Siyon düşünde Arap çözülmesi


13.11.2018 - Bu Yazı 290 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İsrail karşıtlığının bir araya getirdiği Araplar bugün sahip oldukları potansiyeli Yahudi devletini rahatlatacak bir konseptin hizmetine sokuyor. Arap devletlerinin birçoğu artık Filistin’i yük olarak görüyor.

İsrailliler, Arap kapılarının kendilerine açılmasını ‘düşük ateşte uzun süre pişirilen’ bir yemeğe benzetmekte haksız sayılmazlar. İsrail’i huzursuz eden rejimler ya da unsurlar barındıran ülkeler son 15 yıllık zaman diliminde cehennem yolculuğuna çıkartıldı. Irak, Suriye, Libya ve Yemen çökertildi, felç edildi ya da dişleri söküldü. Muhannete muhtaç hale sokulan 99 milyonluk Mısır limana zincirlendi.

Bu sürecin ‘istenmeyen sonucu’ İran’ın nüfuz alanının genişlemesiydi. Hizbullah’ın direnişi sayesinde İsrail’in 2000’de Lübnan’dan çekilmesi, Filistin’de yeni intifada dalgası, 2003’te ABD’nin Irak işgaliyle Tahran’ın müttefiklerinin Bağdat’ta dümene geçmesiyle oluşan yeni siyasal coğrafyadaki İran’ın yerine dair 2004’te Ürdün Kralı Abdullah’ın tespiti “Şii hilali oluşuyor” şeklindeydi. İsrail bu referansı havada kaptı. Bugüne kadar Araplara ustaca “Sizin için asıl tehlike Yahudiler değil Şiilerdir” demenin yollarını buldu. Yeni siyasal flama ‘Sünni Arap’ mottosuyla dalgalanır hale geldi. Geçen yıl İsrail Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Arapların önüne koyduğu çerçeve şuydu:

“İran’ın planı, iki Şii hilaliyle Orta Doğu’yu kontrol etmek. Bunlardan ilki İran’dan Irak’a, oradan da Suriye üzerinden Lübnan’a uzanıyor. Diğeri ise Bahreyn ve Yemen üzerinden Kızıl Deniz’e uzanıyor. Bunun gerçekleşmesini önlemek zorundayız.”

Eisenkot “İran’a karşı Suudi Arabistan ve diğer ılımlı Arap ülkeleriyle tecrübe ve istihbarat paylaşmaya hazırız” diye ekliyordu.

İRAN’I KUŞATALIM AMA…

2014’de Irak-Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) ürkütücü yükselişi, hedeflenenin aksine, İran’ı Irak’ta daha fazla söz sahibi ederken Suriye’yi ipten alan da Rusya ile birlikte İran oldu. Lübnan’da Hizbullah bu süreçte daha güçlendi. Arap Yarımadası’nda ise anti-Siyonist çizgisiyle Hizbullah’ı hatırlatan Zeydilerin örgütü Ensarullah, Yemen’de palazlandı. Buna karşın İsrail ve ABD’nin Körfez’deki müttefiklerinin başını çektiği yeni seferberlik “İran tehdidini bertaraf etmek” diye kodlandı. Amerikan, Fransız ve İngiliz silahlarıyla kuşanmış Suud-Emirlikler koalisyonu 2015’te Yemen savaşını bu konsept üzerine kurdu. İsrail’in Suriye’ye saldırıları İran ve Hizbullah’ı sınırlardan uzak tutma bahanesine dayandırıldı. (Neyse ki Rusya’nın Suriye’ye S-300 yerleştirmesi Suriye semalarındaki korsanlığı frenledi.)

Mayıstan bu yana tedavülde olan strateji ise ABD’nin dayattığı ambargo ve yaptırımlarla İran’ı ekonomik olarak çökertmek ve bölgede operasyon yapamayacak duruma sokmak.

Kuşatmada dördüncü perde ‘Arap NATO’su ile açılıyor. Washington’ın Orta Doğu Stratejik İttifakı (MESA) adını verdiği ortak ordu muhtemelen ocakta resmen ilan edilecek. Arap NATO’suna giriş kabilinden ‘Manama Diyalogu’ adı altında genelkurmay başkanları ve dışişleri bakanları düzeyindeki toplantılardan sonra Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün 3 Kasım’da Mısır’da ortak askeri tatbikata başladı. Suud-Emirlikler ikilisinin hararetle, diğerlerinin gönülsüzce ya da ‘el mahkum’ katılım gösterdiği bu ordunun ciddiyeti bir kenara Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) altı üyesinden biri olan Katar’ın dışlanması önemli bir eksiksiz. 2017’de Katar’ı boğma hamlelerinin ters tepmesi, Doha’nın İran’a yakınlaşıp Türk kalkanıyla kuşanması Trump’ı yeniden düşünmek durumunda bıraktı. İran’a karşı Körfez’de ortak cephe görüntüsünü önemseyen Trump şimdi Katar’ı tekrar gemiye aldırmanın derdinde. İkili oynayan Katar da kendisinin ABD ve İsrail için ne denli elzem bir ortak olduğunu göstermeye çalışıyor. Mesela İsrail’i Gazze’de rahatlatma misyonu için pek gönüllü. 30 Mart’ta sınırlarda baskıyı artıran ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ İsrail’i hayli ters köşeye yatırdı.

Trump yönetimi, Filistinlilerin ‘Felaket (Nekbe) Günü’ olarak andığı 15 Mayıs’ın arifesinde Tel Aviv’deki büyükelçiliği Kudüs’e taşıyarak Gazze sınırındaki gösterileri iyice alevlendirmişti. Katar bu gösterileri durdurma garantisiyle Gazze’deki sağlık ve elektrik altyapısının iyileştirilmesini önerdi. Bu öneriyi ifşa eden İsrail’in UNESCO Temsilcisi Carmel Shama-Hacohen’e göre, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman, Fransız-Yahudi işadamı Philip Solomon ve Haham Avraham Moyal’a mektup yazarak bu önerilerin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya iletilmesini istedi. Muhtemel ki bu girişim ortak bir mekanizmaya dönüşemedi. Katar ve İsrail dışişleri bakanları ateşkes arayışları çerçevesinde ağustosta Kıbrıs’ta buluştu. Varılan mutabakat üzerine Katar gösterilerin ateşini düşürme umuduyla memur maaşlarını ödeme sorumluluğunu üstlendi. 9 Kasım’da 90 milyon dolarlık ödeneğin 15 milyon dolarlık kısmı 3 çanta içinde Erez kapısından Gazze’ye sokuldu. Haaretz yazarı Zvi Bar’el’in, Katar’ın rolüne dair yorumu hayli dobra:

“Hamas ve İran’la bağları nedeniyle İsrail’de terör destekçisi ülke olarak görülen Katar geçen yıl Gazze’de İsrail’in politikalarını uygulayan yürütme gücü haline geldi. İsrail Katar’ın Gazze’ye yakıtı finanse etmesi ve memur maaşlarını ödemesine izin verdi.”

Kuşatılmış Gazze üzerinden Katar-İsrail pazarlığının yanı sıra Doha yönetimi 11 bin Amerikan askerinin konuşlandığı El Udeyd Hava Üssü’nü genişletmek için 1,8 milyar dolar harcamayacağını duyurdu. Trump’ın aklını başından alacak bir jest. Trump geçen yıl mayısta Orta Doğu’daki operasyonları yöneten Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) ev sahipliği yapan Katar’ı terör destekçisi ilan ederek El Sani hanedanlığını Suud-Emirlikler ikilisinin önüne atmıştı.

Esasen İran’ın hedefe konulduğu süreçte Türkiye ve Katar da üzerlerine düşen rolü fevkalade yerine getirmişti. Bugün Suud-Emirlikler eksenine ters düşseler de İhvan’ın eş-sponsorları olarak Katar ve Türkiye Suriye’yi linç eden savaşta başı çekti. Katar, Yemen’e karşı oluşturulan koalisyonun da içindeydi. Türkiye de İran ve Şii karşıtı söylemlerle ‘Sünni Cephe’nin en savruk sözcüsü konumundaydı.

SUUDİ ARABİSTAN’I ANAHTAR ÜLKE YAPMA ÇABASI

Bu gelişmelere bir de İsrailli yetkililerin mesajları ışığında bakmazsak ortaya çıkacak fotoğraf kusurlu olabilir. İran’ın hedefe konulduğu ve Filistin davasının tabutuna son çivinin çakılacağı yeni süreçte Suudi Arabistan’ın liderliğine ihtiyaçları var. Yazılan rol gayet açık: Suudiler hem İran’a karşı cephe oluşumuna öncülük edecek hem de Trump’ın ‘Yüzyılın Anlaşması’ diye pazarladığı yeni Orta Doğu barış planını Filistinlilere kabul ettirecek. Kudüs’ü ebedi başkent olarak gören İsrail, Filistin sorunu çözülmeden, tek bir Filistinlinin dönüşüne izin vermeden, hasılı gerçek bir barışa gitmeden Arap dünyasıyla normalleşme hayalleri kuruyor. Trump’ın planı tam olarak sorunu çözmeye değil Filistin davasını tarihi gömmeye ayarlı. Suudiler öne çıkartılırken Harem’üş Şerif’in hamisi Amman, Arap davasının mihenk taşı Kahire yavaş yavaş kapısı çalınan başkentler olmaktan çıkartılıyor ya da ikinci plana itiliyor. İşçi Partisi’nin eski lideri Isaac Herzog, Kudüs’ün statüsü ve Harem’üş Şerif’in himayesine dair konuşurken Suudilerin Harameyn’in koruyucuları olduğunu hatırlatıp “Riyad yönetimine merkezi bir rol verilmeli” diyor. İsrail Ulaştırma ve İstihbarat Bakanı Yisrael Katz da Suudi Arabistan’ın Arap dünyasının lideri olduğunu ve İsrail-Filistin barış sürecinin sponsoru olabileceğini savunuyor. Bütün bu sıcak mesajları vermek için İsrailli yetkililerin Londra merkezli Suudi gazetesi İlaf’ı tercih etmesi de anlamlı.

ÇOĞUNA GÖRE FİLİSTİN DAVASI ARTIK YÜK

Orta Doğu siyaseti bu minvalde giderken İsrail, Gazze’de ‘insani ve sivil direniş’ sergileyen Filistinlileri öldürmeye devam ediyor. BM’nin kayıtlarına göre 30 Mart’tan 31 Ekim’e kadar sınırlarda İsrailli keskin nişancıların toprağa serdiği gösterici sayısı 228’i buldu. 24 bin 362 kişi yaralandı, yüzlercesi sakat kaldı.

İsrail’in içinde olduğu bu rahatlık, Filistin davasının Arap sokağında öldüğünün resmidir.

Arap Birliği’ni Araplar namına ortak platform yapan önemli ölçüde Filistin davasıydı. Arap boykotu, İsrail kurulmadan 15 yıl önce İngilizlerin Filistin’deki manda yönetimi zamanında Siyonist oluşumlarla işbirliğini reddederek başlamıştı. İsrail’in kuruluşundan üç yıl önce ortaya çıkan Arap Birliği bu tutumu örgütün ana politikası haline getirmişti. Arap Birliği, Kutsal topraklardaki işgalin genişlemesini önleyemedi. Aksine Filistinlilerin geri dönüş umudu sömürüldü. Arap Birliği siyasal bir kadavraya dönüşmeseydi Amerikan elçiliği Kudüs’e taşınırken en azından gürültü çıkarırdı. İsrail karşıtlığının bir araya getirdiği Araplar bugün sahip oldukları potansiyeli Yahudi devletini rahatlatacak bir konseptin hizmetine sokuyor. Trajik bir transformasyon. Arap devletlerinin birçoğu artık Filistin’i yük olarak görüyor. Gerçek bu.

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8