İbrahim Kiras

Karar



Bookmark and Share

Saldım çayıra mevlam kayıra siyaseti


24.09.2020 - Bu Yazı 162 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Virüse karşı belki de tek korunma aracımız olan “maske” ile ilgili küçük bir detay önceki gün KARAR.’ın manşetindeydi.

Çok küçük ama bedeli canımız olabilecek bir detay! 

Uzmanların verdiği bilgiye göre, artık kamusal alanların tamamında takmak zorunda olduğumuz bu maskeler aslında tek başına yüzde yüz koruma sağlamıyor. Ama virüs taşıyıcısı olanların bunu başkalarına bulaştırmalarına büyük oranda engel oluyor. Dolayısıyla sosyal ortamlarda maske kullanma zorunluluğu boş iş değil. 

Ne var ki kullandığımız bu maskelerin etkili olabilmesi için filtreleme özelliğine sahip olması gerekiyormuş. Türkiye’de piyasada bulunan ürünlerin ise yüzde doksanbeşi bu özelliğe sahip değilmiş. Filtre demişken, öyle atla deve değil ama... Aslında pek de maliyet farkı gerektirmeyen bir kat kumaş eksik olan şey. 

“Küçük detay” işte bu. Ama birkaç küçük detay daha var aynı konuyla ilgili... Marmara Üniversitesi Tekstil Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Dr. Erkan İşgören’in verdiği bilgiye göre, filtre özelliği olmayan tek maske Türkiye’de üretiliyor! 

Peki neden? Böylesine hayatî bir fonksiyonu olan bu ürün için devlet tarafından belirlenmiş bir üretim standardı yok mu? Eğer varsa niye uygulanmıyor? İmalat süreçlerinde denetim yapılamıyorsa satış sürecinde de mi ürünler kontrol edilemiyor? 

Devlet devlet olmaktan mı vazgeçti? Yoksa sürecin başında maske satışını yasaklama absürtlüğüne imza atan “aşırı kamucu” iktidar şimdi de ultra liberal “bırakınız yapsınlar” anlayışını mı benimsedi? 

Sorulacak daha çok soru var... Ama cevaba ihtiyaç yok. Tablo ortada. 

***

Mesele şu veya bu bakanlığın iyi veya kötü yönetilmesi değil... Devletin yönetilememesi… Mesele bakanların beceriksizliği değil… Özel sektörden gelen bakanlar var, kendi şirketlerini başarıyla yönetmişler bugüne kadar ama devlette aynı başarıyı gösteremiyorlar işte… Milli Eğitim Bakanı bunlardan… Hem özel sektördeki hem de geçmişte bürokrasideki başarıları itibarıyla bu göreve gelmesi ümit uyandıran bir kişi… 

Ama bu süreçte ne yaptı sayın Bakan? Salgın önlemleri kapsamında okulların açılıp açılmama kararını son güne kadar veremedi. Belki de böyle bir kararı tek başına verme imkânı olmadığı için… Ya da salgının yönü öngörülemediği için… Bu olabilir, anlaşılabilir. Ama bütün bu süreç boyunca milyonlarca öğrenciye ve öğrenci velisine şu mesajı verdi her gün: “Millî Eğitim Bakanlığı her durumda yeni eğitim yılı için hazır. Yüz yüze eğitim için de hazırlıklarımız tamam, online eğitim yapılması gerekirse onun için de…” Bunları duyunca içimiz rahatlıyordu. Bakan’ın dediğine göre Milli Eğitim’in her duruma karşı ayrı ayrı hazırlığı vardı. “A planımız da var, B planımız da…” diyordu. 

Eğitim yılının başlama günü gelip çattığında gördük ki A planı da yokmuş B planı da. Ya da yolda gelirken bu planların başına bir şey gelmiş! 

Neyse, sonunda bir karar verildi, okullar uzaktan eğitime başladılar. Derken bu iş için tesis edilen EBA (Eğitim Bilişim Ağı) sistemi çöküverdi. Demek ki sayın bakanın aylarca “B planımız var, online eğitim için de hazırız” deyip durmasına rağmen bu yolda da adamakıllı bir hazırlık yokmuş. Ama bundan daha vahimi, yaşanan sorun karşısında bakanın tepkisi… “Bu aslında olumlu bir durum. Derslere ilginin yüksekliğini gösteriyor” demesi… 

Muhtemelen bir eğitimci olarak sayın bakanın da içine sinmemiştir bu durum. Ne var ki o makamda oturunca bir şey söylemek gerekiyor. “Biz bu işi beceremiyoruz” denemeyeceğine göre “Yüz yüze eğitime bu kadar yüksek katılım beklenmediği için çöktü EBA” diyorsunuz… 

Yani “ülkedeki öğrenci ve öğretmen sayısı hesaplanarak kurulmuş bir sistem değil bu. Derme çatma bir uygulama…” diyecek haliniz yok. Yine de sayın bakan efendi bir insan olduğundan bu olay için “zillet ittifakını” falan suçlamamış, dış güçleri de işin içine karıştırmamış. Buna da şükür… 

***

Dediğim gibi, “Mesele şu veya bu bakanlığın iyi veya kötü yönetilmesi değil... Devletin yönetilememesi…”  

Üstelik, birtakım sorunlara rağmen neticede devletin iyi kötü yönetildiği bir süreçte getirilen “sorunları çözme ve ülkeyi uçurma” paketinin devleti yönetilemez duruma getirmiş olması… 

Bakın, son iki üç yıldır giderek ağırlaşıyor problemler… İşsizliğin alıp başını gittiğini, üretimin durduğunu, dış borçlarımızı ödemek için ihtiyaç duyduğumuz yeni kredileri alamadığımızı, döviz rezervlerini tükettiğimizi, finansal yapımızdaki bu sıkıntılar yüzünden yeniden yetmiş sente muhtaç olduğumuzu ama bunun için kimseyle swap anlaşması da yapamadığımızı vs. vs. … söylemeye gerek yok… Bunların çoğu da devlet yönetiminde bütün işleri hızlandıracağı ve ülkeyi uçuracağı vaat edilen Başkanlık rejimine geçtikten sonra oldu. Kurumsal geleneklere, tecrübeye, istişareye, liyakate vs. değil, kişiye bağlı yönetim döneminde… 

Bu yoldaki eleştirileri daima bir siyasi husumet ifadesi olarak anlamaya eğilimli olanlar da baksınlar… Devletteki güç ve yetkinin “fiilen” tek elde toplanmaya başladığı süreçten sonra ekonomide, dış politikada ve diğer tüm alanlarda hangi yöne doğru bir gidiş başlamış ve bu gidiş resmen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildikten sonra artmış mı azalmış mı? 

Bu gidişin hızı her geçen gün artarken ülkeyi yöneten kadroların artık “saldım çayıra mevlam kayıra” siyasetine sarılmaları ne anlama geliyor?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
24.10.2020
İktidar ‘negatif propaganda’ aşamasında
22.10.2020
İYİ Parti’ye ‘operasyon’ mu yapılıyor?
20.10.2020
Valinin biri denetime çıkmış
15.10.2020
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi
13.10.2020
Önce hukuk sonra siyaset
10.10.2020
İktidarın avantajı muhalefetin ihtiyacı
6.10.2020
Bize de mi hukuk!
3.10.2020
Oyunun kuralıyla oynamak zaaf belirtisi
1.10.2020
Rusya neden hep karşımızda
29.09.2020
Avrasyacı fantezilerin iflası
26.09.2020
HDP’ye operasyonun siyasi şifreleri
24.09.2020
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaseti
22.09.2020
Devletin paşası mı “Paşanın devleti” mi?
19.09.2020
‘Firavun Sisi’ şimdi ‘Dostum Sisi’ mi olacak?
15.09.2020
Atatürk’e ‘Gazi’ diyen hainler
13.09.2020
Dışımızdaki İrlandalılar
10.09.2020
HDP’ye nerede bir yer bulunur
6.09.2020
‘Çatı aday’ kim olursa sorun olmaz
3.09.2020
Trump arayı nasıl kapattı
1.09.2020
Anıtkabir’in fethi
29.08.2020
Ecdat ekonomiyi böyle yönetmiyordu!
25.08.2020
‘Gaz bulduk sevinmediler’ siyaseti
22.08.2020
Sevinirken temkini kaygılanırken ümidi kaybetmeyelim
19.08.2020
Niye herkes bize düşman?
15.08.2020
‘Beşik uleması’nın dönüşü: Önce zihniyet bozuluyor, sonra kurumlar
14.08.2020
İnce’nin hamlesi Kılıçdaroğlu’nun stratejisi
11.08.2020
Yalanın kibarcası ‘post-truth’
6.08.2020
Muhalefete muhalefet etmek
4.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’ne kim neden karşı?
1.08.2020
Padişah ile Şeyhülislam arasında bir ‘macera’
30.07.2020
Osmanlı’ya hilafet geldi mi?
25.07.2020
Ayasofya açıldı şimdi ne olacak?
18.07.2020
Bir FETÖ daha çıkar mı?
16.07.2020
‘Yeni AK Parti’ye yeni sözleşme
14.07.2020
Milletin Ayasofya’sı siyasetin Ayasofya’sı
9.07.2020
Trollerle siyaset
4.07.2020
Koca yürekli bir dost geçti bu dünyadan
2.07.2020
Herkese bir yeşil top
30.06.2020
Barolar niye bölünsün?
25.06.2020
Adalet mülkün temeli ama
23.06.2020
Yerli, milli ve İslami
18.06.2020
Devlet nasıl yönetilmez
17.06.2020
İktidar ‘tweet’ işini abarttı
13.06.2020
‘Eski AK Parti’ ve ‘yeni AK Parti’
9.06.2020
AK Parti ile HDP’nin ‘ittifak’ları
6.06.2020
Hizmet siyasetiyle gelip kimlik siyasetiyle gitmek
4.06.2020
CHP’nin ‘merkez’ine yolculuk
2.06.2020
Amerika kaybedecek, Trump kazanacak
30.05.2020
Batı’nın ahlakını mı alsaydık yoksa?
29.05.2020
İç tehdit, dış tehdit, full tehdit!
24.05.2020
Ufukta erken seçim mi var
19.05.2020
‘Namuslu aydın’ mı ‘organik aydın’ mı?
17.05.2020
Kendi soyundan olmayana kim güvenir
14.05.2020
HDP’nin meşruiyeti
12.05.2020
‘Enseyi karartmayalım’
10.05.2020
Muhalefetin meşruiyeti
7.05.2020
Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım
5.05.2020
Amerika önümüzde diz çöktü!
2.05.2020
Yanlıştan dönmek o kadar mı zor!
30.04.2020
İsveç’ten hasta kurtaran ülke
28.04.2020
Bu defa mesele Diyanet değil
26.04.2020
Virüs siyasete bulaşmasın yeter
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive