Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Ülkemiz hukuk devleti mi...


16.5.2018 - Bu Yazı 361 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Anayasamızda ülkemizin devlet özelliğini “hukuk devleti” olarak tanımlamış olması, ülkemizi hukuk devleti yapar mı?

Çok basit iki soru soralım:

l Hukuk devletinde mahkemeler  “terörist”, “ajan” suçlamasıyla tutukladığı insanları, sonra siyasi gelişmelere göre serbest bırakılabilir mi?

l Peki, hukuk devleti ilkesinin geçerli olduğu bir ülkenin mahkemeleri dün “ağırlaştırılmış müebbetle” yargıladığı insanların bugün tahliyesine karar verebilir mi?

 

Hukuk devletinde bunlar yaşanmaz diyorsunuz değil mi?

Yaşanmaz. Çünkü, hukuk devletiyle yönetilen ülkelerin mahkemelerinde hakimler adalete, hukuka aykırı kararlar vermezler.

Peki, çok basit bir soru daha...

Ülkemiz gerçek anlamda bir hukuk devleti devleti olmuş olsaydı, Adnan Menderes idam edilir miydi?
Ülkemizde 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat darbeleri ile bir utanç tablosu oluşur muydu?

Devlet kurumları vesayet kurumlarına dönüşür, yargı güç odakları tarafından ele geçirilen bir yapıya dönüşür müydü?

Ülkemiz hukuk devleti olmuş olsaydı, bu ülkede “başörtüsü” “katsayı” sorunu yaşanır mıydı?
Gördünüz mü?

Adaletin tecelli etmesi için de, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması için de, bir ülkede demokrasinin var olabilmesi için de önce “hukuk” un var olması gerekiyor.

Hatırlayın, AB Bakanı Ömer Çelik, 16 Temmuz’un akabinde katıldığı bir televizyon programında, Kanada’da kendisine yöneltilen “Tercih etmek zorunda kalsaydınız öncelikli olarak tercihiniz ne olurdu, demokrasi mi, hukuk mu” sorusunu hiç düşünmeden “hukuk” diye yanıtladığını anlatmıştır. (Kasım 2016)

Çünkü, bir ülkenin gelişmişliğin, medeniliğinin ölçüsünü, yolları, köprüleri, sahip olduğu modern kurum binaları vermez, bir ülkenin gelişmişliğinin ve medeniliğinin ölçüsünü o ülkede hukuk devleti ilkesiyle yönetiliyor olması verir.

Peki, bir ülkede hukuk devletinin güvencesini kim sağlayacak?
Elbette Ali Fuat Başgil’in dediği gibi bir ülkede hukuk devletinin güvencesi ve denetleyici olan doğrudan doğruya hakimler ve savcılardır. 

Demek ki, bugün yargıçların vermiş olduğu yanlış kararlar hem yargıya olan güveni azaltırken Türkiye’nin hukuk devleti tanımına da zarar veriyor. Çünkü, verdikleri yanlış kararlar aynı zamanda, mahkemelerin bağımsız olmadığı, dolayısıyla ülkemizde kuvvetler ayrılığı ilkesinin sadece sözde olduğu, dahası yargının siyasallaştığı görüşünü hakim kılıyor.

Ve Türkiye’nin hukuk devleti tanımına zarar veriyor. 

Halkın yargıya olan güvenini zedelemesine, hukuk devletinde böyle şeyler yaşanmaz sorgulamasına ve adalet talebinin yükselmesine sebep olan bir dava örneği verelim...

Dün, İbrahim Okur’un yargıdaki bütün sorunların müsebbibi olduğunu söyleyen, dahası yargıya güven olmadığını, yargıçların hukuka göre karar vermediğinden şikayetlenen, bugün ise yargıda önemli yerlerde olan, hakim savcılara soralım...

Eski HSYK Başkanı İbrahim Okur’un gerçekte terörist olup olmadığını neden ortaya çıkartmıyorsunuz?

 

İbrahim Okur neden 22 aydır içeride tutuklu

Biliyorsunuz, eski HSYK Başkanı İbrahim Okur, FETÖ’nün kritik adamlarından olduğu gerekçesiyle 15 Temmuz darbesinden hemen sonra gözaltında alındı. Sonra tutukluğuna karar verildi.

Yargıda FETÖ yapılanmasını sağladığı iddiasıyla 22 aydır tutuklu bekletilen İbrahim Okur hakkında mahkemeler hiçbir işlem başlatmıyor...

Neden böyle diye bir yazı kaleme almıştım.

İbrahim Okur’dan bir mektup geldi...

İbrahim Okur diyor ki:

l Aleyhime tek delil olmadan tutuklandım, delillerim savcılıkta toplanmıyor. Tam bir kısır döngü içerisindeyiz. Hakim yeni delil yok diyor, kurumlar delilleri bana vermiyor, savcılık delillerimi toplamıyor. Sonraki ay yine aynı gerekçeyle, tahliye taleplerini inceleyen hakim, lehime yeni bir durum çıkmadığı gerekçesiyle tahliye talebimi reddediyor.

l Mahkeme delillerimi toplayın diyorum, toplamıyorlar. O zaman tutuklama bir tedbirdir bırakın tutuksuz devam etsin süreç diyorum, bırakmıyorlar.

l Tarafsız ve adil bir yargılama yapıldığında suçsuz olduğumun ortaya çıkacağına inanıyorum. Bu hain örgüte hiçbir şekilde üye olmadım. Emir alıp talimat vermedim. ByLock kullanmadım. Bank Asya’ya para yatırmadım. Hukuksuz uygulamalarına engel olmaya çalıştım. 2012’den itibaren bu yapıya karşı ciddi bir  mücadele yürüttüm.

l 7 Şubat MİT Krizinde, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin durumu bildirdiği andan itibaren bu krizin aşılması için çaba sarfettim. İstanbul ve Ankara  başsavcı ve başsavcı vekilleri ile görüşüp, yasa değişikliği gerçekleşene kadar Müsteşara süre verilmesini sağladım.

l Ergenekon ve Balyoz davalarında, bu yapının yargıçları için soruşturma izni vermeyen HSKY 3. Dairenin soruşturma izni vermeyen kararlarının kaldırılması için oy verdim. Bu yapının savcı ve hakimlerine  olan Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Cihan Kansız, Ömer Diken, Sedat Sami Haşıloğlu gibi pekçok isim için istikrarlı bir şekilde 2012, 2013, 2014 yıllarında soruşturma izni verilmesi için oy kullandım.   

l Ahmet Şık ve Nedim Şener’in yargılandıkları dosyada tahliye sağlanabilmesi için örgütün önerdiği Mehmet Karababa’yı değil, geçmişte mahkeme başkanlığı ve CMK tecrübesi olan Mehmet Ekinci’yi mahkeme başkanlığına atayarak iki gazetecinin tahliyesine vesile oldum.

l 17 Aralık dosyasında Zekeriya Öz’ün hukuk dışı adımlar atmasını engellemek için Turan Çolakkadı’yı arayıp emniyete çift imzasız evraklara işlem yapmamaları talimatını verdirdim.

l 25 Aralık dosyasında başsavcıyı atlatıp hukuk dışı işlemler yapan Muammer Akkaş’ın bu dosyadan alınmasını sağladım. Muammer Akkaş’ın adliye önünde bildiri dağıttığını görünce Turan Çolakkadı’Yı arayıp basın açıklaması yapmasını ve olayın iç yüzünü kamuoyu ile paylaşmasını temin ettim.

l 7 Ocak’ta Zekeriya Öz ve 16 Ocak’ta Fikret Seçen ve örgütün diğer önemli isimlerini İstanbul dışına atanmalarını sağladım.

l Kamuoyunun iyi bildiği davalardan olan Kurtoğlu Davası, Fethullah Gülen’in kumpas kurdurduğu İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı Hüseyin Kurtoğlu’na verilen haksız ve hukuksuz cezanını kaldırılması için Yargıtay Başsavcısı ve 14. Ceza Dairesi başkanlarıyla görüşerek davanın bozulmasını sağladım.

Sadece bunlara bile bakıldığı zaman bugün de İbrahim Okur’a büyük bir haksızlık yapıldığını, Okur’un büyük bir hukuksuzlukla, adaletsizlikle karşı karşıya olduğu ortaya çıkıyor.

“Adil ve tarafsız” bir şekilde yargılandığım zaman  suçsuz olduğum ortaya çıkacak diyor İbrahim Okur.

Yegana görevi, gerçeklerin ortaya çıkmasını ve adaletin tecelli etmesini sağlayacak olan hakimler neden Okur’un mahkeme karşısına çıkmasını sağlamıyor.

İbrahim Okur’la benzer durumda olanlar tutuksuz yargılanırken 22 aydır neden tutuklu olarak bekletiliyor?

Diyelim ki İbrahim Okur gerçekten suçsuz, masum olduğu ortaya çıktı, toplum Okur’u suçsuz bir şekilde 22 ay içeride bekleten mahkemelerin adaletle hükmettiğine inanır mı?

Hakim ve savcıların hukuka göre karar verdiğini düşünür mü?
Sabah akşam Adalet Bakanı çıksa bu ülkenin hukuk devleti olduğunu, yargının bağımsız olduğunu söylese, inandırıcı olur mu?

Yine söylüyorum, FETÖ davası bu ülkenin bekasını ilgilendiren bir davadır. Bu davada tali yollara sapılmamalı, kişisel hesaplar görülmemeli, konjonktürel hesaplara girişilmemelidir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.6.2018
İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek
22.6.2018
Sandığa 48 saat kala umumi manzara
20.6.2018
‘Önümüzdeki seçimlerde zorlu bir imtihan bizi bekliyor’
19.6.2018
Güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü?
15.6.2018
Sosyal medya Temel Karamollaoğlu’nun olmuş....
13.6.2018
“Taşımayla başka yerlerden getirilmedik, kendimiz isteyerek geldik”
10.6.2018
IMF’in borcunu kapatan hükümetten...
8.6.2018
Bakınız, kültür bakanımız ‘partizan bürokratla’ yakın çalışmıyormuş...
6.6.2018
Sakin olun arkadaşlar, bu sadece bir seçim...
5.6.2018
Bu durumda ‘milli iradeye’ saygısızlık olmuş olmuyor mu?
2.6.2018
Hani İbrahim Okur, FETÖ’nün kripto adamıydı!
31.5.2018
24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak...
26.5.2018
Saadet Partisi 28 Şubat savcısını aday mı yaptı?
23.5.2018
Mavi Marmara anlaşması neden iptal edilmiyor?
22.5.2018
Biz Amerika’nın Kudüs kararını bir kez daha reddederken...
18.5.2018
Devlet miting yapar mı?
16.5.2018
Ülkemiz hukuk devleti mi...
12.5.2018
18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir tablo çıkmıştı ortaya...
10.5.2018
AK Parti ilk kez sonucunun cebinde olmadığı bir seçime giriyor
9.5.2018
Erdoğan’la AK Parti nasıl ayrıştırıldı...
6.5.2018
Yetmez Devlet Bey, ‘Cumhur İttifakına’ oy vermeyen herkes FETÖ’cü kabul edilsin...
4.5.2018
AK Parti ve gençler arasındaki makas neden açılıyor?
2.5.2018
AK Parti’nin yüzde 60’larla sandıktan taçlanarak çıkması gerekmiyor mu?
26.4.2018
Madalyonun öteki yüzü: 15 milletvekilini veren AK Parti olsaydı...
24.4.2018
Tek kelime ile bravo CHP...
20.4.2018
AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
18.4.2018
Ülkemiz için hayırlara vesile olsun
17.4.2018
Nihat Zeybekci’ye spekülatif saldırı yapıyorlar sandım...
11.4.2018
Esad yaptıklarının bedelini ödemeyecek
7.4.2018
Merkez Bankası faizleri neden düşürmüyor?
6.4.2018
“Mustafa Ruhi Şirin tahrikkar bir üslupla...”
4.4.2018
Dindar gençlik isterken..
3.4.2018
Meclis Başkanı piyangodan çıkmadı
28.3.2018
HSK Başkanvekili Yılmaz: Yargıtay Tetkik Hakimliği hamaliyedir
27.3.2018
Kanun ne diyorsa o yapılmış!
23.3.2018
“Annesi üzerinden bir kişiye yapılan büyük haksızlık bu”
22.3.2018
Nereden nereye?
21.3.2018
Metal yorgunluk mu, siyasal yozlaşma mı?
9.3.2018
Siyasetçiden canını isteyelim, yeter ki ‘şeffaflık’ ‘ahlak’, ‘etik’ istemeyelim; cıss!
7.3.2018
"Din taraftar toplama aracı değildir"
6.3.2018
Trolün ahlaklısı olur mu?
2.3.2018
“Saadet Partisi’ne oy veririm diye düşüneceğim aklıma gelmezdi...”
28.2.2018
Kim bu ahlaksız troller?
27.2.2018
Suriye’de gerçek anlamda söz sahibi olmanın yolu Esad’la anlaşmak mı?
23.2.2018
Tam bir “iştirakçi yavuz katil” olayıyla karşı karşıyayız
20.2.2018
Utanç verici bir durum
17.2.2018
Deniz Yücel davasından ne kazandık ne kaybettik?
14.2.2018
Herkes için adalet, herkes için özgürlük istemek saflık mıdır?
13.2.2018
CHP neden yüzde 25 bandını aşamıyor...
7.2.2018
Bir düşünelim, neden bu insanlar bizi bırakıp gidiyor…
6.2.2018
Dalkavukluğun bu kadarına...
2.2.2018
Siyasallaşan “sizin” yargınız!
31.1.2018
“Daha göreceğimiz çok şey var...”
30.1.2018
Ey CHP...
24.1.2018
Türkiye savaşta değil, sınırımızdaki terör örgütlerini temizliyor
23.1.2018
Türkiye Afrin’e harekâtı hangi orduyla mı yapacak?
22.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8