Dengir Mir Mehmet FIRAT



Bookmark and Share

Sürece dair


16.05.2013 - Bu Yazı 5187 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Oldum olası nedense AÇILIM veya SÜREÇ sözcüklerinden bir türlü haz etmedim.

Önce Kürt Açılımı daha sonra Demokratik Açılım ve nihayetinde Barış ve Kardeşlik Açılımıolarak nitelendirdiğimiz dönem ile son olarak SÜREÇ olarak nitelendirilen, ülkedeki çatışma durumunun ortadan kaldırılıp barış sağlanması sanki bu deyimlerin ifade edildiği tarihte başlamış yepyeni ve kendiliğinden oluşmuş gelişmelermiş gibi bir algılamayı hep yanlış olarak nitelendirdim. Zira hiçbir siyasi ve sosyal gelişim aniden başlayıp gelişmez/ gelişemez. Mutlaka o gelişmeyi güncelleştiren gelişmeler çok önceden başlamış ve o noktaya gelinmiştir.

2000’li yılların başlarına dikkatlerimizi çevirecek olursak şunları görmemiz kaçınılmazdır. Bugün güncel olarak konuştuğumuz veya yazdıklarımızı 2000’li yılların ortalarında dahi konuşup yazmamız hatta mimiklerimizle dahi ifade etmemiz ağır cezai müeyyidelerle karşı karşıya kalacağı gibi devlete egemen güçler tarafından devlet eliyle meçhul bir cinayete kurban gitmeniz olağan gelişme olarak nitelenirdi.

Asıl süreç Türkiye’nin AB şemsiyesi altında demokratikleşme ve özgürleşme süreci diyeceğimiz ve oldukça çetin geçen bir süreci kapsar. Ve bu sürecin bir sonucu olarak devlet içinde İttihat Terakki’den bu yana palazlanmış ve hep perde arkasında ülkeyi yönetmiş olan hukuk ve demokrasi dışı devlet içindeki yapılanmalarla hesaplaşma sayfasının açılması ile bugünlere gelinmiştir.

Bu gelişmenin baş aktörü 2002 seçimleri ile hükümeti kuran AK Parti ve onunla birlikte diğer özgürlükçü ve demokrat kişi ve gurupların yanında TARAF’ın katkıları unutulamaz.

Son günlerde bir türlü mantıki bir izahını bulamadığım DEMOKRASİ- BARIŞ ikilemi veya hangisinin öncelikli olması gerektiği anlamsız tartışmasının temel nedeni bence çok yakın tarihimizi unutmuş olmamız veya dikkate almamamızdır.

Yakın tarih şunu ispatlamıştır ki, ülkede belli bir düzeyde demokratikleşme sağlanmasa ve bir hukuk devletinin temelleri atılmamış olsaydı bugün ne açılımdan ne de süreçten bahsedebilmemiz mümkün olurdu.

Ülkede iç barışın sağlanmaması demokratikleşmenin yavaşlaması ve hatta durması sonucunu doğurmuştur. Barış yönünde ufak adımlar atılmaya başlanmasıyla birlikte yargı paketleri adı altında ufak da olsa demokratikleşme adımlarının hızlandığını yaşadık.

Ülkede barışın sağlanması yönünde 150 yıldır atılamayan önemli adımlar büyük bir cesaretle atılmaya ve hayata geçirilmeye başlanmıştır.

Bu cesareti gösteren ve bekli de siyasi geleceğini tehlikeye atmaktan çekinmeyen Başbakan’a öncelikle teşekkür etmek isterim.
Aynı şekilde barışın tesisi için adım atan diğer tarafı da kutlamak gerektiği kanısındayım.

Barışın tesisi yönünde birinci aşama olarak adlandırılan çatışmazlık süreci ve yurtiçindeki silahlı militanların yurtdışına çıkışları başlamıştır ve umarım ki bu etap en kısa sürede tamamlanarak ikinci ama en zor ancak en kazançlı etaba başlanır.

İkinci aşama olarak Türkiye’nin çağdaş bir demokrasi ve hukuk devleti olma yolundaki atılımının tüm halkımız için mutlu sonuçlar doğuracağını ve toplum arasında yaratılmış olan şüphe ve kopuşları ortadan kaldırarak eşit vatandaşlık paydası altında mutlu ve müreffeh bir toplum yaratacağını hep birlikte görme imkânına kavuşacağız.

Bu ikinci aşamada öncelikle özgürlükleri kısıtlayan TMY, TCK ve bazı özel kanunlardaki hükümlerin düzeltileceğini ama aynı zamanda Siyasi Partiler Yasası ve Seçim kanunlarının düzeltilmenin ötesinde yeniden yazılacağını beklemek abartılı olmayacaktır.

Değiştirilen coğrafi yer isimlerinin iadesi veya her ikisinin birlikte kullanılması, harf yasağı gibi gülünç yasaklar da hemen kaldırılmalıdır.

Bunlar söylerken DEMOKRATİKÖZGÜRLÜKÇÜKATILIMCI, tavizsiz HUKUK DEVLETİNİöngören bir anayasa çalışmasının aksatılmadan yürütülmesi ve hayata geçirilmesi gerektiğini unutmadığımı vurgulamak isterim.

Bu ikinci aşamada devlet bunları hayata geçirmeye başladığı andan itibaren bir daha ele alınmamak üzere silahların gömülmesi gerektiği tartışılmaması gereken bir sonuçtur.

Şu unutulmamalıdır ki, ülkede barışın tesisi bazı çevrelerin bugüne kadar bir şekliyle yürüttükleri halkın iradesi dışındaki ayrıcalıkları ve hatta devlet erkine ortaklıkları bu barışla sona erecektir. Bu nedenle dış güçlerle ülke aleyhine ittifaklar yapmaktan çekinmeyecek olan bu çevrelerin imkânlarının kısıtlanması ise ancak süreci hızlandırmakla mümkün olacaktır. Bu nedenle sürecin hızlandırılması kaçınılmaz bir zarurettir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.09.2014
Güney Amerika Örneğinde Başkanlık Sistemi. Peron ve Peronizm -2-
15.09.2014
Güney Amerika Örneğinde Başkanlık Sistemi
08.09.2014
Türkiye’de Siyasi Partiler
02.09.2014
Yeni Kabine ve MYK’nın Şifreleri
25.07.2013
Ortadoğu’da Kürt sorunu
18.07.2013
Siyasi kültür...
11.07.2013
Ne oluyor
04.07.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (7)
27.06.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (6)
20.06.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (5)
13.06.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (4)
06.06.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (3)
31.05.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (2)
24.05.2013
Düne bakarak bugünü anlamak (1)
16.05.2013
Sürece dair
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive