Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…


27.5.2018 - Bu Yazı 3787 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçimlerin en popüler özelliği bol bol vaatte bulunmak. Bu seçim için de istisna olmadı. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, inanılıp inanılmadığı düşünülmüyor, lafla yapıyorlar, yıkıyorlar bol bol para dağıtıyorlar. Ve ağızlarından demokrasi lafı çıkmayan yok. Bu vaat işi öyle çığırından çıktı ki Nisan ayında OHAL’i uzatan iktidar partisi OHAL’i kaldıracağız bile dedi.

Dünya değişti, kuşaklar değişti ama bizim siyasetçilerin bol keseden vaat verme huyları, zihniyetleri değişmedi.

Teknolojinin de bu kadar gelişmediği hatta telefonla görüşme için PTT’ye gidip aramak istediğin numarayı yazdırıp evine veya kahveye gidip beklemeye başlanan ve telefon bağlandığında ya PTT’de birisinin telefonun bağlandı veya belediye hoparlöründen sayın… telefonunuz bağlandı anonsuyla koşa koşa PTT kabinine girip konuşma…

Bütün bunlar 1960-1970’li yıllarda olup bitenler.

Bu dönemin siyasetçileri meydanlara geldiğinde kasabalılar -tabi ki erkekler- meydanı doldurur, köylüler de atlarına atlayıp seçim meydanlarına giderlerdi.

Politikacının yüzünü görmek, boyunu posunu tarif etmek ayrıcalıktı. Hele ki yakınına kadar gitmek ve onun size başını sallamış olması… Ayrıca bir de tokalaşmışsanız o elin yıkanmadığı ve de taraftarlarca o eli öpmek için sıraya girenler olduğu bile söylenirdi.

Vekil adayları “Ne istiyorsun vatandaş” diye sorar.

Vatandaş’ta başlar ne istediğini anlatmaya.

Vekil adayı ceplerini yoklar, kâğıt arar bulamaz, cebinden sigara paketini çıkartır, sigaraları cömertçe “vatandaşa” atarak dağıtır, paket kağıdını açar başlar istekleri yazmaya veya yazıyormuş gibi yapmaya.

Vekil adayı çeker gider. Oy kullanma gününe kadar herkes kendi meşrebinde, cami avlusunda, kahvehanede, köy meydanında… Siyaset yorumu yapar, tıpkı bugünün TV yorumcuları gibi her şeyi bilen “kanaat önderleri” son noktayı koyan lafları söylerdi.

Seçime giren bütün partiler manifestolarını açıkladılar. Her söylenene inanılsa hiçbirinin hiçbirinden farkı yok, her partinin vaatleri kulağa hoş geliyor, kimisi cepleri, kimisi gönülleri dolduruyor.

Bu hoş vaatler iyi güzel de, tek yönlü seçmenlere eski tarz “cekkk, cakkk” vaatleri gerçekleştirilir mi, gerçekleştirilmez mi?

Gönül rahatlığı ile “Bu millete neleri yutturmadık ki, bunları da yuttururuz” diye düşünüyorlar.

Haklılar, hakikaten bu millet neleri yuttu, neleri unutmadı ki.

Yeni anayasa yapıyoruz, Kürt sorununu kökten çözüyoruz, yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik kalmayacak, demokrasi AB standartların olacak, milli gelir 20 bin dolar olacak… gibi, gibi…

En önemlisi iktidar partisi “yeni Türkiye değişim” dedi, otoriter rejimi yeni diye yutturmaya soyundu. Anamuhalefet özgürlük, demokrasi, insan hakları dedi, Meclis'in üçüncü partisi yok edilirken sesi çıkmadı. Şimdilerde kıyısından köşesinden Kürt sorunu diyorlar. Muharrem İnce’nin Demirtaş için söyledikleri, Kürtlere sempati ile yaklaşması sempatik görünüyor ama sürdürülebilirliğinin olup olmayacağı belli değil.

Meydanlarda, ekranlarda gözümüzün içine baka baka her şey söyleniyor. Gözler görüyor, kulaklar duyuyor. Bu kere de “atarız, tutarız üç geçmez bu millet gene unutur” diye düşünenler çok yanılacak.

Siyasilerin hesap edemediği Z kuşağı yeni zihniyet yeni siyaset tarzı, yeni bir dil söylemle değişim dinamiği olarak bugünü ve geleceği belirleyecek. Bütün sosyal, sınıfsal kesimlerden, benzer davranış, zihniyet ve pratik eylemlilik gösteren kuşakların en sonuncusu Z kuşağı. Bizde Gezi eylemlerinde esprili, eleştirel, yaratıcı dil ve söylemleriyle ortaya çıktığı kabul ediliyor.

Kuşaklar ve zihniyet

Kuşak teorisine göre:

Dünyadaki olaylara, olgulara bakılarak X,Y,Z sosyolojik kuşak tanımlaması yapıldı.

 X kuşağı 1965-1979 arasında doğanlara deniliyor.

Y kuşağı 1980-1990 arasında doğanlar.

Z kuşağı 2000’li yıllarda doğanlar.

Zamanın ruhu ve aklı bilgi teknolojisi, insan ile bilgi nesnelerinin içiçe geçtiği yapay zekâ ile insan aklının “ikili sarmal” oluşturduğu, iletişim ve bilginin zihin akışı hızında cep telefonlarımıza ve bilgisayar ekranına düştüğü bir zamanda yaşıyoruz.

Çocuklarımız artık yüksek teknoloji, insan teknoloji sarmalı ve bilgi kuvözünün içine doğuyorlar.  

Z kuşağının meydanlarda nutuk atanları dinleyerek kanaat oluşturmasına ihtiyaç duymuyor. Öğrenme, bilgi edinme parmaklarının ucuyla cep telefonu, bilgisayar tuşları arasındaki mesafe kadar. Bir tuşa basarak hangi cumhurbaşkanı adayı, hangi parti ne demiş saniyede ulaşıyor. Hangi milletvekili kim “Google teyzeye” soruyor saniye içinde kayıtlı bilgileri dökülüyor.

Meydanlara çıkıp millete söz veren cumhurbaşkanı adayları, (Demirtaş hariç)  parti liderleri, milletvekili adayları: Siz hangi zamanda ve hangi kuşağa seslendiğininiz, onların hangi isteklerine vaatlerde bulunduğunuzun farkında mısınız?

Meydan “nutuklarınızın” ve “vaatlerinizin” Z kuşağı için ne anlama geldiğini seçim gününe daha zaman varken bir düşünseniz.

24 Haziran’da Z kuşağı kategorisine giren 2 milyon ilk kez oy verecek. Onların hamaset nutuklarına inanacağı düşünülüyorsa yanılgı olur.

Z Kuşağı size göre başka bir seçmen tipi!

Çünkü bu ülkenin Z kuşağı da “artık ben de varım, söz ve karar sahibi olacağım” diyecek. Z kuşağının küresel olanla yerel olanı nasıl sentezleştirildiğini de göreceğiz.

Evet, 90’lı yıllarda doğan, hızlı öğrenen ve gelişim gösteren, teknolojiyle içiçe kişilerden oluşan gruba Z kuşağı denir. Teknolojiyle iç içe büyüyen bu çocuklar, bilginin ve zamanın hızına çok kolay adapte olabilmeleriyle dikkat çeker. Hız onları tanımlar. Onlar analitik ve teknoloji ile insan beyninin sağ ve sol loplarını birleştirerek realist, felsefi anlamda pragmatik düşünen bir kuşak.

Z kuşağı ve öncesi Y kuşağı ne sigara paketine yazılı vaatlere, ne  meydan mitinglerinde söylenen popülist  söylemlere kulak asmaz artık.

Türkiye'nin toplam nüfusunun 15-24 yaş arası grubundaki genç nüfusu 13 milyon. Genç nüfus, toplam nüfusun %16,3'ü. Hane halkı bilişim teknolojileri kullanım oranı, 2016 yılında %87,5.

Seçim sözleşmesi yapın

Bu zamanda seçilmek isteyenler, seçmenleri X, Y, Z kuşaklarını ne kadar anlıyor, ne kadar tanıyor ve biliyor? 50-60-70’lerin sosyo- kültürel ve siyaset aklıyla 2018 yılında politika yapan sağ-sol-milliyetçi-muhafazakârlara Z kuşağı siyasal, sosyal fosil olarak bakıyor.

Geleceğe dair vaat ve söz söyleyen siyasetçiler Z kuşağını düşünmeliler. “Onu, bunu yapacağım” diye söz söyleyenlerin vaatlerinin gerçekleşip gerçekleştirilemeyeceğini  Z kuşağı insanları saniyeler içinde algoritmik, teorik ve istatistik-ekonomik veri tabanlarıyla hemen görecektir.

Bu seçimde er meydanına çıkanlar: Ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı, meydanlarda bağıra çağıra söylediklerinizi bir kâğıda yazın, bu kâğıda ıslak imzanızı atın.

Sözünüz sigara kâğıdına yazılmış, meydanlarda mangalda kül bırakmayan laf olmaktan çıksın: Oy istediğiniz ve size oy vereceklerle yazılı bir sözleşme yapın. Ve “siyasetçi yalancıdır” algısını bozun.

Seçimler sona erdiğinde iktidar olanlar sözlerini tutacak mı?

Muhalefette kalanlar seçim vaatlerinin gerçekleşmesi için mücadele edecek mi? İmzalı seçim sözleşmeniz seçmenlerinizin ellerinde olsun, seçmenlerinizle yaptığınız sözleşmenin Z kuşağı takipçisi olacaktır. Bu kuşağı aldatmak, uyutmak, onlara yalanı yutturmak pek kolay iş değil.

Bunu bir kenara yazın.

cakir.56@gmail

.

Facebook Yorumları

Kod8
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
5.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
15.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
27.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8