Elif ÇAKIR

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

Adalet için aydın sorumluluğu


8.2.2019 - Bu Yazı 250 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 On dokuzuncu yüzyıl sonunda Fransız toplumunu iki ayrı kampa bölen Dreyfus Davası, Alman Büyükelçiliği’nde istihbaratçı olarak çalışan hizmetçi Maria Batistan’ın 26 Eylül 1894’te çöp sepetinden bulduğu bir mektup ile başlar.  Okuma yazması olmayan Batista’nın tek görevi bulduğu bütün kağıtları Fransız Haber Alma Birimine teslim etmektir.

Batista mektubu bağlı olduğu Binbaşı Henry’e, Henry de Fransız Haber Alma Birimden sorumlu Albay Sandherr’e ve Savaş Bakanı General Mercier’e teslim eder.

Mektuptaki yazının, orduda yüzbaşı olarak görev yapan Yahudi asıllı Alfred Dreyfus’a ait olduğuna karar verilir ve Yüzbaşı Dreyfus Fransa’nın askeri sırlarını Almanya’ya satmak suçu ile tutuklanır ve hakkında soruşturma başlatılır.

Soruşturma başlar... Soruşturmayı yürüten kişi her fırsatta Yahudi düşmanı olduğunu açıklayan Albay Sandherr’den başkası değildir.

Fransa’nın ordusu hakkında stratejik gizli bilgileri içeren mektup “bilirkişi” Gobert’e götürülür Gobert belgedeki yazının Dreyfus’a ait olmadığını söyler. Dreyfus’a ait değildir ancak Savaş Bakanı General Mercier bir suçlu bulunmasını ister… Suçlunun bulunmasını değil.

Yazının Dreyfus’a ait olduğunu söyleyecek bir uzman aranır. Bulunur da. Bertillon’a göre mektuptaki yazı ile Dreyfus’un yazısı arasında benzerlik yoktur ama bu durum “Dreyfus’un gelecekte yapılacak bir soruşturmanın soruşturmacılarını yanıltmak için bilinçli olarak yazısını değiştirdiğini” göstermektedir.

19 Aralık’ta dava görülmeye başlar. Casusluk gibi önemli bir dava sadece üç gün sürer.

Dava dosyasında Dreyfus’un suçlu olduğunu gösterecek tek bir maddi delil ve bulgu yer almamaktadır. Vatana ihanetten hakkında dava açılan Dreyfus’un dava dosyasında, Dreyfus’un kumarbaz olduğu, bir metresinin olduğu ve borca batık olduğu yazmaktadır.

22 Aralık günü “Yok olsun Yahudiler”, “Hain Dreyfus”, “Cezası verilsin” sloganlarının gölgesinde Askeri Mahkeme Dreyfus’un rütbelerinin sökülmesine ve yaşam boyu sürgün edilmesine karar verir.

Dreyfus ömrünün kalanını geçirmek üzere Şeytan Adası’na sürgün olarak gönderilir, dava bitmiştir ancak tartışmalar bitmez.

***

Bazı gazetelerde Dreyfus’un suçlu olmadığına ve mahkemenin adaletsiz bir yargılama yaptığına dair yazılar çıkar. Dreyfus’un suçsuz olduğuna inananlardan birisi de Senato Başkanı Auguste Kestner’dir. Dreyfus’un masum olduğunu gösteren bazı belgeleri görmüştür. 14 Temmuz 1897’de senatoda Dreyfus’un suçlu olmadığına inandığını açıklar ve ardından Dreyfus’un suçsuz olduğunu gösteren belgeleri ünlü yazar Emile Zola’ya verir.

Gizli belgelere göre casusluk yapan asıl suçlu Subay Esterhazy’idir.

Dreyfus’un masumiyetini savunma kararını eşine yazdığı mektupta şöyle anlatır Zola: “Çoktandır beynimi, yüreğimi kurcalayıp duruyordu. Uyuyamıyordum. Bana ne deyip susmayı alçaklık buluyorum. Bundan böyle başıma gelebilecek şeyler hiç umurumda değil.”

Zola, yazmasına imkan tanıyan gazetelerde Dreyfus Davasının yeniden görülmesi gerektiği konusunda oldukça sert yazılar yazar. Dreyfus hakkında mahkemeye karar verdirten genelkurmayı suçlar.

Karısına yazdığı mektupta “başıma gelebilecek şeyler” demesi boşuna değildi. Paris sokakları, “Zola’ya ölüm” çığlıkları ve “vatan haini” sloganları ile inler. Ölüm tehditleri alır Zola.

Vazgeçmez ve tarihe geçen mektubu yazar...

Zola’nın “Suçluyorum” başlıklı mektubu sadece Fransa Cumhurbaşkanına değil aynı zamanda  bu adaletsizlik karşısında susan aydınlaradır. 
Bu mektuptan sonra sokakları dolduran kitleler “Yok olsun Zola” diye bağırırken, aşırı sağcı medyada yoğun saldırılar da başlar.

Zola yalnız kalmaz. Anotole France, Proust, Durkheim gibi aydınlar ve ünlü politikacı Clemenceau Zola’nın yanında yer alarak Dreyfus’un yeniden yargılanması için destek verirler. Ve Zola’nın mektubu tarihe “Fransız Aydınlar Dilekçesi” olarak geçer.

Zola’nın zorlu mücadeleleri sonuç verir ve Yüzbaşı Dreyfus yeniden yargılanır ve 1906’da beraat eder.

Aslında Zola, toplumu ikiye bölen böyle bir olayda koyduğu tavırla gerçek bir aydının nasıl olduğunu gösterdi dünyaya.   

Dreyfus Davası, Fransa’da kuvvetler ayrılığı ve yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiği fikrinin gelişmesi için büyük bir tecrübe olur.

Aileleri ikiye bölen, arkadaşlık bağlarını zedeleyen, neredeyse toplumu düşman kamplara ayrılmasına sebep olan bu davanın ortaya koyduğu önemli bir unsur da, devlet kademesinin her dediğine “devlet diyor” diye inanılmaması gerektiğidir.

Fransa’da adaletin tesis edilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin hayati değer olduğunu, yargı bağımsızlığının ne kadar önemli göstermesi açısından Dreyfus Davası önemli bir tecrübe oldu. Fransa başka bir Dreyfus olayı daha yaşamadı.

Bizim ülkemizdeki  Dreyfus Davasının bir örneği rahmetli Adnan Menderes’tir. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana yaşadığımız Dreyfus’lar bugün olmuş hala devam ediyor. Adaletsizliğin açtığı yaralar her geçen gün daha da derinleşiyor ülkemizde.

Yorulmadık kutuplara ayrılmaktan, bitap düşmedik yaşadığımız kamplarda...

Sami Selçuk’un kaleme aldığı “Dreyfus Davası: Dünyaca unutulmayan yargılama yanılgısı” kitabının girişinde şunları yazıyor:

“Dreyfus Davası iyi algılandığında Fransa’da yaşananların son günlerde ülkemizde yaşananlara ne denli benzediği görülecektir. Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti’yi kapatma davası, Ergenekon, Balyoz diye adlandırılan dava benzerleri, Dreyfus Davası’nda yaşananların bir başka toplumda ve kültür ortamında yinelemesidir, aslında.” (Sh.7)

Bu kadar derin yaralara rağmen geçmişin acı olaylarından ders almıyoruz maalesef.

3. Cumhurbaşkanımız rahmetli Celal Bayar’ın dediği gibi, çünkü bizim Emile Zola gibi aydınlarımız, Clemenceau gibi politikacılarımız da olmamıştır tarihte.

Emile Zola’nın Dreyfus Davası kitabının ülkemizde ilk kez yayınlanmasını sağlayan, merhum Celal Bayar Kayseri Cezaevi’nde tuttuğu günlüğüne şunları kaydeder:

“Dreyfus Davasını tedkik için kitap ısmarladım. İftira ve mahkeme yönünden bizimkine çok benzemektedir. Fransız Milleti bu adaletsizliği tamir etmiştir. Bizde henüz milli vicdan haksız hükümeti hazmetmemekle beraber tamiri için maddi bir gayret göstermemiştir. Mesela bir Emile Zola, bir Clemenceau çıkmamıştır.” (Celal Bayar, Kayseri Cezaevi Günlüğü, sh.69)

Evet, Dreyfus Davası aynı zamanda Emile Zola’nın, bütün dünyaya “aydın” olmanın aslında ne demek olduğunu göstermesinin hikayesidir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
23.2.2019
Bize ne oldu böyle?
20.2.2019
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın kıyamet kopartan sözleri
15.2.2019
‘Onca kalabalığa rağmen, bu nasıl bir yalnızlık’
14.2.2019
Kaçan tarihi fırsat
13.2.2019
Mülakat sınavıyla liyakat tespit edilir mi
8.2.2019
Adalet için aydın sorumluluğu
6.2.2019
Geliyorum diyen küresel krize hazır mıyız?
5.2.2019
G-20’nin seçkin insanlar grubu ve herkese açık küresel finans sistemi
30.1.2019
Ülkücüler ne yapsalar Savcı Nurettin Soyer sevinirdi
29.1.2019
İnsanları hem dinden hem de siyasetten soğutuyorsunuz
25.1.2019
Siyasal yozlaşmadan toplumsal yozlaşmaya
22.1.2019
Korku siyaseti el mi değiştiriyor
19.1.2019
Uygur kampları çok güzel sen de gelsene!
18.1.2019
Adını tarihe ‘o bir insan hakları savunucusuydu’ diye de yazdırabilirdi
15.1.2019
‘Nullum crimen, nulla poena sine lege...’
13.1.2019
Bu vatanın kalifiye insanları neden gidiyorlar?
9.1.2019
İslam dünyasının duymadığı, görmediği gerçekler
8.1.2019
Jefferson’ın Kuran’ı Kerim’i...
4.1.2019
Endişeye mahal yok: Dindarlaşmıyoruz!
26.12.2018
Kumpasa karşı kumpas değil- kumpasa karşı adalet
23.12.2018
Şiddete başvurma, silahlı eylem yapma ihtimalleri ‘olabilir’ örgütü: Hizb’ut Tahrir
18.12.2018
Dünden bugüne ideolojik yargı tarihimiz
12.12.2018
‘Adaletin bekası mı, bekanın adaleti mi?’
6.12.2018
Yargıya güven
4.12.2018
28 Şubat mağdurları için de 28 Şubat bitsin
28.11.2018
Suudi mahkemelerinde adalet tecelli eder mi?
22.11.2018
Uzay profesörü olmuş ama…
16.11.2018
Sosyalist sendikanın ülkücü başkanıydı
14.11.2018
Gerçek hayatta da tıpkı filmlerdeki gibi sonunda kazanan ‘adalet’ olsa...
10.11.2018
“Trump’ın dedesi dahi bu ülkeye gelmek istemezdi”
24.6.2018
İnce: Hedefim gönülleri birleştirmek
22.6.2018
Sandığa 48 saat kala umumi manzara
20.6.2018
‘Önümüzdeki seçimlerde zorlu bir imtihan bizi bekliyor’
19.6.2018
Güçlünün hukuku mu, hukukun gücü mü?
15.6.2018
Sosyal medya Temel Karamollaoğlu’nun olmuş....
13.6.2018
“Taşımayla başka yerlerden getirilmedik, kendimiz isteyerek geldik”
10.6.2018
IMF’in borcunu kapatan hükümetten...
8.6.2018
Bakınız, kültür bakanımız ‘partizan bürokratla’ yakın çalışmıyormuş...
6.6.2018
Sakin olun arkadaşlar, bu sadece bir seçim...
5.6.2018
Bu durumda ‘milli iradeye’ saygısızlık olmuş olmuyor mu?
2.6.2018
Hani İbrahim Okur, FETÖ’nün kripto adamıydı!
31.5.2018
24 Haziran seçimleri Türkiye için bir milat olacak...
26.5.2018
Saadet Partisi 28 Şubat savcısını aday mı yaptı?
23.5.2018
Mavi Marmara anlaşması neden iptal edilmiyor?
22.5.2018
Biz Amerika’nın Kudüs kararını bir kez daha reddederken...
18.5.2018
Devlet miting yapar mı?
16.5.2018
Ülkemiz hukuk devleti mi...
12.5.2018
18 Nisan 1999 seçimlerinde nasıl bir tablo çıkmıştı ortaya...
10.5.2018
AK Parti ilk kez sonucunun cebinde olmadığı bir seçime giriyor
9.5.2018
Erdoğan’la AK Parti nasıl ayrıştırıldı...
6.5.2018
Yetmez Devlet Bey, ‘Cumhur İttifakına’ oy vermeyen herkes FETÖ’cü kabul edilsin...
4.5.2018
AK Parti ve gençler arasındaki makas neden açılıyor?
2.5.2018
AK Parti’nin yüzde 60’larla sandıktan taçlanarak çıkması gerekmiyor mu?
26.4.2018
Madalyonun öteki yüzü: 15 milletvekilini veren AK Parti olsaydı...
24.4.2018
Tek kelime ile bravo CHP...
20.4.2018
AK Parti, Bahçeli’nin “Cumhurbaşkanı adayımız Erdoğan’dır” açıklamasını duyunca ne düşündü?
18.4.2018
Ülkemiz için hayırlara vesile olsun
17.4.2018
Nihat Zeybekci’ye spekülatif saldırı yapıyorlar sandım...
11.4.2018
Esad yaptıklarının bedelini ödemeyecek
7.4.2018
Merkez Bankası faizleri neden düşürmüyor?
6.4.2018
“Mustafa Ruhi Şirin tahrikkar bir üslupla...”
4.4.2018
Dindar gençlik isterken..
3.4.2018
Meclis Başkanı piyangodan çıkmadı
28.3.2018
HSK Başkanvekili Yılmaz: Yargıtay Tetkik Hakimliği hamaliyedir
27.3.2018
Kanun ne diyorsa o yapılmış!
23.3.2018
“Annesi üzerinden bir kişiye yapılan büyük haksızlık bu”
22.3.2018
Nereden nereye?
21.3.2018
Metal yorgunluk mu, siyasal yozlaşma mı?
9.3.2018
Siyasetçiden canını isteyelim, yeter ki ‘şeffaflık’ ‘ahlak’, ‘etik’ istemeyelim; cıss!
7.3.2018
"Din taraftar toplama aracı değildir"
6.3.2018
Trolün ahlaklısı olur mu?
2.3.2018
“Saadet Partisi’ne oy veririm diye düşüneceğim aklıma gelmezdi...”
28.2.2018
Kim bu ahlaksız troller?
27.2.2018
Suriye’de gerçek anlamda söz sahibi olmanın yolu Esad’la anlaşmak mı?
23.2.2018
Tam bir “iştirakçi yavuz katil” olayıyla karşı karşıyayız
20.2.2018
Utanç verici bir durum
17.2.2018
Deniz Yücel davasından ne kazandık ne kaybettik?
14.2.2018
Herkes için adalet, herkes için özgürlük istemek saflık mıdır?
13.2.2018
CHP neden yüzde 25 bandını aşamıyor...
7.2.2018
Bir düşünelim, neden bu insanlar bizi bırakıp gidiyor…
6.2.2018
Dalkavukluğun bu kadarına...
2.2.2018
Siyasallaşan “sizin” yargınız!
31.1.2018
“Daha göreceğimiz çok şey var...”
30.1.2018
Ey CHP...
24.1.2018
Türkiye savaşta değil, sınırımızdaki terör örgütlerini temizliyor
23.1.2018
Türkiye Afrin’e harekâtı hangi orduyla mı yapacak?
22.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
19.1.2018
Dolayısıyla geldiğimiz süreçte mahkemeler arası curcuna!
18.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
17.1.2018
AİHM Türkiye’ye geliyor diye gurur duyarken
16.1.2018
“Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ne direnebilirdi”
12.1.2018
Nasıl bir yargı?
10.1.2018
Yargıya müdahale edilmesin
9.1.2018
AK Parti’nin 696 sayılı KHK ile getirdiği imtiyaz!
5.1.2018
Zehir tüccarlarına acıyacak değiliz ama...
3.1.2018
Demek ki, telefonunda her ByLock çıkan ‘FETÖ’cü, vatan haini değilmiş
28.12.2017
İşte AK Parti’nin pırıltısını kaybettiren anlayış
27.12.2017
AK Parti bir kez daha düşünmeli
26.12.2017
İzaha muhtaç kanun maddesi olmaz...
22.12.2017
AK Parti kurucu ayarlarına dönebilir mi?
19.12.2017
“Kudüs konusunda elle tutulur adımlar atmak zorundayız”
15.12.2017
Özür dilemeli miyim?
13.12.2017
İslam İşbirliği Teşkilatı bugün ne diyecek?
12.12.2017
Peki, Evanjelistler bunu neden daha önce yapamadılar
10.12.2017
‘İyi ki Karar gazetesi var’ diyebilirsin ey okur...
5.12.2017
Zarrab davasında Türkiye özgüvenli bir noktada olabilirdi
1.12.2017
Türkiye sükunetini korumalıdır
28.11.2017
İlginç dönemlerden geçiyoruz!
22.11.2017
Bakan Zeybekci: Cumhurbaşkanımızın faiz-enflasyon tezi bilimsel
21.11.2017
Merkez Bankası Erdoğan’ın önerisine kulak tıkamamalı!
17.11.2017
Pardon 3 yanlış 1 doğruyu götürecek!
16.11.2017
Mustafa Fazıl Paşa’nın 150 küsur yıl öncesinden bugüne yazdığı mektup
10.11.2017
‘Evinin içinde düzen olmayan bir ülkenin...’
8.11.2017
Değil mi efendiler, ne yani çocuk dediğin nedir ki?
7.11.2017
“17 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet haftası olsun” diye kanun teklifi verenler...
25.10.2017
Artık AK Parti kendi dönemiyle mukayese ediliyor
24.10.2017
Seçimle gelen seçimle gitmeli
18.10.2017
'AK Parti iktidarından önce...’
17.10.2017
Çok merak ediyorum..
13.10.2017
1 Mart Tezkeresi’nde hâlâ ama hâlâ keramet arayabilmek!
11.10.2017
ABD’nin vizyonsuzluğu!
10.10.2017
Böylesi bir skandal Trump’a yakışırdı
4.10.2017
Unutulan Kemal Kılıçdaroğlu mu?
3.10.2017
Kürt halkımız yokmuş gibi davranamayız...
29.9.2017
“Devletin askeri polisi var”dı hani?
27.9.2017
AB’nin reform ‘çıpa’sı olduğunu ne çabuk unuttuk
22.9.2017
Vatandaş olarak kafam allak bullak durumda
19.9.2017
Bağımsızlık referandumu Irak’ın kendi iç meselesi mi değil mi?
16.9.2017
Aysel Tuğluk: Toplumun tavrı beni umutlandırdı
13.9.2017
Yargıtay Başkanı yazılı metni neden okumadı!
12.9.2017
AK Parti bugün kimi temsil ediyor!
8.9.2017
‘Almanya’nın AB’nin tek yetkilisi gibi konuşması yanlıştır’
6.9.2017
Türkiye’nin eli Arakan’a uzanmalı
30.8.2017
2006’da AK Parti’nin dış politikası
29.8.2017
AK Partiyi AK Parti yapan...
25.8.2017
Bakınız AK Parti dün kendisini şöyle tanımlıyordu...
22.8.2017
‘Çalışıyorsunuz takip ediyorum ama eski ruhu veremiyoruz’
18.8.2017
2019 seçimlerini AK Parti kazansın istiyorum
16.8.2017
Sorun teşkilatların çok daha ötesinde...
15.8.2017
AK Parti’de ilk kez mi revizyon yaşanacak?
9.8.2017
Tartışmaya devam
8.8.2017
Diyanet İşleri bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşturulmalı!
3.8.2017
Diyanet İşleri Başkanları’nın değişmeyen kaderi!
1.8.2017
Abdullah Gül
21.7.2017
Madem ‘o iş öyle’ şu soruyu da cevaplasın Fatih Terim!
19.7.2017
Dün yakalanılan ‘doludan’ bugün kurtulmaya çalışılırken yarın ‘hortuma’ yutulmayalım!
14.7.2017
Bir daha 15 Temmuzlar yaşanmasın için...
12.7.2017
Klişeleşmiş bir söylem olarak: İktidar değil muhalefet sorunu var!
11.7.2017
Emani’nin başına gelen felaket önlenebilir miydi?
5.7.2017
Peki, AK Parti ‘gerçekten’ ne yapmalı?
4.7.2017
“Gereken dersleri çıkarmazsak 2019’da işimiz gerçekten zor”
30.6.2017
Adalet yürüyüşü CHP’yi dönüştürüyor olabilir mi?
25.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
23.6.2017
CHP’nin adalet yürüyüşüne nasıl bakalım?
22.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
21.6.2017
Nihayete ermeyen bir mücadele: Yargı ve hukuk
16.6.2017
Erbakan Hocanın rüyası gerçekleşmiş olsaydı...
14.6.2017
Yargı camiasının vicdanını rahatsız eden ‘gözaltı’
13.6.2017
AB’nin zamanlaması manidar ‘mali denetim’ kararı!
7.6.2017
Davutoğlu’nun uyarıları dikkate alınmalı
6.6.2017
Yorgunluk
31.5.2017
Niteliğe karşı nicelik: İçi boşalan dindarlık
26.5.2017
Görmez FETÖ’ye mektup göndermedi Peki ortalığı kim, nasıl karıştırdı?
24.5.2017
“Bu bir özeleştiri mi Sayın Atalay!”
23.5.2017
Ötekileştirmenin olmadığı bir Türkiye...
19.5.2017
HSK’nın ‘tarafsızlığına’ düşürülen gölge
16.5.2017
“Peki, hukuksuz demokrasi olur mu?”
12.5.2017
“Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?”
10.5.2017
10’da dokuz itaatkar, 10’da 1 itirazcı olsun!
5.5.2017
Türkiye’de değişen sosyoloji ve “beyaz sağ seçmen”
3.5.2017
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en mutlu günüydü
28.4.2017
Koalisyonlar dönemi bitti bitmesine de...
26.4.2017
Türkiye bu imajı hak etmiyor!
19.4.2017
Bundan sonra hayırlara vesile olsun
15.4.2017
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, neden suskunsunuz?
13.4.2017
CHP sahiden değişti mi? Değişebilir mi?
11.4.2017
İki vali, iki olay
5.4.2017
“Hangi siyaset dinden, Allah kelamından büyük olabilir?”
4.4.2017
Evet, vatandaşın tercihine saygı duyulmalıdır
31.3.2017
Avrupa nasıl bir Türkiye istiyor
29.3.2017
Dün güzel bir gündü...
28.3.2017
Ankara nasıl bir 17 Nisan’a uyanacak!
24.3.2017
Türkiye’de referandum kültürü var mı?
22.3.2017
Türkiye’nin ayıplı referandumu!
21.3.2017
“Bizim partimiz kuşatıcı olmalı”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8