Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Erdem İLTER



Bookmark and Share

Akılcı dış politika hamlesi


03.09.2013 - Bu Yazı 9691 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AK Parti , dış politikada “stratejik derinlik”ten, “derin boşluk”a düşmüş durumda. Bunda konjonktürün, değişken bölge dinamiklerinin ve bunun karşısında Türkiye’nin ekonomik, politik, askeri kapasite sınırlılığının etkisi olsa da hükümetin stratejik hatalarının payı gözardı edilemez. Nihayetinde geldiğimiz noktada tıpkı eskiden olduğu gibi bol düşmanlı, yedi düvelin karşımızda olduğu “şanlı” tarihimize geri dönmüş bulunuyoruz. Eskiye dönüşümüz gibi lakabımız da klas oldu; “precious loneliness”. Kısaca “yalnız ve güzel ülke”den “yalnız ama değerli ülke”ye terfi ettik. CHP ’nin işte bu noktada akılcı bir hamleyle AK Parti’nin bu zaafiyetini değerlendirmeye çalıştığı görülüyor. Kemal Kılıçdaroğlu ’nun son Irak gezisi CHP’nin dış politika hamlesi hakkında ciddi ipuçları veriyor. CHP önümüzdeki süreçte dış politikada daha aktif olacak. Nitekim Kılıçdaroğlu Irak ziyaretinin nedenini şöyle açıklıyor; “Türkiye AK Parti’den ibaret değil. Tek boyutlu bir ülke değil. Irak halkı kardeşimizdir. İki ülke halkı arasında bir sıcaklık oluşturmak için gidiyoruz Irak’a.” Ana mesajı “AK Parti’ye mahkum değilsiniz” olan bu sözler her ne kadar Irak gezisi için söylenmiş olsa da aslında CHP’nin yeni dış politikasının felsefesini ortaya koyuyor. Sonbahara doğru yapılması planlanan ABD gezisi de bunu perçinliyor.

Doğrusu AK Parti’nin, dış politikadaki başarının iç politika üzerindeki etkisini en iyi bilen parti olması lazım. Hatırlanacağı üzere AK Parti iktidara geldiği ilk andan itibaren dış politikaya müthiş bir ağırlık verdi. Batı’ya sefere çıkılmış ve Avrupa Birliği’nin kapısındayız görüntüsü verilmişti. Uzun yıllardır dış politikada etkisiz elemanı oynayan, mümkün olduğu müddetçe etliye sütlüye karışmayan bir hariciye yerine son derece aktif, sorumluluk alan ve alternatifler üreterek bölgede kangrene dönmüş sorunlara çare olmaya gayret eden dış politikasıyla prestij ve güven kazanmıştı Türkiye. Bugün hem uluslararası arenada hem de kendi bölgemizde bu noktadan epey uzak bir görüntü veriyor, çözümün değil sorunun bir parçası ve potansiyel sorun üretici olarak görülüyoruz. Bunun detayına fazla girmeden CHP’nin yeni ve akılcı tutumuna değinelim.

 

Bu hamle tutar mı?

Her alanda AK Parti karşısında nakavt olan CHP’nin dış politika hamlesi tutar mı? Doğrusu zemin ve hava şartları CHP’nin lehine olsa da CHP’nin kapasitesinin kapsamlı bir dış politikayı kaldırıp kaldıramayacağı muamma. Özellikle sırtındaki statükonun yüküyle ve yapısal değil, anlık/ taktiksel hareketleriyle başarılı olması ve hem kendi halkına hem de olası uluslararası partnerlerine güven vermesi oldukça zor.

CHP dünyaya, politikaları gittikçe daha çok tepki çeken, en güçlü müttefik ABD tarafından kınanacak noktaya gelen AK Parti hükümetinin alternatifsiz olmadığını ve kendilerinin komşularıyla çatışmadan uzak, diyaloğa daha açık olduklarının mesajını vermeye çalışıyor. Bu politikayı akılcı olarak nitelememin sebebi zamanlamanın çok iyi olması ve hem Türkiye’nin hem de Türkiye ile yakın ilişkisi olan dost ve karşıtlarının buna son derece ihtiyaç duyması. Sonuçta ABD başta olmak üzere bölgesel ve ulusal aktörler Türkiye’yi bir arabulucu olarak görmek istiyorlar. Türkiye’nin İran ile Batı, İsrail ile Suriye ve İsrail ile Filistin arasında diyalog kurma çalışmalarının nasıl takdirle karşılandığını hatırlarsınız. CHP, AK Parti’nin iktidardaki ilk yıllarında uyguladığı bu politikasını sahiplenerek elde edeceği uluslararası prestiji iç politikaya tahvil etmek istiyor. AK Parti tabanının (özellikle ekonomik ve politik istikrar sebebiyle oy veren kesiminin) agresif, neredeyse büyük bir savaşa yol açacak mevcut dış politikadan rahatsız olduğu göz önüne alınırsa, CHP’nin bu hamlesinin akılcılığı, iç politika üzerinde olası etkisi ve yerindeliği daha iyi anlaşılacaktır.

 

Ulusalcı sınırlar

Fakat CHP’nin çok önemli çıkmazları da bulunuyor. Yine Irak ziyaretine bakacak olursak CHP’nin aslında stratejik değil taktiksel hareket ettiğini ve dış politikasını tıpkı iç politikada olduğu gibi ulusalcı sınırlarını aşamadan yürüteceği anlaşılıyor. Irak’ta Şii’lerin yoğunlukta ve hakim olduğu Necef’e, Türkmen’lerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük’e gitmeyi planlayıp (Kerkük gezisi, Ahmet Hakan’ın aktardığına göre güvenlik sebebiyle, bazı başka kaynaklara göre ise Kerkük’ün Kürt Valisi izin vermediği için; Necef’e ise “çok Şii bir görüntü” vermemek için gidilemedi) Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin merkezi Erbil’e gitmemesi dış politikasının sınırları hakkında ciddi ipuçları veriyor. Oysa barış sürecinin yaşandığı bir dönemde CHP’nin Kürdistan ziyareti çok daha anlamlı olurdu. AK Parti’yi mezhepçilikle ve neo-Osmanlıcılıkla suçlayıp sadece Şii yönetimini, Şii’lerin yoğun olduğu sembol şehri ve Misak-ı Milli’nin parçası Kerkük’ü ziyaret etmek, eleştirdiği bu çizginin ne kadar dışında kalabildiğini gösteriyor. Görüldüğü üzere CHP son derece akılcı bir hareketle tıkanmış görünen ve artık en yakın müttefikleri tarafından bile eleştirilen AK Parti hükümetine alternatif olabileceğini bölgesel ve uluslararası aktörlere göstermek istiyor. Fakat CHP’nin iç siyasette olduğu gibi dış politikada da sınırlarını aşamaması ve kalıcı stratejik poitikalar üretmek yerine sadece anlık bir taktikle fırsattan istifade ederek ihtiyaca cevap vermeye çalışması, bu akılcı hareketin gerekliliklerini yerine getirmesini oldukça zorlaştırıyor.

Radikal 2

.

Facebook Yorumları

reklam
03.09.2013
Akılcı dış politika hamlesi
01.09.2013
ODTÜ muhalefetine eleştiri
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı