. Erdoğan’ı bu derece aşırıya iten 1 değil, 2 şey var.

***

Birincisi, tarihsel. 1454’te başlayan Millet Sistemi’nde “Millet-i Hakime” olan Müslümanlar, “Millet-i Mahkume” olan Gayrimüslimleri ikinci sınıf görürdü. Ama imparatorluk gereği onlara kendi iç işlerinde tam bir özerklik vermişti.  

Cumhuriyet ilan edilince imparatorluk bitti, ulus-devlet’e (ulusal devlet’le karıştırmayınız) geçtik. Genleri, başat etno-dinsel grup dışındakilerin kimliklerini yok etmeye programlanmış olan bu devlet türüne geçince, aynı anda, Millet-i Hakime payesi de el değiştirdi. Müslüman’dan Müslüman Türk’e intikal etti.

Bu el değiştirme 2 sonuç yarattı:

1) Lozan yapılır yapılmaz, (Ortadoğu ve Balkanlar’da ulusal kimliğin en önemli hatta tek unsuru din olduğu için) asimile edilmeleri mümkün olmayan Gayrimüslimleri yok etmeye giriştik. (Artık programın bu bölümü devam etmiyor çünkü bu insanları binde birden aşağı indirmeye başardık. Artık “numunelik” oldular: Seksen milyonda yüz bin kadar).

2) Yine Lozan yapılıp (24.07.1923) rejim kurulur kurulmaz (29.10.1923), (Ortadoğu ve Balkanlar’da ulusal kimliğin en önemli hatta tek unsuru din olduğu için) çok kolay bir işe, Türk olmayan Müslümanları Türklüğeasimile etmeye giriştik.

Boşnakları filan hemen ettik de, bi tek Kürtler oyunbozanlık ettiler. Sürüyle (coğrafi, toplumsal, dilsel, tarihsel…) sebep sonucu kafa tuttular zorla asimilasyona. Ulus-devletimizin kaka çocuğu olmayı seçtiler.  

İşte, “Kürtlere belediye başkanı seçtirmeyiz”in tarihsel kökleri buraya kadar gidiyor. Ama bu bile bugünkü fecaati izaha yetmez. İkinciye geçelim.

***

İkinci sebep bireysel. Yani, Erdoğan’ın kişisel ve ideolojik yapısı.

2003’te başbakan olunca, ilk işi, İslamcı partisini meşrulaştırmaya ve zırt-pırt darbe yapan askerleri devre dışı bırakarak uygar dünyanın onayını almaya çalışmak oldu.

Elinde yetişmiş adam olmadığı için, Türkiye’nin okumuş-yazmış kamuoyuyla ve Batı’yla diyalog kurabilen Fethullahçılarla anlaştı. Ecevit’in AB reformlarını hızlandırarak sürdürdü.

2013 başında da, Türkiye’nin başka hiçbir şeyle mukayese kabul etmeyecek kadar önemli meselesi olan Kürt sorununa girişti. Ama her hafta yaptırdığı anketler Kürt oylarını kazanamadığını, milliyetçi Türk oylarını kaybettiğini gösterince, Dolmabahçe Masası’nı deviriverdi. Oradan başladı bugünkü durum.

Bu arada, Dr. Frankenstein’ın yarattığı doymak bilmeyen canavar darbe teşebbüsü yapıp da tasfiye edilince, meydan kasaba avukatlarına kaldı. Bu yüzden de AKP ne yapsa eline yapışmaya başladı artık.    

Bu durumda Erdoğan’ın fazla seçme şansı yoktu. Artık klasik bir İslamcı değil, Müslüman milliyetçi olmak zorundaydı. İslam’dan nemâlanan bir Türk milliyetçisi.

Bunun için de, dünya nasıl öküzün boynuzlarında duruyorsa, onun da Mahşerin Dört Atlısı üstünde durması gerekiyordu:

AKP (İslamcı parti) + MHP (Türkçü parti) + Ergenekoncular (Fethullahçılar sayesinde tasfiye ettiği darbeci askerler) + Ulusolcular (kendini sol bilen milliyetçiler).

***

Bunun içindir ki CB Erdoğan, Mısır’daki General Sisi darbesine direnen İslamcıların meşhur el hareketi “Rabia”yı AKP’lilere Eylül 2017’de dağıttırdığı fotoğraflı broşürde  yeniden imal etti: “Tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek vatan”.

Aydın Engin efem diyor ki, bu sloganda herhangi bir İslami vurgu gören çıksın ortaya. Buna karşılık Hitler'in "Ein Volk, ein Reich, ein Führer" (Tek millet, tek devlet, tek lider) sloganıyla benzeşim kurulsa kim itiraz edebilir, diyor.

***

Elime iskambil almayalı yarım yüzyıl oldu ama bilirim, biliriz: Pokerde “Beş Benzemez” diye anılan bir dağıtım gelebilir. Geldi mi, poker biliyorsan hemen “pas” der, kaçarsın.

60’larda Mülkiye yurdunda  ­“duk” yani açık poker oynarken, karnını doyuracak parası kalmamışlarımız “pas” falan demez, mecburen girerdi. Ve ceketini bırakan olurdu, resmen.

Hatta bigün, şu anda iktisat profesörü olan bir arkadaş benim sıradan bir tişörtümle kendi yazlık ceketini değişmeyi teklif etti. Şaşırdım, ama hemen tamam dedim.

Sonradan anlattılar: Masada kazanılmış bir ceketmiş bu. Arkadaş “aklıyormuş” ceketi… Şu anda CB Erdoğan’ın “Rabia”yı “akladığı” gibi.

Lafı uzattık, sadede gelelim: CB Erdoğan bu Mahşerin Dört Atlısı’nın tükürükle yapıştırılmış olduğunu herkesten iyi biliyor. Ama bizzat yarattığı bu pozisyona artık eli mahkum. Bu gülünç kolajın tek ortak paydasına, tek yapıştırıcısına yüklenmek zorunda:

Kürt düşmanlığı.

.

Facebook Yorumları

Kod8
14.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8