Hidayet Şefkatli TUKSAL

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek


23.07.2014 - Bu Yazı 8782 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gazze ateş altında…

Suriye, Irak benzer durumda…

Yaşanan acılara kilometrelerce uzaktan tanık olmanın dayanılmaz ağırlığı altında eziliyoruz ve bir şeyler yapmaya çalışıyoruz…

Konsolosluğun önüne gidiyoruz mesela ailece, küçük kızım da dahil…

Kalabalık, kadınlı erkekli büyük bir kalabalık…

Ellerimizde Filistin bayrakları…

Tekbirler, sloganlar, sloganlar…

Yaşananlara öfkemiz öyle büyük ki, Hz. Musa’nın Kızıldeniz’i yardığı gibi bir mucize olsa da, şuradan yürüyüp Gazze’ye gitsek istiyoruz… Bu arzuyu ta canevimizde duyuyoruz, hissediyoruz…

Buna rağmen, o kalabalıkta atılan hiçbir slogana gönlümüz yatmıyor bir türlü…

“Vur vur Hamas vur! İsrail’e vur!” demek, İsrail’de de insanların ölmesini istemek demek çünkü… Ama biz orada da insanların ölmesini istemiyoruz…

“Mehmetcik Gazze’ye!” sloganı atılıyor sık sık… Hem ütopikliğine, hem naifliğine, hem de bu cümlelerin dindar insanların ağızlarından dökülüşüne hayretler ediyoruz…

Oraya gidip, öyle put gibi durmak da olmaz, neyse tekbirlere, “Hamas’a selam, direnişe devam!”lara katılıyoruz. Ben bağıramıyorum çünkü biz gelmeden önce atılan gaz bombasının etkisi hâlâ devam ediyor,  bağırmaya çalıştıkça öksürüyorum. O kalabalıkta su dağıtan, lokum dağıtan insanlar görüyoruz, bu da bir güzellik diye düşünüyoruz… Gazze’ye canlı kalkan olmak için imza listesi açılmış, ama listeye erişmek ne mümkün! Bir ara yanımızdaki grup coşuyor ve “Mücahit Erbakan!” sloganlarıyla ortalığı inletiyorlar. Saadet Partili olduklarını anlıyorum. Kürsüde de biri konuşuyor, o konuştukça “Mücahit Erbakan!” sloganı tekrarlanıyor… Ben saf saf,  kalabalığın rahmetli Erbakan’ı hatırladığını ve ona nispetle bu sloganı attıklarını düşünüyorum önce… Sonra, konuşan kişiyi daha dikkatle dinlediğimde, onun Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan olduğunu ve bu sloganın kendisi için atıldığını anlayıp, hem kendi saflığıma, hem sloganın saflığına gülüyorum… Fatih Erbakan mücahitmiş! Ne mücahidi acaba?

Derken vakit ilerliyor, sabah ezanları yaklaşıyor, ön taraflardaki provokatif grup aksi yöndeki bütün uyarılara rağmen hareketleniyor ve toplantının bittiği anonsları yapılıyor. Kalabalıkta ezilmemek ve gaz yememek için acele acele alanı terk ediyoruz…

İsrail’i korkutmuş olabilir miyiz acaba?

Hayır! Ne yazık ki hayır! İsrail öldürmeye, yakıp yıkmaya devam ediyor… Çeşitli kanallarda yorumculardan, Gazze’de insanların ölüme alıştıklarını duyuyorum, kanım donuyor! Ölüme nasıl alışılır, çocukları ölen bir anne nasıl alışır ölüme? Ya o küçücük çocuklar, nasıl alışır yalnızlığa, kimsesizliğe ve gözlerinin önünde hayatını yitirenlere…

Davutoğlu’nu izliyorum bir kanalda… Mealen “haklılığının bilincinde kıyam etmiş bir halkın, karşısındaki düşman ne kadar güçlü olursa olsun, ondan daha güçlü olduğunu ve bu direnişin mutlaka zafere ulaşacağını” söylüyor… Şeytanımın avukatı, “Kürt halkı için de kurabilir miydi bu cümleleri?” diye soruyor…  Ya Roboski? Tarih öncesi bir devirde mi geçmişti orada yaşananlar? Roboski’li aileler Müslüman değil miydi? Roboski’de ölen gençler, çocuklar “can” ya da “kardeş” değil miydi? Nesi eksikti bir Roboski’linin bir Gazze’liden?

İsrail’e çok kızıyoruz ama bazen ona o kadar benziyoruz ki! Her savaşkan, ırkçı, nefret söylemi, kime karşı yöneltilmiş olursa olsun, hangi gerekçeyle gerekçelendirilmiş olursa olsun, Ayeleth Şaked’in suretine bürünmektir, farkında mıyız? Zulme karşı çıkarken kendimizi zalimleştiren bir dil kullanmanın kime ne faydası var? İsrail’e olan öfkemizi, Türkiye’nin Yahudi vatandaşlarından, arkadaşlarımız, komşularımız olan bu insanlardan çıkarmaya çalışmak, onları korkutmak, tehdit etmek “alçaklık” değil mi? Hadi onu da geçtim, hukuk önünde “suç” değil mi? Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek değil mi? Ya Kur’an? Savaşa katılmayan sivillere dokunulmamasını söylemiyor mu?

Köşe yazarlarına sürekli had bildiren Sayın Başbakan, bu yazarlar için neden hiçbir şey söylemiyor?

.

Facebook Yorumları

reklam
8.3.2017
MEB müfredat taslakları konusunda değerlendirmeler ve öneriler (IV)
29.1.2017
MEB müfredat taslağı konusunda değerlendirmeler ve öneriler (I)
23.07.2014
Ayeleth Şaked’in suretine bürünmek
19.05.2014
Soma ateşi ve 16 Ton
03.05.2014
Sınırsız Kardeşlik İnisiyatifi’nin Mısır bildirisi
25.03.2014
‘Başörtülü bacı’ edebiyatı
19.03.2014
Star’dan nasıl ayrıldım? Gerçekler ve yalanlar
03.03.2014
Hükümetin sorumluluğu
28.02.2014
‘Şey’ edebiyatının sahiciliğe delâleti
25.02.2014
Sözü dinlenen birisi olmak üzerine…
20.02.2014
Zehra Develioğlu vakasının düşündürdükleri
15.02.2014
Cemaatsel sosyolojik vasatımızın düşündürdükleri
31.01.2014
Yerel seçimler, medya ve partilerin ‘kadın’ karnesi
28.01.2014
‘Sekülerizm, dindarların tartışmalarından meydana geldi’
23.01.2014
Masum değiliz, hiçbirimiz!
12.01.2014
En uzun 15 günüm
24.12.2013
Allah’ın yakasından düşün, kozunuzu kendi üzerinizden paylaşın!
17.12.2013
Küfür, şal ve ötesi
14.12.2013
Kadın örgütlerinin inkâr politikası
11.12.2013
“Affedilmişliği” affetmeyen kızlar
08.12.2013
Kadınlar ve fitne söylemi
05.12.2013
Fitne kelimesi ve hatırlattıkları
30.11.2013
O kadar sevinmeyin…
23.11.2013
Nepal’de “aydınlanma”
20.11.2013
Beton medeniyetinden toz, toprak ve nehir medeniyetine…
15.11.2013
Başbakan ne için özür dileyecek?
11.11.2013
Çok sesli, farklılıklara saygılı, dayanışmacı bir ekiple karşınızdayız
24.09.2013
Keşke Siz de Zerdüşt Olsaydınız
02.05.2013
Şimdi sizin sınavınız başlıyor!
25.04.2013
23 Nisan, 24 Nisan
18.04.2013
Kutlu doğum ve zamanın ruhu
11.04.2013
Cezaevinde unuttuklarımız
28.03.2013
Kutsal nefretimizden vazgeçebilecek miyiz
21.03.2013
Barış sürecinde lider kültü
14.03.2013
Feminizmin cennetinde 8 Mart
07.03.2013
Kadınların Taraf’ı
28.02.2013
Görünmez insanlar
21.02.2013
İhtilafta rahmet ve Taksim
14.02.2013
‘Malan Barkirin’
07.02.2013
En büyük kast
31.01.2013
Kadın sorunundan ‘rahatsız erkekler’e
24.01.2013
Kendilerine yakışanı yaptılar!
17.01.2013
İmanlı ve vicdanlı insanlara çağrı!
10.01.2013
Barışmazsak ne olur
03.01.2013
Roboski yükü
27.12.2012
Gelecek yılın son haftası
20.12.2012
Eksik de olsa...
13.12.2012
Bir taciz soruşturmasının serencamı
06.12.2012
YÖK ‘görevsizlik kararı’ verebilir mi
29.11.2012
Kör nokta
22.11.2012
Bölünmemek için Kürtleşmek zorundayız
15.11.2012
BİZ’e güvenip de kavga ediyorsanız...
08.11.2012
Ölenler ölmüş olsa da...
01.11.2012
Yeniden umutlanalım diye
25.10.2012
Alın silahlarınızı ve ...
18.10.2012
Okulda cinsel taciz
11.10.2012
İnsanlar ve isimler
04.10.2012
Tek adamlığın vebali
27.09.2012
Keşke olmasaydı!
20.09.2012
Tanrı, vatan, aile
13.09.2012
Üç konu
06.09.2012
Terör, trafik ve eğitim meselemiz
30.08.2012
‘Milat’ gazetesi ‘Yeni Akit’in neyi olur
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı