Cafer SOLGUN



Bookmark and Share

'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?


25.7.2018 - Bu Yazı 1986 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Belki biraz uzun bir yazı olacak, ama mevzu önemli ve doğru anlaşılması gerek...

15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde bu alçakça girişimi kınayan birkaç tivit attım ve çok "ilginç" ve düşündürücü tepkiler aldım. 

Darbe girişiminin ilk saatlerinde ve izleyen günlerde de darbeye karşı demokrasiyi savunmanın "ilkesel" bir anlamı, değeri olduğuna dair görüşlerimi yazmış, paylaşmıştım. Darbeye karşı demokrasiyi savunmak, ideolojik, siyasi görüşlerimiz, tercihlerimiz ne olursa olsun, hepimiz için bir "ortak payda" anlamı taşır; en azından, naçizane, yıllardır nefesim, kalemim yettiğince böyle olması gerektiğini savunuyorum.
 
"İyi darbe-kötü darbe"?
 
Bunu önemsemem boşuna değil. Zira biliyorum ve biliyoruz ki, toplumda öteden beri "iyi darbe, kötü darbe" şeklinde bir kötü yaklaşım tarzı var. "Düşman" bellediğine "karşı" ise o "iyi" darbedir ve kendisine karşı ise, "kötü."
Bu, sadece kötü değil, aynı zamanda yanlış ve mesnetsiz bir yaklaşım. Çünkü gerçekleşmiş bütün darbe ve muhtıralar, ülkenin demokratikleşmesine, demokratik geleceğine karşı düzenlenmişlerdir. Görünüşteki yönleri yalandır, dolandır, aldatıcıdır ve maalesef yıllarca o "görünüş" üzerinden önü açılan algılar etkili olabilmiş, topyekün bir darbe karşıtı duyarlılığın gelişmesi önlenmiştir.
Örneğin 27 Mayıs 1960 darbesi, sağ, muhafazakar kesim tarafından lanetlenirken, 12 Mart ve 12 Eylül için aynı hassasiyet söz konusu değildi; çünkü 12 Mart ve 12 Eylül sola karşı, "komünizm tehlikesine" karşı idi.
Aynı durum tersinden sol cenah için de geçerliydi. 27 Mayıs darbesi "iyi darbe" idi, çünkü "sağcı" bir iktidara karşı yapılmış, 1961 Anayasası ile de solun önünü açan bir "nispi demokrasi" getirmişti. 27 Mayıs için "ilerici, politik devrim" diyen sol gruplar bile vardı.
Yıllar önce (2007-2008) "iyi darbe, kötü darbe" ayrımını ve 27 Mayıs'ı "ilerici darbe" sayan yaklaşımları eleştiren yazılar yazdığımda "bizim mahalle" hayli karışmıştı.
28 Şubat "postmodern" darbesi için de benzer bir çifte standart vardı. 28 Şubat için "Bu darbenin bir hayırlı tarafı var ve o da ilk defa muhafazakar, mütedeyyin kitleler darbeci devlet geleneği ile doğrudan karşı karşıya geldiler" dediğimde de, muhafazakar kesimde bir şaşkınlık olmuş, ama sonradan hak veren tepkiler almıştım.
 
Darbeye, darbeciliğe karşı olmak "ortak paydamız" olmalı
 
Darbeler, müdahaleler, muhtıralar konusunda net ve kesin bazı hususlar var. Meselenin "ortak payda" olarak ele alınması gerektiğini düşünmemin nedeni de birbiriyle doğrudan bağlantılı bu hususlarla ilgili.
1. Darbe ve müdahaleler, eksik gedik, kör topal da olsa demokrasiye karşıdır ve hiçbir darbe, darbecilerin bir demagojiden ibaret iddialarının aksine ülkemizi daha ileri bir demokrasiye taşımış değildir ve bu zaten mümkün de değildir.
2. Bütün darbeler, askeri vesayet düzenini daha da kesinleştiren düzenlemeler yapmayı öncelikli görevleri addetmişlerdir. (Örneğin Milli Güvenlik Kurumu, 27 Mayıs darbesinin eseriydi.)
3. Bütün darbeler ABD-NATO patentlidir. "Derin" bağlantılar içerisinde planlanmış ve hayata geçirilmiştir. Bu yüzden darbeler Türkiye'yi her seferinde daha fazla ekonomik, siyasi, askeri bakımdan bağımlı duruma sürüklemiştir.
4. Darbe ve müdahalelerin "sağa karşı, sola karşı, bölücülüğe karşı, irticaya karşı" türü görüntülerle sunulması tamamen konjonktürel hassasiyetler nedeniyledir. Hepsi de yukarıdaki ortak özelliklere sahiptir. Gerçekte bütün darbeler resmi ideolojinin temel hassasiyetlerini gözetmiş, askeri vesayet düzenini sağlamlaştırmış, Türkiye'nin demokratik geleceğini kanla gölgelemiştir.
Şu veya bu siyasi görüşe sahip olabilirsiniz, siyasi, demokratik meşruiyet zemininde görüşlerinizin demokratik mücadelesini verirsiniz. Bu uğurda baskı görseniz, sıkıntı da çekseniz, hiçbir derdinizin devası "darbe" değildir. Bu nedenle darbeye, demokrasi dışı "derin" müdahalelere karşı olmak "ortak paydamız" ve ortak hassasiyetimiz olmalıdır... Ve maalesef, bunca acı darbe deneyimine rağmen bu bilinç ve duyarlılığı paylaşmak konusunda hala ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.
 
15 Temmuz
 
Sözü tam da burada 15 Temmuz darbe girişimine getirmek gereği var.
 
15 Temmuz 2016 günü Türkiye uzun ve kanlı bir gece yaşadı. Akşam saatlerinde bazı askeri birlikler Boğaz köprüsünü tuttu. Genelkurmay Karargahı ve kuvvet komutanları "derdest" edildi. İzleyen saatlerde bazı resmi ve özel kuruluşlar baskına uğradı. Savaş uçakları ve helikopterler uçmaya ve hedeflerini bombalamaya başladı. Bombalanan kurumların başında da TBMM geliyordu; ilk defa... TRT'de bir darbe bildirisi okundu, vs. Yani "birileri" düğmeye basmıştı ve bir darbe girişimi oluyordu...
Açık söylemek gerekirse, bu alçakça girişimin bir "FETÖ'cü kalkışma" olduğunun kısa sürede anlaşılması ve açıklanması, ordudaki Kemalist çevrelerin de harekete geçmesini önleyen bir etki yarattı. Bu, darbeci cuntanın hesaplarını alt üst etti. Bu yöndeki ilk açıklamayı dönemin başbakanı Binali Yıldırım yaptı. Sonra da darbecilerin hedefindeki Cumhurbaşkanı Erdoğan halkı meydanlara ve darbeye karşı direnişe çağırdı. Ve bu ülkede ilk defa halk, darbecilere karşı sokaklara, meydanlara aktı. Tankların önüne yattı, üzerine çıktı. Kurşunlara, bombalara kendisini siper etti... 250 kişi öldü ve binlerce kişi de yaralandı...
Medya darbe çığırtkanlığı yapmadı. Siyasi partiler darbeye karşı çıkan açıklamalar yaptı, meclisi terk etmedi. Bunları da belirtmek gerekir elbette...
Darbeye karşı halkın direnişinde bazı "aşırılıklar" oldu elbette. (Bana göre en "tehlikelisi" Alevi mahallelerine saldırılar olduğu şeklinde çıkan provokatif haberlerdi. Neyse ki doğru çıkmadı.) Bu tür kitle hareketlerinde öngörülemeyen "aşırılıklar" olması, deyim yerindeyse, kaçınılmazdır. Darbeye karşı direnen halkın hedefinde genellikle darbeci askeri birlikler oldu; yani "aşırılık" belirli sınırlar içinde kaldı...
Sonrasında "Devletin içine yönelik" olduğu söylenen OHAL ilan edildi. Daha sonra da bir Yenikapı mitingi gündeme geldi ve adına da "Yenikapı ruhu" denildi. Maalesef o "ruh", göz açıp kapayana değin denilecek kadar kısa bir zamanda hemen canlanan siyasi çekişmelerin tozu dumanı arasında yitti gitti. HDP mitinge davet edilmedi. CHP son anda katıldı. Sonrasında o "ruha" sahip çıkan kalmadı zaten...
Bırakalım "ruhu", CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu darbeye "tiyatro" ve "kontrollü darbe" dedi, FETÖ'cülerin iddiası da buydu zaten; başarılamamış darbeyi savunacak halleri yoktu ya? Darbe sanıkları da bu tanımlamayı pek sevdi ve yargılandıkları mahkemelerde yaptıkları savunmalarda bunu kullandılar. İktidar partisi sözcüleri de yanlarına MHP'yi almış olmanın rahatlığıyla o gün bugündür 15 Temmuz'u gündelik siyasetin argümanlarından biri haline getirdiler; oysa darbe girişiminin hedefi, evet, Erdoğan ve AKP idi, ama sonuçta bütün Türkiye idi. İktidar partisi OHAL'i "darbeye karşı devletin kendisini koruması" düzleminden çıkartıp bütün muhalif kesimlere karşı tasfiye kılıcına dönüştürmeyi de ihmal etmedi...
Açıkçası "tiyatro", "kontrollü darbe" söylemlerinin toplumun bazı kesimlerinde karşılık bulduğunu da "maalesef" diyerek belirtmek gerek. Ben "ortak payda", "ortak sorumluluk" diye söylenedurayım, toplumda var olan kutuplaşma, kamplaşma 15 Temmuz konusunda da kendisini gösterdi. Bunu, 15 Temmuz darbe girişimini kınayan birkaç tivitime gelen tepkilerde çok açık bir şekilde ve üzüntüyle gördüm. 15 Temmuz darbe girişimini kınadığıma göre acaba ben iktidara göz mü kırpıyor muşum?
Ne yazmışım da kime ne diye göz kırpmışım diye dönüp baktım tivitlerime tabii. Ben ki bağımsız bir yazarım madem, ne demişim ki "yanaşmışım" bir yerlere acaba? Yazdıklarımda böyle anlaşılacak bir şey göremedim. Hepsi de orada duruyor, merak eden bakabilir...
Kapatılan Meydan gazetesindeki yayınlanan son yazımın başlığı, "Darbeye karşı çıkmak ilkesel bir duruştur" idi. Darbeye, askeri vesayet düzenine karşı olmak, ülkemiz şartlarında demokrat olmanın olmazsa olmaz şartlarından, gereklerinden biriydi ve halen de öyledir.
Mesele nedir peki?
 
Besbelli ki "tiyatro, kontrollü darbe" filan dememiş olmam. Öyle mi?
 
"Tiyatro" imiş... Eğer öyle ise epey kanlı bir "tiyatro"... Çok sayıda savaş uçağı, helikopter, silah, bomba, özel eğitimli komando gibi unsurların da rol aldığı bir "tiyatro"... Neyse ki halk bu tiyatroyu "izlemekle" yetinmedi, sahneye çıktı. Çıkmasa mıydı?!
"Kontrollü" imiş... Eğer öyle ise kontrolden çıksa, darbeciler "başarsa" ne olacaktı? İyi mi olacaktı?
Darbeye, darbeciliğe karşı olmak; darbeye, darbeciliğe karşı sivil, meşru, demokratik siyaseti savunmak demokrat olmanın da ötesinde "yurttaş" olmanın olmazsa olmaz gereğidir, kırmızı çizgisidir... Benim görüşüm ve duruşum bu. Gayet açık ve net olduğuna inanıyorum. Anlayamayanların kendilerini gözden geçirmesinde fayda var.
Peki bu alçakça girişimin hala açıklığa kavuşturulması gereken yönleri, cevaplanması gereken soru işaretleri yok mu? Tabii ki var. Ama meselenin bu boyutunu doğru dürüst tartışmak için DE öncelikle darbeye, darbeciliğe karşı tavır ve duruşumuzun net olması gerekir... Meselenin bu boyutu da başka bir yazının konusu olsun.
22 Temmuz 2018
.

Facebook Yorumları

Kod8
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
10.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
25.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
23.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
2.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
26.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
20.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
11.4.2015
Böyle suç olur mu?
10.4.2015
BU SİYASETE MAHKUM MUYUZ?
29.12.2014
‘Baba yazın bitti mi?’
22.12.2014
14 Aralık tiyatrosu
15.12.2014
Susma, sustukça…
08.12.2014
Aloooo!
01.12.2014
Boş çuval dik durmaz
24.11.2014
Heyecanı kaybolmuş ‘açılımlar’
17.11.2014
‘Ya Usenê Kerbelay...’
10.11.2014
Dersim hâlâ kanıyor
03.11.2014
Bugün Kerbela... Her gün Kerbela...
27.10.2014
Rüzgâra karşı durmak
23.10.2014
Cumartesi Anneleri: 500. Hafta...
20.10.2014
Hay way zaman...
16.10.2014
Maksat kayda girsin...
13.10.2014
Kobanê sınavı...
09.10.2014
OHAL mi, ‘barış’ mı
06.10.2014
Kobanê düşmez...
02.10.2014
Demagoji yapmayın 'mecburi' zulme son verin
29.09.2014
Yine yanlış hesap...
25.09.2014
Teşhis doğru değilse...
22.09.2014
Haber güzel, sorular zor
18.09.2014
AİHM kararı ve haddini bilmek...
15.09.2014
IŞİD, Kürtler, Türkiye
11.09.2014
Çalışma hayatında 12 Eylül düzeni...
08.09.2014
Hıdır’ı da ‘şehit’ sayacak mısınız
04.09.2014
Süreci çürütmek mi yürütmek mi
01.09.2014
Madem sürecin sahibi artık Çankaya’da...
28.08.2014
'Düşman' olmadan olmaz
25.08.2014
'Zor zamanlar' diyalektiği
21.08.2014
Selahattin Demirtaş ve HDP
18.08.2014
İthal seçmen olmaz, ithal aday verelim
14.08.2014
CHP’nin ikilemi
11.08.2014
Kutuplaşma değil ama saflaşma iyidir
07.08.2014
Vicdanımızın sesini dinleyelim
04.08.2014
Bir cumhurbaşkanı düşünün...
31.07.2014
22 Temmuz hangi davanın operasyonu
28.07.2014
Her şeye rağmen, bayramdır...
24.07.2014
'Kardeşlik' güzel de...
21.07.2014
İçimizdeki faşizm
17.07.2014
Kanayan adalet
14.07.2014
Bu mudur
10.07.2014
IŞİD Kobanê’ye neden saldırıyor
07.07.2014
Sadede gelelim demiştik...
03.07.2014
‘Kutlu’ yolculuk mu
30.06.2014
Artık sadede gelelim...
26.06.2014
Kirli uzlaşma
23.06.2014
12 Eylül mahkûm edildi, öyle mi
19.06.2014
CHP'nin 'çatı' ölçüsü ne
16.06.2014
Bayrak mı, sopa mı
12.06.2014
Milliyetçi provokasyon
09.06.2014
Tarihe ’öyle’ mi, ‘böyle’ mi geçeceksiniz
05.06.2014
‘Hayırdır inşallah’ demeden önce...
02.06.2014
İktidar olmak böyle bir şey...
29.05.2014
Medet ya Ali...
26.05.2014
Montaj, dublaj değil, yüzde yüz Erdoğan
22.05.2014
O kadar mı basit, ucuz, kolay
19.05.2014
Hayat devam ediyor, değil mi
15.05.2014
'Kader değildir ya, kaderdir diyek...'
12.05.2014
'Dik' olmak, 'ilkeli' olmak...
08.05.2014
Şüpheliler konuştu, şüpheler dağıldı mı
05.05.2014
’38 xo vira mêke
01.05.2014
1 Mayıs, korku ve cesaret
28.04.2014
Acıyı paylaşmanın sorumluluğu
24.04.2014
23 Nisan ve 'Tayyip'in askerleri'
21.04.2014
Diyanet’i tartışmak...
17.04.2014
Hatay ve anaların âhı...
14.04.2014
Qaşmer, tırşıkçı, zavallı...
10.04.2014
‘Ayna ayna söyle bana...’
07.04.2014
Muktedir, muzaffer ama hastalar...
03.04.2014
Türkiye 'AKP Cumhuriyeti' olur mu
27.03.2014
Seçtiğimiz nedir
24.03.2014
‘Bilal’e anlatır gibi...’
20.03.2014
Süreç çöktü, ama...
17.03.2014
Yine mi aynı senaryo
13.03.2014
‘Emirleri Berkin’den alıyoruz’
10.03.2014
Yeniden başlamak...
06.03.2014
‘Ah ulan Rıza’ adaleti...
03.03.2014
Mazlumun âhı...
27.02.2014
‘Havuz’ taştı...
24.02.2014
İktidar olmak, devlet olmak...
20.02.2014
İktidara ‘mecbur ve mahkûm’ olmak...
17.02.2014
Asıl mesele Çözüm Süreci mi
13.02.2014
Çözüm Süreci kimin kararı
10.02.2014
Paralel demagojiler
06.02.2014
Nereden baksan, ahmaklık
03.02.2014
Derin, paralel, tuhaf...
30.01.2014
Neyse ki Türkiye’de yaşıyoruz...
27.01.2014
Darbecilik ‘boru’ mudur
23.01.2014
Ermeni hayat dersleri...
20.01.2014
Kürtlerin devlet bilinci
16.01.2014
‘Paralel’ manipülasyon
13.01.2014
Paris soruları...
09.01.2014
Paris karanlığı
06.01.2014
‘Darbecilik’ ciddi bir ithamdır, biliyorsunuz değil mi
03.01.2014
‘Ulan hepiniz oradaydınız...’
30.12.2013
Darbe ya da insafınız kurusun!
27.12.2013
Bugün günlerden Roboski...
23.12.2013
Karakolda doğru söyler...
20.12.2013
Organize işler, organize kirlilik...
16.12.2013
‘Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak’
13.12.2013
MGK’nın ‘sır’ işleri
09.12.2013
MGK Cumhuriyeti
06.12.2013
Barış hepimize hayat..
02.12.2013
‘İşler yolunda, kutuplaşmaya devam’
29.11.2013
Gündemi şaşırmak
25.11.2013
İktidar partisinin ikilemi
22.11.2013
Yazmak hâlleri...
18.11.2013
Diyarbekir çıkışının anlamı...
16.11.2013
‘Süreci taçlandırmak’ için...
15.11.2013
Hüseynî duruş, Zeynebî direniş...
11.11.2013
Şeyh uçmaz...
08.11.2013
Erdoğan gündemi neden değiştiriyor
04.11.2013
Süreç tıkandı; eee?
01.11.2013
Barış, hakikat, cesaret...
28.10.2013
Sürecin önünü açmak için...
25.10.2013
Çözüm Süreci dersleri: Öcalan ve PKK
21.10.2013
‘Ben Kürt olsaydım’...
18.10.2013
‘Kaynaklarım diyor ki...’
14.10.2013
Çift dilli yazı...
11.10.2013
Alevileri kutuplaştırmak...
07.10.2013
Ah ulan Yahya...
04.10.2013
‘Andımız’
30.09.2013
İyimser yazı...
27.09.2013
Dedeleri devletleştirmek...
23.09.2013
12 Eylül Utanç Müzesi
16.09.2013
Dersim’e ‘Dersim’ demek...
13.09.2013
33 yıl olmuş...
09.09.2013
Lice...
06.09.2013
Barışı savunmak...
02.09.2013
Suriye’ye müdahale ve sonrası...
30.08.2013
Ya bu sefer de gitmezse
26.08.2013
Kayıplar: Adalet ve yüzleşme sınavımız...
23.08.2013
‘Kayıp’ gerçeğimiz...
19.08.2013
Batı’yı fırçalamak kolay da...
16.08.2013
‘Gerekirse demokrasiyi sorgulamak’
12.08.2013
Ergenekon’u hafife almak...
05.08.2013
Dersimlilerin endişesi...
02.08.2013
Dersim hâlleri...
29.07.2013
‘De facto’ Rojava...
26.07.2013
‘Kırmızıçizgi’ mi dediniz
22.07.2013
Medya hâlleri...
19.07.2013
Ebuzer Gıffari ya da Müslüman vicdanı...
15.07.2013
Değişim, iktidar, statüko
12.07.2013
Türkiye çok değişti, çok...
09.07.2013
Biraz Mısır, biraz Türkiye: Demokrasi dersi...
05.07.2013
‘Gördünüz değil mi; Mısır’da darbe oldu!’
01.07.2013
Demokrasi: Sorumluluk mu, vebal mi
28.06.2013
Sorun biraz da psikolojik...
24.06.2013
Gezi’nin siyasetini yapmak
17.06.2013
Keşke demek nafile, ama...
14.06.2013
AKP’nin Gezi siyaseti
10.06.2013
Öcalan’ın gördüğü işte budur
07.06.2013
Gezi direnişi ve ‘süreç’
05.06.2013
Gezi neden ‘patladı’
03.06.2013
Taksim hareketinin ideolojisi
01.06.2013
“Kılıcından Kızılbaş kanı damlayan” Yavuz...
31.05.2013
‘Kızılbaş öldürmek hem farz hem de vacip’
27.05.2013
Aleviler ‘birlik- beraberliğimizin’ neresinde
25.05.2013
Suriye: Olmak ya da olmamak...
21.05.2013
Önce kendini bil ki...
17.05.2013
Ortadoğu dersleri
10.05.2013
‘Bu Taraf’ta olmak...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8