Fuat Keyman: ‘Pax Russica’: Çatışma-sonrası döneme geçerken Suriye denklemi

31.10.2019 - Bu Yazı 671 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Fuat Keyman: ‘Pax Russica’: Çatışma-sonrası döneme geçerken Suriye denklemi

 Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı E. Fuat Keyman “Rusya sadece Suriye’de değil, Orta Doğu’da da oyun ve düzen kurucu ve bölgesel hegemon olma yolunda çok önemli bir eşiği aştı” diyor.

FUAT KEYMAN

Uluslararası ilişkilerde hegemonya olarak adlandırdığımız liderlik konumu “güç+rıza” denkleminde oluşur. 

Lider ülkenin özellikle askeri güç sahibi olması önemli ve gereklidir ama yeterli değildir. Liderlik yani hegemonik olmak için yeterli koşul, “kendi çıkarlarını küresel ya da bölgesel barışın ve istikrarın normları olarak diğer ülkelere kabul ettirme, yani onların rıza göstermesini sağlama”dır.  

Liderlik, hegemonya, küresel ya da bölgesel ölçekte olabilir. 

  1. yy’da, sömürgecilik, altın standarı ve buharlı gemicilikle dünya ticaretini eline geçiren Britanya güç ve rızayı birleştirerek küresel hegemon olmuştu.
  2. yy’da, 1945 sonrası, yani II. Dünya Savaşı sonrası dünya düzeninde de, askeri ve ekonomik gücüyle, doların uluslararası para birimi olmasıyla ve akademik ve popüler kültürüyle Amerika, küresel hegemon olmuştu.

19.yy dünya liderliği için “Pax Britanica”; 20. yy dünya liderliği içinse “Pax Americana” terimleri kullanılmıştı. 

Barış Pınarı Harekatı nedeniyle Türkiye’nin gerek Amerika, gerekse Rusya ile yaptığı anlaşmalar ve ortaya çıkan mutabakat metinleri net olarak gösteriyor ki; Suriye iç savaşının bugün gelinen noktada birinci galibi Rusya.   

Rusya, sahadaki ve masadaki manevralarıyla, sadece taktiksel hamleleriyle değil, altını çizelim, başından itibaren “strateji ile taktiği birleştiren hareket tarzı”yla Suriye’de istediğini aldı. 

Rusya, sadece Suriye’de değil, Orta Doğu’da da “oyun ve düzen kurucu” ve “bölgesel hegemon” olma yolunda çok önemli bir eşiği aşmış oldu. 

Amerika ve Batı etki ve güç kaybederken, Rusya kazanan oldu; Türkiye’yi yanına çekerken, her hamlesinde, Amerika ve Batı’ya güç kaybettirme stratejinde de başarıya doğru bir adım daha atmış oldu.  

Suriye meselesinde bugün geldiğimiz noktada: (a) Rusya’nın Amerika’ya karşı; (b) Astana Süreci’nin Cenevre Süreci’ne karşı; (c) Rusya-Türkiye-İran arasındaki “esnek ittifak” anlayışının NATO ve EU gibi “kurumsal ittifak”lara karşı; ve (d) “devlet egemenliği ve güvenlik merkezli normlar”ın demokrasi ve insan hakları temelli normalara karşı daha başarılı ve etkili olduğunu görüyoruz. 

Bu bağlamda da, Rusya’nın Suriye’de elde ettiği başarıyı sadece bu ülkeyle sınırlı görmememiz gerektiğini ve bölgesel ölçekte de önemli sonuçları olduğunu düşünüyorum. 

Tam da bu nedenle, acaba daha önceki küresel ölçekte yaşanan Pax Britanica ve Pax Americana terimlerine benzer ama, vurgulayalım daha küçük ölçekte dolayısıyla bölgesel düzeyde hareket eden, Rusyanın “bölgesel hegemon olarak oyun ve düzen kurucu rolü”nü anlatan “Pax Russica” gibi bir terimi kullanarak yazı yazsam mı diye düşündüm. 

Ama, dış politika alanının duayen gazetecisi Kadri Gürsel benden daha önce davranarak “Pax Russica” kavramını başlığına attığı yazısını 24 Ekim’de Diken’de yazdı. “Suriye’de Pax Russica” yazısında Gürsel, yukarıda anlattıklarımı ayrıntılı ve detaylı anlatıyor. 22 Ekim’de Rusya-Türkiye arsında imzalanan Soçi Mutabakatı’nın çatışma sonra döneme doğru hızla evrilen Suriye’de Türkiye için, 29 Ekim’de Cenevre’de yapılan Suriye toplantısından, hatta 13 Kasım’daki Erdoğan-Trump görüşmesinden daha belirleycisi olacağını da ekleyebiliriz, vurguluyor. 

Bu nokta da bir parantez açarsam, Türkiye-Rusya ilişkileri ve Rusya’nın konumunu anlama da, Karar’da Taha Akyol’un 28 Ekim’de bu konunun önemli uzmanı Prof. Mitat Çelikpala ile yaptığı “Putin ‘Rus devleti”ni ayağa kaldırdı” başlıklı mülakatı da okuyuculara tavsiye ederim. 

Gürsel, Türkiye ve Rusya arasındaki Soçi Mutabakatı’yla ilgili şu önemli yorumu yapıyor: “(Bu mutabakatla), Türkiye ve Suriye’nin 1998’de imzaladıkları Adana Anlaşması’nın iki ülke arasında varılacak bir barışın güncel koşullardaki zeminini oluşturacağını ve Rusya’nın da bu amaçla ‘kolaylaştırıcılık’ rolünü üstleneceğini ilan ediyor.      

Bütün bunların anlamı şu: Suriye’de ‘Pax Russica’, Türkçesiyle ‘Rusya barışı’ adım adım inşa ediliyor. 

‘Rusya barışı’ndan kasıt, kurulmak istenen bir istikrar ortamının hakemliğini ve koruyuculuğunu Rusya’nın üstlenmesidir. 

Bu ‘Rusya barışı’nın çatısı altına giren Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin muhafazasını teyit ettiğine göre, günü geldiğinde Suriye’den çekileceğini de zımnen taahhüt etmiştir. 

22 Ekim tarihli Soçi Mutabakatı’nın birinci maddesinde Rusya’nın da Türkiye’nin ulusal güvenliğinin korunmasına olan bağlılığının altı çiziliyor. 

Bu mutabakatla Rusya, Türkiye’nin algıladığı YPG-PKK tehdidinin ve Suriyeli sığınmacılar sorununun Barış Pınarı Harekatı’nın ‘haklılık gerekçesi’ni oluşturduğunu kabul ediyor.” 

“Pax Russica”, (a) Suriye’de, toprak bütünlüğü, devlet egemenliği ve güvenliği normları temelinde “çatışma sonrası ve uzlaşma dönemine” geçmek; (b) Amerika’ya ve Batı’ya karşı, Astana Süreci’nin başarısını pekiştirmek; (c) Ankara-Şam ilişkisini güçlendirmek; (d) çatışma sonrası Suriye’de Kürt aktörlerinin yeri ve rolünü Türkiye’nin kabul edeceği şekilde belirlemek; ve (e) Rusya’nın bölgesel hegemonik rolünü güçlendirmek ve bu yolla da dünya siyasetindeki etkisini arttırmak olarak tanımlanabilir. 

Pax Russica, sadece Türkiye’nin Rusya’yla birlikte hareket etmesini değil; YPG-PYD’nin de Rusya yörüngesinde hareket etmesini ve Şam ile ilişkiye girmesi yönündeki gelişmelerin güçlenmesini ima ediyor.   

Hatta, Rusya’nın stratejik hamleleri, Amerika’dan farklı olarak, Türkiye’yi çatışma sonrası Suriye’de Kürt aktörlerin yeri ve rolü konusuında, “Suriye’de toprak ve alansal bütünlüğünün, ve de merkezi idarenin gücünün sağlanması ilkesi” temelinde ikna etme potansiyeli de taşıyor.       

29 Ekim’de Cenevre’de, “Yeni Suriye Anayasası” odaklı önemli bir toplantı yapıldı. Toplantı sonrası, BM Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, Türkiye, Rusya ve İran Dışişleri Bakanlarıyla biraraya geldi. Tüm bu toplantılarda da, Pax Russica’nın varlığı hissediliyordu.  

13 Kasım’da da, Washington’da, Türkiye-Amerika ilişkileri için kritik “Erdoğan-Trump” görüşmesi yapılması öngörülüyor.  Erdağan bu toplantıya katılırsa, kafasında Pax Russica olarak gidecek. 

Suriye denklemi dinamik ve çatışma sonrası dönem ve uzlaşmaya doğru hızlı gelişiyor; Rusya, dikkatle izlenmesi gereken Pax Russica’yı dokumaya devam ediyor. 

KARAR

Emlak8

Facebook Yorumları

0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive