Bataklık senaryosu tetiklenir mi?


15.10.2019 - Bu Yazı 233 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik 9 Ekim’de başlattığı ‘Barış Pınarı Harekâtı’na yeşil ışık yakan, rıza gösteren ya da ikircikli davranan tüm aktörlerin hal ve tavırları çifte ajandalara işaret ediyor. O yüzden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Kuveyt’i işgal ederken Amerikan yeşil ışığını gördüğünü zanneden Irak devrik lideri Saddam Hüseyin gibi bir tuzağa çekilip çekilmediği sorusu çok da istihza kaldırmaz.

ABD Başkanı Donald Trump’ın zırva laflarla bir nalına bir mıhına vuran tweet terörü bir kenara, çekilme kararı bir nevi “Biz çekilelim güvenli bölgeyi Türkiye kursun, nasıl olsa NATO ortakları olarak aynı amaca hizmet ediyoruz” önermesine tutunuyor. Amerikalıların Müşterek Harekât Merkezi’yle tasarladıkları ‘güvenli bölge’, Kürtlere karşı değil Kürtlere paralel Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sokulduğu alanla ilgili bir kurguydu. Bu, “Ya Türkiye bastırır da Kürtlerle yürüyemez hale gelirsek” önermesinin devamıydı.
Kürtlerle birlikte Türkiye’nin aynı amaca konuşlandığı bir stratejik kurgu, Amerikan çıkarları açısından bölgeye müdahalede süreklilik anlamına gelecekti. Bu seçenek, İran ile Rusya’nın hesaplarını bozduğu gibi Suriye devletinin toparlanmasını da imkânsız kılacaktı.
Kürt yetkililer, harekât başlamadan önce ABD’nin koşullu ve sınırlı bir Türk müdahalesine yeşil ışık yakıp hem Türkiye’yi hem Kürtleri kendisine mahkûm edecek bir oyuna gireceğini söylüyordu. Şimdi “ABD’nin çekilmesi Amerikan düşmanları için bir armağandır” diye kendisini topa tutun Kongre üyelerini teskin ve temin etmeye çalışan Trump, çizilen çerçevenin aşılması halinde doğrudan müdahale etmek ya da Türkiye ekonomisini batırmaktan söz ederken üçüncü seçenek olarak Kürtler ile Türkiye arasında arabuluculuktan bahsediyor. Ancak gelişmelerin hızı Trump’ın arabuluculuğuna da zemin bırakmayacağa benziyor.

***

Bu meselede asıl Rusya’nın ikili oyununa bakmak lazım. Rus gündeminde bir çizgi, Türkiye’nin Rus stratejik çıkarlarına ortak edilmesi hedefini izlerken diğeri bir NATO müttefiki eliyle ABD’nin bölgeden çekilmesini temin edip Suriye devletinin Fırat’ın doğusunda kontrolü yeniden ele almasını hedefliyor. Böylesi bir beklenti, Türkiye’nin sınırlı ve kontrollü müdahalesine zımnen göz yummayı elzem kılıyor. Tabi bu esnekliği, Türk askeri varlığının kalıcı olmasını engelleyecek koşullar izliyor. Rusya’nın, BM Güvenlik Konseyi’nde Türkiye’nin operasyonu durdurması çağrısı yapan Amerikan tasarısını önlemesi ‘yüce’ Türk medyasında “Barış Pınarı’na destek” olarak okunsa da reddin gerekçesi Ankara’yı da yutkunduracak türdendi. Ruslar bildiriyi Türkler dahil tüm yasadışı askeri varlığın sonlandırılması talebini içermediği için reddetti. Rus lider Vladimir Putin, “Suriye topraklarında yasalara aykırı olarak bulunanlar bu bölgeyi terk etmeli. Bu tüm ülkeler için geçerli” sözünü kaçıncı kez tekrarladı bilmiyorum. Lafı ABD’ye çarpıp Türkiye’nin kulağında çınlatıyor.
Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Kürtlerle sorunun askeri yollarla çözülemeyeceğini yineleyip mümkün olanı şöyle formüle etti: “SDG’nin kontrolündeki bölgelerin Suriye hükümetinin kontrolüne bırakılması ve Kürtlerle Şam’ın diyaloga geçmesi.”
Ankara’nın ısrarlı seçeneği ise “sıfır diyalog” ve “mutlak çökertme”.
Şam’ın ilk tepkisi de diyalogu bloke edecek sertlikteydi. Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdat, “Dış kuvvetlere rehin olmuş kişilerle herhangi bir diyaloğu kabul etmeyiz. Suriye topraklarındaki Washington ajanları için hiçbir ayak izi kalmayacak” ifadelerini kullanıp diyaloğa henüz hazır olmadıklarını söyledi. Ne zaman hazır olacaklardı? Türkiye’nin demir yumruğu sayesinde Kürtler tamamen teslim olacak kıvama geldiklerinde!
Biz bunları yazarken bir Rus heyeti bölgeye gidip Kürtlerle masaya oturmuştu. Çok geçmeden de SDG’nin sınırları Suriye ordusuna bırakmayı kabul ettiği haberleri geldi. Mutabakat çerçevesinde Türkiye’nin ilerleyişini kesmeye dönük ortak hamle Menbic ve Kobani’den başlayıp tüm sınırlara genişleyebilir. Şam için diğer öncelik petrol yataklarının olduğu Deyr el Zor’a hızlıca intikaldir. Bu yöndeki hamle de yine Amerikan tutumuna bağlı. Birkaç güne bu konu da netleşir.
Rusya ‘ince’ hamlelerle Erdoğan’ın kafasındaki haritaya zora soksa da “soğuk” duruşunu Türk-Amerikan ilişkilerindeki türbülansları fırsatları çevirinceye kadar bozmayabilir. Özelikle de Amerikan çekilmesi tam olarak gerçekleşinceye dek ‘ikircikli’ stratejisini sürdürebilir.
Bu mesele çok su kaldıracak bir hamura benziyor. Genel olarak Suriye’deki Türk askeri varlığı, çizilen çerçevenin ötesine geçerse Ruslar da Türkiye’nin işini zorlaştıracak pozisyonlara geçebilir. Şu anda Fırat’ın doğusunda Türk askeri varlığını tehlikeye sokabilecek sürpriz gelişmeler karşısında Ruslar sigorta işlevi görüyor. Fırat’ın doğusunda da bundan sonra Ruslar, Türkiye ve Suriye ordularının karşı karşıya gelmesini önleyecek garantör ülke olarak devrede olabilir. Bu sigortanın atmaması karşılıklı uyum ve esnekliğe bağlı.

***
Astana ortağı İran ise Ankara’daki son üçlü zirvede Rusya ile birlikte SDG’yi Suriye’yi parçalama senaryosu içinde değerlendiren açıklamaya imza atsa da Fırat’ın doğusundaki operasyon karşısında Rusya kadar esnek ve anlayışlı değil. Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, tutumlarını TRT World’e şöyle anlattı: “Güvenlik Suriye’yi işgal ve istila ederek sağlanamaz. Adana Mutabakatı hâlâ geçerli ve güvenliğin temininde daha iyi bir yol olabilir. İran, Türkiye ile beraber Suriye silahlı kuvvetlerinin sınırları kontrol edebilmesi için Suriyeli Kürtler, Suriye hükümeti ve Türkiye’nin bir araya gelmesine yardımcı olabilir.”
İran ve Rusya, Türkiye’nin Suriye’de kalıcı olma ihtimalini dışlamıyor. Erdoğan’ın Hatay’dan sonra Osmanlı topraklarından bir kısmını daha Türkiye’ye katan lider olarak tarihe geçmek istediğine inanan çok. Afrin’de bir bulvara Erdoğan’ın adı verilirken, El Bab’da El Esad Parkı bir gecede “Yunus Emre Parkı” olurken, fakülteler açmak için saraydan kararname çıkarken, PTT, Diyanet, Emniyet tabela üstüne tabela asarken kimse bunların adım adım gelen bir ilhak harekâtı olmadığını düşünmüyor.
Ayrıca İran, Erdoğan’ın Suriye’de Amerikan gündeminden kopmadığına inanıyor. Tahran 2012’de önerdiği 4 maddelik çözüm önerisinden beri Türkiye’yi Amerikan çizgisi dışında bir alternatife çekme çabasında. Ateşkes, Şam’la diyalog, Müslüman Kardeşler dahil muhalefetin Şam’da hükümete katılması ve seçimlere gidilerek Suriye’nin geleceğine kendi halkının karar vermesini öngören 2012’deki önerinin güncel hali şöyle: Suriyeliler arasında diyalog, anayasasının gözden geçirilmesi ve seçimlerinin 2021’de düzenlenmesi.
İranlılar, ‘güvenli bölge’yi Suriye’yi istikrarsızlaştırma planlarının devamı, Suriye devletine karşı yeni bir baskı aracı, Fırat’ın doğusunda ikinci bir İdlib inşa etme planı ve Suriye’nin yeraltı zenginliklerine ulaşma niyeti olarak görüyor. İran dini lideri Ali Hameney’in Tahran’a gittiğinde Suriye Devlet Başkanı Beşşar el Esad’a “Güvenli bölgeyi Amerikalılar oluşturmak istiyor. Bu onların tehlikeli komplolarından biridir ve şiddetle buna karşı durulmalıdır” dediği aktarılıyor.

***

Özetle harekat bir haftasını doldurmadan birbirine hasım ve rakip bloklar arabuluculuk önermeye başladı. Trump’ın arabuluculuğu SDG’yi TSK ile aynı amaca koşmayı öngörüyor. Bu yol Şam’a çıkmıyor. İran ve Rusya’nın arabuluculuğu ise iki boyut içeriyor: Birincisi Kürtleri, ABD’nin himayesinden tamamen çıkartıp Şam’la çözümün bir parçası haline getirmek. İkincisi Adana Mutabakatı ile Türkiye’yi sınırlayıp Suriye ordusunu sınırlara çıkarmak. Ve askeri alandaki bu koordinasyonu Şam-Ankara arasındaki diyaloğa eşik yapmak.
Yani pek çok taraf, Türkiye’nin çıkmaza sürüklenebileceği ihtimali üzerine hesaplar yapıyor. Erdoğan, Afrin ve Azez-Cerablus-El Bab üçgeninden sicili bozuk örgütleri sahaya sürüp bunlarla düzen kurmak istiyor. Harekât öncesi 44 örgüt, yeniden yapılandırılan “Milli Ordu” çatısı altına alındı. Bu şekilde TSK’ye yedeklenen 44 örgütten 21’i 2017’ye kadar CIA ve Pentagon’dan destek görmüştü. Bunlardan 14’üne Amerikan TOW füzeleri verilmişti. Aralarında eski El Kaideciler, IŞİD’in başlangıçtaki Suriye yapılanması olan Nusra Cephesi’nden kopanlar, Müslüman Kardeşler’le bağlantılı olanlar dahil her renkten ‘sakıncalı’ mevcut. Asker mevcudu ise kendi rakamlarıyla 110 bin. Hepsi Fırat’ın doğusuna sevk edilmiş değil.
Erdoğan bu güçle büyük bir coğrafyayı çevirmenin hayaline kapılmış durumda. Suriye ordusuna alternatif ordu yapma iddiasını taşıyor. İran ve Rusya Adana Mutabakatı’nı bir çengel vazifesiyle devreye sokmaya çalışırken Erdoğan’ın hareket ve düşünme tarzı, kafasındakinin bir “Fırat Hattı Anlaşması” olduğunu düşündürtüyor.
Ancak durumun öngörülen çizgileri aşması halinde önce ön alma hamleleri ardından çoklu bataklık senaryoları devreye girebilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.11.2019
Hırdan ne çıkar?
14.11.2019
Ateşe doğru ‘diplomatik’ safari
8.11.2019
CHP için okuma parçası: Afrin aynası
5.11.2019
Lübnan’ı çekiştirmek: Hizbullah'ın başı belada mı?
1.11.2019
Dikenli sarmaşık: ‘Barış Pınarı’ndan Bağdadi’ye
29.10.2019
Trump The Oil: Suriye cehenneminde petrolün yeri
26.10.2019
Kürtlere petrol görevi mi? Ne sefillik!
24.10.2019
Muhtıranın şifreleri
20.10.2019
Haşince aşk ile mükemmel bir çıkmaz!
18.10.2019
Hezimet evvela hakikati söyletir
15.10.2019
Bataklık senaryosu tetiklenir mi?
9.10.2019
Fırat’ın doğusunda Türkiye’yi ne bekliyor?
7.10.2019
Irak yine bir komploya kurban mı gidiyor?
4.10.2019
Iraklılar Irak’ı geri isterken…
1.10.2019
CHP’nin Suriye açılımı ve açmazlar
28.09.2019
Cepte kalan sermaye ateş ve barut
22.09.2019
İran savaşı kaç para eder?
16.09.2019
Üçlü zirve: Hezimetin beşinci taksidi
11.09.2019
Cihatçının gönlü Türkiye’den ne ister?
26.08.2019
Milisin var derdin var
23.08.2019
Kayyımlı muhalefet, kayıtsız muhalefet ve İdlib’in laneti
30.07.2019
Şam’la Kürtler arasında kalan aşiretler ve petrol kavgası
28.07.2019
İktisadi vaziyet: Savaş ekonomisinden halk ekonomisine
26.07.2019
Amude’de gündem hassas: IŞİD mahkemesi
2.07.2019
Türkiye’nin Libya savaşı: Kesinlikle tombaladan çıkmadı
28.06.2019
Kürt dersi alındı mı?
24.06.2019
Yufka yürekli Trump ve kibrin sınırları
18.06.2019
S-400’ü bağlarsın İdlib’e, gerisi Allah kerim!
11.06.2019
İran kuşatması ABD’nin de çıkmazı
8.06.2019
Kandaka devriminden milis devletine
1.06.2019
İran’a karşı Arap cephesi: Biraz öfke biraz serap
31.05.2019
Kürdistan’da oğullar dönemi ve çıkmazlar
27.05.2019
Yeni Amerikan kumpası: Film başa sarsın, Türkiye rolünü alsın!
24.05.2019
Komşulukta Kürtler 'sıfır çarpan' olmak zorunda mı?
21.05.2019
Savaş mı? Tevbe neuzubillah!
16.05.2019
Alooo Ağayi Donald!
14.05.2019
İdlib seçimi: Cehennemden cehennem beğen
7.05.2019
Büyük düşün küçük kırıntıları: Tel Rıfat hesapları
30.04.2019
Çekiştirilen Sudan: Vekâlet savaşı çıkar mı?
27.4.2019
Petrolle ya terbiye ol ya terörize!
22.4.2019
Kuzey-Doğu Suriye’nin Élysée çıkarması
18.4.2019
Cendere
16.4.2019
Tezgâhlık işler ve Sudan gerekçeleri
12.4.2019
Devrim Muhafızları’nın adamı Trump!
9.4.2019
Libya’nın laneti: Din için petrol, petrol için din
7.4.2019
Yeni Osmanlı’dan yenik İttihatçıya: Kükreyesin var mı?
3.4.2019
Yerelin aynasında küreselimiz: Kasırga yaklaşıyor
28.3.2019
Şeytani ısrar: Golan’dan sonraki senaryo
20.3.2019
Bağuz’dan sonrası için biriken fırtına
19.3.2019
Bir ziyaretin kodları: Şeytan çarpacak ama…
12.3.2019
Devrimin Kudüs’ü geri mi dönüyor?
7.3.2019
Üç ziyaret, çok kurgu
1.3.2019
Kral ve prensin çalımları: Asıl tecrit olan kim?
25.2.2019
Bu tampon o tampon değil!
21.2.2019
IŞİD bitmiş, teşekkürler Trump!
11.2.2019
İstihbarat rejimi olmak
6.2.2019
Irak’ın Amerikan sancısı depreşirken…
4.2.2019
ABD’nin Hizbullah hesabı neden tutmadı?
1.2.2019
Uyanık kalın, piyangodan bir darbe vurabilir
28.1.2019
Basılan Türk karargâhının anlattıkları…
23.1.2019
Cehennemin kapıları tıklanırken…
16.1.2019
Tampon fantezisi ve Kürtler: TOKİ’den bahçeli evler, iki kat olanından...
15.1.2019
Tampon fakat kime?
14.1.2019
İdlib, buyurun eseriniz!
10.1.2019
Yeni Sykes-Picot ve Suriye’de jandarma olmak
2.1.2019
Orta Dünya’nın simsarları nereye gidiyor?
27.12.2018
İki nehir arasında boğulmak
26.12.2018
Pimi çekilmiş bir çuval el bombası
20.12.2018
ABD’nin çekilmesi ne anlama geliyor?
19.12.2018
Fırat'ta restleşme mi, Şam uçağına bilet mi?
18.12.2018
Sarı Yelekliler nereye koşuyor?
14.12.2018
Fırat seferine ayarlı sandıklar!
11.12.2018
Sarı Yelekliler: Neden eve dönmediler?
4.12.2018
Ve ‘G-20 Testere Ödülü’ goes to ‘Ebu Minşar’
3.12.2018
Meydan muharebesinden Kerç dalaşına: En pahalı faşist kart
27.11.2018
Barzani bir kez daha Bağdat’a dönerken…
24.11.2018
Tampon düşüren tampon
20.11.2018
Kaddafi’nin ahı ve İtalya bozgunu
13.11.2018
Siyon düşünde Arap çözülmesi
11.11.2018
Arap sokağında İran kışı, İsrail baharı: Yoksa serap mı?
6.11.2018
'Ak Gezer'in 'Şir'le savaşı: Kabadayılıkta yeni sezon
30.10.2018
X-large'tan X-small'a: Çaresizliğin hikâyesi
23.10.2018
Bela fırtınası: Katar öfkesi, Kaşıkçı intikamı, Kuveyt çalımı ve 'Küçük Saddam'
20.10.2018
Körfez'deki 'pitbull'lar
16.10.2018
Bir rehineden, bir suçtan lütuf devşirmek
10.10.2018
Suud işi: Ortadoğu’da oyuncu olmanın ‘elif-ba’sı
7.10.2018
Kafkasya’da tehlikeli restleşmeler
4.10.2018
Kürtler Bağdat’a dönerken…
28.9.2018
Sahi İsrail hiç mi afallamadı?
26.9.2018
Ahvaz tuzağı ve ‘ödenmiş’ devrimciler
20.9.2018
Dehşet dengesine İL-20 girdisi
19.9.2018
Erdoğan eliyle tasfiye
9.9.2018
İdlib zehirlenmesi
4.9.2018
Su savaşlarından ‘Mavi Barış’a
31.8.2018
Bağdat’ta şeytanla dans
28.8.2018
'Stratejik müşteri' ve İdlib çengeli
22.8.2018
İran kumarı ve ilk hasıla
20.8.2018
Çal kemancı!
11.8.2018
Bir başka açıdan İran-ABD gerilimi: Aslında iyi anlaşırlardı
6.8.2018
Diplomaside serseri zamanlar
3.8.2018
Savaşların anası ve nevzuhur İttihatçıların çaresizliği
31.7.2018
Kürtlerle müzakere: Ankara’yı ifrit eden seçenek
24.7.2018
Beyaz Miğferler için tahliye zamanı: Bir rejim değiştirme aparatı emin ellerde
14.7.2018
Moskova’ya çıkan çift şeritli yol: Bir kefede Netanyahu diğerinde Velayeti
11.7.2018
‘Kabadayılar Çetesi’nin son güncesi
6.7.2018
Güneyde ‘dost ihaneti’ ve 'düşman suskunluğu'
4.7.2018
Selefi İslamcıları ‘yetmez ama evetçi’ yapan nedir?
30.6.2018
Sen sus patatesler konuşsun!
27.6.2018
Kapa çeneni!
22.6.2018
Yemen boğun eğer mi? Suudi atası aksini söylüyor
21.6.2018
Gökdelen azgınları ve yalın ayaklar
19.6.2018
Kürtlerin Şam’la diyalogu: ABD’ye rağmen mümkün mü?
18.6.2018
Menbic: Yeni bir fetihçi beklemeyen eski 'kutsal şehir'
13.6.2018
Roket adamların barışı: Dünyanın nasibine düşen ne?
6.6.2018
Ürdün’de isyan; kralca hamleler, bölgesel oyunlar
4.6.2018
Cehennem Borsası
29.5.2018
Golan hesapları: Kaostan lütfa, tampondan petrole
26.5.2018
İsfahan: İnsanın insana bir iyiliği
25.5.2018
12 emir, İran, Suriye: Sanki herkes Putin’e çalışıyor!
11.5.2018
Trump’ın barutu, Bibi’nin ateşi
8.5.2018
Veliahtım, prensim! Lübnan size ‘şey’ dedi
2.5.2018
Trump’a atılan pas İran’a gol olur mu?
30.4.2018
Kore baharındaki 'parlamayan' yıldız
26.4.2018
Bir ‘diyet IŞİD’ almaz mıydınız?
24.4.2018
Toz duman dağılınca geriye kalan
16.4.2018
Küresel küstahlığın yüzünü kurtaran 105 salvo
11.4.2018
Felakete doğru
5.4.2018
Elysée’de ne konuşuldu? Afrin’den sonra Kürtler ne bekliyor?
1.4.2018
Bak şu Elysée’nin işine!
29.3.2018
Batı'nın Rusya krizi ve bizim payımıza düşen
21.3.2018
'Afrin’in Fethi' ve nasipse 'Birinci Tayyip Dönemi'
15.3.2018
Pompeo orta dünyaya ne pompalar?
13.3.2018
İran, Kürtleri yakın plana alırken…
6.3.2018
‘Makul’ darbeler, ‘biçare’ Yemenliler ve Batılı vicdanı!
24.2.2018
Afrin çıkmazı
20.2.2018
Menbic senaryosu: ABD çekilirse ne olur?
13.2.2018
Savaşın fabrika ayarları
6.2.2018
Afrin aynasında İdlib ve Rus ruleti
2.2.2018
Kuvayi Milliye! Hayalden öteye…
30.1.2018
Erdoğan’ın kefil olduğu ‘Milli Ordu’
21.1.2018
Ateşle dansın ‘cool’ partnerleri
16.1.2018
Bir gece ansızın girersiniz ama bin gecede çıkamazsınız!
12.1.2018
Erdoğan'ın yürüdüğü son sahne
6.1.2018
İki gerçek arasında: İran çıkmazı
2.1.2018
İran nereye gidiyor?
25.12.2017
Şu Emirlikler meselesi!
20.12.2017
‘Vatansever Kürt’ten ‘hain Kürt’e: Suriye’de kritik dönemeç
12.12.2017
Kendi oyununda tepetaklak olanlar
4.12.2017
Yemen’deki hesaplaşma
1.12.2017
Komşumuzdur İran! Ona ne şüphe!
22.11.2017
Bence Lübnan!
13.11.2017
Feyruz’un çocukları!
10.11.2017
Dürzi bahanesiyle yeni bir İsrail işgali mi?
6.11.2017
Suudiler Lübnan’ı neden ateşe atıyor?
3.11.2017
İran’ın oyunu, Bağdat’ın talihi
27.10.2017
Çölün Martin Luther’ine yer açın!
25.10.2017
ABD Kürtlerden vazgeçti mi?
10.10.2017
İdlib’de El Kaide ile Amerikan güreşi!
7.10.2017
Kral hazretleri Rus gemisine neden bindi?
2.10.2017
Çuvala sokulan, Mossad’a çalınan Kürt sandığı
1.10.2017
Rusya’nın Kürdistan nüansı
27.9.2017
Referandumdan sonra: Paniğe mahal yok!
15.9.2017
Golavinka’nın ağacı, Çerkes yarası ve bir sessiz ağıt
7.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 3: Haşd el Şaabi Kerkük için savaşır mı?
6.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı - 2: KDP cephesinden bir bakış: Kürdistan çaresiz değil
5.9.2017
Kürdistan’ın referandum çıkmazı: Tarihi fırsat mı, oyun mu?
25.8.2017
Raconatif diplomasi
23.8.2017
Biçare!
20.8.2017
Kürdistan’daki İsrail parantezi; kârdan çok zarar
14.8.2017
Savaşın en zoru: Deyr el Zor
10.8.2017
Türkiye Çin için Uygurları terk edecek mi?
8.8.2017
Şiiler arasında bir Suud kılıcı! Sahi mi?
3.8.2017
Kıtlıkla beslenen darbe ve Chavismo’nun kaderi
31.7.2017
Pakistan FETÖ’sü darbe mi yaptı?
27.7.2017
Hariri, Trump’la âbâd olurken Lübnan cephesi
23.7.2017
İdlib’deki tuzak: Türk’ün Talibanistan’ında işler karıştı
21.7.2017
Suriye’deki Kafkasya lejyonu: Kadirov’dan ötesi
14.7.2017
Boru hattında yüzen Filistin sevdası!
9.7.2017
Tampon pazarı
7.7.2017
Körfez krizindeki rahmet!
4.7.2017
Irak’ı kurtarmak!
23.6.2017
Taht kavgasından Badiya Çölü'ne
21.6.2017
Ya Fırat kızıla çalarsa!
14.6.2017
Puslu havada ‘Amerikan hilali’
8.6.2017
IŞİD’in püskürtülmesi, Haşd’ın Kürtleri ve alabora hesaplar
7.6.2017
Terör sofrasında terör muhabbeti
6.6.2017
Ah Katar vah Katar!
25.5.2017
Jöleli-Arap-İslam NATO’su
20.5.2017
Diplomaside Yerkelizm
17.5.2017
Noktalı virgül
15.5.2017
Fars mı seçim mi?
5.5.2017
Çatışmasızlık bölgeleri: Bu tampon, başka tampon
30.4.2017
İsrail'in IŞİD ve El Kaide aşkı!
25.4.2017
Referandum Orta Doğu siyasetine nasıl yansıyacak?
22.4.2017
Suriyelinin canı, Katar’ın fidyesi
19.4.2017
Yerim daraldı ama oynayacağım!
10.4.2017
Ebu İvanka! Saçma sıkan kovboy!
7.4.2017
Kimyasal dehşetten sonra
6.4.2017
Kerkük; ateş orada, duman burada
5.4.2017
‘Kiril Mücahitlerle’ yüzleşme
25.3.2017
50 aşiretlik yeni ordu: Yine kâğıttan kaplan
23.3.2017
Kürtlerin 'çıkış' senaryosu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive