Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek


24.6.2018 - Bu Yazı 2337 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Önceki gün Muharrem İnce’nin İzmir mitingini izledim.   

Adnan Menderes Havaalanına indiğimizde, İnce’yi karşılamaya gelen ekip “Miting meydanının olağanüstü kalabalık olduğunu” söyleyince İnce dahil seçim aracındaki herkes şaşırdı ve heyecanlandı. Bunun üzerine ben “Neden bu kadar heyecanlısınız anlamadım, doğal değil mi, sonuçta burası sizin kaleniz” dedim.

Cevap “Kalemiz ama biz neredeyse 20 yıldır kalemiz olan İzmir’de bile böylesi bir kalabalık görmedik” oldu.

18-06/22/basliksiz-2-1529700463.jpg

Olağanüstü bir kalabalık vardı. Yarım saatte meydana ulaşabildik. Ben miting alanı sandım, değilmiş. Sahnenin arkasıymış. Miting meydanında kalabalığın sonu görünmüyordu. 

İnce, sokakların dilini biliyor. Esprili. Halka dokunuyor. Çok heyecanlı. Bu seçimde olmazsa sonraki seçimde, ama bu ülkenin kaderinde ben varım diyen bir özgüvene sahip.

İzmir’e İnce ile birlikte gittik. Uçakta kısa bir röportaj yaptım. Ben sordum Muharrem İnce cevapladı.

Kavga etmeyen bir Cumhurbaşkanı olacağım: Toplumun hiçbir kesimiyle kavga etmeyen bir Cumhurbaşkanı olacağım. Benim Cumhurbaşkanlığımda, toplumun farklı kesimlerini “şunlar marjinal”, “bunlar radikal”, “bunlar bizden değil” gibi dışlamayacağım. Toplumun bütün kesimlerini kucaklayan bir Cumhurbaşkanı olacağım. Hiç kimse devletin tarafından dışlanmış, devletin ötekisi hissine kapılmayacak. Bakın bunu başarmak zor değil. Biz hep birlikte bunu başarabiliriz.

Dilimin sürçtüğünü herkes biliyor: Her hafta Cuma’ya gidiyorum demek yerine her gün Cuma’ya gidiyorum demişim. Ne var bunda? Bunun bir dil sürçmesi olduğu bilinmiyor mu? E ona bakılırsa Erdoğan da Eskişehir mitinginde “Çocuklarıma helal lokma yedirmedim” dedi. Üzerinde mi tepinelim “Bakın çocuklarına helal lokma yedirmedim” diyor diye. Dili sürçtü Erdoğan’ın. Olur böyle şeyler. Program yoğunluğunun, dolayısıyla da yoğunluğun vermiş olduğu yorgunluktan kaynaklanan bir durum. Bir dil sürçmesinin malzeme yapılması çok ayıp.

Erdoğan’la aramızdaki tek fark: Cumhurbaşkanı Erdoğan namaz kılan, ibadetlerini yapan birisi. Ben ise beş vakit namaz kılmıyorum. Cuma namazlarına gidiyorum. Görüntü böyle. Ben yine de size Erdoğan ve benim aramdaki en belirgin farkın ne olduğunu söyleyeyim mi? Tek kelime ile, ben kötü birisi değilim. Kimseye kötülük yapamam. Bu ülkede bilerek kimseye ama kimseye kötülüğüm dokunmaz.

Bekir Bozdağ’a “Sen nasıl bir Müslümansın” diyeceğim: Bozdağ benim Cuma namazına gitmemi, konuşmalarımı, namaz kılıyor olmamı, umre ziyaretimi samimi olmadığını söyleyen demeçler veriyor. Seçim sonuçları ne olursa olsun seçimlerden sonra Bekir Bozdağ’ın yanına gideceğim, bu hakkı kendisinde nasıl bulduğunu soracağım ve yüzüne şunu söyleyeceğim “Sen nasıl bir Müslümansın? Allah’ın tahsildarlığına mı soyundun. Allah sana böyle bir hak mı verdi? Elinde samimiyet metresi mi var?”

Söyleyeceğim çünkü, asıl bunu söyleyen birisinin Müslümanlığını tartışmamız lazım. Bu söylemler dinin özünde yok. Bir Müslüman böyle bir şey söylemeye hakkının olmadığını bilir.

Ayrıca Müslümanlığa bizlerin giremeyeceği bir kamusal alan mı oluşturdular. Nedir yani bu. Böyle bir şey olabilir mi?

Annem  çok üzülüyor: Bu tür şeylere en çok anam üzülüyor. Anamın üzülmesi de beni üzüyor. Yoksa benim üzüldüğüm, umursadığım yok.

Gönüllerimiz bölündü: Dış politikada bile uzlaşamaz hale geldik. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nı hatırlıyorum ben. Bütün millet davulun aynı tarafındaydı. Şu anda öyle bir şey yok. Bakın, dış politikada dahi uzlaşamıyorsak, gönüller bölünmüş demektir. Gönüllerin bölündüğü bir ülkeden refah çıkmaz. Bu toplumdan refah çıkabilmesi için önce birbirimizi anlayacağız ve gönülleri birleştireceğiz.

Devletteki din hizmeti biz Sünnilerin tekelinde: Kürtlerle barışmamız lazım. Başörtülülerle, muhafazakarlarla, Alevilerle barışmamız lazım. Ama asıl Alevilerle muhafazakarların barışması lazım.  Bakın, barışık bir toplum olmamamızın, ülkemizde toplumsal uzlaşmanın olmamasının acısını hep birlikte yaşadık.

Alevilere çok haksızlık yapılıyor. Alevilerden vergi alıyoruz, askere gönderiyoruz, şehit oluyorlar. Ama devletteki din hizmeti biz Sünnilerin tekelinde.

Biz devletin vergilerinden kendi mezhebimiz için pay alıyoruz, ama onlar alamıyor. Bu adil değil, hakkaniyetli değil, vicdani hiç değil. Ben doğru bulmuyorum.

Ben Cemevi’nde nasıl ibadet yapılır bilmem ama camide nasıl ibadet yapılır bilirim. Benim inancımda, kültürümde, geleneğimde cami var. Ama ben camiye gidiyorum diye Cemevlerini dışlamam doğru değil.

Herkes için adaletin olduğu bir Türkiye olacak: Herkes için adalet isteyeceğiz. Başörtülü için de, başörtüsüz için de, inanan için de, inanmayan için de, Kürtler içinde, Türkler için de, Aleviler için de Sünniler için de, AK Partililer için de, CHP’liler için de....

Adaleti tek taraflı istemeyeceğiz. Herkes için adaletin olduğu bir Türkiye olacak.

Asla güç bende demeyeceğim: Toplumun yarısının oyunu aldım o halde ne istersem yaparım demeyeceğim. Eğitimden örnek vereyim. Mesela eğitimdeki sorunu çözeceğim değil mi, kafama göre değil, uzmanlar ne diyor ona bakacağım. Toplumun ihtiyaçlarını, taleplerini dikkate alan bir Cumhurbaşkanı olacağım.

İhtiyaçtan fazla imam hatip liseleri açılmayacak ama ihtiyaç olduğunda bu kadar fazla açmayalım demeyeceğiz. Eğitimde kaliteyi artıracağız. Kimse zorunlu din eğitimi almayacak. Muhafazakar aileler ne kadar ihtiyaç hissediyorsa, ihtiyaç duyduğundan az din dersi eğitimi almayacak. Kelam, akaid, fıkıh, siyer ne dersi istiyorsa alabileceği bir sistem oluşturacağım.

Yargı bağımsız olacak: Yargıyı bağımsız hale getireceğiz. Dün bir yere bağlıydı bugün başka bir yere yarın İnce’ye bağlı olmamalı. Bu şekilde adaleti tesis edemeyiz. Yargının en utanç verici durumu şuydu. Birkaç sene önceydi sanırım, şöyle haberler okuyorduk, efendim sekiz sosyal demokrat, beş milliyetçi, dindar yargıç var.. Olur mu böyle şey? Ne kadar ideolojik hale gelmiş değil mi?  Böyle hakim olur mu? Olmaz. İşte bu yüzden öncelikli olarak yargıyı bağımsız hale getirmemiz lazım ki, hukuk devleti olabilelim.

Seksen bir milyonun makbul olduğu bir ülke: Geçmişe baktığınız zaman gelen her iktidar kendi makbullerini oluşturmuş. ANAP gelmiş kendi makbullerini oluşturmuş, CHP kendi makbullerini oluşturmuş. AK Parti iktidara geldi o da farklı davranmadı kendi makbullerini oluşturdu. Ben şimdi diyorum ki, yeter artık. Artık o iktidarın bu iktidarın makbulleri olmasın, artık seksen bir milyon bu ülkenin makbulleri olalım.

Ekonomi yönetimini özerk hale getireceğim: Halk Bankası, Ziraat Bankası, Kalkınma Bankası ve Eximbank bütün bu bankaları sektörel anlamda yeniden yapılandıracağım. Ziraat Bankası medya patronlarına kredi vermeyecek, yüzde seksen köylüye kredi veren bir banka olacak. Halk Bankası başka işlerle uğraşmayacak gidecek kobilere, esnafa kredi verecek. Eximbank, Kalkınma Bankası girişimcilere destek sağlayacak. Kurumlar kendi görevlerini yapacaklar. Kurallara uyacaklar. Kurallar işleyecek.

Ekonomi kurumlarını özerkleştireceğiz ki, yapılması gereken ne ise onu özgürce yapabilsinler. Polisiye tedbirlerle enflasyon düşmez, enflasyon düşsün dediğinizde enflasyon düşmez, faizler düşmez. Ancak güven vererek bunu başarabilirsiniz. Hukuk devletini sağladığınızda bunu başarabilirsiniz. Piyasalara güven vereceğiz, yatırımcıya güven sağlayacağız çünkü kurumların üzerindeki baskılar olmayacak. Geliri gideri dengeleyeceğiz bir kere.

En çok güldüğüm espri: Cumhurbaşkanı adayı olduktan sonra sosyal medyada pek çok espri yapıldı. Bunlardan en çok güldüğüm, beğendiğim “CHP yıllarca Messi’yi yedek tutup Sabri’yi oynatmış” esprisi oldu.

 Hitabet dersi almadım: En çok sorulan soru hitabet ve beden dilini kullanma konusunda ders alıp almadığıma ilişkin. Hayır, hiçbir ders almadım. Belki bu konuda beni cesaretlendiren, özgüvenli olmamı sağlayan sınıf öğretmenim olmuştur.

28 Şubat’ta başörtülü öğrencimi korudum

Muharrem İnce’ye ısrarla, dönüp dolaşıp başörtüsü konusunu sordum. Zira İnce’nin geçmişte başörtüsü yasağını savunduğuna dair bir video kaydı var. Bu video üzerinden de sordum. Cevabı ısrarla “Benim başörtüsü yasağını savunuyor olmam mümkün değil” oldu.

Ben nasıl başörtüsü düşmanı olabilirim: Yok öyle bir şey. Başörtüsü yasağını savunan bir konuşmam yok. Başörtüsüne mesafeli de durmadım hiç. Beni ilgilendirmedi hiç.

Ben dün ne isem bugünde aynı Muharrem İnce’yim. Bakın, benim babamın bir gelininin başı açık, bir gelinin ise başı kapalı. Benim kız kardeşim sizler gibi örtülü, gördünüz. Annem örtülü. Akrabalarımda başörtülü kadınlar var. Türkiye bu işte. Ben nasıl başörtüsü yasağını savunurum.

E bakın ben, 28 Şubat döneminde başörtüsü yasağının en yoğun olduğu dönemde dershanemde, bana yapılan baskılara rağmen başörtülü bir kızımızın dershanede eğitim almasını sağladım. Dershaneciliğim çok gündemde biliyorsunuz. Ama bu bilinmez, konuşulmaz mesela.

Bir gün başörtülü bir kızımız geldi bana “Ben başörtülüyüm, sizin dershanenize kayıt yaptırabilir miyim” dedi. Tabi ki dedim. Liseyi bitirmiş. Dersheneye kaydını yaptık derslere başladı. Bir gün bir subay geldi “Burada okuyan bir türbanlı varmış doğru mu?” dedi. Evet bir başörtülü öğrencimiz var” dedim. “Mevzuatlara aykırı türban takması, onu dershaneden çıkartmanız gerekiyor” dedi.

Ben de “liseyi bitirmiş birisinin mevzuatlara nasıl uyma zorunluluğu varmış” dedim. Tartıştık. Bir hayli baskı yapıldı devamı günlerde.

Ben o baskılara rağmen o öğrencimizin dershaneye gelmesini sağladım. İncinmesin diye bir gün bile o baskıları hissettirmedim.

İslam dininde resetlenme yok: Bakın, AK Partili dört kadın milletvekili başörtüsü ile Meclis’e geldiklerinde (2013) CHP’nin iki konuşmacısı vardı. Konuşmacıların birisi bendim diğeri de Şafak Pavey.  O konuşmalarıma bakın bakalım başörtüsü hakkında ne söylemişim. Şahane bir konuşmaydı. Yalnız o gün  başörtüsü ile Meclis’e gelen, AK Partili bir milletvekili “Artık resetlendim” dedi. Yani diyor ki, “Ben başımı örttüm ve artık bütün geçmiş günahlarım resetlendi.”  Ben de dedim ki “Yok öyle bir şey. Başını örttün ve geçmişini resetledin. İslam dininde resetlenme yoktur. Sen Allah’a yalvarırsın, tövbe edersin ancak öyle sıfırlandım garantin olmaz. Sen sadece yalvarırsın. Affedip affetmemek Allah’ın takdirine kalmış?

Dün de hataydı bugün de: Dün Kenan Evren dinin nasıl olacağını, nasıl yaşanacağını dayatıyordu, bugün de bunlar dinin nasıl olacağını dayatıyorlar. İşte bakın benim namaz kılmamdan rahatsız oluyorlar, samimi değil diyorlar. Normalde sevinmeleri gerekirken üzülüyorlar. Kenan Evren dün dini devlete uydurmaya çalışıyordu bunlar da kendilerine göre uydurmaya çalışıyorlar. Dini kendilerine uygun bir şekilde tasarlamaya çalışıyorlar.

İkisi de yanlış. İkisi de hatalı yaklaşım. Bunu söylüyorum yanlış mıyım?

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.6.2018
İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek
22.6.2018
Sandığa 48 saat kala umumi manzara
20.6.2018
‘Önümüzdeki seçimlerde zorlu bir imtihan bizi bekliyor’
19.6.2018
Güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü?
15.6.2018
Sosyal medya Temel Karamollaoğlu’nun olmuş....
13.6.2018
“Taşımayla başka yerlerden getirilmedik, kendimiz isteyerek geldik”
10.6.2018
IMF’in borcunu kapatan hükümetten...
8.6.2018
Bakınız, kültür bakanımız ‘partizan bürokratla’ yakın çalışmıyormuş...
6.6.2018
Sakin olun arkadaşlar, bu sadece bir seçim...
5.6.2018
Bu durumda ‘milli iradeye’ saygısızlık olmuş olmuyor mu?
2.6.2018
Hani İbrahim Okur, FETÖ’nün kripto adamıydı!
31.5.2018
24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak...
26.5.2018
Saadet Partisi 28 Şubat savcısını aday mı yaptı?
23.5.2018
Mavi Marmara anlaşması neden iptal edilmiyor?
22.5.2018
Biz Amerika’nın Kudüs kararını bir kez daha reddederken...
18.5.2018
Devlet miting yapar mı?
16.5.2018
Ülkemiz hukuk devleti mi...
12.5.2018
18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir tablo çıkmıştı ortaya...
10.5.2018
AK Parti ilk kez sonucunun cebinde olmadığı bir seçime giriyor
9.5.2018
Erdoğan’la AK Parti nasıl ayrıştırıldı...
6.5.2018
Yetmez Devlet Bey, ‘Cumhur İttifakına’ oy vermeyen herkes FETÖ’cü kabul edilsin...
4.5.2018
AK Parti ve gençler arasındaki makas neden açılıyor?
2.5.2018
AK Parti’nin yüzde 60’larla sandıktan taçlanarak çıkması gerekmiyor mu?
26.4.2018
Madalyonun öteki yüzü: 15 milletvekilini veren AK Parti olsaydı...
24.4.2018
Tek kelime ile bravo CHP...
20.4.2018
AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
18.4.2018
Ülkemiz için hayırlara vesile olsun
17.4.2018
Nihat Zeybekci’ye spekülatif saldırı yapıyorlar sandım...
11.4.2018
Esad yaptıklarının bedelini ödemeyecek
7.4.2018
Merkez Bankası faizleri neden düşürmüyor?
6.4.2018
“Mustafa Ruhi Şirin tahrikkar bir üslupla...”
4.4.2018
Dindar gençlik isterken..
3.4.2018
Meclis Başkanı piyangodan çıkmadı
28.3.2018
HSK Başkanvekili Yılmaz: Yargıtay Tetkik Hakimliği hamaliyedir
27.3.2018
Kanun ne diyorsa o yapılmış!
23.3.2018
“Annesi üzerinden bir kişiye yapılan büyük haksızlık bu”
22.3.2018
Nereden nereye?
21.3.2018
Metal yorgunluk mu, siyasal yozlaşma mı?
9.3.2018
Siyasetçiden canını isteyelim, yeter ki ‘şeffaflık’ ‘ahlak’, ‘etik’ istemeyelim; cıss!
7.3.2018
"Din taraftar toplama aracı değildir"
6.3.2018
Trolün ahlaklısı olur mu?
2.3.2018
“Saadet Partisi’ne oy veririm diye düşüneceğim aklıma gelmezdi...”
28.2.2018
Kim bu ahlaksız troller?
27.2.2018
Suriye’de gerçek anlamda söz sahibi olmanın yolu Esad’la anlaşmak mı?
23.2.2018
Tam bir “iştirakçi yavuz katil” olayıyla karşı karşıyayız
20.2.2018
Utanç verici bir durum
17.2.2018
Deniz Yücel davasından ne kazandık ne kaybettik?
14.2.2018
Herkes için adalet, herkes için özgürlük istemek saflık mıdır?
13.2.2018
CHP neden yüzde 25 bandını aşamıyor...
7.2.2018
Bir düşünelim, neden bu insanlar bizi bırakıp gidiyor…
6.2.2018
Dalkavukluğun bu kadarına...
2.2.2018
Siyasallaşan “sizin” yargınız!
31.1.2018
“Daha göreceğimiz çok şey var...”
30.1.2018
Ey CHP...
24.1.2018
Türkiye savaşta değil, sınırımızdaki terör örgütlerini temizliyor
23.1.2018
Türkiye Afrin’e harekâtı hangi orduyla mı yapacak?
22.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8