Gökhan Bacık: Yeni bir paradigma ihtiyacı

13.02.2015 - Bu Yazı 1712 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Gökhan Bacık: Yeni bir paradigma ihtiyacı

 Yaşadığımız olaylar iki alanda inandığımız siyasetin iflas ettiğini gösteriyor. Yani bugüne kadar “Türkiye nasıl kurtulur” sorusuna verdiğimiz stratejik cevapları dayandırdığımız iki temel sütunda kriz var.

 
“İyi insan yetiştirmek”
 
Bunlardan birincisi “Sorunun özü insandır” düşüncesidir. “Önemli olan insandır, iyi insanlar etkili yerlere gelirse sorunlarımız çözülür” cümlesinin vadettiği dünya çöktü.

Pek çok önemli yere “iyi insanlar” geldi ancak sorunlar çözülmedi. Aksine bazı alanlarda daha feci sorunlar ortaya çıktı.

Bir bakıma bugün yaşadığımız şey “İyi insan yetiştirelim sorunlar da böylece çözülür” önermesinin kısmen iflas etmesidir. Elbette “iyi insan” yetiştirmek önemlidir ancak bugün olup bitenler bir de koskoca sistem sorunumuz olduğunu söylüyor.

Mesela daha dün el ele, şevkle Brüksel’deWashington’daKemalizm’i beraber eleştirdiğimiz “bazı arkadaşlarımız” bugün “Türkiye’yi yabancılara şikayet etmek ihanettir” diyor.

Ortalıkta bir sürü “iyi insan” var ancak bunlar pek çok konuda eleştirmekten zevk aldığımız “eski Türkiye” adetlerini devam ettiriyor.

Bugün Türkiye’de “içinde pek çok iyi insanın olduğu” ama hiçbir iş çıkaramayan hatta ekonomik olarak rantabl olmayan pek çok özel ve kamu kurumu var.

Demek ki “iyi insan yetiştirmek” sloganı bir parça eksik. “İyi insan” tamam ancak bir de sistem üzerine düşünmek lazım.

Devlete rağmen ayakta kalmak!
 
“Kemalist devlet” ile mücadele edenler sorunun özünün devlet olduğunu hiçbir zaman anlamadılar. Kemalizm bir ölçüde devletten “püskürtüldü” ancak bunu yapanlar “devletin yeni sahibi” değil yeni kölesi oldular.

Türkiye’de devlet üzerine yeni bir düşünceye ihtiyaç var. Öyle hastalıklı bir devlet geleneği yerleşmiş ki bu “aşkın devlet” her şeyi kontrol etmek istiyor.
Halbuki ekonomide de sanatta da düşüncede de bilimde de “bir ilerleme kaydetmenin temel şartlarından birisi” devlete rağmen ayakta kalabilmektir.

O nedenle “devleti kontrol edelim” düşüncesi iflas etmiş bir düşüncedir. Bundan sonra Türkiye’ye katkıda bulunanlar “devletten ayrı ve devlete rağmen ayakta kalabilen yapılar” kurmalıdırlar.

Devletin istediğine tokat attığı, istediği şeyi feshettiği bir yerde küresel ölçekte kaliteli bir iş çıkmasını beklemek neredeyse imkansızdır.

Bir ölçüde Batı ülkelerinde olduğu gibi “devlete rağmen ayakta kalabilen şirketler, devlete rağmen ayakta kalabilen üniversiteler, devlete rağmen ayakta kalabilen sivil toplum yapıları” ortaya koymadığımız sürece Türkiye’de işler eski tas eski hamam devam eder.

O nedenle Türkiye’de bütün muhafazakarların Soğuk Savaşşartlarında geliştirdiği “devlet üzerinden işleri çözelim” mantığını hızlaterk etmesi gerekiyor.

Herkesin devletten korktuğu “aman devleti kızdırırsak ne olur” diye kara kara düşündüğü bir ülkede kim risk alarak yeni şeylerin peşinde koşacak?

O nedenle “zaruret dışında” bundan sonra devlete beşeri ve başka türlü yatırım yapmak ancak israf olarak görülebilir. Artık önemli olan “devlete rağmen yani devletin istese bile ortadan kaldıramayacağı” sivil yapılar, firmalar, küresel markalar, küresel isimler meydana çıkarabilmektir.

Şöyle düşünün bugün bile kör topal memlekette bir düzen varsa, akademisyenler maaş alıyorsa, bazı iyi işler oluyorsa bunu “devlete rağmen ihracat yapan devlet dışı aktörlere” borçluyuz!

BUGÜN

 

Emlak8

Facebook Yorumları

0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive