Burhanettin DURAN

SABAH



Bookmark and Share

İdlib krizi etrafında üç konu


14.9.2018 - Bu Yazı 91 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tahran Zirvesi sonrasında 'de ne olacağı ciddiyetini koruyor. Zirvenin canlı yayınlanmasıyla Başkan Erdoğan'ın İdlib konusunda Rus ve İranlı liderlerle gergin bir müzakere yürüttüğü tüm dünyanın gözü önüne serildi. Erdoğan'ın "ateşkes" çağrısı Putin ve Ruhani tarafından kabul görmese de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Yine WSJ'de yayımladığı makale ile Erdoğan, dünyayı Esad'ı durdurmaya çağırdı. İdlib'in "kan gölüne çevrilmesinin" engellenmesini istedi.

"Kapsamlı bir uluslararası terörle mücadele operasyonu" önerisinde bulundu. Bu öneriMoskova'nın hoşuna gitmezken, Batılı ülkelerden, özellikle İngiltere'den destek gördü. Yine BM Güvenlik Konseyi'ndeki iki oturumda İdlib'in geleceği ve Astana sürecinin başarısı/ başarısızlığıtartışıldı. Bu arada ABD, Fransa ve Almanya "kim- yasal silah kullanımı" durumunda müdahale edeceklerini açıklamayı sürdürüyor. Hatta Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, İdlib'eyapılan "gelişigüzel bombardımanın savaş suçu sayılması" gerektiğini ifade etti.
Gözler hem Rusya-İran ile hem de Batı İttifakı ile birlikte çalışabilen Türkiye'nin İdlib'de neler yapabileceğine odaklandı. Türkiye'nin çabası "son şans" olarak değerlendiriliyor.
, bir yandan İdlib konusunda uluslararası bir kamuoyu oluşturuyor. Suriye'nin geleceği için siyasi süreç seçeneğinin Batı başkentlerinde yeniden ana gündem maddesi olması için çabalıyor. Diğer yandan ise Moskova ile İdlib'de bir ortayol bulmak için müzakerelerini sürdürüyor. Dünya medyasının da Tahran zirvesinden sonra İdlib krizi etrafında üç konuya odaklandığını söyleyebilirim:
1- İdlib'deki anlaşmazlık sebebiyle Türkiye ve Rusya'nın arasının açıldığı ve Astana'nın çökme aşamasına girdiği. 2- Türkiye'nin Suriye'de Rusya'dan uzaklaşarak ABD'ye yakınlaştığı. 3- HTŞ ve diğer radikal gruplarla nasıl mücadele edileceği.

***

"İnsani felaketle" sonuçlanacak ve tüm muhalifleri hedef alacak bir operasyonun Astana sürecine çok büyük zarar vereceği ortada. Halbuki İdlib sonrasında Suriye'nin geleceğinin belirlenmesinde Rusya'nın Türkiye'ye ihtiyacı devam edecek. Ülkenin yüzde 26'sını ABD destekli  kontrol ediyor.
Daha önemlisi, petrol ve su kaynakları YPG işgalindeki bölgede bulunuyor. Türkiye - Rusya arasındaki çok boyutlu (savunma sanayisinden enerjiye kadar) işbirliğinin İdlib sebebiyle krize girmesi tarafların uzun vadeli menfaatlerine de aykırı. Ankara, ılımlı muhalifler olmadan Suriye'de kalıcı bir barış olmayacağını en iyi gören başkent. Ayrıca, İdlib'de 12 gözlem noktası olan Türkiye'nin bu krizde kenarda seyirci kalması beklenemez. Bu sebeplerle Ankara ve Moskova'nın yeni bir gerginliğe girmek yerine, Tahran ve Şam'ı dengeleyecek bir formül bulmaları daha akla yatkın görünüyor.

***

Washington ve Avrupa başkentlerinin Suriye'deki insani dram ile ilgilenmeleri ve Türkiye'ye destek vermeleri olumlu bir gelişme. Ancak bu desteğin cümlelere dökülmesi yeterli değil. Siyasi süreci canlandıracak diplomatik faaliyetlere ağırlık verilmesi gerekiyor. Rusya, İran ve Esed'in İdlib'e operasyon konusunda baskılanması sürdürülmeli. Muhtemel çözümler hakkında Ankara ile daha aktif işbirliği içine girilmeli.
Esed rejiminin ılımlı muhalifleri tasfiye etmesine göz yummak Suriye'deki siyasi geçiş sürecini bitirir. Kurtulduk zannedilen radikal unsurlar farklı terör yöntemleri ile geri gelir. Tıpkı Irak ve Afganistan örneklerinde görüldüğü gibi. Bu tehditler en çok da Türkiye dahil Avrupa'yı etkiler. ABD, YPG etrafındaki Suriye politikasını revize etmedikçe Washington-Ankara hattında gerilim daimi olur. Konjonktürel yakınlaşmalardan Rusya ve İran'ı Suriye'de sınırlandıracak sonuçlar çıkmaz. Son konu olan HTŞ türü radikal unsurların deradikalizasyonu meselesi sadece Türkiye'nin sorunu değil. Moskova, İdlib çatışmasızlık bölgesinde bu grupların eliminasyonundan Ankara'yı sorumlu tutuyor.
Ankara'nın HTŞ'ye örgütü dağıtma yönündeki teşvikinin kabul görmesini umalım.
Ancak deradikalizasyon literatürü başarıdan ziyade başarısız örneklerle dolu. Bu çabada Türkiye'nin hem Rusya'nın süre tanımasına hem de Batı ülkelerinin desteğine ihtiyacı var.

.

Facebook Yorumları

Kod8
23.9.2018
Erdoğan ve Trump’ın BM yaklaşımı
21.9.2018
İdlib mutabakatı stratejik bir eşik
18.9.2018
Bölgesel denklemde Soçi görüşmesi
15.9.2018
İttifak ama nasıl?
14.9.2018
İdlib krizi etrafında üç konu
8.9.2018
Tahran Zirvesi’nin sonuçları
7.9.2018
Üçlü zirve ve İdlib’in kaderi
4.9.2018
Bişkek’te bir öneri, bir uyarı
1.9.2018
“Hayal kırıklığı” duymak kimin hakkı?
31.8.2018
Macron’un önerisi ve açmazı
28.8.2018
Yeni “stratejik ortak” bulmak
25.8.2018
Trump’ın azlinden bize ne?
24.8.2018
‘Batı ittifakı’ mı dediniz?
22.8.2018
Erdoğan’ın uyarıları ve Avrupa’nın rolü
18.8.2018
Trump etkisi ve ABD dışı dünyanın tavrı
17.8.2018
AK Parti kongresi ve krizleri yönetmek
14.8.2018
Ekonomik savaş, Türkiye ve dünyanın yeni kaosu
4.8.2018
“Rasyonel akıl” lazım ancak..
3.8.2018
ABD ile ilişkilerde “stratejik fırtına” dönemi mi?
31.7.2018
Alternatiflerin dünyası
28.7.2018
Evanjelist yük ve tehdidin yıkıcılığı
27.7.2018
Muhalefetin derin krizi
24.7.2018
İran’a Trump kıskacı
20.7.2018
Zirve’nin bölgemize etkileri?
17.7.2018
Endişelerin odağında Trump-Putin zirvesi
14.7.2018
15 Temmuz’un kurucu rolü
13.7.2018
Trump, Rusya ve NATO’nun geleceği?
10.7.2018
Yeni bir devrin başlangıcı
7.7.2018
“Tevazu” kaybı, yerel ile imtihan
6.7.2018
CHP’nin dilemması, Millet İttifakı’nın hali
3.7.2018
Batı medyasının muhalefete kötülüğü
30.6.2018
Geçmiş ve gelecek beş yıl
26.6.2018
Seçmenden stratejik dersler
22.6.2018
Seçim günü aktivizmi ve demokrasinin kalitesi
19.6.2018
Menbiç’te iyi bir başlangıç
16.6.2018
Kandil operasyonu ve İran’ın hırsı
12.6.2018
G-7 Zirvesi’ndeki gerilim ve bizim seçimler
9.6.2018
Avusturya ne yaptığının farkında mı?
8.6.2018
Seçimlere giderken PKK ile mücadelede yeni ivme
5.6.2018
Son haftanın kapışma konusu
2.6.2018
HDP’yi marjinallikten kurtarmak!
1.6.2018
Polemikler kaçınılmaz da, kime yarar?
29.5.2018
Beyannamelerde 15 Temmuz ve FETÖ kriteri
26.5.2018
Popülizmin en tehlikelisi
25.5.2018
Bu defa farklı, daha “güzel bir başlangıç”
22.5.2018
Parçalı gündem ve aday listeleri
19.5.2018
“Kudüs nöbeti”ni devralmak...
18.5.2018
Kudüs, işgal altında oldukça...
12.5.2018
Kim ön alıyor kim savunmada?
11.5.2018
Çok bilinmeyenli seçimlerin sürprizleri
8.5.2018
Erdoğan’ın manifestosunun kodları
5.5.2018
CHP’nin en son seçeneği, İnce...
4.5.2018
Seçim döneminde Erdoğan’ın dış seyahatleri
1.5.2018
Gül sonrasında Kılıçdaroğlu’nun planı
28.4.2018
Erken seçimler, Batı ve “demokrasi” tartışması
27.4.2018
Gül’ün bozulan hesabı...
24.4.2018
Muhalefetin bütün seçenekleri masada
21.4.2018
Partilerin zorlukları kolaylıkları
20.4.2018
Bu defa, türbülans olmadan seçim
17.4.2018
Yüz beş füze ve Macron’un küçük “zaferi”
14.4.2018
Kontrollü gerilim devam eder
13.4.2018
Suriye’deki “bilek güreşi”nin geleceği ve Türkiye
10.4.2018
Dindarlar ve muktedirliğin anlamı
7.4.2018
Eksen ve milli menfaat
6.4.2018
Ankara Zirvesi ve Batı’nın iki kaygısı
3.4.2018
Üçlü zirve öncesi dengeler...
30.3.2018
Rusya-İran odaklı türbülans ve Türkiye
27.3.2018
Avrupa-Türkiye ilişkisi yeni bir düzleme oturmalı
23.3.2018
Yeni bölgesel jeopolitik boşluk ve Türkiye
20.3.2018
Afrin nelerin önünü açtı?
18.3.2018
Avrupa, Ankara’nın kararlılığını anlamazsa...
16.3.2018
Trump yönetimi bütünleşirken...
13.3.2018
Dini hayatın yenilenmesi kaçınılmaz
11.3.2018
Devlet, “din operasyonlarına” göz yumamaz!
9.3.2018
Selman’ın hamleleri ve üç bloklu Ortadoğu
7.3.2018
Muhalefetin üç paradoksu
4.3.2018
“Afrika açılımı” ve yeni Türk kimliği
2.3.2018
Erdoğan’ın Afrika turu ve “yarı canlı ejderha”
27.2.2018
Erdoğan’ın iki kritik hamlesi...
24.2.2018
“Suriye İç Savaşı 3.0” aşamasına gelinir mi?
23.2.2018
“Seçim ittifakının” getireceği bloklaşma?
17.2.2018
ABD ile zorlu bir “normalleşme” süreci
16.2.2018
Amerikalılarla görüşmek artık sonuç verir mi?
13.2.2018
Gerilimde yeni aşama ve Stavridis’in uyarısı
10.2.2018
Suriye’de yeni denklemin ayak sesleri mi?
9.2.2018
ABD’nin yeni YPG hamlesi
6.2.2018
Erdoğan’ın Vatikan ziyareti ve Avrupa’nın geleceği
3.2.2018
CHP’nin marjinalleşmesi kimi ilgilendirir?
2.2.2018
YPG’yi kabullendirmeniz mümkün değil
30.1.2018
ABD’nin Suriye’de iki tercihi...
27.1.2018
NATO’ya kim zarar veriyor?
26.1.2018
Erdoğan-Trump görüşmesi ve “güvenli hat” önerisi
16.1.2018
YPG meselesinde yeni aşama
12.1.2018
Erdoğan ve Bahçeli neyin peşinde?
6.1.2018
İran’ın geleceği ve Türkiye’nin tercihi?
5.1.2018
İran’daki türbülans nereye gider?
29.12.2017
“Yeni Osmanlıcı” derken Türkiye’yi “İranlaştırmak”
26.12.2017
Sudan’daki sevgi selinin nedeni
22.12.2017
Bencil süper gücün nafile tehditleri...
19.12.2017
ABD ile üç tarz-ı siyaset
15.12.2017
Kudüs zirvesi ve Suud’un meşruiyet kaybı
12.12.2017
Trump’tan Putin’e yeni hediye...
10.12.2017
Erdoğan’ın Lozan’ı “güncelleme” önerisi
8.12.2017
Ey Trump, barışı katlediyorsun!
5.12.2017
Kudüs krizi hesapları bozar
2.12.2017
Davanın seyri
1.12.2017
Batı, Rusya ve İran’dan fazlasını verebilir mi?
28.11.2017
Trump’ın telefonu yeni bir adım mı?
24.11.2017
Zirvedeki uzlaşma ve ABD’nin tepkisi?
18.11.2017
15 Temmuz’un suçunu yüklenmek
17.11.2017
Körfez’deki kutuplaşma ve Türkiye’nin politikası
14.11.2017
Yeni bir Atatürkçülük mü geliyor?
10.11.2017
Bölge kaynarken Washington’a uyarılar...
7.11.2017
Suud’un “sancılı” dönüşümü
5.11.2017
Dünya, yeni Deaş’a hazır olmalı...
3.11.2017
AK Parti’nin geleceğinin kodları
31.10.2017
2019’a doğru “cephelerde” durum
27.10.2017
Bölgeye “ılımlı İslam” dalgası mı geliyor?
24.10.2017
“Şii militanlar terk etsin” mi dediniz!?
21.10.2017
Deaş sonrası PKK’nın geleceği
20.10.2017
Kimin eli güçlendi: İran’ın mı Türkiye’nin mi?
17.10.2017
Avusturya seçimleri ve 2019 öncesinde esecek “Batıcılık” rüzgârı
14.10.2017
İlişkilerde yeni meydan okuma: Trump’ın İran
10.10.2017
Krizi aşmanın yolu
7.10.2017
Washington, Ortadoğu’yu Moskova’ya mı bırakıyor?
6.10.2017
Türkiye-İran işbirliğinin geleceği var mı?
3.10.2017
Rusya ve İran’la işbirliği derken Avrasya eksenine mi
30.9.2017
Kürt milliyetçiliği ile yüzleşmek
29.9.2017
Referandumun iki kritik sonucu
26.9.2017
Berlin’den Erbil’e “Yeni” dönem
23.9.2017
Barzani Referandum ve Erdoğan’ın hayal kırıklığı
22.9.2017
Referandum ve bölgenin kaderi
19.9.2017
Yeni sayfa açma zorunluluğu...
15.9.2017
Referandum ve Barzani’nin “kaderi”
12.9.2017
Hangi “Türkiye politikası” baskın çıkacak?
9.9.2017
“Milli ve yerli” söyleminin içini kim dolduracak?
8.9.2017
Türkiye değil, “Yeni AB” tartışması...
5.9.2017
Kapıyı Erdoğan’a kapattırmak!
2.9.2017
Erdoğan’ın işi “havalı mı?”
1.9.2017
“Adalet” kavramını taşıyabilmek!
29.8.2017
Barzani referandumu ve AK Parti-MHP “mutabakatı”?
26.8.2017
“Erdoğan varken asla...” Ne demek?
25.8.2017
Fırat Kalkanı’nın yıldönümünde gidişat...
22.8.2017
Merkel Trump’ın yolunda mı?
19.8.2017
CHP ve “ittifak” kurma zorluğu
15.8.2017
Hem dönüşüm hem direniş
8.8.2017
AK Parti’nin iki riskli alanı
5.8.2017
“Akıncı Üssü” davası ve FETÖ’yü anlatmak
4.8.2017
İstikrarsızlık dalgası ve Türkiye
1.8.2017
“El-Kaide tehdidi” ve ABD’nin bitmeyen aymazlığı!
29.7.2017
FETÖ ile mücadelenin seyri
28.7.2017
İsrail’in hırsı
25.7.2017
Dört meydan okuma
22.7.2017
Artan gerilimin tehlikesi
21.7.2017
Yeni kabinenin 2019 gündemi
18.7.2017
15 Temmuz ve saldırı altında olma bilinci
14.7.2017
15 Temmuz’un üzerine titremek
11.7.2017
9 Temmuz’u 15 Temmuz ile yarıştırmak!
8.7.2017
Hamburg ile İstanbul arasında...
7.7.2017
Gerilimin odağında G-20 Hamburg Zirvesi
1.7.2017
Avrupa’nın Erdoğan “derdi”
30.6.2017
Suriye’de gidişat ve S-400 füzeleri meselesi
27.6.2017
Bayram sonrası 15 Temmuz öncesi...
24.6.2017
Körfez’in vahim hatası
23.6.2017
Suud’da veliaht değişimi
20.6.2017
Obama’nın izinde Trump ne yapabilir?
17.6.2017
Katar krizinin gidişatı ve öğrettikleri
16.6.2017
CHP’nin yürüyüşü ve ‘20 Temmuz darbesi’ söylemi
13.6.2017
Bölgesel güçlerin büyük sınavı kapıda
10.6.2017
Onurlu bir uzlaşma için verilen destek
9.6.2017
Katar krizi ve Ortadoğu’ya “Trump etkisi”
6.6.2017
Londra Köprüsü’nden Katar’a terör ile mücadele
3.6.2017
Trump, İran’ı çevreleyebilir mi?
2.6.2017
DEAŞ sonrasının kavgası yaklaşıyor
30.5.2017
Merkel’in “endişesi,” Avrupa’nın “kaderi”
27.5.2017
AB ile de “ihtiyatlı iyimserlik”?
26.5.2017
Trump’ın Ortadoğu turu ve Brüksel Zirvesi
23.5.2017
AK Parti’nin geleceği, Erdoğan’ın yolu
20.5.2017
Anahtar “Dinamizm ve Değişim” ısrarında
19.5.2017
Zirvenin ardından Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği
16.5.2017
Zirve öncesi Trump’a iki zıt öneri
13.5.2017
Erdoğan-Trump zirvesi hâlâ önemli ama...
12.5.2017
Obama’dan Trump’a kalan tercih
9.5.2017
Trump’ın tercihi ne olmalı?
5.5.2017
Soçi’den Washington’a satranç hamleleri
2.5.2017
Yeni Delhi’de “dünya 5’ten büyüktür”
28.4.2017
Mayıs ayının sıcak gündemi
25.4.2017
Son etaba giderken partiler
22.4.2017
16 Nisan sonrası dış politika
21.4.2017
Artık sonuç değil süreç önemli
18.4.2017
Sonuçlara hangi pencereden bakmalı?
15.4.2017
Kampanyanın son durağında “üniter yapı” mesajı
14.4.2017
17 Nisan ve sonrası
11.4.2017
Suriye’deki gidişat ve Türkiye’nin tercihi
8.4.2017
Füze saldırısı bir başlangıç mı?
7.4.2017
Kimin “kontrollü” darbesi?
4.4.2017
‘Hayır’cıların korkusu: Gizli ‘evet’çiler
1.4.2017
“Zor kararlar zor seçimler...”
31.3.2017
Son on beş gün...
28.3.2017
‘Hayır’cılar tüm kozlarıyla sahada
25.3.2017
ABD ve Rusya YPG’yi koruyabilir mi?
24.3.2017
Asıl soru, “ya hayır çıkarsa?”
21.3.2017
Gözlerini 15 Temmuz’a diktiler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8