Hasan Bülent KAHRAMAN

Sabah Gazetesi



Bookmark and Share

Muzaffer İlhan Erdost ve İkinci Yeni


2.03.2020 - Bu Yazı 230 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Nasıl hazırlandığını artık çok iyi bildiğimiz, 1975-1980 arasında yaşanan, günde on kişinin birbirini öldürdüğü o cehennem bitmiş, 12 Eylül cehennemi başlamıştı. Benim hayatımın da bir bölümü tamamlanmış, üniversiteden mezun olmuştum. Devlet Su İşleri Barajlar Dairesinde mühendislik, Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde asistanlık ve yüksek lisans yapıyordum. Gelen bir emirle de bütün asistanlar ve 'dil bilen' memurlar gibi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda saat 19'dan 23'e kadar ders veriyordum. 24'te eve geliyor, sabahın 4'üne kadar çalışıyordum. Belki üç saat uyku.

O aralar, Ankara'nın Selanik Caddesi'nden geçip Kızılırmak Sokak'ta bulunan ve kız öğrenci yurdu olarak, aile işletmesi şeklinde değerlendirdiğimiz bir binamız vardı. Öyküsü uzundur. Onun yönetimiyle de ilgileniyordum. Meşrutiyet Caddesi'ndeki evden oraya yürürken bir gün (Ankara hayatım 40 yıl boyunca bu çevrede geçti) Aykut sinemasını biraz geçince sağdaki binanın altında küçük bir kitapçı açıldığını gördüm: İlhanilhan. Acaba o mudur?

Muzaffer İlhan Erdost (solda) ve İkinci Yeni Şiir’in sembol şairi Cemal Süreya

Evet oydu. Haberi herkes gibi ben de dehşet içinde okumuştum: Muzaffer Erdost'un kardeşi İlhan Erdost askerler tarafından dövülerek öldürülmüştü. Böyle bir şey nasıl olabilir derken iki şey düşünüyordum. Birincisi, herkesin aklına gelendi: Bir insan nasıl bu şekilde, her şey bir yana, asgari 'medeni' bir ülkede sistematik olarak, asker tarafından, verilen bir emirle dövüle dövüle öldürülür? İkincisi, bir ağabey bu ölüme nasıl tahammül eder?

O alçak 12 Eylül hukuksuzluğu içinde daha o kadar insanı ürperten ve insanlık haysiyeti karşısında kendisinden utandıran olay görecektik ki, birinci soru ebediyen havaya asılı ve zihinlerimize kazılı kalacaktı. Gelen her korkunç haber karşısında o soruyu soracaktık. İkinci sorunun cevabını ise o kitapçıda artık neredeyse her gün karşılaştığım Muzaffer İlhan Erdost'a bakarak öğrenmiştim: tahammül edilmiyor. Sadece bazı insanlar metanetleri, dirençleri, dünya görüşlerine, kendilerine yükledikleri 'misyon', hayata karşı duydukları sorumlulukla, tahammül edemedikleri o gerçeği akıllarının ve yüreklerinin bir köşesinde, kendilerini kavuran bir ateş gibi, Prometheus'un her gün ciğerini yiyen kartala dayanması gibi, saklıyor.

Muzaffer İlhan Erdost'u orada tanıdım. Kalleşçe, kahpece öldürülen kardeşiyle ilgili bir anım vardı. Onu anlatmaya ise hiç cesaret edemedim.

* * *

Liseyi bitirip mühendislik ve matematik okumaya başladığımda Rus-Amerikalı fizikçi George Gamov'un çok popüler ama bilimsel derinliğinden ödün vermeyen, genellikle kuantum fiziğini anlattığı Mr. Thompkins kitaplarını çevirmek istemiştim. Kalkıp o tarihte bilimsel kitaplar da yayımlayan Sol Yayınları'na gittim. Onur Yayınları adı altında bilim kitapları da yayınlamaya başlamışlardı. Bir yetkiliyle görüşmek istediğimi söyledim. Az sonra uzunca boylu, kalın bıyıklı İlhan Erdost geldi. Karşıma oturdu. Ne istediğimi söyledim. Kitap ve çeviri örneği elimdeydi. Dikkatle ve heyecanla dinledi. Her şeyi benimseyen, her şeye insancıl bir sıcaklık duyan yanını, içtenliğini sezmemek olanaksızdı. 'Biraz bekleyin' dedi. Ne içeceğimi sordu. "Hava sıcak, meyve suyu?" dedi. O vişne suyunu işte unutmadım.

Az sonra döndü. İçeride şimdi adını anımsayamadığım ama o tarihte ciddi bir bilim kitabını çevirmiş ve belirtince hemen tanıdığım birisine kitabı ve çeviriyi gösterdiğini söyledi. "Çeviri mükemmel" dedi, "Ama, kitap bizim 'bilim' çizgimizin dışında. Gamov'u çok iyi tanıyor. Çok önemli biriymiş. Ama biz bunu basamayız. Bu tür popüler yayın yapmıyoruz." Beni dostça, mertçe, eşitiymiş gibi kapıya kadar uğurladı. 18 yaşındaki gençlere iyi davranınız.

Bu anıyı Muzaffer Bey'e hiç anlatmadım. Ama bir yıl sonra hocam ve sonra çok yakın dostum olan (galiba amca oğlu) Prof. Cevdet Erdost'la çok konuştuk. Muzaffer Beyle şimdi özellikle anlatacağım şeylerden fazla söz etmedik. Genellikle dalgındı, düşünceliydi. Gene de kafası İlhan Erdost olayıyla meşguldü. Sık sık, süren davalardan söz açıyordu. Yeniden kitap yayınlamışlardı. Her zaman düzenliydi. Bir defasında matbaadan gelen bir kitabın kötü baskı ve cildinden, onda hiç görmediğim bir öfkeyle nasıl yakındığını, küfrettiğini gördüm.

Ben bazı kitaplardan ve yabancı yayınevlerinden söz ederdim. Onların adreslerini vs isterdi. Bir defasında Marion Boyars'a bir kitap için onlar adına mektup yazdığımı çok iyi anımsıyorum. Kitapçıda bir hanım durur ve "Muzaffer Abim" diye söz ederdi. Akrabalıklarını bilmiyorum. O, yalnızca bir kez, yakınmıştı yakındıklarından.

Toplum ve Bilim dergisinin bulmadığım ilk sayılarından bahsettiğimde Muzaffer Bey kendisinde olduğunu, bana verebileceğini söyledi. Hepsini toplamış, bugün gibi gözümün önünde ve hâlâ çok etkileniyorum, çünkü artık asla göremeyeceğimiz bir şey, dört bir yanından sicimle sarmış, getirdi. Özür diledi. Çünkü bir sayısında Asaf Savaş Akat'ın feodalite konusundaki makalesinin üstüne notlar almıştı. Hem de ne notlar. O dergiler hâlâ duruyor bende. Bu da onun ciddiyetinin bir göstergesiydi.

Yıllar sonra bir gün, belki 20 yıl önce, İstanbul'da otobüste gördüm. Sanırım Yunus Nadi Ödülleri'nden geliyordu. İlhan Selçuk'tan konuşmuştuk yol boyu.

Ölümünü duyunca bazılarını bölük pörçük yazdığım bu anıları dayanılmaz bir tutkuyla yazmak istedim. Ama asıl başka bir konuya değineceğim.

İlhan Erdost

* * *

Bilenler bilir, Erdost, şiirimizde çığır açan ama çok da tartışılan 'İkinci Yeni'nin isim babasıdır. Ulus, Pazar Postası gazetelerinde yöneticilik yaptığı dönemlerde edebiyatla da uğraşıyordu. (Cevdet Hoca, akşamları, gece nöbetine başlayan 'Muzaffer Abi'yi ziyarete gittiğinde görevi, Bülent Ecevit'ten devraldığını, onun Ulus'tan Bahçelievler'e kadar (onu da ben belirteyim, Ayten Sokak) yürüdüğünü, bir defa da birlikte yürüdüklerini anlatmıştı.) O dönemde hem de alelacele yazdığı bir yazıda (Son Havadis, 19 Ağustos 1956) bu deyimi kullandı. Muhtemelen üstünde düşündüğü bir konunun bilinç dışına yığdığı birikimin sonucuydu. Sonra ikinci bir makalede (Pazar Postası, 23 Aralık 1956) deyimi açıkladı. (Her zaman söylerim, yazılarda bazen düşündüklerimizi yazarız, bazen de yazar ve ne düşündüğümüzü öğreniriz: yazı ve düşünce aynı şeyler değildir, yazı düşüncenin 'aynası' değildir, kendisine özgü bir 'cumhuriyet'tir yazı.) Tartışma 'anlamsız şiir'den, 'bir şey söylemeyen şiir'den doğdu. Orhan Duru, Ece Ayhan'ın şiiri "Bana bir şey söylemiyor" demişti. (Evet, edebiyat tarihlerinde bazen, 'olur böyle şey'ler. Duru, sonradan Türkçe'nin İkinci Yeni şiire çok yaklaşan metinlerini yazacaktı ama ben onun yazıcılığını daha çok Apollinaire'e benzetirim: 'somut soyut' diyorum o tür yazıya, eski bazı deyimleri kullanarak.)

Kısa süre içinde İkinci Yeni tartışması alevlenecektir. 1957'den sonra iyice büyüyecektir. 'Modernist' ('modern' değil) Türk şiirinin en ileri örnekleri bu dönemde art arda yayımlanan kitaplarla verilecektir. Belli bir çevre bu görüşe karşı çıkar. Özellikle sosyalist gerçekçi (o dönemde en fazlasından 'sosyal gerçekçilik' denmekteydi) kanattan gelen edebiyatçılar, başta Attila İlhan, bu yaklaşıma şiddetle tepki gösteriyor ve yazılan, İkinci Yeni denen şiirin bir 'kaçış' şiiri olduğunu vurguluyordu. Menderes diktası başlamış, şiir, sonradan kullanılan bir deyimle 'kapalı şiir'e dönüşmüştü. (Bu bir aklama deyimi midir, bilemem ama bazı kişilerin 1970'lerde kapalı şiir de demeyip 'hermetik şiir' demesi ilginçtir. Üstelik bu 'hermetik' sözcüğüne ayrıca anlam derinlikleri yükleniyordu ki, hayır, Fransızcada 'hermetik' düpedüz kapalı demektir: 'hermetik' bir kavanoz.) İlhan, kendisinin yerine oturttuğu 'imge' (imaj) olgusunu bu şairlerin bağlamından kopardığını ve şiirin boş bir kelime yığını haline geldiğini savunuyordu. Üstelik toplumdan, toplumsaldan tümüyle kopuk şiirlerdi bunlar.

Önemli ve ağır bir iddiadır bu. Bugün de dile getirilir. Doğrusu, İkinci Yeni şairleri de tartışmanın münhasıran bu yanı üstünde hemen hiçbir şey söylememişlerdir. Ayrıca, aynı şiiri yazmak gibi bir zorunluluk elbette yok, her sanatçı yapıtını dönemler içinde değiştirir ama İY şairleri de ilk dönem şiirini sonradan hemen hemen hiç savunmadı.

Kritik nokta Muzaffer İlhan Erdost gibi, ismi sol kültürle, sol bilinçle ve hatta sol eylemle (bununla yayıncılığını, yazılarını, tartışmalarını kastediyorum) anılan birisinin İkinci Yeni şiire dönük bu eleştirilerde nereye oturtacağımızdır. Ciddi bir sorundur bu, özellikle de 'bilinç tarihimiz' açısından. Kendisi bu problemi İkinci Yeni Yazıları başlıklı kitabının girişinde ele alır. İkinci Yeni yazılarını henüz Marksizimle bu derecede içli dışlı olmadığı bir dönemde yazdığını belirtir. (Bu alanlardaki yazılarını ayrıca Şiirin U Dönüşü adlı kitabında derlemiştir.) Dolayısıyla Erdost'un bilhassa yönettiği Pazar Postası'nda yayımlanan yazılarını (ve İY'nin orada büyüyüp güçlenmesini) daha sonra yapıldığı üzere Marksist bir perspektifle değerlendirmek kendisinin işi değildir. Dolayısıyla şiire 'o' açıdan bakmadığını kabul eder. Şimdi Erdost'u ve İY'yi o bağlama oturtma çabaları anlamsızdır. Hatta bu yönden gelecek suçlamalara Erdost bir kale inşa etmiştir. (İkinci belirttiği husus verdiği adın tam da böyle: 'İkinci Yeni şiir' şeklinde kullanılmasındaki ısrarıdır, ben, der, bir başka yerde, kralların adının önüne konan rakamlar gibi düşünmedim o adlandırmayı. Bu da ihmal edilen ama çok önemli bir saptamadır.)

Peki, nedir Erdost'un saptaması ve İY'yi savunması ne anlama gelir? Ayrıntısına girmeden iki şey söylemek gerekir. Birincisi, Erdost'un bizzat yazdığı gibi, mesele 'şiirde anlamsızlığı' savunmak değildir. Anlamsızlığın da savunulabileceğini savunmaktır. İsteyen öyle yazar. Gene de daha 'fonksiyonalist' bir yaklaşımla bu tutum eleştirilebilir. Şiir gibi, yayımlandıktan sonra kamusallaşan bir üretimin salt anlamsızlık üstüne oturmasının yanlışlığı dile getirilebilir ve evet, bu tutumun politik/toplumsal koşullar bağlamında mesela bir kaçış olduğu söylenebilir. Doğru olmasına doğrudur ama diğeri de bir haktır.

Bir ölçüde edebiyat dışı bir bakış açısını yansıtan bu yaklaşımı o derecede önemsemiyorum. Başka bir husus var ki, daha da önemli: şiirin, aynı muhakemeyle devam edelim, bir edebiyat ürünü, daha doğrusu, dile getirilmiş, dili kullanan, örneğin romandan çok daha farklı bir planda dile yaslanan bir verim olarak şiirin ifade formlarının anlamı nedir? Tamam, toplumu ve kitleyi ihmal edebilir ve politik olgulara sırtını dönebilir, o yönden de eleştirilebilir. Ama salt bu yapısıyla, şiir, dilin sınırlarını genişletme ve imge dediğimiz o karmaşık mekanizmayı/olguyu meydana getirme süreçlerinde bize yeni olanaklar kazandırır. Kısacası dilin genişlemesi diyelim buna. Eğer dil genişliyorsa bilinç de genişlemektedir. Edebiyat metninin esoterik yapısının dışa dönük bu fırsatı yaratma becerisi de vardır. Öteki tüm unsurlar bir tarafa (hatta tüm eleştirileri kabul ederek) İY şiir hakkında söylenecek en önemli koşul budur.

Erdost tam da bu gerçeği vurguluyordu.1950'lerin sonunda henüz sözcük birikimi onca gelişmemişken, referans kaynaklar çok yetersizken bu gerçeği sezgileriyle yakalamıştı. Daha sonra onu sol edebiyata, klasiklere ve bilince yöneltecek sezgisi ona bu olanağı kazandırmıştı. Hiç yabana atılmayacak bir yeti olması bir yana, son derecede önemlidir yaptığı iş. (Ayrıca Birinci Yeni şiiri 'keşfeden' Ataç göklere çıkarılır sezgilerinin gücü nedeniyle ama Erdost ihmal edilir. Neden? Yoksa sonradan geliştirdiği Marksist kültür bu ihmalde etkin olmasın?)

Üstelik şu da var: Eğer bir dil, bir edebiyat bir şey üretiyorsa onu üretecek noktaya gelmiştir. Hiçbir şey tesadüf değildir, hiçbir şey kendiliğinden oluşmaz. Hazırlayan, bazen farkında olmadığımız süreç ve koşullar vardır. Bizim pozitivist perspektifimiz her nedense daima bu değerlendirmenin dışında hareket eder ve bir şeyin 'ansızın' olduğuna inanır. 'Ansızın' diye bir şey vardır ama hazırlayıcı koşullar o ansızını birikmiş bir enerjinin birden boşalması olarak biçimlendirir. Bir bilinç olgusunun nasıl ortaya çıkışını ele alan bilgi sosyolojisi ciltlerce kitap üretmiştir ve, sezgiler, sıçramalar söz konusu olsa da, yineleyeyim, onları da kapsayacak şekilde, bu gelişme, ancak 'birikimle', birikimin bir kişide teşekkülüyle açıklanabilir. Sezgi odur: o kişinin o birikimi sezmesi, somutlaştırması ve ifade edebilmesi. 

Erdost'un o dönem yazılarını okuyanlar böyle bir çözümleme görmez. Ama değindiğim sezgileri bu çözümlemeyi hazırlamıştır. Erdost, tam da böyle bir şiirin 'gerçeğini' bulma çabasındadır. Analitik düşünen bir zihnin büyük becerisidir bu. Aynı saptamayı yapayım: sezgi tek bir yerde durmaz. Erdost'ta da durmadı. Başka bir örnek vereyim. Daha o zamanlar yaptığı Şemdinli Röportajı da aynı sezginin bir başka plandaki yansımasıdır. Sezgileri onu zamanla edebiyatı bırakıp onu felsefeye, toplumbilime, düşünceye taşıdı. Bu alanlarda yazdıkları enine boyuna irdelenirse (ne güzel bir doktora konusu olur) Erdost'un çabası çok daha iyi anlaşılır.

1960'ların başında Marksist klasiklerin Türkçe'ye çevrilmesi bakımından da aynı iddialar serdedilmiştir: aktarmacılık. Hayır, değildir. Kimse bilgisinin ötesinde, bilincini aşacak bir tahayyül içinde bulunamaz. Marksist klasikler de bir ihtiyacın cevaplanması olarak Türkçe'ye çevrilmiştir. Kendisine özgül (özgü-değil) sorunlar doğurmuştur ama o başka bir tartışma konusudur. Erdost'un gününün önünde yürüyen, öncü bir bilinç insanı olduğu muhakkaktır. Türkiye'deki entelektüel tarihin yazımında, entellektüellerin irdelenmesinde, toplumsal düşüncenin irdelenmesinde bu bakımından çok farklı yerini görmek şarttır.

Türkiye, düşünce dünyasına çok önemli, çok değerli katkılarda bulunmuş, bunun anlamsız, yürek yakan acısını çekmiş, gene de acısını içine gömüp çabasını sürdürmüş bir aydınını yitirdi.

İlhan Erdost ve Muzaffer Erdost
.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.03.2020
Muzaffer İlhan Erdost ve İkinci Yeni
1.9.2017
‘Sondan bir önceki’ yazı..
30.8.2017
Kasketten atlete...
28.8.2017
‘Sol’dan ‘sos’a: Bir ayrışma
25.8.2017
Türkiye’de Macron olmak
23.8.2017
Kılıçdaroğlu aday olmazsa..
21.8.2017
Türkiye Avrupa’nın ortasında...
16.8.2017
Gecikmiş ırkçılık hayreti...
14.8.2017
Üniversite yerleştirmeleri
11.8.2017
Bir tatil sonrası düşünceleri...
31.7.2017
‘Self-hating Turk’
28.7.2017
Avrupa ilişkilerine derkenar..
26.7.2017
Dış politikanın iç şifreleri...
24.7.2017
Siyasal özne kim olacak?
21.7.2017
Sandıkta kuruldu sokakta kurtarıldı
19.7.2017
‘Ordu millet’ten yeni düzene...
17.7.2017
O meşum gecenin mantığı...
14.7.2017
‘Laikçi nihilizm’: Nereye kadar...
12.7.2017
Şenlikli siyaset
10.7.2017
Savaş değil siyaset istiyoruz...
7.7.2017
Beyoğlu’nda gezmezsin...
30.6.2017
Hafıza, hayal ve İstanbul...
26.6.2017
Bayram derken: Nostalji, hayal, hakikat...
23.6.2017
‘Kuşkonmaz Camii’nin esrarı
21.6.2017
Demokrasinizi nasıl alırdınız?...
19.6.2017
‘Hükümetler halk için mevzu olup’...
16.6.2017
Demekle olmuyor ama...
14.6.2017
Batıyı yeniden sarmak...
12.6.2017
Dünya alt üst olurken, Katar
9.6.2017
‘Biz neden böyleyiz?...’
7.6.2017
Kudüs... Ey Kudüs...
5.6.2017
Yeşiller/Çevreciler ve yeni dünya...
2.6.2017
Nesnesiz siyaset nesnesiz muhalefet
31.5.2017
Kitleler siyasette elitler şikâyette...
29.5.2017
16 Nisan, Trump Brexit öncesine...
28.5.2017
Komünizm yerine ‘toplulukçuluk’ deseydik...
26.5.2017
İzmir Marşı’nı dinlerken...
24.5.2017
İbn Haldun ‘kimindir’?
22.5.2017
Yeni dönemin en önemli şifresi..
19.5.2017
O stratejik karar...
17.5.2017
Ataç öleli...
15.5.2017
Atatürk’ü ‘korumak’...
12.5.2017
Atatürk’ü yazmak konuşmak...
10.5.2017
Le Pen kazanmış olmasın?...
8.5.2017
Körün tarif ettiği fil: CHP
5.5.2017
New York düşünceleri-2
3.5.2017
New York düşünceleri-1
1.5.2017
Kafası karışık Türkiye...
26.4.2017
Roma düşünceleri
24.4.2017
Üç mucizevi insan: Gittiler...
21.4.2017
Referandum sonrası-2
19.4.2017
Referandum sonrası-1
17.4.2017
Sonucun kodlarını okumak...
14.4.2017
İktidar ve ‘meşruitiyet’
12.4.2017
Kurucu iktidarı bilmek...
10.4.2017
Nilüfer Gürsoy yalnız değildir (!)...
7.4.2017
İyi sinema iyi siyasettir...
5.4.2017
CHP milletvekili yalnız değildir...
3.4.2017
Ortadoğu’da Türkiye olmak...
31.3.2017
Çin’den dönmek
29.3.2017
Çin’de olmak
27.3.2017
Çin’e gelmek...
24.3.2017
Avrupa köprüsünün altındaki sular...
22.3.2017
Kadın demokrasisi
20.3.2017
Kadın kadın değildir...
15.3.2017
Kendi kendisini yiyor Avrupa
14.3.2017
Avrupa’ya düşman gerek
10.3.2017
Kültür politikalarını konuşmak...
21.8.2015
Erken seçime gidilmeyebilirdi...
24.7.2015
Akparti ne yapmalı?..
15.7.2015
Ters akıntı siyaseti...
10.7.2015
Yaz sıcağında siyaset ya da maksut ve rivayet
26.6.2015
Koalisyon rövanş demek
22.6.2015
Demirel'in 'fötrü', Ecevit'in 'kasketi'...
18.6.2015
Demirel ve sağ siyaset
16.6.2015
Zor koalisyon/lar dönemi
15.6.2015
Çantada keklik değil...
10.6.2015
‘Kazanmasın-kazanayım...’
8.6.2015
Yeni dönem..
7.6.2015
Yaptık siyaset, yazdık siyaset
1.6.2015
Muhalefet
31.5.2015
Muhafazakar halkçılık...
29.5.2015
Fatih ve Fetih
25.5.2015
HDP Ak Parti’ye destek verir mi?
22.5.2015
Meyve adı mı sandınız?...
18.5.2015
Oysa T.C. karşıydı, Müslümanlara, Kürtlere, Alevilere...
17.5.2015
Ankara şehrengizi
15.5.2015
Biri çıkıp anlatsa...
4.5.2015
Sol sokakta hayatta...
1.5.2015
Kaf dağının ardında değil...
29.4.2015
Yoksa suçlu Platon mu?...
27.4.2015
Küfür kıyamet...
24.4.2015
Soykırım...
22.4.2015
Ancak o zaman...
20.4.2015
Soğanı soyarken
19.4.2015
200 yıllık parantez
17.4.2015
Söz milletin!
15.4.2015
At değiştirilir mi?
13.4.2015
Yoksa boğulursunuz...
10.4.2015
Adayların halini anlamak...
8.4.2015
Futbol futbol değildir...
06.04.2015
Işıklar bırakıp gitti...
03.04.2015
Yok defterindeki darbe...
01.04.2015
Ya sol ya değil
30.03.2015
Kim milletvekili olsun?...
27.03.2015
Erdoğan ve kriz
25.03.2015
Aman, aman dikkat...
23.03.2015
İş, dört tane nala kaldı...
20.03.2015
Üç Çanakkale...
18.03.2015
Kozmik odada uyumak
16.03.2015
Bana sormayın derim...
13.03.2015
Bundan sonra Ak Parti...
11.03.2015
Fidan savaşları: Manevra ve pozisyon
09.03.2015
Gül'ün siyaseti...
06.03.2015
Yürüyelim arkadaşlar...
04.03.2015
Kaldırımda Marks ve Madrid...
02.03.2015
Anadolu’ydu!
27.02.2015
Bir avuç hüsran
25.02.2015
Bile bile lades...
23.02.2015
Kar kış kıyamet...
22.02.2015
Bir 'muhafazakarlık' önerisi
20.02.2015
Şiddetin saf zinciri
18.02.2015
Erkek sorunu
15.02.2015
Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku*
13.02.2015
Niye var kutuplaşma?
11.02.2015
Erhan Göksel katil mi?
09.02.2015
Hangi başkanlık sistemi?...
07.02.2015
HDP barajı geçer mi?...
04.02.2015
Ne diyeyim bilmiyorum...
02.02.2015
Yani önce kafa...
01.02.2015
Hayatın damlası öykü...
30.01.2015
Orada, bir sol var uzakta...
28.01.2015
Tayyip Erdoğan komünist mi?
26.01.2015
Acil siyaset gerek
25.01.2015
Cumhuriyet: Bir gazetenin kişisel portresi
23.01.2015
Neyiz,kimiz,neredeyiz?...
21.01.2015
Önce siyaset sonra felsefe
19.01.2015
Fikir sofrası
16.01.2015
Tren tamamen kaçırıldı mı?...
14.01.2015
Kutsal diye bir şey yok mu?
12.01.2015
İki ölmek arasında...
09.01.2015
Charlie, benim...
07.01.2015
'Yolsuzluk', toplum ve siyaset
05.01.2015
Shakespeare Osmanlıca da konuştu...
02.01.2015
Yoros Kalesi'nde ilk sabah
31.12.2014
Işığın içinde, güzel, sonsuz ve mavi...
29.12.2014
İ'nin noktası nerede ise...
26.12.2014
"Amerikan sargısı"yla Ak Parti mi?...
24.12.2014
Uyanın CHP'liler, uyanın...
22.12.2014
Aristokrasinin sillesi Şişli'de
19.12.2014
Türkiye 'sağlıklı adam' olunca...
17.12.2014
Cemaatin görmediği...
12.12.2014
'Aman dikkat'in Osmanlıcası
10.12.2014
Hafıza tamiratı
08.12.2014
Osmanlıca gericileri...
05.12.2014
Baraj mı Meclis mi AYM mi?..
03.12.2014
Dersim CHP’yi boğar mı?...
01.12.2014
Böyle olacak korkmayın...
28.11.2014
Aleviler, kader dostları...
26.11.2014
İnsanı devlete boğdurmak...
21.11.2014
Öteki Avrupa’nın peşinde...
19.11.2014
Tarhan'ın kemendi Kılıçdaroğlu'nun boynu
17.11.2014
Deniz Gezmiş'ten bugüne...
14.11.2014
‘Ölmez ağaç’ ölmesin...
12.11.2014
Harıl harıl devam ediyor...
10.11.2014
Atatürk'ü sevme özgürlüğü...
07.11.2014
CHP siyasal bir parti değil...
05.11.2014
Yoksulun çaresi ölüm... Olmasın
03.11.2014
Cumhuriyet savaşları...
02.11.2014
Cumhuriyet'in yok estetiği...
29.10.2014
Cumhuriyet öfkesi...
27.10.2014
Kaçın, siyaset geliyor...
24.10.2014
Solgundur eski resimler...
22.10.2014
İdeolojiyi boğan devrim
20.10.2014
Devrimden sonra devrim
15.10.2014
İmralı-Kandil çelişkisi mi?...
13.10.2014
Her derdin devası basit öneri
10.10.2014
Tedbir ve takat
03.10.2014
'İslami devlet' diyerek...
01.10.2014
Amerika'nın Türkiye hamlesi... mi?
26.09.2014
Kürtçede eğitim, Kürtçede okul
24.09.2014
İki 'ders', bir yüz ...
22.09.2014
Din dersiyle özgürleşmek
19.09.2014
Din dersinin kapısı
17.09.2014
Rakı sofrası muhabbeti
15.09.2014
Sencer Divitçioğlu
09.09.2014
CHP'yi sağa çeken Altı Ok'tur
05.09.2014
Bu yazıyı yazdım...
03.09.2014
Okun ucunda ölmek
01.09.2014
Hepimiz ırkçı mıyız
29.08.2014
Muhafazakârlıkta yeni dönem...
27.08.2014
İnce'nin 'ince' düşünceleri
25.08.2014
Fıkradaki hırsız o...
22.08.2014
Davutoğlu'nun şifreleri
20.08.2014
Türkiye'ye özür borcu var...
18.08.2014
Komik ama şaşırtıcı değil...
15.08.2014
Türkiye Kılıçdaroğlu'nu hak etmiyor...
13.08.2014
Erdoğan- Gül- Ak Parti
11.08.2014
Erdoğan: Partisinden büyük
08.08.2014
'İki dünya görünür...'
06.08.2014
Bilinen ama bilinmeyen gerçek...
01.08.2014
Durmuş saatin doğrusu
28.07.2014
Işığa, suya, renklere, yıldızlara...
25.07.2014
Filistin'in kanı ne kadar aksın?
23.07.2014
Gül, Erdoğan ve siyaset
21.07.2014
Kıbrıs'ta çözüm olur mu?
18.07.2014
Yok 'sayılan' Aleviler
14.07.2014
Müsebbipler: Tiyatro oynayanlar
11.07.2014
Kürtler ve zafer
09.07.2014
Yeni yollar, yeni gizler
04.07.2014
Erdoğan birinci turda seçilir mi?...
02.07.2014
Siyasi cumhurbaşkanı Erdoğan
27.06.2014
Üç nalla bir attan sonra
25.06.2014
CB seçimi sonrası...
20.06.2014
Meğer hep/si muhafazakârmış
18.06.2014
Mahcup muhafazakârlık
17.06.2014
CHP-ordu ilişkisi: Mahcubiyet dönemi
15.06.2014
Muhafazakarların tuğrayla imtihanı
13.06.2014
IŞİD'in hedefi: İç politika
11.06.2014
Kürtler Kürtlere karşı
09.06.2014
Gezi ve Gezi: Dialoji ve diaboloji
04.06.2014
Toprağın sahibi kim?
30.05.2014
Geriye radikalizm kalır
19.05.2014
'Meçhul madenci anıtı'
16.05.2014
İnsanı onuru içinden görmek
12.05.2014
Kürtler ve Cumhurbaşkanlığı
02.05.2014
1 Mayıs: Mekân ve bellek
28.04.2014
Misyon
25.04.2014
Cumhurbaşkanlığından daha büyük, daha ağır
21.04.2014
Gül'ün adı
18.04.2014
İlerici Birlik: Yeni sol çerçeve
11.04.2014
Gözlükleri değiştirmek...
10.03.2014
İğne ve çuvaldız
28.02.2014
Erken seçim çare olur mu?...
24.02.2014
Deniz Gezmiş'le koğuş kaderi...
17.02.2014
İstanbul'da ne olacak?
05.02.2014
Küreselleşme dağları bekliyor
24.01.2014
Yeni bir cumhuriyet aranıyor...
22.01.2014
Rehabilitasyon dönemi
17.01.2014
Dört bunalım bir durum
15.01.2014
OD'ye çatı olmak
10.01.2014
Gezi koalisyonunu yenilemek
06.01.2014
Görünen köyün kılavuzu
03.01.2014
Savaş devam edecek
27.12.2013
İhtilalin evlatları
25.12.2013
Boğanın boynuzları
23.12.2013
Ahtapotun kolları
20.12.2013
Fırtınanın çekirdeği
18.12.2013
'O' devleti özlemek...
13.12.2013
Cemaat savaşının meydan manzarası
20.11.2013
Dershanelere güneş doğmuyor
18.11.2013
Diyarbakır mutabakatı
08.11.2013
Kızlar, erkekler ve muhafazakârlar
06.11.2013
Tehlike fişeği Sarıgül
24.10.2013
Genelkurmay Başkanı Kemalist değil mi?
04.10.2013
'Demokratik sahiplenme'
02.10.2013
Yetmez ama evet
28.09.2013
Gül'den Batı'ya Ortadoğu dersi
20.09.2013
Alevi barışı ya da cami-cemevi
13.09.2013
Sırat köprüsünde durmak
12.09.2013
Sarıgül aday olur mu?
04.09.2013
Devlete devlet biçmek
02.09.2013
Savaş ve barış
26.08.2013
Arap baharından Arap hazanına...
23.08.2013
Kabil'ler ülkesi
07.08.2013
Orman ve ağaç: Ergenekon
05.08.2013
Tek kanatlı kuş
02.08.2013
Kriz: Temsil mi katılım mı?
31.07.2013
Müslümanlık ve sosyal demokrasi
24.07.2013
Berrak suları sevmek
17.07.2013
Demokrasiyi güvenlikle boğmak
15.07.2013
Cumhuriyet mi demokrasi mi, Mısır mı?
10.07.2013
Demokratik darbe!
09.07.2013
Sütün üstü açık ama...
05.07.2013
Eyvah... Eyvah...
01.07.2013
Forumların anlamı: Siyaset üretmek/ siyaset yapmak
28.06.2013
Gezi Parkı Çalıştayı ve sivil talepler dönemi
26.06.2013
AB'nin kapısı: Alevilik, Kürtlük, Müslümanlık
24.06.2013
Gezi ve Gazi
21.06.2013
Duran adamların ve forumların anlamı üstüne
19.06.2013
Park ve fark: İki tarz-ı siyaset
17.06.2013
Gezi Parkı laboratuvarı
14.06.2013
Referandum ya da Taksim'den taksime
12.06.2013
Taksim: Yeni Türkiye'nin sis çanı
10.06.2013
Taksim Meydanı çözüm planı
06.06.2013
Taksim'i kabul etmek: Meydan, güreş ve siyaset
05.06.2013
AK Parti, AK Parti'yi anlamalı
03.06.2013
Bahar isyancıdır
15.05.2013
Reyhanlı'ya 'Yeni OD' bombası
13.05.2013
CHP manifestosunun anlamı
08.05.2013
Kürt barışından Ermeni barışına
06.05.2013
Kürt barışı mı 1 Mayıs mı?
26.04.2013
Kürtler yeni egemenler mi olacak?
24.04.2013
Kürt barışı: Yeni egemenlik anlayışı
22.04.2013
Kılıçdaroğlu CHP'yi kurtardı mı?
19.04.2013
Sollar ve Kürtler
12.04.2013
Çankaya sofrasında...
29.03.2013
Yüz yıllık hesap, yüz yıllık yalnızlık
27.03.2013
Kavşaktaki Kürt sorunu
25.03.2013
Post modern Öcalan ve erdoğan
22.03.2013
Kemalizm sonrası Öcalan
20.03.2013
Ergenekon: Su veya odun
18.03.2013
Derin devlet pusuda
13.03.2013
Kürt çözümünden toplumsal çözüme
06.03.2013
Kürt sorununun üç atlısı
04.03.2013
Öcalan, tutanaklar, çözüm
01.03.2013
Öcalan ve yeni dönem
27.02.2013
Kürt sorunu biter, muhalefet sorunu bitmez
15.02.2013
Solun sahibi kim?
13.02.2013
Proletaryasız sol, hangi sol...
11.02.2013
Solu yeniden kurmak
30.01.2013
Ulusçuluk o değildir...
28.01.2013
Siyaset durağında beklemek ya da CHP
25.01.2013
Dillere özgürlük ya da kapıyı çalan demokrasi
23.01.2013
Yarılmanın eşiğindeki CHP
16.01.2013
CHP'li dostlarımıza anlatamadıklarımız
11.01.2013
'Bereketli hilal'in bereketi
09.01.2013
Kınına girecek kılıç...
07.01.2013
Kürt sırat köprüsü
04.01.2013
Anayasa çeşmesinde testi doldurmak
28.12.2012
CHP'ye inen balta
26.12.2012
Anadolu-İstanbul savaşları ve AK Parti
24.12.2012
İktidardaki muhalefet partisi
21.12.2012
Arap devrimine kader aramak
19.12.2012
Arap Baharı'nın kapısı: Berlin Duvarı
17.12.2012
68'in solcuları ve muhafazakârları
14.12.2012
'Öteki' olup uzlaşmamak
13.12.2012
'Ecdat' tartışması ya da 'ikili karşıtlıklar'
12.12.2012
'Ecdat' tartışması ya da 'ikili karşıtlıklar'
10.12.2012
'Muhteşem Yüzyıl' ya da 'sözleşme noksanı'
07.12.2012
Dokunulmazlıkların 'dokunulmayan' kısmı
05.12.2012
Yanlış muhafazakâra oynamak...
30.11.2012
Muhteşem Yüzyıl ve muhafazakârlık
27.11.2012
Kürtlere federasyon mu?
26.11.2012
Kürtlere federasyon mu?
23.11.2012
Önce 2014'ü tartışalım
21.11.2012
Açlık grevi satrancı
19.11.2012
Ölümü tiyatro yapmak
17.11.2012
Beden, ölüm ve devlet
15.11.2012
Devlet, şiddet ve siyaset
12.11.2012
Atatürk ve demokrasi cumhuriyeti
09.11.2012
Devrimse, asıl bu devrim
07.11.2012
İktidarı muhalefeti farksız MHP
05.11.2012
AK Parti 10 yılının özgün anlamı
02.11.2012
Siyaset Meydanı, 32. Gün ve 'arşiv ateşi'
31.10.2012
Cumhuriyet: İdeoloji mi yöntem mi?
29.10.2012
Garip bir cumhuriyet' hikâyesi
12.10.2012
'Yeni muhafazakârlık' ve AK Parti dönüşümü
10.10.2012
Muhafazakârlık artmıyor ama...
01.10.2012
Kongrenin şifreleri
26.09.2012
CHP ve Menderes
24.09.2012
Balyoz'un 100 yıllık anlamı
19.09.2012
İnkılap tarihi dersleri
17.09.2012
Sırrı Sakık'ın acısı: Türkiye'nin ayıbı
14.09.2012
Esat'a muhalefetin önemi
12.09.2012
Demokrasisiz modernleşmenin kurbanı ve katili
10.09.2012
Eski rejimler ve dönüşüm-1
15.08.2012
AK Parti ve doğru sekülerleşme
03.08.2012
Kim Cumhurbaşkanı seçilir?
01.08.2012
OD artık Kürt demek ama...
30.07.2012
İşkenceci polis ve ekonomi
27.07.2012
Tutuklu öğrenciler sorunu
25.07.2012
CHP'nin Adnan Keskin olarak portresi
23.07.2012
Hangi CHP
18.07.2012
Gece yarısı 'Elma' düşünceleri
16.07.2012
CHP paradoksu
13.07.2012
Çok kimliklilikten çok mezhepliliğe
09.07.2012
'Kanayan toprak parçası...'
06.07.2012
Zana-Öcalan çizgisi
04.07.2012
Haklar meselesi değil Kürt meselesi
02.07.2012
Musa Anter'den Leyla Zana'ya
29.06.2012
Şiddetin 'milli' tarihi
27.06.2012
Şiddetin gizli tarihi
22.06.2012
Türklerin Kürt meselesi
20.06.2012
Öcalan sonrası dönem
18.06.2012
Zana işaret fişeğini ateşledi...
15.06.2012
Kürtler ve yeni Türkiye
13.06.2012
AK Parti ve son tartışmalar
11.06.2012
Ordu değiştikçe değişecek CHP
07.06.2012
'100 milyonluk Türkiye!' (2)
04.06.2012
Kürtaj, pozitif laiklik ve demokrasi
01.06.2012
Kürtaj, devlet ve beden
30.05.2012
Hangi Kemalizm bitmeli?
28.05.2012
27 Mayıs'ın panzehiri
25.05.2012
Marx'ı demokrasiyle değiştirmek
23.05.2012
Soldaki Gordion düğümü
21.05.2012
Kültür özerkleşiyor mu terk mi ediliyor?
16.05.2012
Kültür özerkleşiyor mu terk mi ediliyor?
14.05.2012
Kültür özerkleşiyor mu terk mi ediliyor?
09.05.2012
Kültür özerkleşiyor mu terk mi ediliyor?
07.05.2012
Solu sola kırdırmak
04.05.2012
1930'ları aşmayalım mı hâlâ?
02.05.2012
Kültür özerkleşiyor mu terk mi ediliyor?
30.04.2012
Anti kapitalist Müslümanlık
27.04.2012
Kemalizmin restorasyonu ve revizyonu
25.04.2012
Horozun üç oyu
23.04.2012
Ulusal egemenlik devrimi: Devam ediyor
18.04.2012
'İhtilali nasıl yaptık'
16.04.2012
28 Şubat'ın Partisi CHP
13.04.2012
Cemaat-AK Parti: Değişen roller gerilimi
11.04.2012
AK Parti ve Hizmet/Cemaat
09.04.2012
Demirel- Baykal el ele
06.04.2012
Yaşadım gördüm: Darbe yargılanıyor
04.04.2012
Sekülarizasyon bitti ama...
02.04.2012
CHP ve modernleşme
30.03.2012
Fransa'ya öneri: Türkiye'yi örnek al!
28.03.2012
Haram terör...
26.03.2012
Helal kesim...
23.03.2012
Fransa'ya bak Türkiye'yi gör/me
21.03.2012
Müslümanlar ve Kürtler: İki kimlik politikası
19.03.2012
Müslümanlar ve demokratikleşme
16.03.2012
Suriye'de Öcalan kozu
14.03.2012
'Ne olacak şu Amerika'nın hali?'
12.03.2012
Berlin, turizm, insan
09.03.2012
Halk anayasasının bam teli
07.03.2012
Kız çocukları, din, okul
05.03.2012
Okul, ev, eğitim
02.03.2012
28 Şubat'ın doğuşu
29.02.2012
CHP gölüne maya çalmak
24.02.2012
CHP mumunun yatsısı
22.02.2012
Üç yanlış bir Kılıçdaroğlu
21.02.2012
Üç tarz-ı CHP
20.02.2012
Üç tarz-ı CHP
17.02.2012
Kriz bir felsefe sorunudur
15.02.2012
Demokratikleşmeyi darbeyle baltalamak
13.02.2012
Darbe girişiminin devlet krizi olarak anatomisi
12.02.2012
Diziyle alternatif tarih yapmak
10.02.2012
Fidan değil Başbakan
08.02.2012
Arap Baharı Türkiye yazı
06.02.2012
Arap baharından Amerikan sonbaharına
05.02.2012
İki 'beden' arasında
03.02.2012
Arap Baharı mı İslam baharı mı?
01.02.2012
Mezhep kavgasının müsebbibi
29.01.2012
Muhafazakarlık kurtarıyor İstanbul'u
27.01.2012
Evet ama yetmez...
25.01.2012
Ermeni değil '1915 meselesi'
23.01.2012
Dink fırsatı
22.01.2012
Pancar motorunun sahibi
20.01.2012
Kürt sorununa toplumla bakmak
18.01.2012
Kahramanların günü
16.01.2012
Yargı iktidarına eleştiri
13.01.2012
Erginleşmenin 'baba' şartı
11.01.2012
Muharebeler ve savaş
09.01.2012
Vişnelerle kirazlar
04.01.2012
Yeniden kolesterol tartışması
02.01.2012
İnsanlığın son aklı
30.12.2011
İyi ki onlar var
28.12.2011
'Devrim' barışı için
26.12.2011
Ulusun devletini aramak
25.12.2011
'Ermeni' değil 'Türk' meselesi
23.12.2011
Türkiye çözecek bu sorunu
21.12.2011
Çek Baharı'nda Miroslava
19.12.2011
Yolsuzluk baltası eski rejime
16.12.2011
İyidir eski köye yeni adet
14.12.2011
İyidir bazı kafa karışıklıkları
12.12.2011
Kolesterol değil metot tartışması
09.12.2011
Çok bilgi, çok Amerika
07.12.2011
Başkasına hayal kurmak
05.12.2011
Gökyüzü, deniz ve Miami
04.12.2011
Çağdaş sanatın belkemiği eksik
02.12.2011
Lenin'e haç çıkarmak
30.11.2011
Kaçan kuşa HABER TURU ökse kurmak
28.11.2011
Yıkılınca bir duvar...
27.11.2011
Atatürk'le hata yapmak
25.11.2011
'Devrim' başladı bile...
23.11.2011
Ne halk ne burjuvazi, hem halk hem burjuvazi
21.11.2011
İslamcılığın beşeri halleri üzerine konuşmaya devam ediyoruz.
18.11.2011
CHP dönüşmeyi düşünüyor mu?
16.11.2011
CHP özgürleşmeyi düşünüyor mu?
14.11.2011
CHP özür dilemeyi düşünüyor mu?
11.11.2011
Kemalizmin gerçeğini bilmek
09.11.2011
Hayaller dolaşıyor labirentlerde
07.11.2011
Kentlerin insan sınırları
04.11.2011
Sivil kutlama, siyasal yorum
02.11.2011
Olmaz, olmuyor, olmayacak...
31.10.2011
Hâlâ 'kuruyoruz' cumhuriyeti
30.10.2011
Modernlik kurtaracak muhafazakarları
28.10.2011
Hiçbir şey masum değildir
26.10.2011
Uzun ölüm: deprem
24.10.2011
BDP'yi yakalım mı?
23.10.2011
Muhafazakarlık kurtaracak
21.10.2011
Sözün başladığı yer
19.10.2011
Ekmeği disiplinden çıkartmak
17.10.2011
Erken yatalım erken kalkalım...
14.10.2011
Muhafazakârlığın neresinde Türkiye?
12.10.2011
Muhafazakârlıkla Müslümanlık arasında Türkiye
10.10.2011
Anayasa sorunu ve Kürtler
07.10.2011
Son şeytanın 'elma'sı
05.10.2011
Kürsüde on karanfil
03.10.2011
Eşcinsellerin evliliği ve laiklik
30.09.2011
Amerika batıyor mu?
28.09.2011
Obama köprüsündeki Amerika
26.09.2011
'Yeni dünya'da 'yeni dünya'
23.09.2011
Zor denklemin Türkiye'si
21.09.2011
İki laiklik arasında, 'namaz'lı
19.09.2011
Mısır'da laiklik tartışmak
16.09.2011
11 Eylül'e Mısır cevabı
14.09.2011
11 Eylül hayaleti
12.09.2011
'0 noktası'nın 0 noktasında...
09.09.2011
Ortadoğu'da tarih aramak
07.09.2011
Ya köprü kuruyorsa Türkiye?
05.09.2011
Bir adımda sonbahar
10.08.2011
Rüyaya tefsir açmak
08.08.2011
Eski hesaba yeni mizan
05.08.2011
Üç maddede bir özet
03.08.2011
Geç kalmış militarizm
01.08.2011
Ordu 'siyasallaşırken'...
29.07.2011
Avrupa'nın z'si
27.07.2011
Avrupa'nın a'sı
25.07.2011
Ya ne olacaktı, yani?..
22.07.2011
Türkiye'nin aykırı Filistin tarihi
20.07.2011
Marksizmden İslamcılığa 'Oryantalizm'
18.07.2011
13 ölü ve dirim
16.07.2011
Hükümet Programı-2
13.07.2011
Hükümet Programı-1
08.07.2011
Her top yuvarlak değildir
01.07.2011
CHP krizi
29.06.2011
CHP'nin esbab-ı mucibesi
24.06.2011
Keder, inanç ve cinnet
22.06.2011
Her tarih kendini yazar
20.06.2011
Giacometti'nin bir sırrı
17.06.2011
Sosyalistler, Kürtler ve seçim
10.06.2011
Şifre anahtarı
08.06.2011
Demokrasiyi çözmek, demokrasiyle çözmek
27.05.2011
Yerel yönetimi yönetmek
23.05.2011
30 yıl sonra Fransa
20.05.2011
Devletin MHP lokması
11.05.2011
Kaset 'skandalı': sosyal pornografi
06.05.2011
Arap Baharı'nı satın almak
27.04.2011
Prag Baharı- Arap Baharı
25.04.2011
Tıp hocalarına 'performans'
22.04.2011
Yanlış solculuğun aydını
15.04.2011
Listelerin meçhul dili
13.04.2011
Yeni, eski CHP
11.04.2011
Eski sağ CHP'lileşirken
08.04.2011
Fransa'da 'Ergenekon'...
06.04.2011
İktidar koltukları
04.04.2011
Paris'te nisan
01.04.2011
Burjuvaziler anayasa savaşı
30.03.2011
Laiklik anayasada olsun mu?
28.03.2011
Git gide daha vahim...
25.03.2011
Sağlar'ın kabahati ne?..
23.03.2011
Kirli lokmadan kaçınmak
21.03.2011
100 yıl sonra Libya
18.03.2011
Eski sola yeni bakmak
16.03.2011
Türkiye'yi karıştırmak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive