Baskın ORAN



Bookmark and Share

Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık


8.2.2019 - Bu Yazı 574 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, çalıştığı hastaneden OHAL KHK’siyle atılmış olan HDP Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında dokunulmazlığın kaldırılması talebiyle soruşturma fezlekesi hazırladı. Şöyle:

Pervin Buldan, HDP’nin 27-28 Ekim 2018’de Diyarbakır’da düzenlediği “Ortadoğu Krizi ve Demokratik Ulus Çözümü” adlı konferansta “(…) Barış ve müzakere süreci bir kez daha başlamalı, Sayın Öcalan üzerindeki tecrit bir an önce kaldırılmalı ve Sayın Öcalan bu sürece dahil edilmelidir” diyor.

“Barış ve müzakere süreci” dediği, benim de dahil olduğum Akiller’in, İmralı’da ağır müebbede mahkûm Öcalan’ın katılımıyla Başbakan R. T. Erdoğan tarafından planlanan Kürt Barışı’nı ülkenin 7 bölgesine dağılarak anlatma projesi. Resmî isim listesi Başbakanlık tarafından 03 Nisan 2013’te ilan ediliyor.

Murat Belge’sinden Kâbe’de kalpten giden Yeni Akit Genel Yayın Koordinatörü Hasan Karakaya’sına, İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan’dan Abdurrahman Dilipak’ına, Tarhan Erdem’inden Hilal Kaplan’ına, Celalettin Can’ından Orhan Gencebay’ına, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’ndan Kadir İnanır’ına kadar 63 kişi…

***

P. Buldan’ın konuşması bitince, salonda bulunanlardan Dr. Ö. F. Gergerlioğlu ayağa fırlıyor, ‘Ah, ne güzel ifade ettiniz sayın eş başkanım! Ağzınıza sağlık! Hatta az bile söylediniz. Demeliydiniz ki, PKK çok iyi bir örgüttür, onun talepleri yerine getirilmelidir, Türkiye’nin kurtuluşu ancak buna bağlıdır, demeliydiniz. Siz demediniz, ben diyorum’ şeklinde konuşuyor.

Ayy, şakaydı yahu, şaka! Demiyor tabii ki. Dr. Gergerlioğlu öyle demiyor çünkü oturduğu yerde oturmuş, dinliyor.

Hiç bişey söylemediği için de, Savcılık fezleke düzenliyor. Çünkü Dr. Gergerlioğlu, P. Buldan’a tepki vermemek suretiyle “terör örgütü propagandası” yapmıştır.

Bak vallahi bu şaka değil, ciddi. Fezlekenin gerekçesi aynen böyle.

***

Neyi merak ediyorum biliyor musunuz?

Şu sıralarda hâlâ devam ediyor, Yargı’nın üst kademesinden savcı ve yargıçlar sürekli tutuklanıyor, mahkûm ediliyor. Dün AKP nezdinde pek makbul olan cemaatçilikten, bugünkü adıyla “Fetöcülük”ten. Mesela son olarak, Yargıtay üyelerinden bir yargıç, örgüt üyeliğinden 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Çünkü Zeitgeistdeğişti, “Zamanın Ruhu” yani. Eskiden Fethullahçı olmayanları atarlardı, şimdi olanları atıyorlar.

Merak ettiğim şu:

Devran yine dönünce, şu anda “makbul” olan Yargı üyeleri ne yapılacak?

Malum, Osmanlı’da bazı sadrazamların lakabı “makbul” idi, gözden düşünce (herhalde kafiye tutsun diye) “maktul” dendi.

Örnek: Veziriazam Pargalı İbrahim Paşa, Kanuni’nin veliahtlıktan beri tek kelimeyle gözdesiydi. Üstelik eniştesiydi; “Makbul İbrahim Paşa” denirdi. 13 yıllık sadrazamlıktan sonra 1536’da, rivayete göre Saray’daki iftarın ardından dilsizlere boğduruldu. “Maktul” İbrahim Paşa oldu.

(Aman diyeyim, muhterem savcılarım ve yargıçlarım, bu “maktul” terimi Osmanlı tarihine aittir, Osmanlı tarihine merakımı göstermek için yazılmıştır, burada “gözden gönülden düşmek” anlamında kullanılmıştır, sakın yanlış yorumlayıp TCK 301/2’den yani “Devletin yargı organlarını (…) alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”dan gözaltına almayınız, tutuklamayınız, dava açmayınız, mahkûm etmeyiniz! Zaten biliyorsunuz, bu memlekette idam cezası Başbakan R. T. Erdoğan döneminde, 7 Mayıs 2004 tarihinde yapılan anayasa değişikliğiyle tamamen kaldırılmıştır.)

***

Bunları yazdıktan sonra yine merak ettim: Niye Dr. Gergerlioğlu olayına kadar gidiyoruz ki? Çünkü barış için imza veren akademisyenlere yapılıvermekte olanlar çok daha vahim.

Şimdi emin olmak için tekrar açıp kontrol ettim Ocak 2016’daki “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi nedeniyle “terör örgütü propagandası yapmak”tan beni de Mart ayında duruşmaya çağıran Ağır Ceza Mahkemesi celbini. Oradaki bildiri metnini bir daha okudum.

Evet, devletin “(…) vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini” talep etmişiz. Fakat terör örgütünün övülmesiyle, haklı gösterilmesiyle, propagandasıyla ilgili tek-bir-kelime-yok!

Yok ama, Savcılık bu eleştiri ve uyarı bildirisini aynen şöyle yorumlamış:

“[Bu bildirinin] PKK/KCK Terör Örgütü’nün alenen propagandası mahiyetinde olduğu sabittir.”

Bu “suç”tan Barış Akademisyenleri şimdi teker teker yargılanıyor, 1 yıl 3 ay ila 3 yıl hapis cezaları hükmediliyor haklarında.

***

Neden biraz yukarıda “çok daha vahim” dedim?

Çünkü biraz önce tekrar kontrol ettiğim İddianame aynen şöyle diyor: “Şüpheliye PKK/KCK sizce terör örgütü müdür diye soruldu”.

Yâ Hû, her ülkenin insan hakları belgelerinde, savaşta bile ihlal edilmesi yasaklanmış iki şey vardır: 1) İşkence yapmak; 2) Vicdani kanaat açıklamaya zorlamak.

Burada acaba sayın savcı, Anayasa’yı ihlal ettiğinin farkında mı? Md. 25/2 aynen şöyle:

“Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”

Savcıyı bilmiyorum ama, bizim farkında olduğumuz bir şey var ve korkunç bişey bu:

Artık Tek Adam Rejimi’nde ne söylediğine değil, ne söylemediğine de dikkat edeceksin.

Korkunç. Hem vatandaş için, hem de dolayısıyla Rejim için.

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8
Emlak8.Net