Hakan Aksay

T24



Bookmark and Share

Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında


5.8.2018 - Bu Yazı 275 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kemal Kılıçdaroğlu ve Gennadiy Zyuganov.

Bu iki insanın ne ortak yönü olabilir ki?
Çoook!..
İkisi de lider. Hem de ana muhalefetin lideri.
Kılıçdaroğlu’nun liderliği 8 yılı geçti. Zyuganov çeyrek yüzyılı geride bıraktı.
Her ikisi de iktidar karşısında girdikleri bütün seçimleri kaybetmesiyle ünlü.
Ama koltuklarından asla kalkmak istemiyorlar.

Devletin arkasındaki muhalifler

Rusya Komünist Partisi’nin lideri Zyuganov, komünizmi iyice eğdi büktü; milliyetçiliği de dini de içine soktu. “Nasılsa rakip yok”kontenjanından istifini pek bozmuyor. Ama partisi giderek zayıflıyor. Bir sonraki seçimlerde üçüncülüğe düşerse hiç şaşırmam.
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kılıçdaroğlu da... şey... sosyal demokrat yazacaktım az kalsın; bir gülme tuttu... Neyse işte. Hem solcu, hem milliyetçi, hem devletçi falan... Son yıllarda sürekli “sağa açılarak CHP’yi güçlendiremeye” çalışıyor. Beceremiyor ama vazgeçmiyor da.
Zyuganov Putin’i çok sert kınar. Vallahi hiç acımaz!
Kılıçdaroğlu da Erdoğan’ı. Mangalda kül bırakmayana kadar!
İkisi de devlet başkanlarını eleştirirken taraftarlarından çok alkış alırlar Allah için. Yıkılır salonlar! “Mutluluğun resmi” o anlardadır onlar için. Koca Rusya ve koca Türkiye, hatta koskoca dünya yoktur; o küçük parti toplantı salonları vardır hayatın en önemli merkezleri olarak...
Ammaaaa...
Kritik konular gündeme gelince, “devletin bekası” söz konusu olunca işler değişiiir!..
Zyuganov Putin’in arkasındadır ve asla devlet yönetimine söz söyle(t)mez.
Kılıçdaroğlu da Erdoğan’ın peşine takılır ve en fazla Erdoğan’ın dediklerinden bir ton fazlasını söyleyerek kendi farkını ortaya koymaya çabalar.
Söz gelimi dün Çeçenlerle savaşan Putin’i Zyuganov nasıl desteklediyse, bugün Kürtlere karşı Erdoğan’ın yanında aynı sağlamlıkta duran bir Kılıçdaroğlu vardır. Dokunulmazlıkların kaldırılmasından tutun, son günlerde “ABD’ye karşı tek vücut olan partilerin” HDP’yi yanlarına almamasındaki sessiz korkaklığa kadar...
Ha, bu arada her iki muhalif lider de ABD’ye çok karşıdır.
Ne zaman ki Putin ve Erdoğan Washington’a karşı seslerini yükseltirler, bu iki muhalif bey bağırmaktan öte çığlıklar atarak Amerikan karşıtlığında ileri çıkmaya çabalar (son günlerde Kemal Bey’in ABD’ye karşı alınması gereken önlemler konusundaki talepleri gerçekten gülümseme yaratan türdendi).

Siyasi dekorasyonun parçası olmak

Hem Kılıçdaroğlu, hem de Zyuganov’un huzur kaynağı başka bir yerdedir: Koca ülkenin siyaset sahnesinde önemli ve vazgeçilmez bir rolleri vardır. Muhalefetin, hem de öyle böyle değil, “ana muhalefetin” başında olmak.
Her ne kadar ülkelerindeki siyasette bu iki kişiye hiçbir şey sorulmasa da, bunlar sahne dekorasyonundaki temel unsurlardan biri gibi kapladıkları yerlerde gururla dururlar.
Yaptıkları eylemler sınırlıdır.
Rus komünistleri emeklilik yaş sınırının arttırılmasına karşı sokağa çıktı son zamanlarda. Onun dışında 1 Mayıs gibi resmî bayramlarda ve Sovyet geçmişinden kalma bazı günlerde balonlarla miting yaparlar.
Bizim CHP fazla bir şey yapmaz. Kemal Bey sokağa çıkmayı pek sevmez... sevmezdi ama gün geldi Adalet Yürüyüşü düzenledi. Hatta ayakları yara bere içinde kaldı. Ancak sonra yine yürümemeye ve "bir gün yeni bir Adalet Yürüyüşü yaparız” beklentisiyle kitlesini avutmaya devam ediyor. Ona her ay, her hafta, hatta her gün sokağa çıkmak gerektiğini anlatmayı deneseniz, sizi bir dakika bile yanında tutmaz.
İkisi de “uygar” muhalefeti temsil eder; Kılıçdaroğlu da, Zyuganov da.
Dışardan baksanız bu ikisinin de üstün zekasını fark etmeyebilirsiniz, ama yakından bakınca...
Koltuklarını öyle bir ustalıkla garantiye almışlardır ki... Dünya yıkılsa üzerinden kalkmazlar.

Sıkıcı ve korkak bir lider

Sovyetler’de yaşadığım yıllarda Sovyetler Birliği Komünist Partisi zaten tekti. İlgimin odağında ister istemez o vardı.
90’ların başında, “yeni Rusya”da komünistlerin her adımını izledim. Ara sıra sarf edilen “yeni bir sosyalizm kuracağız”, “güler yüzlü ve insani bir model yaratacağız” gibi söylemleri satır satır okudum. Ama bu laflar hep boşluğa açılıyor, altları bir türlü dolmuyordu.
Sonra bu sözüm ona yeni partiye eskinin bütün şaibeli yöneticileri de doldu. “Yeltsin’e muhalefet etme” iddiasıyla ortaya çıkanlar arasında adı yolsuzluğa, baskılara karışmış sürüyle insan vardı. Mesele, yeni siyasi yapıda korunaklı bir yer tutmaktı. Eh tuttular da.
Kitleleri peşinden sürükleyebilecek, karizmatik ve parlak bir lider olmadığı ilk bakışta bile kolayca anlaşılan Zyuganov’un şapkasından ne çıkarabileceğini bekledim durdum.
O hep aynı sıkıcılıktaydı.
Bunu hisseden sadece ben değildim ki, kitlesi giderek daralmaya başladı.
Çok bağırıp çağırmasına karşın ürkek bir lider portresini yıkamadı. Onunla ilgili en önemli iddia (yoksa açıklama mı deseydim?) Rusya’nın eski Devlet Başkanı Medvedev’den geldi: “Aslında 1996 başkanlık seçimlerini Yeltsin’in kazanmadığını biliyorduk”.
Yani? İkinci tura kalan seçimleri Zyuganov kazanmıştı. Ama tehditlere karşı hazırlıklı ve korkusuz değildi. Yasadışı sonuçlara boyun eğmiş, bir daha da bu konuyu açmamıştı.
2000’lerin ortalarında fark ettim ki medyadaki Rusya Federasyonu Komünist Partisi haberleriyle giderek daha az ilgileniyordum. Yıllar içinde Zyuganov’un ve partisinin renksizliğinden bıkmıştım. Sadece gazetecilik yaparken “haber atlamamak” için göz ucuyla bakıyordum, o kadar.
Son yıllarda ise bıkkınlıktan öte bir duygu geldi bana: Nasıl diyeyim, tiksinti gibi bir şey!
Bari bu eriyen, güç kaybeden partinin son bir şansı olsundu, bir lider değişimi gerçekleşsindi.
Ama yok işte! Hep Zyuganov, Zyuganov, Zyuganov!..

CHP haberleri mi? Geçiniz!..

CHP bir tarafıyla sola uzandığı söylenen, ama nasıl bir solcu olduğu on yıllardır bir türlü açıklanamayan bir garip parti.
İçinde dürüst ve sosyal demokrat çizgide insanlar da var, azgın milliyetçilik sınırında duranlar ve sonuna kadar sağ değerlere bağlı olanlar da...
Kısır siyasi ortamımızda uzun süredir “mecburen umut” oldu durdu CHP.
Ve her seferinde doğal olarak “hayal kırıklığı”na dönüştü. Bu hemen hemen hiç değişmedi.
Son seçimlerden ve parlak bir umut olarak ortaya çıkıp kısa sürede farlarının yarısı sönen İnce’den bahsetmek istemiyorum.
Baykal’a uzanmayı da içim kaldırmıyor.
CHP yönetiminin son sekiz yıldır ne kadar muhalefet ettiği ortada. Erdoğan için gerçek anlamda “Allah’ın lütfu” bu olsa gerek.
Seçim sonrasında ne dediler? Ne yaptılar? En azından “yüzde 48 gibi bir devasa bir kitle” adına nasıl mücadele ediyorlar?
Bu ve benzeri soruların cevabı “hiç”e yakın.
Ama bugün öyle bir kurultay savaşı ve bir koltuk kavgası var ki bu garip CHP içinde!..
Ne koltukmuş be!
Toplanan imzalarla ilgili utanç verici tartışmalar altında CHP iyice eriyip gidiyor ve yönetimin parmağını bile kımıldattığı yok.
İşin ilginç (ve belki acı) tarafı, sanırım artık halk içinde ve hatta CHP’ye oy verenler arasında bu kurultay haberleri çok fazla ilgi görmüyor.
Herkes bıkıyor bu partiden. İlgisini kaybediyor. Hatta daha irite edici duygular yaşamaya başlıyor.
“parti kurmayları” denen adamlar çıkıp açıklama yaparken, eski bir yönetici bu kargaşa içinde “Bu arada ben İstanbul Belediye Başkanlığına adayım, unutulmasın ha!” derken, “Şerefsiz! İftiracı! Kaba!” lafları havalarda uçuşurken...
İçim kalkıyor, en hafif deyişiyle...
Ne diyelim? Pes!
Ve yazık! Çok yazık!..

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.8.2018
‘Dolara molara' karşı Allah'a, imana yaslanan bir iktidar düşürülebilir mi? Asla!
5.8.2018
Rus komünistleri ve bizim CHP: Bıkkınlık ile tiksinti arasında
29.7.2018
Solculuğunuz, sağcılığınız, milliyetçiliğiniz falan sizin olsun; insanlıktan haber verin siz!
22.7.2018
Bizde böyle bir cumhurbaşkanı mı? Ne diyorsunuz! Ya devlet ciddiyeti?
15.7.2018
İktidar kalitesi, muhalefet kalitesi, hayat kalitesi...
8.7.2018
Muharrem Bey'e açık (sözlü) mektup
1.7.2018
‘Her şeyin bittiği yer'de (?) kötümserlik ve iyimserlik üzerine
24.6.2018
Kelebekler, hayat, ölüm ve ‘kelebek etkisi'
17.6.2018
Seçim sonucu tahminleri ve 25 Haziran'da Erdoğan, Bahçeli, İnce, Akşener...
10.6.2018
İyi başlayan İnce iyi bitirebilir mi? Cumhurbaşkanı seçilemezse CHP lideri olur mu?
3.6.2018
Adaletsiz şartlarda mücadele ve her şeye rağmen giderek büyüyen ‘sürpriz' ihtimali
27.5.2018
‘İkinci sınıf aday' İnce, CNN Türk'te ‘cici gasteciler'in tadını kaçırdı
20.5.2018
Seçim süreci Kürt düşmanlığı virüsünden kurtulmak için bir fırsattır
13.5.2018
Tabii kazanırsınız da... Diyelim ki olmadı... Erdoğan'dan sonra ne yapacaksınız beyler?
6.5.2018
Bu sefer Erdoğan yenilgiye uğratılabilir
29.4.2018
Sayın Gül, aynı anda hem cesaret hem de ürkeklik sergilemeyi başardınız
22.4.2018
Seçim sürecinin tembelleri, karamsarları, mızmızları ve ürkekleri üzerine
15.4.2018
Trump'ın tuhaf saldırısı, Esad'ın mutluluğu ve Erdoğan'ın riskleri
9.4.2018
Ünlü bir sanatçının ölümü
1.4.2018
‘Komünistler Moskova'ya!' sloganından bu yana değişenler ve değişmeyenler
25.3.2018
Hedef 20 milyon tirajlı Hürriyet olmalı!
19.3.2018
İstiklal Marşı'nın bestesi için önerim, Orhan Gencebay'ın Batsın Bu Dünya şarkısıdır
11.3.2018
İnternetten boşuna gelen mesajlar ve bir türlü gelmeyen mektuplar
4.3.2018
Putin ABD'yi tehdit etti, 120 dakikada 60 alkış aldı, seçimleri kazandı
25.2.2018
Asansördü, yorgandı, damacanaydı derken: Allah erkeklere yardımcı olsun
18.2.2018
Ya soyağacınızın dallarına sevmediğiniz uluslar tünemişse?
11.2.2018
Biz seninle böyle anlaşmamıştık, Nabi Bey!..
4.2.2018
Memleket isterim...
28.1.2018
Erkekler için aşk, oyun ve iktidar
21.1.2018
Rusya, Türkiye'nin askerî harekâtından gerçekten rahatsız
14.1.2018
Diktatörün 'sağ kolu' olmak
7.1.2018
Rusya medyasında Türkiye’ye yönelik önemli iddialar
24.12.2017
Kemal Bey 2019’da yüzde 60’la Yunanlıları yenecek
17.12.2017
Gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin
10.12.2017
ABD: Bırakın kavga etmeyi, siz kardeşsiniz!..
4.12.2017
Ne de olsa aynı gemide miyiz? Sizinle mi? Daha neler!..
26.11.2017
Erdoğan ile Putin’in ‘dostluğu’ bozulursa ne olur?
19.11.2017
Depremlerde Kürtlerden başka kimlerin gebermesini isterdiniz?
12.11.2017
Atatürkçülük meselesi ve yalan makinesi
22.10.2017
Şarkı dinlemek tehlikelidir bazen
8.10.2017
Tek bir cümle için…
1.10.2017
Erdoğan-Putin zirvesi: ‘Eski dostum Esad’ ile barışmaya doğru
24.9.2017
Sıkıysa vazgeçin iktidardan, siyasi güçten, paradan puldan da görelim!
11.9.2017
Enseste karşı adalet mitingine var mısınız, Kemal Bey?
3.9.2017
Macron’un kabalığı, Erdoğan’ın kibarlığı, Fransız ve Türk raconları..
27.8.2017
Kefenleri giymeye hazır mıyız?
20.8.2017
Kaçınız katilsiniz? Kaçınız sapık? Kaçınız hırsızsınız? Kaçınız âşık?
6.8.2017
‘Made in USA’ hazır devlet başkanı, ihtiyacı olan buyursun!
10.7.2017
Adalet Yürüyüşü iktidarın 2019 hesaplarını bozdu
26.6.2017
Dindar mı, yoksa sapık mı?
11.6.2017
Eyvah, TKP bölünmüş; ne yapacağız biz şimdi?..
4.6.2017
Kusura bakma Nâzım, sana gelemedim, ama mazeretim vardı!
28.5.2017
Ermenistan izlenimleri: Ağrı Dağı kimin? Ya Sarı Gelin?
21.5.2017
Türkiye-Rusya: Barıştık, ilişkiler düzeldi, demekle her şey hallolur mu?
7.5.2017
Susun artık, Sayın Baykal, bırakın lütfen, gidin!
11.4.2017
Ya Putin de referandumda hayır oyu kullanırsa?
9.4.2017
ABD’nin Suriye saldırısının Ankara’da bu kadar coşku uyandırması ürkütücü
26.3.2017
Referandum hesapları uğruna Rusya da feda edilebilir mi?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8