Baskın ORAN



Bookmark and Share

Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…


23.11.2019 - Bu Yazı 183 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1964’te 19 yaşındayım, ODTÜ ve Ankara Hukuk’u esas listeden, Mülkiye’yi de birinci yedekten kazanmışım. Gönlüm Mülkiye’de çünkü diplomat olan küçük abimin izinden gitmekteyim. Ama o yıl ABD’den yeni dönmüşüm, İzmirli arkadaşları ziyarete gittiğim ODTÜ’nün ortamını çok sevdim. Tereddüt oluştu.

O sıralarda 61 Anayasası bütün gönüllerde ve ağızlarda. ODTÜ’deki arkadaşlardan biri dedi ki, “Mülkiye’de bir doçent var, anayasayı yazdı, çok iyidir.”

Mümtaz Abi’yi ilk defa o zaman duydum. Zaten sıram da gelmiş, derhal Mülkiye’ye gidip kaydımı yaptırdım. Sol kavramıyla orada tanıştım. Dört yıl öğrenciliğini, dört kere atılmama rağmen de kırk yıl hocalığını yaptım.

***

Mümtaz Abi’nin dersleri biz öğrenciler için bir tür ibadetti. Çocuğuz daha; ders başlamış, dır dır çeneye devam. Dirseklerini kürsüye dayar, öyle bakardı bize, başlamazdı. Susardık, utanarak. Başlardı anlatmaya. Teneffüste odasına gidemezdi çünkü etrafını çevirir soru yağmuruna tutardık, bakardık zil çalıyor, hadi herkes yerine, devam…

Sadece ders anlatmazdı. Yürekli tutum nedir, onu da gösterirdi. Bir keresinde bir arkadaş, “Hocam, sivil polisler de var aramızda” diye seslenmişti oturduğu yerden, Mümtaz Abi, “Gösterin, hemen kulağından tutup atayım” demişti. Büyülenmiştik. Aynı kürsüden Prof. Fazıl Sağlam da yazdı geçen gün, durmadan işgal-boykot yapıldığı bir zamanda, dersine dalıp “Boykot var, herkes dışarı!” diye bağıran iri yarı bir genci o ufacık boyuyla yaka paça dışarı atmış, çocuk da gıkını çıkartmamış. İnanırım, aynen olmuştur.

Yön dergisini hacı bekler gibi beklerdik her hafta. Başyazıyı Mümtaz Abi yazmışsa bayram ederdik; biz yazmış gibi okurduk saniyede. Benim yazı üslubumu en çok etkileyen insandır.

***

Mülkiye’yi bitirdiğimiz 68’de Anayasa’ya Giriş’i yayınladı. Ertesi yıl da, Dinamik Anayasa Anlayışı – Anayasa Diyalektiği Üzerine Bir Deneme’yi. İfade özgürlüğünün ödün vermez abidesi, bize sınıfta anlattıklarını kitaplaştırmıştı. “Diyalektik” terimini ilk defa ondan duymuştum. “Proletarya diktatörlüğü”nü de. “Marksist demokrasi”yi de. İnanılmaz enginlikte bir demokratik ufuk açmıştı bizim kuşağın önüne.

O yıllarda en çok tartışılan şey, “Anayasa sol’a açık mıdır?” konusuydu. Mümtaz Abi anayasaların, toplumlar geliştikçe dinamik biçimde yorumlanması gerektiğini söylüyor, ayrıca “sola açıklık” konusunda şöyle yazıyordu:

“Anayasanın ideolojisi budur demek başka bir şeydir, anayasanın bu ideolojiden başkasına kapalı olduğunu söylemek başka şey.” Mülkiye’yi bitirip onun kürsüsüne 1995 sonunda asistan olan (ve 2017’de KHK’yle atılan) Doç. Murat Sevinç, benim burada bu yazı boyunca anlattığım ana fikri tek paragrafta özetleyen yazısında yorumladı bunu: “Yani, bir şeyin ‘olmaması’ ile bir şeye ‘kapalı olmak’ arasındaki fark.”

Mümtaz Abi yazdıklarının fiyatı olarak, 71’de dekanımızken, 12 Mart askerî faşizmi tarafından dersinden alınıp götürüldü. Fakülte kapısına dizilip avuçlarımız patlayana, gözlerimiz bulanana kadar alkışladık götürülürken. Anayasa’ya Giriş’te komünizm propagandası yapmaktan 6 yıl 8 ay ağır hapse, ayrıca kamu haklarından ebediyen mahrumiyete çarptırıldı. Toplam 14,5 ay Mamak’ta kaldı.

Çıkınca, Uluslararası Af Örgütü ikinci başkanlığı yapacak, 79’da UNESCO Uluslararası İnsan Hakları Eğitimi Ödülü alacaktı.

***

Mümtaz Abi’yi son görüşüm, programına daha önceleri de kaç kere katıldığım Balçiçek İlter’in 13 Kasım 2013’teki Karşıt Görüş’ünde oldu. “Atatürkçülük tartışılacak” diye anons edilmiş; kadim dostlarımdan Ülkü Özen hatırlatıyor.

O sırada “Andımız” okullardan kaldırılmış, laf oradan açılmış, Mümtaz Abi “Çocuklara sordular mı?” dedi. Ben ne diyeceğimi bilemedim; ilkokul öğrencilerine kim ne zaman neyi sorar ki? Tabii, konu gelip dayandı, Andımız’daki “Türk” vurgusuna. Ben “Türkiyeli” kavramının çok daha kucaklayıcı olduğunu söylemeye çalışırken müdahale etti: “Ama senin pasaportunda ‘Türk’ yazıyor?”

Ben kısaca açayım diye uğraşıyorum söylediklerimi, Mümtaz Abi yine tekrar ediyor: “Ama senin pasaportunda ‘Türk’ yazıyor?” Neler oluyor yarabbi? Çünkü ben ne söylersem söyleyeyim, aynı şeyi tekrar ediyor: “Ama senin pasaportunda ‘Türk’ yazıyor!” Nihayetinde soru işareti mi var ünlem işareti mi, emin değilim.

Bir anda, Balçiçek’le bakışlarımız karşılaştı ve saniyesinde anlaştı. Mümtaz Abi iyi değildi. Programı bir an önce bitirmek lazımdı. Yine Ülkü hatırlatıyor, bitirirken, “Elleri öpülesi hocamla bir araya getirdiğiniz için çok teşekkür ederim size” demişim Balçiçek’e. Zaten ondan sonra kardeşleri de uyardı, bir daha çıkmadı TV’ye. Arkasından da Alzheimer haberi duyuldu zaten…

***

İnanmanızı istiyorum; bu yazıyı burada bitirmek için çok şey verirdim.

Çünkü Mümtaz Abi’yi hem gerçekten sevdim hem de aramızda ideolojik olarak çok güçlü bir paralellik vardı; uzun süre tamamen simetrik, bir noktadan sonra tamamen asimetrik.

Simetrik derken; ikimiz de Fransız kültürü almıştık, ikimiz de solcuyduk, ikimiz de (bütün Mülkiyeliler gibi) “Kutsal Devlet” kavramıyla hercümerç olmuştuk, ikimiz de Kemalisttik.

Öğrenci olarak, Demirel yönetimine karşı “Morison Süleyman, İstifa Ne Zaman?” diye günaşırı yaptığımız yürüyüşlerde polis saldırınca bağırıyorduk: “Ordu-Gençlik El Ele, Milli Cephede!” Yetmezse, İstiklal Marşı’nı okuyorduk, polisler selam duruyordu. Benim 7 aya mahkûm olduğum 1967’deki olay, bir Kıbrıs yürüyüşüydü: ABD’nin Kıbrıs özel temsilcisi Cyrus Vance’i Esenboğa’ya indirtmemiş, sonra Kızılay’a gelip Amerikan Haberler Merkezini “Türk bayrağı asılsın!” diye taşlamıştık.

Kemalizm’imiz mi daha çoktu, solculuğumuz mu, şu anda iyi biliyorum ama o dönemde bilmiyorduk. Bildiğimiz, sadece solcu olduğumuzdu.

***

Mümtaz Abi de simetrik bir tablo çizdi. “Kutsal Devlet” tutkusunu, özellikle, “Çözüm, Çözümsüzlüktür” politikasının mimarı Denktaş’a 70’lerin sonundan itibaren Kıbrıs’ta başdanışman olduktan sonra ciddi biçimde yükseltti.

Ben bunu, hocamın görev anlayışına bağladım. Veya, neyse.

Bundan sonra Mümtaz Abi, Orly’deki THY kontuarına bomba koyan ASALA’nın 1985’teki Paris davasına müdahil Türkiye’nin temsilcisi olarak çıktı. Ankara’nın bugün de savunduğu tezleri teker teker ileri sürdü. Olayın baş sanığı Varujan Garbisyan, “Sizin çektiğiniz acılardan dolayı ben büyük acı duyuyorum. (…) Siz de bizim çektiğimiz acılar için benim yaptığım gibi üzüntü duyduğunuzu söyleyebilir misiniz?” demişti. Ardından, 85 sonunda İsveç’e gidip, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini en çok eleştiren bu ülkeyi ikna etmeyi üstlendi.

Ben bunu da ASALA cinayetlerinin yarattığı tepkiye bağladım. Veya, neyse.

Kendim de 1986’da Yunanistan’da Batı Trakya azınlığının çektiklerini kitap olarak yayınlamış, ardından da Avrupa’da konferanslar vermiştim. 6-7 Eylül pogromunu on yaşımda bizzat yaşadığım halde, Türkiye’de Rumların neler çektiğinden hiç haberim yoktu. Ermeni meselesini duymamıştım, daha doğrusu duymuştum da okullarda anlatıldığı gibi duymuştum.

***

Ardından, 26 Eylül 1997 tarihli Hürriyet’te “Derin ve Çapaçul”u yazdı. Şöyle diyordu: “Devletin ayrıca ‘derin devlet’ diye adlandırılmaya gereksinimi yoktur. Yerine göre gizlidir, yerine göre saydam. Ama, neyin gizli, neyin saydam olacağı da yine kurallara bağlanmıştır.”

Bunu, Ziverbey Köşkü’nde İlhan Selçuk dahil (ki, Yön’ün başyazılarını nöbetleşe kaleme alırlardı) nice gençlerin ağır işkenceden geçirildiği, “kontrgerilla” ve “özel harp” terimlerinin artık ezberlendiği, E. Korg. S. Yirmibeşoğlu’nun “6-7 Eylül ne muhteşem örgütlenme değil miydi! Kıbrıs’ta cami bile yaktık biz” dediğini gazeteci Fatih Güllapoğlu’nun 1991’de açıkladığı bir dönem için yazıyordu. Kendisinin de Mamak’a atıldığı.

Bunu okuyunca epey şaşırdım, ama bunu da Mümtaz Abi’nin kindar olmadığına bağlamak istedim. Veya, neyse.

Fakat 17 Ağustos 2009 gibi artık herkesin her şeyi öğrendiği bir tarihte, Cumhuriyet 2. sayfadaki “Açı” köşesinde yazdığı “Kesin Çözüm”ü okuyunca, bunu bişeye bağlayamadım. Bittim. Yıkıldım.

Çünkü burada, “Etnik kimlik mikrobunu çileli Anadolu halkının içine tekrar sokan ve bölücülük tehdidiyle başka etnik haklar koparıp yeni bölünmelerin kapısını açmaya çalışanların”, yani Türkiyeli Kürtlerin, Irak’taki Türkmenlerle mübadele edilmelerini öneriyordu…

***

Tekrar edeyim: Mümtaz Abi’yle çok uzun zaman simetrik bir paralelizm içinde olduk. İkimiz de Türk Devleti’ni babamız olarak gördük. Mümtaz Abi kendi doğrultusunda gittikçe hızlanarak devam etti. “Kesin Çözüm”ü önerene değin.

Ben ise zaman geçtikçe ve öğrendikçe çok farklı düşünmeye başladım. Devletin babamız değil, anamızın kocası olduğunu fark etmeye değin.

Devlet’ten, İnsan’a geçmiştim.

Bundan sonra paralelizm, santim santim asimetrik olmaya gitti.

Bu açıdan bakınca, Mümtaz Abi gerçekten çok başarılı bir hocaydı. Çünkü bir hocanın başarısı, en çok, yetiştirdiği öğrencilerin kendisini aşmasıyla ölçülür.

***

Bu noktada, bir diğer çok önemli hocamın, devletler hukuku profesörü Seha Meray’ın bizlere söylediğini nakledip bitireyim:

Maliye hocamız, 1950’lerde yazdığı teksiri okutmakta bize. Öyle ki, içinde sözünü ettiği bazı bankalar kapanmış. Galiba üçüncü sınıftayız, bunu bi teneffüste Seha Hoca’ya açtık.

Seha Hoca önce, bir hocayı diğerine çekiştiriyoruz diye bizi sıkı bi fırçaladı.

Sonra, ilave etti: “Evladım, bazı hocalar nasıl olunması gerektiğini öğretir. Bazı hocalar da, nasıl olunmaması gerektiğini. İkisi de birbirinden önemlidir.”

Mümtaz Abi, ikisini de kendinde birleştirmiş bir hocamızdı.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
2.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive