Deneyimlerini Hürriyet’te Paylaştı

16.12.2019 - Bu Yazı 1605 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Deneyimlerini Hürriyet’te Paylaştı

 Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar Hürriyet’e “Konuk Yazar” oldu. Çakar’ın röportajı “Yükseköğretimde kadın yönetici oranı düşük” başlığı ile yayımlandı.

 Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar Hürriyet’e konuştu. İşte o röportaj:

“Yükseköğretimde kadın yönetici oranı düşük”

Yükseköğretim; bilgi üretmenin yanında, üretilen bilginin paylaşılmasının ve bu bilgilerin insanlığın her alanda ihtiyaç duyduğu değerlere dönüşmesinin önem taşıdığı bir alan. Bu alanda kadın olmak; insanlık ve bilim için çalışmayı kolaylaştırıyor.

Dinamik, sürekli farklı ve yeni gelişmelerle yoğrulan, yaratıcılığın ve değişime yön vermenin temel olduğu, akademik ama bir o kadar da sosyal öğelerle dolu bu alanda yöneticilik yapmak da önemli bir fırsat ve elbette büyük bir sorumluluk. Bana göre kadın olmak da böyle bir sorumluluğu yerine getirirken, gençliğin, insanlığın ve bilimin hayrına çalışmakta kolaylaştırıcı bir unsur. Bu bakış açısıyla, yükseköğretimde kadın bir yönetici olmayı; kadın olmak, akademisyen olmak ve yönetici olmak çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.

AKADEMİSYENLİK BİR YOL

Henüz üniversite yıllarında akademisyen olmaya karar vermiş biri olarak benim için bunun bir meslek değil yaşam biçimi olduğunu ifade etmeliyim. Akademisyenlik bir yol; bu yolda engel olunamayan bir merak duygusu, sürekli bir araştırma dürtüsü ve yeniliklere olan ilgi olmadıkça başarılı olmak da mümkün değil. Diğer taraftan akademik yaşamda bölüm başkanlığı, dekanlık, rektörlük gibi idari görevleri yürütmek, akademisyenliğin doğasına uygun görünmese de benim için durum biraz daha farklı. Stratejik yönetim alanında uzman bir akademisyen olarak, teorik bilgimi ve deneyimimi akademik süreçlere aktarma şansı bulduğum için şanslıyım. Ancak yöneticilik elbette her akademisyen için, bilimsel çalışma alanının bir parçası olmadığından, öğrenilmesi gereken bilgiler içeriyor.

YÖNETİCİLİK DÖNÜŞÜME UĞRADI

Yöneticilik kavramı da geçmişten günümüze dönüşüme uğradı. Günümüzde; mensupların farklı beklentilerini karşılayabilmek, çalışanlarda motivasyonu arttırabilmek ve özellikle kurumsal verimliliği yükseltebilmek için yöneticilerin de çok çeşitli özelliklere sahip olması gerekiyor. Nihayetinde yöneticilik rollerini yerine getirirken de yöneticinin yaşı, cinsiyeti, akademik çalışma alanı, özellikleri de elbette etkili olabiliyor. Kadınların ve erkeklerin sorulara farklı yanıt vererek, sorunlara farklı çözümler bularak, olaylara farklı açılardan bakarak birbirlerini tamamladıkları herkesçe kabul ediliyor. Kadınlar yaşanılan bir sorunda ‘Neden?’ ve ‘Nasıl?’ sorularını daha çok sorarken, erkekler ‘Ne?’ ve ‘Kim?’ sorularını soruyor. Bu tür basit farklılıklar bile yöneticilik görevlerini yerine getirirken farklı davranışsal sonuçlara sebep olabiliyor. Örneğin; kadın yöneticiler bir öğrenci sorununu çözerken, sorunun nasıl geliştiğine ve sorunun sürecine odaklanırken, erkek yöneticiler doğrudan sorunun temel kaynağını arıyor. Bu tür davranışsal farkları düşününce elbette akademik alanda bir kadın yönetici olmanın kolay ve zor yanları, avantaj ve dezavantajları bulunduğunu da belirtmeliyim.

AKADEMİK YAŞAMDA KADIN ORANI YÜZDE 45

Samimiyetle söyleyebilirim ki; bir kadın yönetici olarak çok sayıda genci yetiştirirken, kişisel olarak sahip olduğum en temel duygu tüm öğrencilerimizin farklı annelerin evlatları olduğu ve bize emanet edildiği. Bu açıdan bakılınca elbette kadın olmanın, şefkat ve duyarlılıkla yakın bir ilişkisi olduğunu da düşünmek gerekiyor. Diğer taraftan bana göre kadınlar eş zamanlı pek çok farklı işi bir arada ve aynı verimlilikte yapabiliyor. Hatta bazen eğitimlerde ‘Pazar yerinde manavdan alışveriş yaparken hızla bir adım sonra ne alacağını ve cüzdanındaki parayı hesaplayan, bunu yaparken aynı anda küçük çocuğunu gözetleyen ve eş zamanlı olarak da telefonla konuşmayı başaran canlıya kadın diyoruz’ diyorum. Gerçekten de kadınlar, yaşadıkları olayları her yönüyle analiz edebilen, vermesi muhtemel alternatif kararların sonuçlarının neler olabileceğini önceden sezebilen ve verdikleri kararların sonuçlarına gönüllülükle katlanabilen bir tür. Bu türün yöneticilik görevlerinde neden düşük oranda bulunduğu da tam bir uzmanlık sorusu. Uluslararası istatistiklerle kıyasladığımızda, kız öğrenci oranının oldukça yüksek olmasına, üniversitelerde bölümlere dereceyle giren ve dereceyle de mezun olan öğrencilerin büyük çoğunluğunu kızların oluşturmasına rağmen kadın yönetici oranı oldukça düşük. Ülkemizde akademik yaşamda da kadın oranı yüzde 45, kadın profesör oranı yüzde 31, kadın rektör oranı ise yüzde 8.

KADINLARIN; AZMİNE, CESARETİNE VE FERASETİNE İHTİYAÇ VAR

Peki neden tüm olumlu özelliklere ve sahip oldukları yeteneklere rağmen hatırı sayılır oranda kadın akademisyen bulunuyorken, yönetici sayılarımız oransal olarak düşük? Elbette bu sorunun yanıtını arayan pek çok çalışma bulunuyor. Ama benim kişisel deneyimlerime göre en temel sebep; kadınların yöneticiliğin beraberinde gelen stres faktörlerini göz önünde bulundurarak, bu göreve aday olmaması yani parmak kaldırmaması. Bu stres faktörlerinin başında, kadın olmanın getirdiği farklı roller sebebiyle zamanı iyi yönetememe endişesi geliyor. Bir başka stres faktörünün de adaylık ve diğer adaylarla rekabet süreçlerinde haksızlığa veya adaletsizliğe uğrama algısı olduğunu düşünüyorum. Her ne sebeple olursa olsun, toplumumuzun ve dünyamızın kadınların sahip olduğu birbirinden farklı yeteneklerden daha fazla faydalanması gerekiyor. Kadınların hangi düzeyde olursa olsun toplumsal yaşama katkısı değer katıyor. Akademik yaşamda veya farklı sektörlerde, yöneticilik konumunda veya daha başka alanlarda kadınların; azmine, cesaretine ve ferasetine ihtiyaç var. Kadınların özgüven ve çalışkanlıklarıyla üstlendikleri her görevin üstesinden layığıyla gelebileceklerine gönülden inanıyorum. Cehaleti ve şiddeti ortadan kaldırmak üzere topyekûn mücadele verdiğimiz bir gündemde, parmak kaldırmamız ve ‘Ben de varım’ dememiz gerekiyor…

Emlak8

Facebook Yorumları

0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive