Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor


19.3.2017 - Bu Yazı 87 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Otoriter rejimler ve otoriter dil, Henri Lefebvre’nin tanımladığı gibi “Total, bütüncül insanlar” üretiyor ve bütüncül insanları kutuplaştırmak ve onlar üstünden kavga konusu yaratmak çok oluyor. Tasavvuf “biz” olabilmek için “Bir/Tikel/Biricik” olmak gerekir diyor. “Bircik” olan birey kendini “biz” yerine ikame ettiği zaman bütün “biriciklerin” toplamı olarak kendini görür ki, anayasa değişikliği metnini hazırlayan danışmanlar bunu “milli idare tecellisi ve cisimleşmesi” olarak tanımlıyorlar. “Tikel” olan birisini millet idaresi olarak bütüncülleştiriyorlar. Kişiyi tanrılaştırma, putlaştırma da burada başlıyor. Buraya nokta koyalım ve olup bitenlerin “ötesi” nin perdesini aralayıp bakalım ilk bakışta ne/neler görülüyor.

ÖTEKİ YARATIP ONUN ÜSTÜNDEN KENDİNİ TANIMLAMA

Güncel olandan gidelim: Almanya, Hollanda, Almanlar, Hollandalılar ile kavga ettiğinizde, Türkiye’yi, Türkleri! O kavga üstünden tanımlıyorsunuz.

Tarihsel olarak, öteki yaratıp onun üstünden kendi kimliğini tanımlama “kültürü ve bilgisine” yeterince sahip olduğumuzu, Ermeni, Rum hatta Kürt denildiğinde nasıl bir zihniyet ve tanımlama ile doldurulmuş olunduğunu öğrenmek için bir kahvehaneye gidip bu üç kelimeyi olumlu kullanın, sonucu söylemeye bile gerek yok.

Hollanda polisi kötü: “Goril, haydut, atı, iti…” Denildiğinde asıl mesaj, Türkiye’ye veriliyor. Birincisi, onları aşağılayarak, kendini yüksek göstermek, ikincisi, “ bizim polisimiz iyi”, böylece Gezi’deki, 1 Mayıs’lardaki vs. Hollanda polisi tarzı şiddet görüntüleri zihinden silinmiş oluyor!

Bütün bunlar, üstünde çalışılmış politika yapma dili; öteki üstünden kendini tanımlama, mesela, “hayır diyenler terörist” söylemi ile evet diyenlere hem pozitif hem negatif mesaj iletiliyor, kutuplaşmayı keskinleştirecek propaganda malzemesi partizanlara veriliyor.

YENİ BİR ULUSAL KİMLİK VE “BİZ” İNŞASI

Cumhuriyet tarihi, modernleşmeci ve modern dışılık bağlamında bireyleri totalleştirerek, öyle kutuplaştırdı ve birbirine yabancılaştırdı ki: Mesela sınıf bilinci, sınıfsallık oluşamadı, onun yerine “et ve tırnak” metoforu, “sınıf yok millet var” retoriği üstünden Türk kimliğinde bütün bireyler bütüncülleştirilmeye çalışıldı, ama bu da başarılamadı.

O halde: Yanıt yazının ilerleyen bölümünde.

Hollanda, Almanya ile sözüm ona ideolojik kavgaya tutuşarak, onları Nazi, faşist olmakla suçladığınızda, kendinizin “demokrat” olduğunuzu ispatlamış mı oluyorsunuz? Ya da gizliyor musunuz?

Başkanlık/Cumhurbaşkanlığı sisteminin felsefesi, “birey” kimliğinde (Cumhurbaşkanı/başkan) bütüncülleşen, millet kavramı etrafında, devletin kontrol edebileceği yeni bir ulusal kimlik ve “BİZ” inşası amaçlanıyor. Sürekli tekrarlanan, “Türkler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Arnavutlar, Romanlar, Aleviler, Suniler, vs. vs. milleti oluşturuyoruz.” bu “BİZ” söylem kulağa çok hoş geliyor. Mesela bu biz içinde Ermeniler, Rumlar yok, inanmayanlar da yok. Çünkü millet tanımının devamında “Tek devlet, tek bayrak, tek millet…” bütüncülleştirmesinde, adları sayılan kimlikler, inançlar, siyasal, grupsal hakları, “tek, tek, tek” adı altında, millet-ulus olarak bütünleştiriliyor, birey ve hakları da ortadan kaldırılıyor.

Yeni “milli birlik ve bütünlük” altındaki “biz” de farklılıkların adı var kendileri yok. Çünkü Kürtlerin ne yapacağı belli olmaz, Ermeniler soykırım diyorlar, Rumlar 6-7 Eylül’den hesap soruyorlar, hem Ermenler, hem Rumlar, varlıklarının gasp edildiğini söylemeye başladılar, hak talep etmeye doğru gidiyorlar. Yani bu özgürlük ve haklar devletin başına bela olamaya başladı. Tarihsel bir yüzleşme ve hesaplaşma istiyorlar.

O halde azınlıklar, Kürtler, Türkleşmiş olan diğer kimliklerin varlıklarının yok olmasının sürekliliği ancak otoriter bir rejimle, tek bir kişide bütüncülleşen millet idaresi adı altında çoğunluğun diktası; bu çoğunluk elbette ki Türk ve Sünni mezhebi (Türk-İslam sentezi) olduğuna göre, azınlık olan diğerleri, çoğunluğun hoşgörüsü altında yaşayacak diyorlar, böyle olması planlanıyor.

Bu yazı bağlamında olup bitenin arkasına, esas amacın bir iki boyunun bize gösterdiği, bir kere daha tekrar, tekrar da olsa 1982 Anayasasının ruhuna yeni bir ruh üfleniyor. Cumhurbaşkanlığı/başkanlık yönetim sisteminin amacı “…Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı…” dışında düşünülemez. Tayyip Erdoğan kimliğinde, Türk-Sünni İslam senteziyle, popüler deyimle kendini güncelliyor diyebiliriz.

Anayasa’nın Başlangıç’ından devam edelim. “…Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği…” Birincisi vesayet buna dayanarak kuruluyor, kimin nasıl kurduğunun çok fazla önemi yok, önemli olan burada yazılı olana bağlılık ve gereklerini yerine getirmek. Dolayısıyla HDP’nin tarihten silinmesinde “milli mutabakat” sağlanması da paragrafa dayanıyor. Geçmişte bu paragrafa dayanarak, sosyalistler, komünistler ve de İslamcılar koruma göremiyor, dünya onlara zindan ediliyordu. Rejimle uzlaşanlar ise her zaman korundu, bugün de olduğu gibi.

İkincisi, bu paragraf duruyorken, çoğulcu, çok partili siyasal sistem nasıl kurulabilir? Ve “Atatürk milliyetçiliği” dışında (karşı bile değil) düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü nasıl müsamaha görebilir? Demokrasinin varlığı nasıl tanımlanabilir? Her halde “koruma” görme nailine erişenler bunu demokrasi sanıyor olmalılar.

Evet diyen mütedeyyin insanlara bir de işin bu yanına bakın diyorum. Bazı Müslüman akademisyenlerin, aydınların, entelektüellerin… Hayatlarının zindan edilmesinin arkasında “koruma görmeyen” düşünceleri savunmaları olmasın!

Anayasanın Başlangıç’ına devam rejim ve devlet şöyle tanımlanıyor. “…Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı…” Bugünlerde çokça konuşulan, faşizm, Nazizm ve bütün dikta ve totaliter, otoriter rejim ve devlet tanımlarında aşağı yukarı benzer cümleler bulmak mümkün.

Başta söylediğim gibi, bu anayasa değişikliği, yukarıdaki anayasa felsefesine uygun, bunun gereklerini yerine getiriliyor. 12 Eylülcülerin dünyanın o günkü konjonktüründen çekinerek yapamadıklarını, bugün dünya konjonktürü bu tür rejimlere daha uygun olduğu için sistemin otoriter olarak yeniden yapılandırılması için ilk adım atılıyor. Bunun ardından siyasi partiler, seçim sistemi, yargı, bağımsız kurumlar, dernekler vs kanunlarında yapılacak değişiklikler “Türk millî menfaatleri”ne göre yapılacaktır. Devlet Bahçeli’nin Erdoğan’a desteğinin esas amacı, devletin fabrika ayarlarına dönmesini sağlamak için, Batı ile kanlı bıçaklı hale gelinmesi, batı değerleri denilen şeyleri, Nazizm, faşizmle suçlarken Türkiye için “aşırıya kaçan özgürlüklerin, devletin bekasını tehlikeye sokması”ndan kurtulmanın yolu olarak görülüyor. Batı değersizleştirilerek, yeni “biz” kimliğinde “ Türk- Sünni ulus devlet”in, sosyal, siyasal ve askeri olarak kurulacağı düşünülüyor.

Özetle yapılmak istenen anayasa değişikliği devletin siyasal olarak yeniden yapılanmasının da başlangıcıdır.

Bu değişikliğin ideolojik temeli İttihat – Terakkiye dayanan ve cumhuriyetle devam eden rejimin temel esasları korunarak yeni “biz” adı altında, totalleştirerek, bütüncülleştirici devlet politikası olduğunun altı çizerek üstünde düşünülmelidir. Peki, devletin bütünün mutabakatıyla mı bunlar yapılıyor? Daha önce yazdığımı tekrarlamış olayım, vesayetçi “devlet içindeki bir klik” AKP ile birlikte hegemonya oluşturdu, tarihte olduğu gibi bazı ittifaklar kuruldu ve sistemin değiştirilmesi mutabakatı sağlandı. Böylesi köklü değişiklik, toplumsal mutabakat gerçekleşmeden sürdürülür olabilir mi? Toplumsal çoğunluk olarak gösterilen AKP-MHP birlikteliği TBMM’deki matematik çoğunluktur.

Toplumsal çoğunluk, toplumu oluşturan bütün farklılıkların rızasının sağlandığı çoğunluktur. Bu sağlanmadan, istikrar denilen şey baskı, susturma olur.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı