Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi


16.09.2019 - Bu Yazı 218 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Astana üçlüsü olarak Rusya, Türkiye ve İran bugün Ankara’da liderler düzeyinde bir kez daha buluşuyor. Suriye krizine çözüm bulmaya odaklı sürecin 14’üncü toplantısı. Liderler zirvesinin de beşincisi. Rekor bir istikrar!

Zirvelerin ilki Kasım 2017’de Soçi’de, ikincisi Nisan 2018’de Ankara’da, üçüncüsü Eylül 2018’de Tahran’da ve sonuncusu Şubat 2019’da Soçi’de yapılmıştı. ‘Gerilimi Azaltma Bölgeleri’, askeri gözlem noktaları, İdlib’i terör örgütlerinden arındırma hedefiyle Soçi Mutabakatı ve anayasa komitesi çalışmaları bu süreçle geldi.

Her Astana dönemeci yaklaşırken uluslararası medya yakamıza yapışıp soruyor: “Bu sefer ne olacak?”
Astana, Türkiye’nin Suriye hezimetinin taksitli bildirim sürecidir. Ağır çekim final sahnesinde Türkiye’yi teskin edecek bir iki ayarlama, Bilad’uş Şam’ın yeniden fethine dair bitmiş bir hikâyeyi başa saramaz.
Rus lider Vladimir Putin’in kömekçisi Yuri Uşakov, gündemi, “İdlib ve kuzeydoğu Suriye’deki durum ele alınacak” diye verdi. Türkiye’nin 12, Rusya’nın 10 askeri gözlem noktasıyla çevirip 30 Ağustos ateşkesine rağmen Rusya ve Suriye’nin havadan ve karadan dövmeye devam ettiği İdlib’deki durumu radikal bir şekilde değiştirecek bir açılım ufakta gözükmüyor.

***

İdlib konusunda Erdoğan’ın 27 Ağustos’ta Moskova’da Putin’den elde ettiğinden daha ileri bir sonucun çıkması şaşırtıcı olur. En fazla Morek’te kuşatma altında kalan 9 no’lu gözlem noktasının etrafına Rus polis gücünü ‘kalkan’ olarak yerleştirmek gibi ilave bazı güvenlik ayarlamaları gelebilir. Türkiye’nin gözlem noktalarını tahkim etmesine de “Tabii tabii” denilir. Ki bu minvalde hareketlilik zaten var. Hatta muhalif kaynaklar, Han Şeyhun’un ordunun kontrolüne geçmesi üzerine Maarat el Numan ile Han Şeyhun arasında Maar Hattat yerleşim merkezinde bir kontrol noktasının kurulduğunu söylüyor. Belki buna benzer adımlara göz yumulabilir.
Kuşkusuz yanıltıcı bir esneklik! Türkiye’ye hemen “Çekil” denmez ama M-5 otoyolunu açmaya dönük operasyon kâh soğutularak kâh alevlendirilerek devam eder. M-5 hattında Han Şeyhun’dan sonra operasyonun yöneldiği Maaret el Numan’a bağlı Sırman köyündeki 8 no’lu gözlem noktası, ardından Serakıb’a bağlı Tel Tukan köyündeki 7 no’lu gözlem noktası, iki adım yukarıda El Hader’e bağlı Tel Eys köyündeki 6 no’lu gözlem noktası sırasıyla kuşatma altında kalır. İdlib’in güneyinde Zeytinlik bölgesindeki 12 no’lu gözlem noktası ile Zaviye bölgesindeki 10 no’lu gözlem noktası da aynı sonu görür. M-4 otoyolunu açmaya yönelik operasyon başladığında da Cisr el Şuğur’a bağlı İştabrak köyündeki 11 no’lu gözlem noktası sırasını bekler.
Erdoğan’ın 17 Eylül 2018’de Soçi’de Putin’le yaptığı anlaşma gereği bu iki otoyolun geçen yılın sonunda trafiğe açılması gerekiyordu. Haliyle bu hedefe dönük operasyon sürerken Erdoğan’ın karşı koz kullanma şansı kalmadı. Yani İdlib’de perde ağır ağır, kasvetle iniyor. Zirveler bunun sadece zamanlamasını etkileyebilir.
Bununla birlikte 13. toplantıya yetişmeyen anayasa komitesinin ilanı belki bu sefer gerçekleşir. Olursa zirve için önemli bir başarı sayılabilir. Anayasa komitesinde kimlerin yer alacağına kriz aşılsa da toplantıların ne sıklıkla ve ne kadar süreyle yapılacağına dair teknik uzlaşmazlıklar sürüyordu. Komiteyi ilan ederlerse Türkiye bunu bir başarı olarak sunup Suriye’deki korkunç hezimetini bir nebze perdeleyebilir. Bu rahatlamayla İdlib’de Rusya ile daha uyumlu hareket edebilir.

***

Kuzeydoğu Suriye’de ise Türk-Amerikan müşterek harekât mekanizmasına çatık kaşla bakan Putin, Türkiye’yi ABD kulvarında bunaltıp kendi ‘güvenli bölge’ seçeneğine çekmeyi deneyebilir.
Erdoğan son günlerde “32 kilometre derinliğinde güvenli bölge hedefi tutmadı ama Amerikalıların Kürt rızasına dayalı planını kabul edip Serakaniye’den sahaya intikal ettikten sonra yeni fırsatlar kollama” mantığını betimleyen açık sözlü yakınmalarda bulunuyor. Bu durum, Putin’e, “O halde gel Rus planına” deme şansı veriyor. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un birden bire, “Suriye’de savaş bitti” demesi, savaşın bitmiş olmasından ziyade Rusların, Suriye’de Türkiye’nin bu saatten sonra Amerikan stratejisine kolay kolay dönemeyeceğine kani olduklarını gösteriyor.
Amerikalılar Fırat’ın batısındaki Türk askeri varlığını, en nihayetinde Suriye devletinin toparlanmasını önleyecek ya da geciktirecek veyahut Rusya’nın kolay bir zafer etme etmesini imkânsızlaştıracak “oyun bozucu bir mevcudiyet” olarak görüyor. Şimdi ABD, güvenli bölge mutabakatı sayesinde Suriye bağlantılı stratejisi için Urfa şubesini de açmış bulunuyor. Bu, iktidarın ABD’nin Suriye’deki varlığından ‘sözde’ rahatsızlığını da hepten açığa düşüren bir netice. İktidarın rahatsız olduğu şey Amerikan varlığı değil Washington’ın sahadaki tercihleri. Ki yüksek voltaj yemiş retoriğine rağmen Erdoğan, ABD’nin çekip gitmesini değil sahada kalarak Türkiye’ye ‘emniyetli’ bir müdahale kanalı açmasını tercih ediyor. TOKİ konutları yapma önerisinin alt önermesinde de ABD’den havadan kalkan olma talebi var. Fakat Amerikalılar kontrolü Türkiye’ye bırakmadan Kuzey Suriye’de ortaklık tesis ederken Ankara’nın muradına ters sonuçlar elde etmiş oldu: Erdoğan içine sindiremese de YPG’yi Türkiye’ye muhatap yaptılar, tek taraflı silme harekatının önünü kestiler ve Amerikan askeri varlığını Türkiye üzerinden irtibatlandırdılar. Erdoğan’ı, “Suriye’ye gir, dağıt” diye fiştekleyenlerin şimdi feveran etmeleri de bundan. Madem Erdoğan plandan dolayı mutsuz ve ABD’nin YPG’ye güvenli bölge yarattığını düşünüyor o halde Putin’den ayartıcı tekliflerin gelmesi neden şaşırtıcı olsun? “İstediğin güvenli bölge ise Adana Mutabakatı temelinde Suriye devleti ile koordineli bir şekilde 5 kilometrelik alanın sorumluluğunu sen üstlen” diyebilir. Ki Erdoğan Adana Mutabakatı’nı Suriye’deki askeri varlığın hukuki payandası olarak dillendirince Putin bu savı havada kapmıştı. 5 kilometrelik şeritte güvenli bölge kurulduğunda Putin iş yükünü hafifletmiş olacak: Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının kapsama alanı daralacak; İdlib önemli ölçüde kontrol altına alınacak; cihatçı bakiye Türkiye sınırlarına itilecek ve bunlarla baş etme sorumluluğu Türkiye’nin sırtına yüklenecek; Türkiye’ye mülteci akınını durdurma şansı verilecek; bütün bunların neticesinde Şam-Ankara barışının önü açılacak. Putin, ABD’yi oyundan düşürmek için güvenli bölgeyi Fırat’ın doğusuna da geçirmek isteyebilir. Ama ABD’nin mevcut pozisyonu nedeniyle bu ihtimalin acelesi yok!

***

Her halükarda Putin, Türkiye’nin eline verdiği vahim kozları kâra ve avantaja çevirmeye devam ediyor. Trans-Atlantik ortakları felaket senaryoları çizedursun NATO vitrinine S-400 savunma sistemini çıkardı. Erdoğan sayesinde. Türkiye’yi havuç-sopa taktiğiyle yola getirmeye çalışan Amerikalılar, “Obama yönetiminin hatası sonucu Türkiye bu yola girdi ve uyarılarımıza rağmen Rus sistemini satın aldı. Hiç olmazsa sistemi aktif hale getirmeyip garaja çekerse askeri alanda sınırlı bir yaptırımla durumu kurtarabiliriz” diye manevra alanı beklerken S-400’ün ikinci sevkiyatı tamamlandı ve Nisan 2020’de aktif hale getirilmesi öngörülüyor.

Rusya kadayıfın altını, S-400’lerin arkasına SU-35 ve SU 57’leri de takıncaya kadar düşük ateşte keyifle kızartmaya devam edecek. Beri tarafta NATO kıvranıyor, S-400’leri hazmedemiyor ama bir şey de yapamıyor. Hafta sonu bir etkinlik vesilesiyle tanıştığım NATO’dan emekli bir Alman, “Türkiye’yi NATO’dan atamazlar. Coğrafyanın dayatması var. Türkiye’nin yaratacağı jeostratejik açığı kapatamazlar. Erdoğan bunu bildiği için bunlarla akıllıca oynuyor” dedi.
İfadedeki “akıllıca” kısmı pek nazikçe. Bu durum için çok münasip kelimeler mevcut. Bu oyunun bize kalan bakiyesi her şeyin akıldan vareste olduğunu yeterince söylüyor.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive