Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti


23.08.2019 - Bu Yazı 143 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İzmir’in ciğerleri yanarken Orman Bakanı Bekir Pakdemirli konuşuyor: “THK’nın elinde 6 uçak var ama 3’ü yerde. Yani yuvalarında motor yok; 3 tanesi faal. Bunların sadece biri yakıt almaya gittiğinde, link kurma imkânı yok. Türkiye’de bize hizmet verecek bir uçak filosu bulunmuyor. Kiraladığımızda orman personeli binmek istemiyor. Emniyetli bulan varsa, apronda duruyor, buyursunlar uçsunlar.”

Devletin düşürüldüğü durum da, yürütülen mantık da dehşet verici. Buradaki acullük, iş bilmezlik, pişkinlik, küstahlık neyse dış politikadaki melanetler de odur ya da onun eseridir. Aynı kifayetsizlik ve öngörüsüzlükle Ortadoğu’da çok yangın çıkardılar. Söndürecek beceriden de yoksunlar. Ya da niyetleri bu değil; tıynette yangından mal kaçırmak da var.

Daha dehşet olanı, bunların hiçbiri yönetilenlere dokunmuyor, muhalefeti de yakmıyor. ‘Yaldır yaldır’ gelen faşizmin bizatihi mağduru ama hala zillette debelenebilmenin mazeretini arıyor. Suçu işleyen devlet ya ‘mutlak dokunulmazdır’; onun gölgesinde, onun lütfettiği kadar ve onun uygun gördüğü kelimelerle laf çevirmek kâfidir muhalefet olmaya.

İktidar dışarda çıkardığı yangını duman altı edebilmek için içeride yangın çıkarmakta çok mahir. İçeride yangın bacayı sarmışsa yığınları beka davasına kilitleyecek dış düşmanlar bulmakta ve maceralara atılmakta da zorluk çekmiyor. Rezaletler, gasplar, hırsızlıklar, hukuksuzluklar, ülke kaynaklarını tarumar eden ihaleler, rant transferleri, elde patlayan devasa projeler, yok edilen kurumlar, kemirilen ekonomi, katledilen ormanlar asla konuşulmasın. Tehditler, şantajlar, adam kaçırma olayları ve işkenceler artık sıradan. İçeride beka, dışarıda beka.

Ve muhalefet asla iktidarın keyfini kaçıracak düzeyde ortak bir paydada buluşmasın. HDP’li üç belediyeye kayyım atayarak milletin iradesine ve ülkenin huzuruna kast edenlerin muradı başka ne ola ki? Bu elverişli yangınlardan sadece biri. Devamı da gelecek.

Ağustos zaferlerine ‘Doğu Fırat Seferi’ iktidarın sorumlu olduğu krizler ve açmazlar üzerine bir şal gibi gerilecekti. CHP ve HDP tabanında gelişen yakınlaşma da dinamitlenmiş olacaktı. O hatta başkalarının hesabı daha üstün geldi. Sahnenin değişmesi gerekiyordu ve şimdi içeriyi terörize etmenin imkanlarını zorluyorlar.

***

İnsanlar Van’da, Mardin’de, Diyarbakır’da devletin başlarına ördüğü belayla meşgulken ‘Nevzuhûr İttihatçılık’ Fırat’ın batısında da izanla, mantıkla, vicdanla izahı mümkün olmayan işler çeviriyor. Beri tarafta Irak’ın kuzeyinde savaşı büyüttükçe büyütüyor; pergeli ta Irak’ın orta yerine kadar açmış. Sorgusuz sualsiz. Beka dendiğinde sorgu zaten yersiz!

Bir hizmettir tekerrür eden ama ne çare! İktidar sahipleri birkaç demeçle, bir efelenmeyle, ne bileyim diklenmeyle görüntüyü kurtarabildiği sürece hezimetten de yüksünmüyor.

Muhalefet ise en azından şu Suriye’de olup bitenlere ciddiyetle bakabilmeyi becerebilseydi. Ülkenin düşürüldüğü duruma dair kimi zaman doğru düzgün soru yöneltmekten bile aciz bir iki soru önergesiyle sorumluluk savıyor. Sanki önergeler iktidarın umurunda!

Gündem oluşturmaktan imtina eden bir temkinlilik hali. Aynı kapının tokmağı, aynı tekmil; iktidarın yolu mantıktan, hukuktan, gelecekten yoksundur ama askeriyle, özel timiyle, istihbaratıyla devlet işin içindeyse susulur. Devletse mevzu sufleler ‘emir’ telakki ediliyor. Lakin susma vakti değildir; ülkenin ordusu ve kaynakları El Kaide ve türevlerinin hizmetine sokuluyorsa hiç değildir.

***

Hükümetin Suriye’deki kirli müdahaledeki ürkütücü rolü bir kenara, son düzlükte yaşananlar azıcık devlet aklıyla bile olacak şeyler değil. Son birkaç yılda büyük bir özgüvenle Suriye’nin bütün cephelerinden çıkartılan cihatçıların Türkiye sınırlarına taşınmasına aracılık eden bir strateji. İdlib bu sayede 100 bin civarında savaşçının temerküz alanına dönüştü. İdlib, açılan cephelere Türkiye üzerinden akın akın giden küresel mücahitlerin giriş kapısıydı. Savaşın bitiş sahnesini kurgulayan Suriye ve müttefikleri çıkış kapısının da burası olmasını istedi. Bu stratejiye ortak olmak da ‘sahada olmak, oyunda kalmak’ gibi bir efsunla yeni Osmanlının kaçacağı bir şey değildi. Stratejik derinlikte bunlardan dibi yok.

Hükümet daha sonra bu cihatçılar üzerindeki etkisine güvenerek Rusya’ya yerine getiremeyeceği sözler verdi. Oyun kurucu olacak ya, riskin boyutunun boyunu aşmasını da sorun etmiyor. Birinci vazife hepsi aynı potada çimlenmiş olsalar da ‘ılımlı’ muhalifleri teröristlerden ayırmaktı. Bunun için ‘Suriye Ulusal Ordusu’ ve ‘Ulusal Kurtuluş Cephesi’ diye iki çatı örgütü de kurdular. “Güdülebilenler” ile “Türk devletinin himmetinden nemalanan fakat güdülmesi zor olanlar” yapılanması… Sonra terörist diye nitelenen grupları İdlib’i çevreleyen 15-20 kilometrelik alandan çıkarmayı ve burayı ağır silahlardan arındırmayı da taahhüt ettiler. Bu taahhüt, İdlib’in saldırılarda sıçrama tahtası olarak kullanılmayacağı sözüyle tahkim edildi. Dahası Halep’ten Lazkiye’ye inen otoyol (M-4) ile Halep’ten Şam’a giden otoyolun (M-5) açılma işini de üstlendiler. Yol ihalesi alır gibi. 17 Eylül 2018’de Soçi’de bunların altına imza atılırken ‘çar’ Vladimir Vladimiroviç Putin’in ne denli hınzır hınzır gülümsediği tahmin edilebilir. Böylesi imkânsız, böylesi kendi kendini El Kaide’nin hamisi yapan bir misyonu sahiplenmek her kula nasip olmaz! Görev süresi 31 Aralık 2018’de doldu. Taahütler yerine getirilmedi:

– Önce terörist listelenmiş Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), Türkiye’nin uhdesindeki ılımlıları döve döve küreyip İdlib’in yüzde 90’ını kontrol eder pozisyona geldi. Misyon birde skor sıfır.

– Ilımlılar teröristleri yiyip bitirecekken tersi oldu. Güvenli bölge kurulamadı. Etti iki sıfır.

– Yollar açılamadı, etti üç sıfır.

– İdlib’ten diğer bölgelere saldırılar kesilmedi. Bir sıfır da buradan.

Tabii bu arada misyon için Türk ordusu 12 kontrol noktası kurmuştu. Misyonun aslında başka türlü yorumlandığı anlaşıldı. Buraların Soçi Mutabakatı’nın koşullarını yerine getirmekle ilgisi yoktu; tersine silahlı örgütler için bariyer işlevi görecekti. Suriye ordusu güneyden cephe açtığında, Türkiye’nin ılımlıları terörist diye afişe edilenlerle omuz omuza verdi. Ortak cephede kimler yoktu ki; IŞİD’in Suriye’deki ilk yapılanması olan Nusra’nın devamı HTŞ, El Kaide dörtlüsü olarak ‘Huras el Din’, ‘Ensar el Din’, ‘Ensar el Tevhid’ ve ‘Ensar el İslam’; Taliban bağlantılı Türkistan İslami Partisi (TİP), Çeçenlerin liderlik ettiği Ecnad el Kavkaz ve Özbeklerin İmam Buhari Tugayı; Türkiye’nin doğrudan desteklediği Feylak el Şam, Ceyş el Ahrar, Ahrar el Şam, Sukur el Şam, Ceyş el Nasr, Birinci Sahil Tümeni, İkinci Sahil Tümeni, Birinci Piyade Tümeni, İkinci Ordu, 23. Tümen, Ceyş el İzze vs.

Ellerinde Türkiye’den giden silah ve zırhlı araçlarla. Mayıs-temmuz arasında tırmanan bu savaşta dengeyi değiştiren Türk katkısıydı. Putin, bir NATO üyesine S-400 satmanın hazzı için İdlib’de Erdoğan’ın cihatçılarla iştigalini görmezden geldi. Lakin Fırat’ın doğusunda müşterek hareket merkeziyle Türk-Amerikan ortaklığının tesisi, Putin’in yutacağı bir hamle değildi. İşte İdlib, yanıtın verileceği yerdi. Yeniden başlayan operasyonla Han Şeyhun’un ele geçirilmesini biraz da bu zaviyeden görmek lazım. Türk ordusu yine takviye güç gönderdi. Ama gecikmişti. Suriye ordusu M-5 yoluna ulaşarak ikmal hattını kesen Suriye ordusu bir de konvoya eşlik eden Feylak el Şam’ın araçlarını bombalayarak sevkiyatı durdurdu. Han Şeyhun’un 10 km güneyinde Morek’teki Türk askeri gözlem noktası kuşatma altında kaldı.

***

Bu tablo yeterince vahim değil mi? Devletin bekasıyla izahı kabil mi? Bu savaşın yansımaları ve kaçınılmaz sonuçları olarak Türkiye’deki patlamalar farklı bir muhalefeti gerektirmez mi? Mesela 9 Ağustos’ta Hatay-Reyhanlı’da bir tesiste 5 saat boyunca patlamalar oldu. “Askeri mühimmat patladı” denildi. İşte muhalefetin susması için kâfi bir izah. Eski bir çırçır fabrikası. Reyhanlılılar buranın Suriye bağlantılı operasyonlarda istihbarat ve bir yardım kuruluşu tarafından kullanıldığını söylüyor. Bünyesinde dört de lojman var. Neresi askeri? Neresi yasal? Patlayan nedir? Kimse bunun hesabını sormaya yanaşmadı.

Suriye defteri sorunsuzca kapanmayacak. Üstelik yeni İttihatçıların hikâyeyi bitirmeye niyetleri de yok. İdlib’de ihtiyaç fazlası cihatçılar Libya sahnesine kaydırılıyor. Orada da akıl almaz bir savaş yürütülüyor. Bunun hesabını şimdiden soracak biri var mı? Orada muhalefet var mı?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive