Doğan TARKAN



Bookmark and Share

Ulusalcı sosyalistler gene çıkmazda...


25.12.2013 - Bu Yazı 8949 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İlginç bir noktaya geldik. 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk operasyonu, 2 bakanın çocuklarının ve Halk Bankası Genel Müdürü'nün birçok başkası ile birlikte tutuklanması ile bitmedi ama duruldu. AKP, yolsuzluk operasyonu karşısında şaşırdı ve panikledi. İlk tepki olarak sayısız emniyet müdürü görevden alındı, yerleri değiştirildi. Soruşturmayı yürüten savcının yanına 2 savcı daha atandı. Son olarak ise, savcıların yürüttüğü soruşturmalarda, emniyet görevlilerinin üslerine bilgi vermelerini engelleyen yönetmelik değiştirildi.

Açık ki Cemaat, hükümete ve AKP'ye ağır bir darbe indirdi. AKP'nin "temiz" imajı büyük ölçüde sarsıldı.

Bütün bu gelişmeler içinde bir dizi ilginç olay ortaya çıktı.

Operasyonu sürdüren savcı Zekeriya Öz, daha önce de Ergenekon soruşturmasını başlatmış ve sürdürmüştü. Bugün Öz'ün soruşturmasını heyecanla izleyenler, o dönemde Zekeriya Öz için söylemediklerini bırakmamışlardı. Oysa Öz, o gün de, bugün de doğru olanı yapıyor; o gün derin devletin bir saldırı örgütünü ortaya çıkarıyordu, bugün de yolsuzlukların üzerine gidiyor. O günlerde "yesinler birbirlerini" diyenler veya "Türkiye'de darbe olmaz" tezini savunanlar veya "ABD'nin izni olmadan yaprak bile kıpırdamaz" diyenler, bugün coşkuyla ayaktalar. Darbelere karşı "tabii canım biz de askeri darbelere karşıyız" deyip yerlerinden kıpırdamayanlar, hatta darbelere karşı sokağa çıkan güçlere sürekli saldıranlar, bugün ayakta ve sokakta.

Yolsuzluklara karşı bir operasyon varken elbette sokakta olacağız. Elbette yolsuzluk operasyonunun sonuna kadar gitmesini isteyeceğiz, elbette kapitalizmi, bu hükümeti sonuna kadar teşhir edeceğiz, yolsuzluğa bulaşan bakanların istifasını isteyeceğiz. Ama dün de darbelere karşı sokakta olmak, lav silahlarına boru diyen İlker Başbuğ'a "çeneni kapa" demek gerekirdi.

Dün, darbelere karşı, askeri vesayete karşı mücadelenin başını ne yazık ki devrimciler, emekçiler çekmiyordu. Egemen sınıfın bir kanadı ile bir başka kanadı mücadele ediyordu. Bu mücadelede işçi sınıfı ve sosyalistler, sadece askeri vesayetin dağıtılmasını savunabilirlerdi, atanmışlara karşı seçilmişlerin yanında tutum alabilirlerdi. Nitekim işçi sınıfı, emekçiler, bu ülkenin tüm yoksulları, gerçek sosyalistlerle birlikte böyle yaptılar, bir kısım sosyalist ise tarihi bir karar verdi ve ulusalcı bir tutum alarak yeni bir nitelik kazandı: Ulusalcı sosyalist.

Ulusalcılar bugün süren operasyonun içinde antiemperyalizm aramıyorlar. Oysa dün darbelere, askeri vesayete karşı mücadele, onlara göre ABD emperyalizminin bölgeyi yeniden şekillendirmesinin bir parçasıydı ve AKP'yi de bu yeni düzen içinde öne çıkarmayı planlıyordu.

Ulusalcı sosyalistler, Suriye'ye de sadece bu açıdan baktılar. Suriye'de Esad rejiminin antiemperyalist ve laik olduğunu düşündüler ve ABD'nin yeni dizaynı içinde BAAS rejimini yıkmak istediğini, Türkiye'de de AKP'nin bu amaca hizmet ettiğini söylediler.

Oysa kısa zamanda anlaşıldı ki, AKP'nin hedefleri ile ABD'nin hedefleri Suriye konusunda uyuşmuyordu. Nitekim Esad rejiminin kimyasal silah kullanımından sonra, ABD, Suriye politikasını radikal bir biçimde yeniledi ve şimdi Esad ile anlaşma içinde. Türkiye'de ise AKP ortada kalmış durumda.

Askeri vesayete karşı mücadele günlerinde, Ergenekon, Balyoz davalarının sürdüğü ve sonuçlandığı günlerde, Türk ulusalcıları hep bir ağızdan yargının AKP'nin kontrolünde olduğunu iddia ediyorlar ve yargı kararlarını meşru görmüyorlardı.

Doğrusu Türk yargısına hiçbir aşamada güvenilemez. Daima bütün ülkelerdeki yargılar gibi egemen sınıfa bağlıdır, esas olarak onun çıkarlarını korur. Ancak ulusalcılar bundan öteye, yargının hükümete doğrudan bağlı olduğunu söylüyorlar ve bunun da Referandum'da gerçekleştiğini iddia ediyorlardı. Bu nedenle de Referandum'da "Yetmez ama Evet" diyen büyük kitleyi aralıksız olarak suçluyorlardı. O kadar ki, trafik kazası olsa, Türk ulusalcı sosyalistlerine göre bunun nedeni sarhoş şoför değil, "Yetmez ama Evet"çilerdi.

Oysa Referandum'da üç önemli madde vardı. En önemli olarak subaylar sivil mahkemelerde yargılanabilecekti. "Yetmez Ama Evet" diyenler bunu mümkün kıldı, birçok general ve subay böylece sivil mahkemelerde yargılandı ve ağır cezalar yediler. Ulusalcılar işte bunu yargının AKP'nin kontrolünde olması olarak gördüler. Çünkü onlar askeri vesayete karşı mücadelede tarafsız değil, taraflar. Askeri vesayetten, Kemalizmden, ulusalcılıktan yanalar.

Referandum'da ikinci önemli nokta, 12 Eylül generallerinin yargılanmasının mümkün hâle gelmesiydi. Ulusalcılar, "AKP, 12 Eylülcüleri yargılayamaz" dediler ve "hayır" oyu verdiler. 12 Eylül generalleri bugün yargılanıyor ve haklarında ömür boyu hapis cezası isteniyor.

Referandum'un üçüncü önemli maddesi ise HSYK'da görev alacakların seçilme yönteminin değiştirilmesiydi. Öneri, HSYK üyelerinin seçimine hakim ve savcıları ortak ediyordu. Ulusalcılar bunu da AKP'nin yargıya hakim olması olarak yorumladılar ve askeri vesayetin tamamen kontrolünde olan eski yöntemi savundular.

Bugün AKPnin kontrolünde olduğu söylenen yargı, AKP'li bakanların çocuklarını ve yakınlarını tutukladı. Belli ki yargı, pek de AKP'nin kontrolünde değilmiş. Kontrol altında olanlar başkalarıymış!

Türkiye işçi sınıfı ve gerçek sosyalistler, dün darbeye, askeri vesayete karşı sokaktaydılar, mücadele içindeydiler, bugün de yolsuzluklara karşı sokaktalar ve mücadele içindeler.

Askeri vesayete karşı mücadelede "yesinler birbirlerini" kılıfı altında taraf olanlar ise düştükleri pisliğin içinde çırpınıp duruyorlar. Şimdi çözümü, AKP'ye karşı MHP ile ittifak yapan, İstanbul'da Sarıgül'ü, Ankara'da ülkücü Yavaş'ı aday gösteren CHP'nin yanında tutum almakta buluyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar içinde oldukları pislikten kurtulamazlar!

http://marksist.org/yazarlar/dogan-tarkan/13589-ulusalci-sosyalistler-gene-cikmazda

.

Facebook Yorumları

reklam
25.12.2013
Ulusalcı sosyalistler gene çıkmazda...
20.12.2013
Yolsuzluklar ve Kürt sorunu
17.12.2013
Esad ve Batı emperyalizmi
09.12.2013
İskoçya’daki referandum, Kürdistan’a özerklik ve ana dilde eğitim
08.12.2013
Nelson Mandela
18.11.2013
Şov iyi ama çözüm için yeterli değil
16.11.2013
Erdoğan-Barzani buluşması, Kuzey’deki çözüm sürecine katkı yapmaz
08.11.2013
Erdoğan kendi tabanına ters düşüyor
06.11.2013
1956 Macaristan: Gerçek bir devrim
05.11.2013
Başörtüsü, Kürt sorunu, mücadele ve demokrasiyi kazanmak...
32.10.2013
Cumhuriyetin kazanımlarını kim savunur?
22.10.2013
Resmî çizgi ile mücadele
19.10.2013
29 Ekim’i anmanın anlamı
04.10.2013
İyi ama yetmez...
01.10.2013
Hayır, olumlu olarak kabul edemeyiz
18.09.2013
Yeni süreci göremeyenlerin pişkinliği...
13.09.2013
Birleşmiş Milletler ne işe yarar?
11.09.2013
Kimyasal silahlar verilecek, müdahale olmayacak
10.09.2013
ABD’nin işi zor, Erdoğan’ın tek çözüm yolu var
05.09.2013
Gezi’de AKP’ye, Suriye’de Esad’a karşı çıkmak
03.09.2013
Emperyalizmin gücü daralıyor
01.09.2013
Suriye’nin bombalanmasına hayır
31.08.2013
Emperyalist saldırganlığa ve savaşa karşı çıkılmalı
28.08.2013
Hayal değil, mücadele çığlığı
25.08.2013
Anadilde eğitim vazgeçilmez bir taleptir
23.08.2013
Mısır darbesi ve Gezi eylemleri
18.08.2013
Politik İslam bitiyor mu?
17.08.2013
Ulusalcıların ikiyüzlülüğü
13.08.2013
Ergenekon var mı, yok mu?
08.08.2013
Sol ve Ergenekon
31.07.2013
Hükümet, barış ve çözüm için artık sen de bir adım at!
18.07.2013
Seçimlerde ulusalcı blok ve mücadelenin adayları olasılıkları
16.07.2013
Darbe, askeri vesayet ve özgülükler
11.07.2013
Türkiye’de darbe tehlikesi var mı?
06.07.2013
Mısır darbesi ve Türk solu
04.07.2013
Mısır, devrim ve darbe
01.07.2013
Sıra hükümette
28.06.2013
#DirenGezegen
26.06.2013
Polisin heykelini dikelim
21.06.2013
Gezi direnişinden bazı sonuçlar
17.06.2013
15-16 Haziran 1970
09.06.2013
3-4 ağaç, binlerce gaz bombası
08.06.2013
Gezi Parkı Direnişi üzerine sosyalistler için tartışma başlıkları
28.05.2013
Kapıyı açan darbe: 27 Mayıs
26.05.2013
Yetmez ama Evet'in hakkını teslim eden Sırrı Süreyya keşke özür dilese...
09.05.2013
Çözüme koşulsuz destek
19.04.2013
Kürt özgürlük hareketinin önünü açan sosyalist hareket...
16.04.2013
Ulusalcı sosyalistler ve sosyalistler
28.03.2013
Soykırımı tanımak başımızı daha dik yapar
23.03.2013
Amed’den uzanan eli tutalım
19.02.2013
AKP-BDP ittifakına destek ve halkın tutumu
16.02.2013
AKP-BDP ittifakı, halkın tutumu
08.02.2013
Tarihsel seyir içinde CHP ve sosyalist solun güçlenmesinin anahtarı...
26.01.2013
Sosyal demokrasisi olmayan bir ülke
22.01.2013
Kürtler barışı kiminle imzalayacak
15.01.2013
Acımızın büyüklüğüne rağmen, barışı kazanma sınavından güçlü çıktık
11.01.2013
Hareketin bütün kurumları sürece dahil edilmelidir
28.12.2012
Roboski mi, Uludere mi?
18.12.2012
Orhan Pamuk ve ulusalcıların hezeyanları...
23.11.2012
Barış İçin yeni bir fırsat
19.10.2012
Kürt sorununda neredeyiz
02.10.2012
Edi bese, barış istiyoruz!..
25.09.2012
Darbecilerin bir kısmı nihayet cezalandırıldı...
09.09.2012
Baas diktatörlüğünün yanında Türk ulusalcılarından başka kimse yok...
31.08.2012
Suriyeli göçmenlere uzanan ırkçı eller...
06.08.2012
Kuzey Kürdistan'ın özerkliği, Türk'lerin de özgürleşmesi...
31.07.2012
Suriye: Halkların özgürlük isteği, daima zulmü yener...
03.07.2012
Barışı kazanmak için ne yapmalı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı