Hasan TÜLÜCEOĞLU

htuluceoglu@hotmail.com



Bookmark and Share

TEKNOLOJİ VE BENLİK


6.7.2017 - Bu Yazı 484 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Psikolojide Freud’un ‘ego’ diye ifade ettiği ve farklı değerlendirme,  tarif ve isimlendirmelerin yapıldığı ‘benlik’, genel anlamda kişinin kendi varlık bilincinde olması, bir diğerine göre kendini fark etmesi olarak ifade edilebilir.

Burada toplumu kişileştirerek her toplumun bir benliği, egosu olduğunu ifade ediyoruz. Kişileşen bu toplumun varlığı onun tarihsel ve kültürel birikimidir. Tarihi ve kültürel bu birikimler toplumu nevi şahsına münhasır kılmış ve adeta bir fert gibi diğer toplumlara göre onu bireyleştirmiştir.

‘Toplum benliği’ diye isimlendirdiğimiz toplumun bu kişileşmiş yönüne psikolojide açık ve net vurgu yapılmamıştır.  Herbert  Mead,  “Self” (Benlik), “I” (Kişisel Ben)  ve “Me” (Sosyal Ben)” kavramlarla toplum benliğine işaret etmiş; ancak O’nun ‘sosyal benlik’ veya ‘toplumsal benlik’ diye ifade ettiği ferdin benliğinin toplumdan etkilenmesidir. Mead, bunu şöyle ifade eder: “Bireylerin çevreleriyle kurdukları ilişkiler “Benlik” lerini oluşturur ve biçimlendirir. “Sosyal Ben”in kurucu öğesi “Genelleştirilmiş Öteki”(Generalized Other) kavramıdır. Bu kavram, bireyin önem verdiği “ötekileri” kapsamaktadır. Bu ötekiler içine dahil olunan gruplardır, yani genel anlamıyla toplumdur. Birey, Genelleştirilmiş Ötekiler (G.Ö) sayesinde yaptığı davranışın farkına varır ve buradan gelen geri bildirimleri içselleştirir.”(https://dimay.wordpress.com/2009/10/31/herbert-mead-modernlesme-ve-modernlesme-modelleri-kuresellesme-ulus-devlet/

Diğer toplumlarda olduğu gibi Türk toplumu tarihsel başlangıcından günümüze nevi şahsına münhasır bir kişiliktir. İslam oluştan itibaren benlik kaynağı İslam dininden beslenmiştir.  Elbette ki diğer toplumlarda toplum benliğinin oluşmasında din ve dini değerler etken ve önemlidir. Toplumu bir şahıs olarak düşündüğümüzde çocuğun kişisel benliğinin oluşmasında aile ve diğer etkenler nasıl faal olup onu bireyselleştiriyorsa toplumların kişisel benliklerini de yaşadıkları(geçmişleri-tarihleri) ve oluşturdukları maddi manevi değerler (kültürleri) yön verir ve belirler. Özellikle maddi manevi değerler birikiminin oluşmasında toplumun benimsediği dini  ve dini değerleri çok önemli etken rol oynamıştır.

Selçuklu ve özellikle Osmanlı toplumu İslam dini veri tabanlı toplumlardı. Benzetme olarak ifade edersek adeta toplumun enerji kaynağı İslam dini idi. Aynı şekilde Batı toplumlarında ise bu enerji kaynağı Hıristiyanlıktı. Kişileştirdiğimizde Osmanlı toplumu günümüz ifadesiyle İslam dinini özümsemiş onun gereklerini hassasiyetle yerine getirmeye çalışan bir dindar fertti. Aynı kişileştirme Batı toplumları için Hıristiyanlığı yaşayan bir fertti.

Selçuklu ve özellikle Osmanlı toplumu, Batı’ya karşı doğru dine sahip, doğru, dürüst, güçlü ve etken bir fertti. Yanlış dine sahip ‘Batı toplum fertleri’ ise güçlü, yüksek özgüvenli ‘Osmanlı toplum ferdine’ göre başlangıçta etkenlik ve üstünlük sağlayamıyordu.

Batı toplumlarında, Selçuklu öncesi, Selçuklu ve Osmanlı toplumlarından etkileşim kaynaklı çalışmalar, önce rönesans ve reform hareketlerini devamında sanayileşmeyi ve bunun sonucu olarak teknolojik faaliyet ve ürünleri sonuç vermiştir.

‘Osmanlı toplum ferdi’, mahallesinde yüksek özgüvenli, etken ve üstün kişilikken küçümsediği ve tepeden baktığı aşağı mahallenin ‘Batı toplum ferdi’ artık ona yavaş yavaş kafa tutmaya başlayacaktı. Yüksek özgüven, güçlenen ‘Batı toplum ferdinin’ gücünü algılamada ‘Osmanlı toplum ferdini’ geciktirmişti. Gerçek zamanla anlaşılmış ama güçlü kişisel toplum benliği bu üstünlüğü bir türlü benimseyememişti.

Osmanlı devlet yöneticileri sorunu doğru belirlemiş ve çözüm için yapılması gerekenleri esasta yerinde yapmaya başlamışlardı. Ancak güçlü toplumsal ego bu çalışmaları kişisel ‘toplum benliği’ ve egosu nedeniyle kesinlikle benimsememişti. Zira özgüveni etken ve güçlü benliği, kişiliğini kaybetme tehlikesi olarak görüyordu.

‘Osmanlı toplum kişiliğini’ Patrona Halil isyanında görürüz. Asırlardır küçümsenen ve farklı din mensubu olarak dışlanan ‘Batı toplum ferdine’ öykünme, ona benzeme ve onu kabullenme algısıyla ‘Osmanlı toplum benliği’ bu çalışmaları doğru bulmamış, benimsememiş ve sonuçta isyanla Batıdan gelen her şey yok edilmişti.

Osmanlı devlet iradesinin III. Selim’le derli toplu, bilinçli ve ciddi ilk batılılaşma çalışmasına, Batı’nın üstünlüğünü kabullenemeyen güçlü ‘Osmanlı toplum kişiliği’ karşıt tavır almış ve bu kabullenmeme Kabakçı Mustafa isyanını doğurmuştu. Sonuçta III Selim’in bu doğru çalışmaları akamate uğratılmıştı.

Burada olan ‘Osmanlı toplum kişiliğinin’ yeniliği kabullenmemesi, içine kapanık ve kısır döngüye girmiş olması gibi sebepler kaynaklı değildi. ‘Selçuklu ve Osmanlı toplum kişilikleri’ esasta yeniliğe açık hakkı ve doğruyu arayan bulduğunda kendine mal eden bir kişilikti. Sorun bu değildi.

Sorun, İslam dininin şekillendirdiği ‘Osmanlı toplum kişiliğinin’, yanlış dinin şekillendirdiği ‘Batı toplum kişiliğine’ bakışıydı. İslam toplumları esasta bir seküler toplum değillerdi. Esas olan uhrevi hayattı. Bu bakış açısı dünya yaşamına yansımış ve seküler hayat uhreviyete göre yönlendirilmişti. Oysa bu yaklaşımı Hıristiyan dininde ve onun şekillendirdiği toplumlarda görememekteyiz. İslam toplum kişiliğinde diğer din mensupları ‘kafir’ olarak nitelendirilir. Yani onlar uhreviyeti, o asıl hayatı kaybedenlerdir.

‘İslam toplum kişilikleri’ kesinlikle dünya için uhreviyeti kaybetmez ve bunu tercih etmez. Dolayısıyla kafirler yanlış yoldadırlar.

Asırlardır yanlış yolda olan bu ‘kafir toplum kişiliklerine’ gerçeği anlatma, onları doğruya ulaştırma gayretinde olan ‘İslam toplum kişiliği’, doğal olarak kendini onlara göre üstün ve doğru yolda görmüştür. Yanlış yolda ve halk ifadesiyle cehennemliklerin üstünlüklerinin kabul edilmesi elbette mümkün değildi. Hele onların ürettiklerinin onların üstünlüğünü kabullenircesine alınıp kullanılması böyle bir kişilikte kabul edilemezdi.

İşte ‘Osmanlı toplum kişiliğinin’, Osmanlı devlet iradesinin batılılaşma çalışmalarına ve Batının sanayi ve teknoloji ürünlerini devşirmesine karşıt tavır almasının sebebi buydu. Bunun için görselde batılılaşan II. Mahmut’a ‘gavur padişah’ demesi, batı teknoloji aletlerine ‘gavur icadı’ denmesi bu nedendendi.

Sorun, bilimsel çalışma,  sanayi ve teknolojiye karşıtlık değildi. Sorun, bunları neden bizim yapmadığımız idi. Günümüzde, ‘Osmanlı toplum kişiliğine’ göre çok değişen ‘toplum kişiliğimizin’ hala sanayi ve teknoloji üretim beklentisi, ‘toplum kişiliğimizin’ benlik psikolojisi kaynaklıdır. Batıya karşı kaybettiğimiz üstünlüğü kişileşmiş toplum benliğimizin bir türlü kabullenememesidir esas olan.

.

Facebook Yorumları

reklam
6.7.2017
TEKNOLOJİ VE BENLİK
15.6.2017
İLAHİ KELAM’LA SEKÜLERİ HEDEFLEMEK
30.5.2017
İslam oluştan günümüze değişen hassasiyetler
12.4.2017
‘PATRON BEBEK’TE MASUM SAKINCALAR
13.3.2017
ALLAH’IN SÖZÜNÜ İŞİTTİĞİ KADIN
1.1.2017
KARUN’A ÖYKÜNENLER
22.12.2016
DOCTOR STRANGE’DE ÖNGÖRÜLEN SPİRİTÜEL DÜNYA
26.5.2016
Batılılaşmada mündemiç din karşıtlığı
18.8.2015
Amak-ı hayal ve Osmanlı son dönemi dini yaklaşımlar
29.6.2015
Ters köşeye yatan dindarlar
15.6.2015
MERYEM’İN İŞLERİ
14.5.2015
LUCY, VARSAYILAN İNSAN POTANSİYELİ
22.4.2015
LUT'UN EN ZOR GÜNÜ
22.03.2015
SARE’NİN ÇIĞLIĞI
12.03.2015
Görselde kalan batılılaşma
16.02.2015
Batılılaşmanın ilk habercisi
28.01.2015
Çeyrek yüzyıl geciken teknoloji
30.12.2014
OSMANLICA’NIN TÜRKÇESİ
06.12.2014
İKİNCİ MAHMUT’UN ‘FES’İ
01.11.2014
Cumhuriyet tek alternatifti
23.10.2014
Dolmabahçe’de korunmak istenen ihtişam
15.09.2014
Piramitlerden rezidanslara
02.09.2014
Devletin gönlü
31.07.2014
SRAİL VE BİTMEYEN FİLİSTİN DRAMI‏
05.07.2014
‘İmtihan’ın ölümü
19.06.2014
Ayasofya’yı isterken kültür deformasyonunu görmemek
06.06.2014
FETİH, ÇANDARLI’YI NEDEN TASFİYE ETTİ?
23.05.2014
Facialar ve toplumsal sorunlarımız
09.05.2014
Geri kalmışlığımız ve devlet iradesi
21.04.2014
SULTAN II.ABDÜLHAMİT NEDEN BIRAKTI?
17.03.2014
TEKNOLOJİ VE KÜLTÜR
26.02.2014
Ferrariye binen ‘hacı’
29.01.2014
SULTAN II. ABDÜLHAMİT’İN BATI TUTKUSU
06.01.2014
ZİYA PAŞALARIN EKSİKLİĞİ
20.12.2013
‘Bin yılda’ kronometre işliyor mu?
14.12.2013
MIZRAKLARIN UCUNDAKİ DERSHANELER
01.12.2013
Mızrakların ucundaki dershaneler
12.11.2013
MARMARAYLAR YAPTIRMAK
17.10.2013
Trum trum demokratikleşmek istiyorum
04.10.2013
Demokratikleşme paketiyle başörtüsü sorunu çözülecek mi?
24.09.2013
Eğitim sistemimizi Abdülhamit’e mi borçluyuz?
30.08.2013
DİNDARLAR NEREYE?
10.08.2013
NAMIK KEMAL’İN SUÇU NEYDİ?
18.07.2013
Adeviye’den Taksim’e Mısır Türkiye’ye bakar
11.07.2013
KÜLTÜR YAPTIRIMLARI
22.06.2013
Pasif güç
04.06.2013
Alkol mü, kültür mü?
14.05.2013
“Yatçaz kalkcaz, yatçaz kalkcaz”
25.04.2013
YGS din kültürü soruları
23.04.2013
YGS din kültürü soruları
09.04.2013
BATI, OSCAR’LA İRAN’A ‘ARGO’ KONUŞTU
22.03.2013
OTOYOLDAN TREN GELMİYOR
09.03.2013
BARAJLAR TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİ İÇİN MİYDİ?
19.02.2013
Tevhidin zorunlu kıldığı hicret
04.02.2013
Batılılaşmaya ilk ayak koyan Levent
18.01.2013
HOLLYWOOD’A GÖRE ABRAHAM LİNCOLN VAMPİR AVCISI
29.12.2012
Kutlama mı,Hıristiyanlaşmak mı?
24.12.2012
Zemzem Tower Kabe’ye karşı
15.12.2012
İslamcı hareketlerin iflası mümkün mü?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı