Levent Gültekin: Genelkurmay’ın kaç milletvekiline ihtiyacı var?

30.03.2015 - Bu Yazı 2336 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Levent Gültekin: Genelkurmay’ın kaç milletvekiline ihtiyacı var?

 Yeni bir mecrada yazıya başlandığında okurla tanışma babında, küçük bir hasbıhal edilir. Bu konuda pek tecrübeli değilim. Bu nedenle, tanışma yazısı yazamadım.

Diken okurlarıyla, hepimiz için huzurlu ve özgür bir Türkiye’nin oluşmasına katkı amacıyla yol arkadaşlığı yapmaya geldim. Umarım zaman içinde birbirimizi daha iyi tanıyıp anlayacağız. Güzel bir yol arkadaşlığı diliyorum.

Şimdi gelelim konuya.

Erdoğan’ın hesabı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkan olmak için 400 vekile ihtiyacı var. Bunun için anayasayı hiçe sayarak mitingler yapıyor. Bunun için herkesi, her kurumu hatta ülkenin çözüm bekleyen her sorununu rehin alıyor.

Bu hırsı uğruna kendi arkadaşlarıyla bile kavga ediyor. Milliyetçilerin oylarını almak için milliyetçi gibi konuşuyor.

HDP barajı aşmasın diye, mimarı olduğu barış sürecini tehlikeye atacak çıkışlar yapıyor. Bir taraftan MHP’nin yükselişine dikkat çekip barış yanlılarını korkutuyor. Diğer taraftan da, ‘Ben olmazsam asker yeniden sahaya iner’ iması içeren mesajlar veriyor.

Bu mesajla, Abdullah Öcalan’ı korkutarak HDP’yi dizginlemeye yöneltmeye çalışıyor. Çünkü HDP’nin barajı aşma ihtimali, Erdoğan’ın başkanlık hesaplarının önündeki en büyük engel.

Genelkurmay’dan ilginç bir destek

İşte, Erdoğan’ın tüm bu manevralarına, Genelkurmay’dan bugünlerde ilginç bir destek var. Barış süreci boyunca ortalıkta görünmeyen, tek bir yorum yapmayan TSK, Erdoğan’ın son çıkışları üzerine yeniden görünür oldu.

Genelkurmay önce Abdullah Öcalan’ın Nevruz açıklamasını kınayan zehir zemberek bir bildiri yayınladı.

Diğer taraftan Uludere’de insanların yük taşıyıcı olarak kullandığı katırları öldürdü. Ardından ‘Bize havan topuyla saldırdılar, biz de karşılık verdik’ diyerek doğuda PKK’lılarla yeniden çatışmalar başlayabilir havası pompalamaya başladı.

Barış sürecinin ruhuna aykırı ifadeler kullanmaktan da imtina etmiyor. ‘Terörist başı’ diyor. TSK’nın PKK’yla 31 yıllık silahlı mücadelesine methiyeler düzüyor.

Ne oldu da…

Barış süreci yaklaşık üç yıldır sürüyor. Öcalan masada. Milletvekilleri Kandil’e mektup götürüp getiriyor.

MİT müsteşarı neredeyse İmralı’yı mesken yapmış. Üç yıldır Öcalan’ın Nevruz mesajları meydanlarda, TV’lerde okunuyor. PKK’lı fanatik gençler ilk defa bugünlerde değil, süreç boyunca farklı illerde zaman zaman taşkınlıklar yapıyorlar. Tüm bunları üç yıldır büyük bir olgunlukla karşılayan TSK birdenbire tutum değiştirdi.

Peki, ne oldu da barış süreci boyunca sesini çıkarmayan Genelkurmay tam da Erdoğan’ın işine yarayacak şekilde ortalıkta görünür olmaya başladı? Niçin tam da Erdoğan’ın HDP’ye ve PKK’ya gözdağı verdiği bir ortamda sesini yükseltti? Neden HDP’yi (ve aslında tüm Türkiye’yi) zora sokacak bir çatışma ateşini körüklüyor?

Niçin Erdoğan’ın arkasında hizaya girdiniz?

Erdoğan’ın ne yapmak istediğini, nereye varmak istediğini biliyoruz. Kurduğu oyunun farkındayız.

TSK’ya sormak lazım: Erdoğan’ın başkanlık arzusunu gerçekleştirmek için 400 vekile ihtiyacı var. Bunun için her yolu mubah görüyor. Ülkemiz için büyük kazanım olan barış sürecini bile tehlikeye atmaktan imtina etmiyor. Peki, size ne oluyor? Siz niçin Erdoğan’ın arkasında hizaya girdiniz? Niçin Erdoğan’ın bu manevralarına güç katacak bir tutuma yöneldiniz?  Nedir sizin derdiniz? Bu çıkışınızla neyi amaçlıyorsunuz? Ne elde edeceksiniz?

İç barış sizin umrunuzda değil mi?

Bir taraftan sert açıklamalar yapıyorsunuz. Diğer taraftan katırları öldürüyorsunuz. Bir yandan da yıllardır taşkınlık yapan PKK’lılarla tam da bugünlerde çatışma çıkarmaya can atıyorsunuz.

Niçin Erdoğan’ın tam da Öcalan’a ve HDP’ye ‘Bakın ben gidersem askerle işiniz zor’ dediği bir dönemde ortaya atıldınız? Niçin TSK konusunda, Erdoğan’ın tehdidini haklı gösteriyorsunuz? Nedir derdiniz gerçekten? Niçin TSK’yı seçimin malzemesi yapıyor, Erdoğan’ın akıl almaz hesaplarına ortak ediyorsunuz? Üstelik yıllardır deneyip de hiçbir sonuç alamadığınız söz ve davranışlarla.

Kürt meselesinde üç yıldır barış süreciyle büyük bir mesafe alındı. Bundan haberiniz yok mu? İç barış sizin umrunuzda değil mi? Milletin huzurunu ve TSK’nın itibarını düşünmeniz gerekmiyor mu? Daha hassas, daha sorumlu, daha bilgece bir tavır göstermeniz gerekmiyor mu? Yeni bir üslup, yeni bir yaklaşım ihtiyacınız yok mu? Niçin tüm bu kazanımlar yokmuş gibi davranıyorsunuz?

Normalleştirme çabalarına niçin köstek oluyorsunuz?

Mesela Öcalan’ın kendi tabanına “30 yıllık silahlı mücadele son buldu, artık demokratik mücadeleye geçiyoruz” çağrısının hiç mi kıymeti yok? HDP “Etnik temelli siyasetten vazgeçtik. Artık herkes için demokrasi mücadelesi yürüteceğiz” dedi; Kürt siyasi hareketinin geldiği bu noktayı niçin görmezden geliyorsunuz? Tabanı normalleştirmeye dönük bir çabaları var; bu çabaya niçin köstek oluyorsunuz?  Küçük, fanatik gruplar dışında toplumun genelindeki barışa ve bütünlüğe destek sizi niçin mutlu etmiyor? Meseleye neden hâlâ eski günlerin duygusuyla yaklaşıyorsunuz?

31 yıllık mücadelede çocuklarımızın ölümünden başka ne var?

Yaptığınız açıklamada TSK’nın PKK’yla 31 yıllık mücadelesine methiyeler diziyorsunuz. Ne var o 31 yıllık mücadelenin içinde Allah aşkına? Göğsümüzü kabartacak hangi başarınız var? Çocuklarımızın ölümünden başka ne var? O mücadele yöntemi, sorunu büyütmekten başka neye yaradı?

‘PKK ile mücadele ediyoruz’ diye gencecik çocuklarımızı ölüme gönderdiniz. Bir karakol yapmayı bile başaramadınız. O çocukları çadırdan karakollarda ölüme gönderdiniz. TV’lerde hangi arabesk şarkının çalınacağına bile kafa yoruyordunuz. Ama gencecik çocuklarımızın bir ilden başka bir ile transferine kafa yormuyordunuz. Ve bundan dolayı yüzlerce gencimiz ölüyordu.

Bedel ödemeden ortalıkta kahraman edasıyla dolaşıyorsunuz

Bu ülkenin tüm çocuklarını kendi çocuğunuz gibi görüp onların nazını çekecek bir olgunluk göstermediniz. 30 yıl boyunca bilgece bir tavırla sorunu çözmeyi değil, yüzeysel bir tavırla savaşı tercih ettiniz. Erdoğan’ın başlattığı barış sürecini 20-30 yıl önce siz başlatmış olsaydınız, binlerce gencimiz şimdi hayatta olacaktı.

Ve tüm bu hatalarınızın bedelini ödemeden, ortalıkta kahraman edasıyla dolaşıyorsunuz. Uyguladığınız yöntemde açıkça başarısızken hâlâ çatışmacı, dışlayıcı, aşağılayıcı söz ve davranışları çare olarak görüyorsunuz.

Erdoğan’ı anladık, size ne oluyor?

Erdoğan’ı anladık. Başkan olmak için herkesi, her şeyi harcamaktan imtina etmeyecek.

Peki size ne oluyor? Siz niçin bu hesaplı oyunun bir tarafı oluyorsunuz? Sizin aklınızdan geçen ne? ‘Öcalan’la dost olun’demiyoruz. Halkla dost olun ve ülkeyi ayrıştırıcı değil, bütünleştirici bir tavır benimseyin. Bu işinize gelmiyor mu?

Gerçekten çok merak ediyorum bunca başarısızlığa rağmen, böyle kahraman edasıyla konuşma cesaretini nasıl buluyorsunuz?

DİKEN

Emlak8

Facebook Yorumları

0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive