Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Cengiz AKTAR

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Rejim hukukdışı, hukuksuz değil


21.4.2017 - Bu Yazı 280 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye toplumu 1923’ten bu yana ve özellikle 1945’ten bu yana eksiğiyle, gediğiyle, artısıyla, eksisiyle bir hukuk devleti olmaya çalıştı. Herhalde 2010 referandumundan sonra, ama açıkça 2013’ten itibaren hukuk devleti karakteristiklerini kaybetmeye başladı. 16 Nisan 2017’de bu hayatî özelliği hepten yitirdi.

Söz konusu süreç muktedirin hukukla arasının iyi olmaması ile ilgili değil sadece; Türkiye’deki yeni rejimin kuruluş süreciyle ilgili. Bu nüansı anlamak için anayasa hukukçusu Kemal Gözler’in ufuk açıcı makalesine atıfta bulunmak istiyorum. Gözler’in “TBMM yeni bir anayasa yapabilir mi?” makalesi, 2011 seçimlerinden sonra yeniden gündeme gelen yeni anayasa tartışmalarına, iş fiiliyata dökülmeden yapılmış bir katkı amacı taşıyordu. Hukukçu, meclisin yeni bir anayasayı hangi koşullarda yapıp yapamayacağını tartışırken değerli bilgiler veriyordu. Başlayalım.

“Bu soruya cevap vermeden önce, anayasaların yapılması ve değiştirilmesi konusunda bazı teorik bilgiler verelim. Önce anayasa hukukunun genel teorisinde anayasaların yapılması ve değiştirilmesi konusunun “kurucu iktidar başlığı altında incelendiğini hatırlatalım. Kurucu iktidar, çok kısa olarak, anayasa yapma ve değiştirme iktidarı olarak tanımlanmaktadır.

Yukarıdaki tanımın, daha ilk bakışta iki ayrı unsurdan oluştuğu görülmektedir. Bu unsurlardan birincisi “anayasayı yapma”, diğeri ise “anayasayı değiştirme”dir. Buradan, kurucu iktidarın, “aslî kurucu iktidar”ve “tali kurucu iktidar” şeklindeki ikili ayrımı ortaya çıkmaktadır. Anlaşılacağı üzere, çok kabaca, aslî kurucu iktidar, yeni bir anayasa yapma, tali kurucu iktidar ise mevcut bir anayasada değişiklik yapma iktidarıdır. Her iki iktidarı da aşağıda ayrıca inceleyeceğiz.

Aslî kurucu iktidar, hukuk-dışı bir iktidardır. Diğer bir ifadeyle, bu iktidar, “hukuk boşluğu (videjuridique, legal vacuum)” ortamında belirir. Bir hukuk boşluğu ise ya baştan itibaren vardır; ya da sonradan yaratılmıştır.

Baştan itibaren mevcut hukuk boşluğu ortamında beliren aslî kurucu iktidar yepyeni bir anayasa yapar.Aslî kurucu iktidarın yeni yaptığı anayasadan önce gelen bir anayasa yoktur. Bu durumda aslî kurucu iktidar, yeni bir anayasa yapmak için eski bir anayasayı yıkmamış, zaten mevcut olan hukuk boşluğundan yararlanmıştır. Bu halde aslî kurucu iktidarın yaptığı anayasa devletin ilk anayasasıdır. Bu tür hukuk boşluğu, sömürgelerin bağımsızlığa kavuşması, bağımsız devletlerin birleşmesi, bir devletin birden çok bağımsız devlete ayrılması gibi yeni bir devletin kurulması durumlarında ortaya çıkar.

Sonradan yaratılmış hukuk boşluğu ortamında beliren aslî kurucu iktidar ise yeni bir anayasa yapmak, yeni bir hukuk düzeni kurmak için, önce mevcut anayasayı ortadan kaldırarak bir hukuk boşluğu yaratır; sonra, bu hukuk boşluğunu yeni bir anayasa yaparak doldurur. Bu halde yepyeni bir devlet kurulmamakta, mevcut devletin kuruluşu yenilenmektedir. Bu durumda yapılan anayasa devletin ilk anayasası değildir. Bu tür hukuk boşluğu, devrim, hükûmet darbesi, iç savaş gibi durumlardan sonra ortaya çıkar. Bu gibi durumlardan sonra ortaya çıkan asli kurucu iktidar, önce mevcut siyasal rejimi yıkar; “anayasayı ilga” eder; hukuk boşluğu yaratır. Sonra bu boşluğu yeni bir anayasa yaparak doldurur. Aslî kurucu iktidar, bu halde yeni bir devlet kurmaz; devletin kuruluşunu yeniler; siyasal rejimi değiştirir.

Aslî kurucu iktidarın, “hukuk-dışılık” ve “sınırsızlık” olmak üzere başlıca iki özelliği vardır. Aslî kurucu iktidar, “hukuk-dışı (extra-juridique; extra-legal)” bir iktidardır. Zira yukarıda belirtildiği gibi, bu iktidar, “hukuk boşluğu” ortamında çalışan bir iktidardır. Aslî kurucu iktidar, yeni bir anayasa yapmadan önce, varsa mevcut anayasayı ilga ederek hukuk boşluğu ortamı yaratır. Bu ortamda, aslî kurucu iktidarı bağlayacak bir hukuk kuralı yoktur. Bundan sonra aslî kurucu iktidar hiçbir hukuk kuralıyla bağlı olmaksızın, yeniden, sıfırdan (ab initio) bir anayasa yapar.

Aslî kurucu iktidar, ikinci olarak sınırsız bir iktidardır. Zira hukuk-dışı niteliğini açıkladığımız yukarıdaki paragrafta belirttiğimiz gibi, bu iktidar devrim, hükûmet darbesi gibi olağanüstü durumlarda ortaya çıkmakta, mevcut rejimi devirmekte, anayasayı ilga etmektedir. Böyle bir iktidarı sınırlandırabilecek herhangi bir hukukî kural veya güç yoktur. Zaten aslî kurucu iktidarı sınırlandıran bir hukukî güç veya kural varsa, bu durumda bu iktidar aslî kurucu iktidar olmaktan tanımı gereği çıkar. Aslî kurucu iktidar, en üstün, sınırsız iktidar demektir.

Metin gayet açık. 2010-11’de yazılmış olsa da bugünkü Türkiye’yi mükemmel bir resmi niteliğini taşıyor.

Recep Tayyip Erdoğan iktidarı, aslî kurucu iktidar gibi davranıyor. Dayanağı hükümetine yapılan darbe ve karşı darbe. Her iki şıkta da olağanüstü bir hâl.

2013’te başlayan, 15 Temmuz 2016’da son aşamasına gelen hükûmet darbesi ileoluşan asli kurucu iktidar hâli,zaman içerisinde mevcut siyasî rejimi yıktı, 1982 anayasasını ilga etti ve muazzam bir hukuk boşluğu yarattı. Şimdi bu boşluğu yeni bir anayasa yaparak dolduruyor. İktidar, daima tekrarladığı gibi yeni bir devlet kurmuyor, devletin kuruluşunu yeniliyor (Yeni Türkiye) ve siyasî rejimi değiştiriyor.

Dört yıldır gözlemlediğimiz ve yaşadığımız üzere bu aslî kurucu iktidar hem hukukdışı hem sınırsız. Hukukdışı olmasının ana nedeni ancak hukuk boşluğu ortamında çalışabilecek olması. Yeni bir anayasa yapabilmek için 1982 anayasasını kadük hale getirerek hukuk boşluğunu derinleştirmesinin nedeni bu. Bundan böyle hiçbir hukuk kuralıyla bağlı olmaksızın, yeniden, sıfırdan bir anayasa yapıyor.

Darbe teşebbüsüne karşı yapılan darbe sayesinde aslî kurucu iktidarı sınırlandırabilecek herhangi bir hukukî kural veya güç de artık yok. Recep Tayyip Erdoğan’ın aslî kurucu iktidarı bugün en üstün ve sınırsız iktidar.

Yönetim biçiminin adı o kadar da önemli değil. Önemli olan, itiraz ve mücadelenin alanını had safhada sınırlayan bir yönetim biçimi olması. Memleketin içinde bulunduğu hukukdışılık 2013 öncesine kadar görülmüş, bilinen bir ortam değil. O yüzden hukuksuzluk karşısında refleks, doğal olarak, hukuk/adalet arayışı. Ne var ki hukuksuzluğa hukukdışı bir iktidar varlığında cevap yok. Zira hukuksuzluğun telafisi hukukiçinde mümkün hukukdışında değil. Güncel misal vermek gerekirse YSK’nın hukuksuzluk itirazına cevabının olmamasının nedeni YSK’nın artık hukukdışında, aslî kurucu iktidara biat ettiği yerde duruyor olması.

Bu bağlamda yeni anayasa gibi “yeni hukuktan” bahsetmek mümkün. Rejimin, adı daha koyulmamış “yerli ve millî” bir hukuk arayışında olduğu seziliyor. “TTBS” yani Türk Tipi Başkanlık Sistemi gibi 1992’de Suud’un uydurduğu “Müslüman İnsan Hakları”nı duymamız yakındır. Bu “yeni hukuk”, tanıdığımız ve 2000-2006 arasında iyice aşina olduğumuz uluslararası standartlara göre kendini konumlandıranbir hukuk değil. Yeni hukukun 1945’ten bu yana tarafı olduğumuz ve 2000-2006 dönemi AB reformlarıyla pekişen hukuk sistemiyle ilgisi ve işi yok. AGİT, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Mahkemesi olmak üzere tüm Avrupa Konseyi hukuk kurumları ve AB hukukî müktesebatının hukuksuzluğu sınırlayıcı sistemi aslî kurucu iktidar için ayakbağı. Bu kurumlara epeydir ve esas referandumdan sonra verilen “ayarlar” hukukdışılığın nişaneleridir.

Böyle bir ortamda hukuk mücadelesinin anlamını, içeriğini ve araçlarını baştan aşağıya düşünmek gerekiyor. İntikal etmiş bulunduğumuz rejim bu sorgulamayı şart koşuyor. İktidarın her “hukukdışı” uygulamasını “hukuksuzluk” diye nitelendirmek beyhude. Tabii öyle ve kayda geçsin elbet ancak hemen akabinde yeni rejimin niteliklerini faş etmek, tartışmak, deşmek, anlamak ve mücadeleyi bunun sonucuna göre biçimlendirmek ve sürdürmek gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

reklam
27.5.2017
Çaresizlik
12.5.2017
Biat yarışı
6.5.2017
‘Yürütme üzerindeki aşırı hâkimiyet’ takıntısı ve total iktidar
28.4.2017
Avrupa meselesi - Bir toparlama
21.4.2017
Rejim hukukdışı, hukuksuz değil
15.4.2017
17 Nisan ve sonrası
7.4.2017
Akademinin çektiği zulüm
31.3.2017
Rusya’yla ilişkiler yine limonileşiyormuş
24.3.2017
Artı Gerçek Eksi Gerçek
28.7.2015
Başkomutan Erdoğan’ın gazası
14.7.2015
Alman AB?
23.6.2015
Tabii ki devr-i sabık
16.6.2015
15 Haziran 1215 Magna Carta
9.6.2015
Gezi ruhundan 7 Haziran ruhuna
5.6.2015
“HERKESTE BİR HDP MERAKI”
2.6.2015
Adil ve serbest seçim mi dediniz
29.5.2015
BİTMEYEN FETİH
26.5.2015
Millî aşı, Millî Ar-Ge
22.5.2015
YETİMHANEYE EL KOYMAK
19.5.2015
Kaosa uyanmak
15.5.2015
LİBYA’DA MUAMMA
12.5.2015
Venedik’te Nefes almak
8.5.2015
OY VE ÖTESİ’NE GÖNÜLLÜ LÂZIM, ACİL
5.5.2015
Kıbrıslılar adaya geri döndü
1.5.2015
KIBRIS SÖMÜRGESİ
28.4.2015
Mi mornarzis
24.4.2015
24 Nisan notları
21.4.2015
Soykırım: İnkârdan olumlamaya
17.4.2015
BAŞKANLIK İFŞASI
14.4.2015
Genel seçimde yerel boyut yine yok
10.4.2015
BAŞKANLIK MASALLARI
7.4.2015
Oyunuza sahip çıkın
03.04.2015
İZİNSİZ SOKAĞA ÇIKILMAYACAK
31.03.2015
Hrant Dink Vakfı Ermeni Araştırmaları Enstitüsü
27.03.2015
HAYAT MEMAT SEÇİMİ
24.03.2015
Tarihî Newrozlar
20.03.2015
TC AŞ
17.03.2015
Türk resmî İslâmı Avrupa İslâmına karşı
13.03.2015
Cuma notları
10.03.2015
Türkün tüketimle imtihanı
03.03.2015
Kıyım sırası Süryanilerde
27.02.2015
İKİ YIL SONRA BİR ÇÖZÜM METNİ
24.02.2015
‘İktidarın güvenliği’ paketinden barış da çıkmaz
20.02.2015
NUH KÖKLÜ VE MAHALLE
17.02.2015
Toprağın fıtratı
13.02.2015
ALTERNATİF 14 ŞUBATLAR
10.02.2015
SYRİZA-AKP, farklı kimyalar
06.02.2015
BAŞKANLARIN ÇOĞU DİKTATÖR
03.02.2015
Kobane ve SYRİZA rüzgârları
30.01.2015
BAŞKANLIK SEÇİMİ
27.01.2015
HDP: Bu zamanda o risk alınmaz
23.01.2015
ÖLÜ ÇOCUKLAR ÜLKESİ
20.01.2015
İhtilâlin ideolojisi, propagandası
16.01.2015
CHARLIE OLMAYANLAR
13.01.2015
Charlie Fransa’dır
10.01.2015
AKLI ÖLDÜRMEK
06.01.2015
Bölgede ademimerkezîleşme Türkiye’de merkezîleşme
02.01.2015
Cuma notları
31.12.2014
1915’e girerken
26.12.2014
ÖZERKLİK MESELESİ
23.12.2014
Federal Kıbrıs ve düşmanları
19.12.2014
BATI’DAN KATÎ KOPUŞ
16.12.2014
Yarın 17 Aralık
12.12.2014
2014 TÜRKİYESİNİN İKİ ANA DİNAMİĞİ
10.12.2014
Başkanlık gölgesindeki sürecin sonu kopuştur
05.12.2014
BARAJ VE EŞEK
02.12.2014
İktidarın yeni mağduriyeti
28.11.2014
PAPA NEDEN VE KİME GELİYOR
25.11.2014
Kapalı sınırı konuşmak
21.11.2014
MUHALEFET YOKMUŞ
18.11.2014
Faşizm arzusu
14.11.2014
YAPAY SINIRLAR
11.11.2014
Kıbrıs’ta kritik zıtlaşma
07.11.2014
İYİLERİN YÖNETİMİ
04.11.2014
Enkaz ve envanteri
31.10.2014
1923 Cumhuriyetinin sonu
28.10.2014
Ezîdi soykırımı
24.10.2014
KAKOFONİ
21.10.2014
Değersiz yalnızlık hâlleri
17.10.2014
AKP ENKAZI ENVANTERİ
14.10.2014
Hayata ve akla dair
10.10.2014
SON ÇILGIN PROJE: SURİYE’YE MÜDAHALE
07.10.2014
Ekim, çözüm veya çözülme ayı
03.10.2014
ULEMADAN AÇIK MEKTUP
30.09.2014
Doğu demokrasisi
26.09.2014
BAĞIMLI YARGI
23.09.2014
10 yıl sonra AB işleri nerede
19.09.2014
IŞİD’İN CEPHE ARKASI
16.09.2014
Türkiyelilik
12.09.2014
SAĞLAM İRADE SAVAŞA KARŞI
09.09.2014
Muhalif siyasetin alanı
12.08.2014
Erdoğan karşıtlığı gayet tabii
08.07.2014
HDP’li vekilin başkanlık nazariyesi
04.07.2014
1934 TRAKYA OLAYLARI
01.07.2014
Tarımın sonu- Bir bilanço
27.06.2014
HUKUKÎ ALTYAPI NİHAYET
24.06.2014
Yeni Devlet
20.06.2014
EKMELEDDİN İHSANOĞLU
17.06.2014
IŞİD dersleri
13.06.2014
MEZOPOTAMYA’DA KAOS
10.06.2014
Firavun havaalanı
06.06.2014
TOPLANTI ÖZGÜRLÜĞÜ
03.06.2014
İhtilâl ve iktidar
30.05.2014
ŞİZOFRENİ 1
27.05.2014
AP seçimleri, Erdoğan ve Poroşenko
23.05.2014
ALMANYA’YA TAŞRADAN ZİYARET
20.05.2014
Kömür öldürür, süründürür
16.05.2014
JÖN TÜRKİYE
13.05.2014
Rusya modeli
09.05.2014
"ERMENİ AÇILIMI"?
06.05.2014
Gönüllü kulluk
02.05.2014
ORGANİZE MASKARALIK
29.04.2014
Doğu’nun modernite paradoksu (bis)
25.04.2014
AHLÂK VE SİYASET
22.04.2014
Etti 99
18.04.2014
Cuma notları: AKP BURJUVAZİSİ
15.04.2014
Gümrük birliği tadilatı
11.04.2014
KÖTÜLÜK BULİMİSİ
08.04.2014
Alakart demokrasi yürümez
04.04.2014
POST-SEÇİM
02.04.2014
AKP artık yalnız başına
28.03.2014
PAZAR AKŞAMI
25.03.2014
Ennn büyük...
18.03.2014
Seçim gözlemcisi şart
14.03.2014
24 ŞUBAT
11.03.2014
Seçmen ‘mazoşizminin’ ekonomi politiği
07.03.2014
MEMLEKET ORWELLVARÎ
04.03.2014
Apelassis
28.02.2014
MİT YASASI
25.02.2014
Devletin çöküşü
21.02.2014
İNTERNET ZAVALLILIĞI
18.02.2014
Kıbrıs nihayet
14.02.2014
KÜRT BARIŞI İÇİN HUKUK LÂZIM
11.02.2014
Yeni Türkiye ile Sivil Türkiye
07.02.2014
İKTİDARIN ŞEFFAFLIK TAKINTISI
04.02.2014
Polenz: Türkiye güçlü sivil toplumu cesaretlendirsin
31.01.2014
HOLLANDE SONRASI
28.01.2014
Cumhurbaşkanı Hollande
24.01.2014
BRÜKSEL ZİYARETİ
21.01.2014
Ne kefaretmiş
17.01.2014
AB İLE KRİZ SALIYA
14.01.2014
2014’te üç kayda değer olay
10.01.2014
DERİN ÇELİŞKİLER
07.01.2014
Siyasetin sefaleti
03.01.2014
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
31.12.2013
Krizden kaosa
27.12.2013
İKİ HATIRLATMA
24.12.2013
Yolsuzluk, AB ve AKP
20.12.2013
Cuma notları
17.12.2013
Vize meselesi
13.12.2013
DENETSİZ TÜRKİYE
10.12.2013
Kafkas cephesinde hareketlilik
06.12.2013
DEVLET DİNİ
03.12.2013
Peki, o sandık demokratik mi
29.11.2013
YENİ DEMİR PERDE
26.11.2013
Keramet sahibi bir başbakan
22.11.2013
ANAYASANIN RUHUNA FATİHA
19.11.2013
Dostumuz Rusya?
15.11.2013
GENÇLİK MÜHENDİSLİĞİ
12.11.2013
Yeni elitin beton Türkiye’si
08.11.2013
CHP DEĞİŞMESİN!
05.11.2013
Ermeni Müslüman
01.11.2013
BAŞBAKAN’IN DİLİNDE DEVRİM
29.10.2013
AB’ye katılım yılı artık şart
22.10.2013
Avrupa Konseyi ilişkileri daha iyi değil
15.10.2013
AB’nin yeni ortakları
11.10.2013
BİR PAKET NOTU DAHA
08.10.2013
Yerel(siz) seçim
04.10.2013
ON DÖRDÜNCÜ PAKET
01.10.2013
Avrupa ilişkileri ve sorumsuzluk
27.09.2013
YERLEŞİM YERİ ADLARI
24.09.2013
Stratejik boşluk
20.09.2013
GAYRİMÜSLİM VAKIF MALLARI
17.09.2013
Tekadamlardan medet ummak
13.09.2013
SEPTEMBRIANA
10.09.2013
İstanbul ve İstanbullular kazandı
06.09.2013
OLİMPİYATLAR İSTANBUL’UN OCAĞINI SÖNDÜRECEK
03.09.2013
Kalan sahici bir şey kalmadı
30.08.2013
Suriye’de ne olmayabilir
27.08.2013
Türkiye yönetiliyor mu
23.08.2013
Dış mihrak edebiyatı
20.08.2013
Mısır ve AKP
30.07.2013
‘Anadoluyu Vermeyoz’
26.07.2013
Suriye ile nereye?
23.07.2013
Eski AKP ve yeni dinamikler
19.07.2013
Kirli enerji lobicileri
16.07.2013
Güneş enerjisinde nal toplamaya devam
12.07.2013
48 yeni anayasa maddesi
05.07.2013
Başbakanı hoş tutalım
02.07.2013
Fırtına öncesi sükûnet
28.06.2013
Orda bir park var uzakta
25.06.2013
‘Yargı kararlarına uyacağız’
21.06.2013
“Durma yapma”
18.06.2013
Temizlik
14.06.2013
Referandum: Ara sandık
11.06.2013
Yeni Türkiye’nin berisine düşen AKP
07.06.2013
Opsiyonlar
04.06.2013
Mars’tan memleket yöneten bir Başbakan
31.05.2013
Taksim pususu ve direnişi
28.05.2013
Yarın fethin 60. yıldönümü
27.05.2013
Yarın fethin 60. yıldönümü
25.05.2013
Demirören haberi
21.05.2013
Suriye politikası
17.05.2013
Takrir-i Sükûn
14.05.2013
Ana muhalefet BDP
10.05.2013
AB’nin meşruiyet krizi
07.05.2013
‘Herkes için daha fazla özgürlük’
03.05.2013
Bu 1 Mayıs da tarihe geçer
30.04.2013
‘Eski Türkiye’nin son anayasası’
26.04.2013
CHP’nin trajikomik hâlleri
23.04.2013
24 Nisan nedir
19.04.2013
Cuma notları
16.04.2013
Realpolitik ve yeni ahlâk
12.04.2013
Cuma notları
12.04.2013
Cuma notları
09.04.2013
Eyalet sistemi, inşallah
02.04.2013
AK Parti’nin müzakere vakti
29.03.2013
Cuma notları
26.03.2013
İsrail’in özrü
22.03.2013
Cuma notları
19.03.2013
Barışı anlamak değil kurmak
15.03.2013
Allah tabiatı bu kanundan korusun
12.03.2013
‘Demokratikleşme Süreci’ desek
08.03.2013
Milliyet’in başına gelenler
05.03.2013
Özerklik Şartı bir daha
01.03.2013
Cuma notları / Tutanaklar
26.02.2013
Mesele kalkınmaysa tabiat teferruattır
22.02.2013
Cuma notları
19.02.2013
Bölgesel Politika ve çözüm
15.02.2013
Cuma notları
12.02.2013
Mesele kalkınmaysa işçi teferruattır
09.02.2013
Anayasa olmuyor Başkanlık verelim
01.02.2013
Siyasî istikrar!
29.01.2013
Devlet koruma refleksi
25.01.2013
Çözüm cephesinden
22.01.2013
Tuareg
18.01.2013
Empati nihayet?
11.01.2013
Barış notu
08.01.2013
Çatışma çözümü
04.01.2013
Cuma notları
01.01.2013
Artık gündem başkanlık
28.12.2012
Göktürk-2
25.12.2012
Halka ve hukuka rağmen halk için
21.12.2012
Kıyamet cuması notları
18.12.2012
Vatan kardeşliği
14.12.2012
AK Parti Kürtlerini keşfediyor
11.12.2012
Yeni ‘Tarih Tezi’
07.12.2012
Suriye Ermenileri
04.12.2012
Kibir mabetleri
30.11.2012
Yerkürenin intihar süreci
27.11.2012
Çözüm büyükşehir değil adem-i merkeziyet
23.11.2012
Cuma notları
20.11.2012
Konfederal Avrupa’da Türkiye
16.11.2012
Varlık Vergisi’nin 70. yıldönümü
13.11.2012
Kent terörü
09.11.2012
İrlanda ölüm oruçları
06.11.2012
‘Hayatta olup, yaşamaktayız’
02.11.2012
GDO notları
30.10.2012
Türk standartları
26.10.2012
Cuma notları
23.10.2012
Doğu’nun modernite paradoksu
19.10.2012
Cuma notları
16.10.2012
Avrupa’nın barışı
12.10.2012
Cuma notları
12.10.2012
Askeriyenin kamusal meşruiyeti
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı