Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

MHP’nin siyasetteki özgül ağırlığı daha da artacak


13.4.2019 - Bu Yazı 303 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 31 Mart yerel seçimlerinin ve 24 Haziran 2018 genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sayısal sonuçlarını beraberce, il bazında bir istatistiki “çoklu mütekabiliyet analizi” yaptığımızda ortaya çıkan tablo ve harita, bir başka yöntem ve yaklaşımla da üç farklı siyasi kümeye işaret ediyor. Bilgisayar, siyasi örüntüler üzerinden illeri uzay boşluğunda grafikteki gibi bir harita oluşturuyor. Haritayı ya da grafiği açıklamak için eksenleri anlamlandırmaya çalıştığımızda iki eksenin açıklamaları ve anlamları ortaya çıkıyor. Dikey ekseni açıklayan şey, illerin sosyoekonomik gelişmişlik seviyeleri denilebilir. Eğitim seviyesi oranlarından, gayrisafi yurtiçi hasılaya katkıları gibi birçok göstergeye, hayat tarzları ve dindarlık seviyesi gibi KONDA araştırmaları bulgularına bakıldığında bu eksen sosyoekonomik seviyeye göre bir sıralamaya da işaret ediyor. Yatay eksen ise daha net, etnik aidiyeti gösteriyor. Yani siyasi tercihler ve seçim sonuçları bu iki eksen üzerinde oluşuyor denebilir. 

Bundan sonraki analizimiz ise KONDA Barometreleri araştırma dizisi bulguları üzerinden. 2018 yılında her ayın birinci hafta sonu, hanelerde yüz yüze görüşmeye dayanan araştırma dizisinin demografik veri ve bulguları, yukarıdakine benzer çoklu mütekabiliyet analizine tabi tutulduğunda ise aşağıdaki grafik oluşuyor. Her bir haneden toplanan 8 ayrı demografik verinin ve siyasal tercihlerin birbiriyle ilişkilendirilmesine dayanan grafiğin anlamlandırılması için iki eksene odaklandığınızda yine yukarıdakine benzer bir örüntü olduğu anlaşılıyor. Dikey eksende gelir, eğitim seviyesi gibi somut demografik veriler yukarıdan aşağıya doğru düşüyor, dindarlık seviyesi, örtünme gibi veriler aşağıdan yukarıya doğru artıyor. Yine bu eksene sosyoekonomik gösterge diyebiliriz. Yatay eksen de yine benzer biçimde etnik aidiyet üzerinden oluşuyor. Siyasi tercihlerin ya da parti tabanlarının toplumun hangi kesimlerine yaslandığı açık biçimde gözleniyor.

Aşağıdaki üçüncü ve son grafikte ise 9 yıllık süre içinde, KONDA Barometresi araştırmaları  bulgularına göre parti tabanlarının toplumun demografik örüntüsü içindeki hareketleri görülüyor.

Bu üç analizin ve grafiğin bir arada gösterdiği temel karakteristik şudur: (1) Partiler aynı seçmen tabanlarına, bir bakıma aynı demografik – sosyolojik - kültürel ve ekonomik kümelere sıkışmışlık içindedirler ve kapsama alanları değişmemektedir. (2) Bu durum partilerin kimlik politikalarına sıkışmalarını da üretmekte ve beslemektedir. (3) Yaşanan siyasi kutuplaşmanın bir adım ötesi kimlikler arası kutuplaşmadır. (4) Yaşanan kutuplaşmanın görünür olan siyasi kutuplaşma katmanı AK Parti yandaşlığı ve karşıtlığı gibi iki uçlu ve tek eksen üzerindeki bir kutuplaşma olsa da aslında toplumdaki kutuplaşma üç köşelidir. Ki bu da üç Türkiye analizimizi doğrulamakta ve bir başka pencereden analizle de aynı sonuca işaret etmektedir.

31 Mart Yerel Seçimlerinin sonuçlarını da esas itibariyle bu tablo belirlemiştir. Ekonomik krizin etkisi olsa da seçmenler kutuplarından çıkmayı değil, ya sandığa gitmemeyi ya da gidip kendi bloklarında yer alan öbür partileri tercih etmişlerdir.

Yaşanmakta olanlar sayısal analizleri de anlamsız kılıyor aslında

İstanbul seçimleri etrafında üretilen tartışmalar, bu tartışmaların dayandığı argümanlar, YSK’nın açık kanun hükümlerine karşın verdiği kararlarla süreç rasyonalite içinde analiz yapmayı bile anlamsız hale getiriyor bir bakıma. Yine de serinkanlılığımızı koruyarak seçim sürecine dair dinamikleri not etmeye devam edelim.

Toplumun hukukun üstünlüğüne inancını, birbirine güveni, ortak yaşama iradesini zayıflatan bir süreçten geçiyoruz. Toplumun hakikatle ilişkisi bozuluyor. Siyasetin ve medyanın dili de seçim süreci ve hala süren tartışmalar ve siyasi hamleler de toplumun zihin haritasındaki bu olumsuz süreçleri ve sonuçları etkiliyor.

Toplumun beklentileri hangi farklı eğitim seviyesinde, faklı din ve etnik aidiyette, farklı siyasi tercihte olmasına bakmaksızın ekonomiden, hanenin dirliği düzenliğine dair gelişmelerden biçimleniyor. Beklentiler bu anlamda ortaklaşıyor. Fakat korkuları kültürel aidiyetine ve farklılığına göre değişiyor, duyguları ise siyasetten besleniyor ve biçimleniyor. Siyaset ve özellikle karikatürleşmiş medya ise korkuları besleyerek duyguları manipüle ediyor ve bir bakıma kültürel kimliklere sıkışmışlığı hem çoğaltıyor hem de bu durumdan güç devşiriyor.

Sonuçta da bu siyasi seçenekler içinde, kutuplaşmaların ve kimliklere sıkışmanın ürettiği zihni ve ruhi esaret içinde siyasi tercihler ve seçim sonuçları şekilleniyor.

Tam da bu nedenle yerel seçim değil genel seçim yapmış olduk bir bakıma. Yeniden kimlik sayımı yaptık. Fakat bu kez farklı olan kutuplarımıza, pozisyonlarımıza aşkımızdan değil karşı kutba, pozisyonlara olan duygularımızla aynı kutuplarda durmaya devam etmeyi gerekçelendirdik kendi zihnimizde. Teoride “negatif kimliklenme” olarak adlandırılan bu durum tam da yerel seçimi belirleyen dinamik oldu. Bunu yaratan da özellikle iktidar blokunun yürüttüğü kampanya dili oldu. Yaşanılan derin ekonomik krizin siyasi tercihlere yansıması tam da bu nedenle çok düşük seviyede oldu.

Sahicilik yitimi AK Parti seçmenini tereddüde düşürdü

Özellikle iktidar blokunun yaşadığı “sahicilik yitimi” karşı tarafı konsolide ederken kendi seçmenini tereddüde düşürdü. Romantik sloganlar ve filmler, kürsülerde oldukça sert ve ötekileştirici söylemler ve gündelik hayatta yaşanılan enflasyon ve işsizlik korkusu gibi üç ayrı katmandaki üç ayrı algı, iktidar bloku seçmeninin partisine sahip çıkış duygusunu törpüledi.

Kutuplaşmanın çözülme belirtisi gösterdiği şeklinde algılanabilecek Ankara, İstanbul Belediye Başkanlığı seçim sonuçları gibi örneklerin, muhalif blokun başarısından ve çekme gücünden değil iktidar blokunun itme gücünden beslendiğini söyleyebiliriz. Yoksa toplumun her kesiminin kendi partisine eleştirel pozisyonunda ve giderek siyasi aktörlerden umudunu kesme noktasında oldukça güçlü bir eğilim hemen her araştırmada gözleniyor.

Yine seçim sürecinin öne çıkan karakteristiklerinden birisi ‘ki siyaseti de gelecekte belirlemeye devam edecek olan’ ittifak meselesi oldu. Başkanlık sistemine geçişle beraber seçimlerin temsiliyete dayanan sonuç üretmesinden kazanma - kaybetme gibi ikili bir sisteme dönüşü nedeniyle uzun vadede siyasetin konsolide olması beklenir. Partiler bu nedenle ittifaklara mecburlardı ve zaman içinde bu mecburiyet güçlenecek. Hangi aktör hangisini yutar ayrı mesele ama giderek siyaset üç Türkiye’nin üç partisine ya da blokuna dönüşecek kaçınılmaz olarak. Öte yandan şunu da not etmeliyiz ki bu seçim sonuçlarından sonra MHP’nin iktidar blokunda, hem Cumhurbaşkanı hem de sistem üzerindeki özgül ağırlığı daha da artacak.

Siyasetin bireyselleşmesine değil siyasi alanın genişletilmesine ihtiyaç var

Yine gözlenen bir başka siyasi dinamik, siyasetin bireyselleşmesinin tüm siyasi aktörlerce sahiplenilmesi oldu. Yoksullukla mücadele programlarının değil, yoksullara yardım programlarının öne çıktığı, metropolleşmekte olan ülkenin yerel yönetim modelinin ne olması gerektiği üzerine programların değil, merkeziyetçilikle uzlaşma vaatlerinin öne çıktığı bir yerel seçim süreci yaşadık. Örgütlü toplumun öne çıkarıldığı değil, kaldırımlarda dolaşarak tek tek el sıkışmaların, koltuğunuza oturup deterjan reklamı kıvamında siyasi reklamların hakim olduğu kampanyalar izledik. Halbuki hala toplumun “biz olmak”, farklı kümelerinin ortak dertlerini çözmek, toplumsal uzlaşmalar üretmek, siyasetin münakaşa zemininden müzakere temelli siyasi kültüre evrilmek gibi dertleri var. Ve bu dertler bireyselleşmek üzerinden değil örgütlenmek, kurumlar ve kurallar üzerinden çözülebilir ancak. Eğitim, hukuk, laiklik gibi meselelerini çözmüş batı toplumlarında siyasetin bireyselleşmesi normal süreç olsa da henüz bu dertlerini bile çözememişken bilgi toplumuna geçmeye de çalışan bir toplumda örgütlü siyaset dışında bir yol ve yöntem yoktur. Karşı karşıya olduğumuz çok katmanlı, çok boyutlu devasa meselelerin siyaset marifetiyle çözümü dışında bir yol yoktur. Bu da ancak siyasi alanın bireyselleşmesinden daha çok toplumun örgütlenmesini de teşvik edecek siyasi alanın genişletilmesiyle mümkündür.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
13.4.2019
MHP’nin siyasetteki özgül ağırlığı daha da artacak
11.4.2019
Partisini sorgulayan AK Parti seçmeninin gittiği adres MHP oldu
10.4.2019
İktidar bloku seçmeni rahatsız ve partilerini sorgulamaya başladı
9.4.2019
İktidar bloku seçmeni İstanbul'u kaybettiğini kabullendi
21.4.2018
Küresel ara buzul dönem
19.4.2018
Kentlileşmiş, dönüşmüş toplum
18.4.2018
Kimliklere sıkışmış ve kutuplaşmış siyasi zeminde bir Türkiye fotoğrafı: En büyük parti gri alandakiler!
1.5.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
2.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
10.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
03.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
21.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net