Burhanettin DURAN

SABAH



Bookmark and Share

15 Temmuz’un suçunu yüklenmek


18.11.2017 - Bu Yazı 192 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ankara-Washington hattında yeniden tansiyon yükseliyor. İran ambargosunu delmekle suçlanan Rıza Zarrab, 27 Kasım'da New York'ta hâkim karşısına çıkacak.

Medyada, Zarrab'ın savcılarla işbirliği yaparak hem suçunu kabul etme ve başka davalarda tanık olma aşamasına geldiği iddiası yer aldı. Nerede olduğu hususunda Türkiye'nin iki defa nota verdiği Zarrab'a neler söyletileceğine bağlı olarak Mart 2016'da başlayan dava sürecinin gidişatı netleşecek.

Halk Bankası genel müdür yardımcısının da tutuklandığı davanın siyasi içerikli olduğu ortada. Hem tek taraflı yaptırımların Türk vatandaşlarının tutuklanmasına sahne olması yönüyle... Hem de Türkiye siyasetini etkilemeye matuf "yolsuzluk" iddiaları boyutuyla...

Bu sebeple de davanın seyrinin Ankara ile Washington arasındaki ilişkileri derinden etkilemesi kaçınılmaz görünüyor. ABD yargısının davayı hangi mecrada yürüteceği ikili ilişkilere verilecek zararın mahiyetini belirleyecek.

Davanın seyri açısından önümüzde muhtemel iki yol var: İlki, mahkeme İran'a yatırımların delinmesinin Amerikan çıkarlarına zarar verdiğine hükmeder. Ve bazı kişi ve kurumlara, daha önce birçok bankaya yaptığı gibi, ceza kesebilir.

İkincisi, davayı uzatma, genişletme ve yeni davalarla Türkiye siyasetindeki isimlere "bulaştırma" yolunu seçebilir. Nitekim 17-25 Aralık 2013 yargı kumpasının ürettiği "kanıtların" ek iddianamede yer aldığı biliniyor.

Mahkemenin, FETÖ'nün AK Parti ve lideri Erdoğan'ı devirme hamlesinin ilk etabı olan 17-25 Aralık kumpasının dosyalarının içeriği ile yola devam etmesi ikili ilişkilerde çok boyutlu bir krizin habercisi olacak.

Ankara'nın ikinci ihtimali, 2019 seçimlerine yönelik bir operasyon olarak göreceği ortada. 17-25 Aralık kumpasının söylemleriyle zaten hesaplaşmış Türkiye kamuoyunun Washington'dan gelen salvoyu yönetmesi zor olmayacak.

Ancak Trump döneminde dağınıklığını bir türlü aşamayan Washington, Türkiye politikasında onarılamayacak bir hatanın içine düşecek. 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olduğu yönündeki suçlamayı üstlenmiş olacak. Nasıl mı?

Bugün Türkiye kamuoyu 17-25 Aralık operasyonunun FETÖ marifeti olduğu ve engellenmesi üzerine 15 Temmuz darbe girişiminin geldiği konusunda hemfikir. Washington bu girişimin arkasındaki FETÖ lideri Gülen'i tüm ısrarlara ve gönderilen kanıtlara rağmen iade etmiyor.

Hatta "müttefiki" bir ülkede darbe girişimi yapan ve cumhurbaşkanına suikast düzenleyen bir örgütün liderini soruşturmaya bile konu etmiyor. Bu durum zihinlere Türkiye'deki daha önceki askeri darbelerin arkasında olduğu yönünde kesin kanaat bulunan ABD kurumlarını; CIA ve Pentagon'u getiriyor.

Yetmezmiş gibi, şimdi de ABD mahkemesinin Türkiye karşıtlığını açıktan yaptığı ve FETÖ'nün darbe girişimiyle aynı dalga boyunda olduğu kanaati yaygınlaşıyor. 17-25 dosyalarını yeniden devreye alarak FETÖ'nün sahibi olduğu imajını pekiştiriyor.

15 Temmuz'dan sonra bir süre tutuklanmaktan korkarak ortalıklarda görünmeyen FETÖ mensupları bugünlerde Kongre koridorlarında cirit atıyor. Erdoğan'ı "diktatör, İslamcı ve Batı karşıtı" olarak resmetmekle ve cezalandırılması gerektiğini anlatmakla meşguller.

Görünen o ki, ABD politika yapıcıları 15 Temmuz'un Türkiye siyaseti için ne ifade ettiğini hiç anlamadılar. Hiç olmazsa bu darbe girişiminin suçunu kendi elleriyle üstlenmeyebilirlerdi.

Nafile, Washington'daki dağınıklık ve Türkiye karşıtı lobilere açılan geniş alan Türkiye'nin kaybedilmesi sürecini hızlandırıyor.

.

Facebook Yorumları

reklam
12.12.2017
Trump’tan Putin’e yeni hediye...
10.12.2017
Erdoğan’ın Lozan’ı “güncelleme” önerisi
8.12.2017
Ey Trump, barışı katlediyorsun!
5.12.2017
Kudüs krizi hesapları bozar
2.12.2017
Davanın seyri
1.12.2017
Batı, Rusya ve İran’dan fazlasını verebilir mi?
28.11.2017
Trump’ın telefonu yeni bir adım mı?
24.11.2017
Zirvedeki uzlaşma ve ABD’nin tepkisi?
18.11.2017
15 Temmuz’un suçunu yüklenmek
17.11.2017
Körfez’deki kutuplaşma ve Türkiye’nin politikası
14.11.2017
Yeni bir Atatürkçülük mü geliyor?
10.11.2017
Bölge kaynarken Washington’a uyarılar...
7.11.2017
Suud’un “sancılı” dönüşümü
5.11.2017
Dünya, yeni Deaş’a hazır olmalı...
3.11.2017
AK Parti’nin geleceğinin kodları
31.10.2017
2019’a doğru “cephelerde” durum
27.10.2017
Bölgeye “ılımlı İslam” dalgası mı geliyor?
24.10.2017
“Şii militanlar terk etsin” mi dediniz!?
21.10.2017
Deaş sonrası PKK’nın geleceği
20.10.2017
Kimin eli güçlendi: İran’ın mı Türkiye’nin mi?
17.10.2017
Avusturya seçimleri ve 2019 öncesinde esecek “Batıcılık” rüzgârı
14.10.2017
İlişkilerde yeni meydan okuma: Trump’ın İran
10.10.2017
Krizi aşmanın yolu
7.10.2017
Washington, Ortadoğu’yu Moskova’ya mı bırakıyor?
6.10.2017
Türkiye-İran işbirliğinin geleceği var mı?
3.10.2017
Rusya ve İran’la işbirliği derken Avrasya eksenine mi
30.9.2017
Kürt milliyetçiliği ile yüzleşmek
29.9.2017
Referandumun iki kritik sonucu
26.9.2017
Berlin’den Erbil’e “Yeni” dönem
23.9.2017
Barzani Referandum ve Erdoğan’ın hayal kırıklığı
22.9.2017
Referandum ve bölgenin kaderi
19.9.2017
Yeni sayfa açma zorunluluğu...
15.9.2017
Referandum ve Barzani’nin “kaderi”
12.9.2017
Hangi “Türkiye politikası” baskın çıkacak?
9.9.2017
“Milli ve yerli” söyleminin içini kim dolduracak?
8.9.2017
Türkiye değil, “Yeni AB” tartışması...
5.9.2017
Kapıyı Erdoğan’a kapattırmak!
2.9.2017
Erdoğan’ın işi “havalı mı?”
1.9.2017
“Adalet” kavramını taşıyabilmek!
29.8.2017
Barzani referandumu ve AK Parti-MHP “mutabakatı”?
26.8.2017
“Erdoğan varken asla...” Ne demek?
25.8.2017
Fırat Kalkanı’nın yıldönümünde gidişat...
22.8.2017
Merkel Trump’ın yolunda mı?
19.8.2017
CHP ve “ittifak” kurma zorluğu
15.8.2017
Hem dönüşüm hem direniş
8.8.2017
AK Parti’nin iki riskli alanı
5.8.2017
“Akıncı Üssü” davası ve FETÖ’yü anlatmak
4.8.2017
İstikrarsızlık dalgası ve Türkiye
1.8.2017
“El-Kaide tehdidi” ve ABD’nin bitmeyen aymazlığı!
29.7.2017
FETÖ ile mücadelenin seyri
28.7.2017
İsrail’in hırsı
25.7.2017
Dört meydan okuma
22.7.2017
Artan gerilimin tehlikesi
21.7.2017
Yeni kabinenin 2019 gündemi
18.7.2017
15 Temmuz ve saldırı altında olma bilinci
14.7.2017
15 Temmuz’un üzerine titremek
11.7.2017
9 Temmuz’u 15 Temmuz ile yarıştırmak!
8.7.2017
Hamburg ile İstanbul arasında...
7.7.2017
Gerilimin odağında G-20 Hamburg Zirvesi
1.7.2017
Avrupa’nın Erdoğan “derdi”
30.6.2017
Suriye’de gidişat ve S-400 füzeleri meselesi
27.6.2017
Bayram sonrası 15 Temmuz öncesi...
24.6.2017
Körfez’in vahim hatası
23.6.2017
Suud’da veliaht değişimi
20.6.2017
Obama’nın izinde Trump ne yapabilir?
17.6.2017
Katar krizinin gidişatı ve öğrettikleri
16.6.2017
CHP’nin yürüyüşü ve ‘20 Temmuz darbesi’ söylemi
13.6.2017
Bölgesel güçlerin büyük sınavı kapıda
10.6.2017
Onurlu bir uzlaşma için verilen destek
9.6.2017
Katar krizi ve Ortadoğu’ya “Trump etkisi”
6.6.2017
Londra Köprüsü’nden Katar’a terör ile mücadele
3.6.2017
Trump, İran’ı çevreleyebilir mi?
2.6.2017
DEAŞ sonrasının kavgası yaklaşıyor
30.5.2017
Merkel’in “endişesi,” Avrupa’nın “kaderi”
27.5.2017
AB ile de “ihtiyatlı iyimserlik”?
26.5.2017
Trump’ın Ortadoğu turu ve Brüksel Zirvesi
23.5.2017
AK Parti’nin geleceği, Erdoğan’ın yolu
20.5.2017
Anahtar “Dinamizm ve Değişim” ısrarında
19.5.2017
Zirvenin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği
16.5.2017
Zirve öncesi Trump’a iki zıt öneri
13.5.2017
Erdoğan-Trump zirvesi hâlâ önemli ama...
12.5.2017
Obama’dan Trump’a kalan tercih
9.5.2017
Trump’ın tercihi ne olmalı?
5.5.2017
Soçi’den Washington’a satranç hamleleri
2.5.2017
Yeni Delhi’de “dünya 5’ten büyüktür”
28.4.2017
Mayıs ayının sıcak gündemi
25.4.2017
Son etaba giderken partiler
22.4.2017
16 Nisan sonrası dış politika
21.4.2017
Artık sonuç değil süreç önemli
18.4.2017
Sonuçlara hangi pencereden bakmalı?
15.4.2017
Kampanyanın son durağında “üniter yapı” mesajı
14.4.2017
17 Nisan ve sonrası
11.4.2017
Suriye’deki gidişat ve Türkiye’nin tercihi
8.4.2017
Füze saldırısı bir başlangıç mı?
7.4.2017
Kimin “kontrollü” darbesi?
4.4.2017
‘Hayır’cıların korkusu: Gizli ‘evet’çiler
1.4.2017
“Zor kararlar zor seçimler...”
31.3.2017
Son on beş gün...
28.3.2017
‘Hayır’cılar tüm kozlarıyla sahada
25.3.2017
ABD ve Rusya YPG’yi koruyabilir mi?
24.3.2017
Asıl soru, “ya hayır çıkarsa?”
21.3.2017
Gözlerini 15 Temmuz’a diktiler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı