Hasan TÜLÜCEOĞLU

[email protected]



Bookmark and Share

POZİTİVİZM VE DİNDARLAR


16.05.2020 - Bu Yazı 1797 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Osmanlı devletinin öncelikle askeri alanda başlattığı batılılaşma çalışmaları, ondokuzuncu yüzyılın sonlarına yirminci yüzyılın başlarına gelindiğinde başlangıcından farklı noktalara evrilmişti. İlk dönem batılılaşma sürecinde Osmanlı devlet erkan ve münevveri ile ondokuzuncu yüzyılın sonu garplılaşma sürecinde Osmanlı devlet ricali ile aydını bariz şeklide birbirinden konuya, bakış, görüş, düşünüş açısından farklılıklar arz ediyordu. Osmanlıyı ve genel anlamda doğu ile batıyı anlama, algılama, mukayase ve değerlendirmede ilk dönem osmalıların yaklaşımını kadim kültürlerini daha iyi bilme ve özümsemeleri açısından daha gerçekçi ve sağlıklı buluyoruz. Burada en güzel örnek olarak Ziya paşayı verebiliriz.

Ondokuzuncu yüzyılın özellikle ikinci yarısında batıda dolayısıyla Fransa'da pozitivizm görüşü hakimdir. Auguste Comte'un sistemleştirdiği pozitivizm, özellikle dini kaynaklı bilgileri doğru bilgi olarak kabul etmez. Bilginin gerçekliği olmalı ve bir deneyle kanıtlanmalıdır. Comte de zaten sosyolojiyi deneylerle kanıtlama gayretindedir. Geleneksel olarak anlatıla gelen her türlü bilgi ve öğreti ile dinin va'z ettiği hiçbir esas ve bilgiyi kabul etmez. Bunların maddi bir gerçekliği olmadıkça, doğada bir olgu, bir deneyle kanıtlanmadıkları sürece doğrulukları kabul edilemez. Tek gerçek, var olan, elle tutulup gözle görülen maddi varlık ve esaslardır. Bilgi, olgu ve gerçekler bir deneyle maddi olarak ispatlanmalıdır.

Batıdaki bu akımın eğitim için garba gönderilen son dönem Osmanlılarda yansıması ilk dönemdekilere göre kat be kat olmuştur. Dini dışlamanın da ötesinde dini kabullenmemeye evrilen bir yaklaşımı doğurmuştur. Batıda deneye vurgu yapılırken onlar özellikle maddeyi ve maddiyatçılığı öne çıkarmışlardır. Bir şey elle tutulup gözle görülebiliyorsa o vardır, aşikar gerçekliktir. Aksi durumda gerçeklik yoktur. Bu noktada dinin esası olan Tanrı inancı bile zorlanmaya başlanmıştır.

Esasen Osmanlıyı garplılaştıran ikinci Abdulhamid'in batı eğitim sisteminde açtığı okullarda malesef genel yaklaşım ve anlayış bu noktadaydı.

Dini tabanlı Osmanlı toplum anlayışı ile bunun sonuç verdiği sosyal oluşumlar, ilmiye sınıfı,  tekke ve zaviyeler, vakıflar gibi kurum, kuruluş ve fert bazında temsİlci olarak imam, müftüler, batı tedrisatı görmüş, bilimsel olarak bir anlamda aydınlanmış bu yeni batıcıların tayf tayf saldırılarına maruz kalacaklardı.

Batı tedrisatı görmüş Osmanlılar esasta bir açıdan halklılardı. Yüzyıllardır din  ilimlerine yeni bir yorum getirememiş ilmiye güruhu bilinenleri tekrar ede ede zamanla kısırlaşmış hatta yozlaşmıştı. Toplumun dini alt yapısını şahsi çıkarları için kullananlar yaygınlaşmıştı.

Osmanlı aydınlanmacıları, bu yanlış ve yozlaşmış uygulamaları esas alarak esasta dine saldırıyorlar; toplumun dini veri tabanını sarsmaya çalışıyorlardı. O günkü gidişat ve ortamada farklı kesimlerin bir araya gelip yanlış ve eksikleri tartışıp düzeltme yaklaşım imkanları da yoktu. Ve asırlara hükmetmiş Osmanlı toplum yapısı yavaş yavaş sarsılmaya başlayacaktı.

Bu noktada batılı eğitim görmüş, aydınlanmış dindarlar, henüz batıyı yerli yerinde tanıyamamışken bahsettiğimiz saldırılar karşısında dini ve dini değerleri savunma konumuna ister istemez düşmüşlerdi. İstiklal marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu kulvarda edebi alanda vereceğimiz en güzel örmektir. İsmail Fenni Ertuğrul gibi alim ve bilginler de pozitivist iddialara bilimsel olarak cevap vermeye çalışmışlardır. İsmail Fenni Ertuğrul'un bu savunma ve cevapları gayet bilimsel ve dolayısıyla etkilidir. Ancak dindar kesim bizce ondan gerektiği gibi faydalanamamıştır. Bugün bile kendini dindar diye ifade edenlerin bir çoğu bu değerli alimimizi maalesef pek bilmezler.

Batılı tarzda aydınlanmış diğer bazı Osmanlı alim ve münevverleri dönemlerinde saldırılara karşı din ve dini değerleri koruma ve savunma gayretinde çalışmalar yapıp eserler vermişlerdir.

Belirttiğimiz üzere batı tarzı eğitim görmüş dindar alim ve münevverler, batıyı yerli yerinde taınımaya, kendi toplumları ile batıyı mukayese etmeye yeterli imkan bulamadan bu yeni batı güruhuna karşı dini ve dindar toplumu savunma zorunlu konumunda bulmuşlardır kendilerini.

Başka yazılarımda da ifade ettiğim üzere bu savunma konumu hep devam etmiş; en son gelinen noktada “elbet batılılaşalım, batının bilim ve tekniğini alalım ama ahlakını tevarüs etmeyelim”den öte gidilememiştir.

Başta Mehmet Akif olmak üzere üstat Necip Fazıl ile Sezai Karakoç'larda da hep bir savınma, sahiplenme, özlem, umut ve beklenti mevcuttur.

Bugünde bu kulvarda değişen fazla bir şey yoktur. Hatta kaymalar, sapmalar, savrulmalar söz konusudur.

Dindarlar olarak kendi dini bilimlerimizi bugün hala batılı İslam araştırmacılarından öğreniyorız. Dört başı mamur İslam tarihi kitapları malesef müsteşriklerin eserleri.

Sanat, edebiyat, sinema alanı keza aynı şekilde. Ha bu iş siyasal alanda olmaz; zira yozlaşma siyasal alanda başlamadı. Kültür, sanat, edebiyat alanında bugün hala dine ve dini değerlere saldırıları görüyoruz. Buralarda hem size hem dini değerlerinize saldırır; hem izletir hem okutur ve hem de alkışlatırlar.

İfade ettiğimiz üzere dindarlar hala kendi toplumumuzu ve batıyı gerektiği gibi tanıyıp yerli yerinde mukayese yapamamışlardır. Bu yapılmadığı, yapılamadığı sürece dindarların konumunda fazla bir şey değişmeyecektir. Bu değerlendirmenin, doğru okumaların yapılabilmesi için her iki dünyayıda çok iyi tanımış yüzlerce alim, bilgin, aydın ve münevvere ihtiyaç vardır.

Hiçbir şey tek sebebe indirgenemez her şeyde tek bir kşiden beklenemez.

Ah dindarlar çok ama çok zor işiniz

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.05.2020
POZİTİVİZM VE DİNDARLAR
13.01.2020
GARPLILAŞMA VE DİNDARLAR
26.11.2019
YEDİNCİ KOĞUŞTAKİ İYİ ADAMLAR
8.06.2019
Bir Römork Buğday Bir Vida Ederken
28.1.2019
TOPLUM VERİ TABANI
1.11.2018
BATILILAŞMA SENDROMU
3.10.2018
GARP YOKUŞUNDA DİNDARLAR
23.8.2018
HZ. ÖMER, HZ. MUAVİYE İLE SEKÜLERLİĞE YOL MU VERDİ?
26.3.2018
GÜNCELLEME VE MÜCEDDİD
5.2.2018
İSLAMCILARIN ETKENSİZLİĞİ
18.12.2017
İki cenahında karşıt olduğu sultan
19.9.2017
TEKNOLOJİ VE FARKINDALIK
24.7.2017
HZ. SÜLEYMAN’INKİ BİR SEVDA MIYDI?
6.7.2017
TEKNOLOJİ VE BENLİK
15.6.2017
İLAHİ KELAM’LA SEKÜLERİ HEDEFLEMEK
30.5.2017
İslam oluştan günümüze değişen hassasiyetler
12.4.2017
‘PATRON BEBEK’TE MASUM SAKINCALAR
13.3.2017
ALLAH’IN SÖZÜNÜ İŞİTTİĞİ KADIN
1.1.2017
KARUN’A ÖYKÜNENLER
22.12.2016
DOCTOR STRANGE’DE ÖNGÖRÜLEN SPİRİTÜEL DÜNYA
26.5.2016
Batılılaşmada mündemiç din karşıtlığı
18.8.2015
Amak-ı hayal ve Osmanlı son dönemi dini yaklaşımlar
29.6.2015
Ters köşeye yatan dindarlar
15.6.2015
MERYEM’İN İŞLERİ
14.5.2015
LUCY, VARSAYILAN İNSAN POTANSİYELİ
22.4.2015
LUT'UN EN ZOR GÜNÜ
22.03.2015
SARE’NİN ÇIĞLIĞI
12.03.2015
Görselde kalan batılılaşma
16.02.2015
Batılılaşmanın ilk habercisi
28.01.2015
Çeyrek yüzyıl geciken teknoloji
30.12.2014
OSMANLICA’NIN TÜRKÇESİ
06.12.2014
İKİNCİ MAHMUT’UN ‘FES’İ
01.11.2014
Cumhuriyet tek alternatifti
23.10.2014
Dolmabahçe’de korunmak istenen ihtişam
15.09.2014
Piramitlerden rezidanslara
02.09.2014
Devletin gönlü
31.07.2014
SRAİL VE BİTMEYEN FİLİSTİN DRAMI‏
05.07.2014
‘İmtihan’ın ölümü
19.06.2014
Ayasofya’yı isterken kültür deformasyonunu görmemek
06.06.2014
FETİH, ÇANDARLI’YI NEDEN TASFİYE ETTİ?
23.05.2014
Facialar ve toplumsal sorunlarımız
09.05.2014
Geri kalmışlığımız ve devlet iradesi
21.04.2014
SULTAN II.ABDÜLHAMİT NEDEN BIRAKTI?
17.03.2014
TEKNOLOJİ VE KÜLTÜR
26.02.2014
Ferrariye binen ‘hacı’
29.01.2014
SULTAN II. ABDÜLHAMİT’İN BATI TUTKUSU
06.01.2014
ZİYA PAŞALARIN EKSİKLİĞİ
20.12.2013
‘Bin yılda’ kronometre işliyor mu?
14.12.2013
MIZRAKLARIN UCUNDAKİ DERSHANELER
01.12.2013
Mızrakların ucundaki dershaneler
12.11.2013
MARMARAYLAR YAPTIRMAK
17.10.2013
Trum trum demokratikleşmek istiyorum
04.10.2013
Demokratikleşme paketiyle başörtüsü sorunu çözülecek mi?
24.09.2013
Eğitim sistemimizi Abdülhamit’e mi borçluyuz?
30.08.2013
DİNDARLAR NEREYE?
10.08.2013
NAMIK KEMAL’İN SUÇU NEYDİ?
18.07.2013
Adeviye’den Taksim’e Mısır Türkiye’ye bakar
11.07.2013
KÜLTÜR YAPTIRIMLARI
22.06.2013
Pasif güç
04.06.2013
Alkol mü, kültür mü?
14.05.2013
“Yatçaz kalkcaz, yatçaz kalkcaz”
25.04.2013
YGS din kültürü soruları
23.04.2013
YGS din kültürü soruları
09.04.2013
BATI, OSCAR’LA İRAN’A ‘ARGO’ KONUŞTU
22.03.2013
OTOYOLDAN TREN GELMİYOR
09.03.2013
BARAJLAR TEKNOLOJİ ÜRÜNLERİ İÇİN MİYDİ?
19.02.2013
Tevhidin zorunlu kıldığı hicret
04.02.2013
Batılılaşmaya ilk ayak koyan Levent
18.01.2013
HOLLYWOOD’A GÖRE ABRAHAM LİNCOLN VAMPİR AVCISI
29.12.2012
Kutlama mı,Hıristiyanlaşmak mı?
24.12.2012
Zemzem Tower Kabe’ye karşı
15.12.2012
İslamcı hareketlerin iflası mümkün mü?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive