Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


İbrahim SEDİYANİ

sediyani@gmail.com



Bookmark and Share

“Şeyh Said Kıyamı, hem dînî hem millî bir başkaldırıdır”


11.12.2014 - Bu Yazı 2581 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şura Yayınları arasında yeni çıkan “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı 2 ciltlik kitabımla ilgili Taraf Gazetesi benimle bir söyleşi gerçekleştirdi. Gazetenin bugünkü (10.12.2014) sayısında yayınlanan sohbetten, oldukça keyif aldım. Uzun bir emek harcayarak tamamladığım kitabımın tanıtımına katkıda bulundukları için gazeteye teşekkür ediyorum.

     Yer darlığından dolayı gazetede biraz kısaltılarak yayınlanan röportajın – gazete yönetiminden izin alarak – tamamını ilginize sunuyorum. – İ. S.)

     * * *

taraf-foto-1-001.jpg

    Yıllardır Kürtler ve Kürt tarihiyle ilgili araştırmalar yapan, çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler kaleme alan İbrahim Sediyani’nin, Şeyh Said’i tüm detaylarıyla anlattığı yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Yaptığı araştırmalar “Taraf”ta da yayınlanan Sediyani’nin dördüncü kitabı“Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, iki ciltten oluşuyor. Yazarla yeni kitabını ve Şeyh Said’i konuştuk.

     - 1925’teki Şeyh Said Kıyamı, Türkiye’nin en önemli etnik ve dînî olaylarından biri olarak gösteriliyor. Sizce neden?

     Yeni kurulan rejim, “iki temel fobi” üzerine bina edilmişti: İslam düşmanlığı ve Kürt düşmanlığı. Bundan böyle “Anasır-ı İslam” değil “Yüce Türk Milleti” vardı ve üstelik ülkede yaşayan herkes “Türk”tü, olmak zorundaydı.

     Kuruluş felsefesine uygun olarak da hem genel anlamda Müslümanlar’a ve İslamî değerlere, hem de Kürtler’e ve Kürdistani değerlere karşı savaş açması, her türlü devlet terörünü ve zorbalığı sergilemesi üzerine, ülkenin farklı yerlerinde pekçok ayaklanmalar başgösterdi. Ancak bunların çoğu lokal kaldı, başarıya ulaşma bir yana, gelecek nesillere miras bırakacağı bir tarihsel kült de oluşturamadı. Ayrıca kimi sadece dînî, kimi de sadece etnik başkaldırılardı bunlar. Fakat Şeyh Said Kıyamı hem yeni rejime karşı gerçekleştirilen en büyük başkaldırıydı, hem de gelecek nesillere tarihsel bir direniş mirası bıraktı. Ayrıca tek boyutlu değil, Kemalizm’in “iki fobisi”ne birden itiraz anlamı taşıyan, hem İslamî hem Kürdistanî rengi olan, bu iki rengi birarada barındıran bir hadiseydi.

     - Bu olayla ilgili pekçok kitap basıldı, makale yayımlandı. Kitabınızı bunlardan farklı kılan nedir?

     Şeyh Said ve Kıyamı hakkında bugüne dek Türkiye’de 250, İran’da 15 çalışma yayınlanmıştır. Başta Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, diğer coğrafyalarda da ortaya konmuş çalışmalar bulunmaktadır. Lakin bunların çoğu tatmin edici bilgiler içermemektedir.

     Bu derece önemli bir tarihî hadiseyi “yanlış” veya “maksatlı” değerlendirmek, “özünden saptırmak” nasıl büyük bir suç ve vebâl ise, aynı şekilde “eksik” değerlendirmek de aynı derecede yanlıştır.

     Bazı tarihî olaylar vardır ki, onu “eksik” değerlendirmek, “yanlış” değerlendirmek ile eşdeğerdedir. İşte 1925 Şeyh Said Kıyamı da böyle bir hadisedir.

     Biz bu kitapta, kıyamı bütün yönleri ve boyutlarıyla ele almaya çalıştık ve mümkün mertebe hiçbir boyutunu eksik bırakmamaya özellikle dikkat ettik. Çünkü 1925 Kıyamı, dînî, millî, siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla bir bütün olduğu için bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmeyi hak ediyordu. Kitap, bu yönüyle bir İLK.

     Şeyh Said Kıyamı’nı bugüne dek daha çok İslamcı ve Kürtçü çevreler sahiplenmiş, kaleme almışlardır. Ancak İslamcılar Şeyh Said’in sadece “dînî liderliği”ne vurgu yapıp Şeyh’i yalnızca o yönüyle ön plana çıkarmaya çalışırken, Kürtçüler de Şeyh Said’in sadece “millî liderliği”ne vurgu yapıp Şeyh’i yalnızca o yönüyle ön plana çıkarmaya çalışmışlardır. Oysa ikisi de “eksik okuma”dır, Şeyh Said Efendi’yi “yarım” değerlendirmektir. Çünkü Şeyh Said (rh. a.), hem bir “dînî lider”, hem de bir “millî lider”dir. Yani hem İslam ümmetinin büyük bir âlimi, dînî otoritesi, hem de Kürt milletinin büyük bir halk önderi, Kürdistan’ın millî lideridir. Kitabımızı diğer kitaplardan farklı kılan özellik, Şeyh Said’in sadece Müslümanlığını ya da sadece Kürtlüğünü ön plana çıkarmayan, her iki özelliğini birden yansıtan ve sahiplenen bir çalışma olmasıdır. Şeyh, “eksik” değil “tam” olarak yansıtılmıştır benim kitabımda. Yani “doğru” yansıtılmıştır.

     - Şeyh Said Kıyamı için “hem İslam hem Kürt tarihinin önemli olaylarından biri” ifadesini kullanıyorsunuz. 1925’te Kürt olmak mı yoksa Müslüman olmak mı daha zordu?

     İkisi de zordu ancak “Kürt olmanın zorluğu” Cumhuriyet’le birlikte başlayan bir durum olmadığı için, “Kürt olmak” tâ 1639 Kasr-ı Şirin’den beri “zor” olduğu için, “Kürtlük” bu zorlukların yeni sürecine karşı dayanıklıydı, önceki dönemlerde edindiği bir bağışıklık vardı. Ancak “Müslümanlık” için “zorluk”, yeni bir şeydi ve yeni olduğu için acısı daha fazlaydı. Kürtler’e karşı düşmanlığın 300 – 400 yıllık bir geçmişi vardı ancak İslam’a karşı düşmanlık, bu topraklarda ilk kez yaşanıyordu.

     - Şeyh Said başarıya ulaşsaydı nasıl bir devlet kurulacaktı?

     Bu soru onyıllardır soruluyor. Israrla ve inatla soruluyor, sonra da herkes kendi nefsine göre, kendi inancına ve duruşuna göre cevaplar bulmaya çalışıyor.

     Fakat “Şeyh Said başarıya ulaşsaydı nasıl bir devlet kurulacaktı?” tartışması abes bir tartışmadır. Çünkü bu devlet zaten kıyam esnasında kurulmuştur. Kıyamın mahiyetini ve gayesini anlamak için sadece o devletin yapısına bakmak yeterlidir.

     - Anlamadım...

     Şeyh Said Kıyamı esnasında başkenti Dara Hênê (bugünkü Bingöl’ün Genç ilçesi) olan birKürdistan İslam Devleti kurulmuştu. Bu devletin bayrağı, anayasası, hükûmet şûrası, meclisi, herşeyi vardı. 1925’te kurulan bu Kürt devleti, sadece iki ay bile olsa yaşamıştı. Şeyh Said ve Kıyamı’nı anlatan hemen tüm kitaplarda, bu tarihî gerçek dikkatsizlik sonucu ıskalanmaktadır.

     13 Şubat 1925 günü Piran köyünde (bugünkü Diyarbakır’ın Dicle ilçesi) kıyam patlak verdikten hemen bir gün sonra, 14 Şubat günü Dara Hênê vilayet merkezi fethedilince oracıkta devlet kuruluyor. Kıyamın henüz ikinci gününde.

     14 Şubat 1925 günü Kürdistan İslam Devleti kuruluyor, Dara Hênê “başkent” ve “Hilâfet merkezi” seçiliyor. Şeyh Said, Dara Hênê’ye Modanlı Fakîh Hasan’ı vali olarak atıyor ve o gün devletin anayasası da hazırlanıyor. Anayasaya göre devlet bir “Kürdistan Devleti”, yönetim biçimi de “İslam Cumhuriyeti”dir. Ayrıca anayasaya göre Dara Hênê (Genç),“Hilâfet merkezi” ve “başkent” olacak, vergiler ve zekât bedelleri Dara Hênê’ye gönderilecektir.

     Aynı gün Dara Hênê vilayet binasına Hilâl’li Kürdistan bayrağı çekiliyor. Şeyh Said öncülüğünde 1925 yılında kuzeyde kurulan Kürdistan İslam Devleti’nin bayrağı olan bu aynı bayrak, Şeyh Mahmud Berzencî öncülüğünde güneyde kurulan ve 1921 – 1924 arasında 3 yıl yaşayan Kürdistan Krallığı’nın bayrağı idi aynı zamanda. Her iki Kürt devleti de aynı bayrağı kullanmıştır. Zaten aynı zamanda kurulmuşlardır, biri yıkıldıktan hemen bir yıl sonra öbürü kurulmuştur. Aynı bayrak, onlardan da önce, Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında tam 408 yıl boyunca özgür Kürdistan Eyaleti bayrağı olarak dalgalanmıştır.

     - Yani rejim sadece kıyamı değil, bu devleti de mi yıkmış oldu?

     Evet, tabiî ki...

     Dediğim gibi, “Şeyh Said başarıya ulaşsaydı nasıl bir devlet kurulacaktı?” tartışması abes bir tartışmadır. Çünkü bu devlet zaten kıyam esnasında kurulmuştur. Ve 14 Şubat 1925 günü kurulan bu devlet, 12 Nisan günü Dara Hênê’nin rejimin eline geçmesiyle yıkılır. Yani bu devlet, Şeyh Said’in kurduğu Kürdistan İslam Devleti, tam 2 ay (14 Şubat – 12 Nisan 1925)yaşamıştır. Sadece 2 ay bile olsa, sonuçta böyle bir devlet kurulmuştur ve yaşamıştır.

     Örneğin 1946 yılında Doğu Kürdistan’da (İran Kürdistanı; Rojhılat) kurulan Mehâbâd Kürt Cumhuriyeti de sadece 11 ay yaşamıştır ama yine de hakkında onlarca kitap, yüzlerce makale yazılmıştır. 1925 yılında Kuzey Kürdistan’da (Türkiye Kürdistanı; Bakur) kurulanKürdistan İslam Devleti de sadece 2 ay yaşamıştır ama ne ilginçtir ki, “Kürt tarihi” anlatılırken veya “Kürtler’in tarihte kurduğu devletler”den söz edilirken, nedense bu devletten kimse bahsetmemektedir. Şeyh Said konusu olunca herkes sadece kıyamı anlatmaktadır. Halbuki kıyam esnasında, orada kurulmuş bir Kürt devleti vardır. Sadece iki ay yaşamış bile olsa, sonuçta böyle bir devlet kurulmuştur.

     - O zaman Şeyh Said hem Kürtler, hem de Müslümanlar için çok şey ifade ediyor...

     Millî liderlerin pek farkedilmeyen bir özelliği vardır, o ilginç özellik de şudur: Onları en doğru ve en iyi şekilde, düşmanları tanımlamıştır.

     M. Kamâl Atatürk kıyam ile ilgili bütün açıklamalarında, Şeyh Said Kıyamı’nın dînî ve millî niteliklerine dikkat çekerek, olayı İslam ve Kürtlük fikrinin “mürekkep bir cereyan-ı efkâr”(birleşik bir fikir akımı) olduğunu beyan etmiştir.

     - Yani?..

     Şeyh Said, 2014’ün Kürtleri için hem dînî kimliklerinin hem de millî kimliklerinin birarada sembolize edildiği tarihsel bir mirastır. Yani azîz Kürt milletinin hem İslamî hem Kürdistanî değerlerini simgeleyen, bu açıdan Kürtler’i “eksiksiz olarak” şahsında barındıran bir semboldür. Kürdistan’ın millî ve manevî değerlerini aynı anda şahsında sembolize ettiği için, gerçek anlamda “millî lider” tanımına en çok yakışan isimdir.

     Şeyh Said (rh. a.), günümüzde Kürtler için “İslam”“Kur’ân ve Sünnet”“Ehl-i Beyt”,“Kürdistan”“AzadÖzedönüş”, kısacası akla gelen ne kadar güzel şey varsa hepsidir.

Söyleşi: Tunca Öğreten

TARAF GAZETESİ

 

taraf-foto-2.jpg

Kürtler ve Kürt tarihiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’nin 2 ciltlik “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı araştırma kitabı, Şura Yayınları’ndan çıktı. Yazarın 2 yıllık bir emek sonucu tamamladığı ve 2 cilt halinde yayınlanan bu geniş kapsamlı eser, 748 sayfa hacminde.

taraf-foto-3.jpg

Taraf Gazetesi’nden Tunca Öğreten, yeni çıkan “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı araştırma kitabını İbrahim Sediyani ile konuştu

taraf-foto-4.jpg

Taraf Gazetesi Yazıişleri... Tunca Öğreten, “Kültür – Sanat” sayfalarını nasıl çalıştıkları ile ilgili Sediyani’yi bilgilendirirken

taraf-foto-5.jpg

Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Neşe Düzel ve Yazarlar Editörü Tamer Kayaş, Sediyani’yi gazetede ağırladılar

taraf-foto-6-002.jpg

“Adını Arayan Coğrafya” (2009) adlı araştırma kitabı, “Gülistan” (2012) adlı şiir kitabı ve“Guldexwîn” (2013) adlı çocuk kitabı bulunan İbrahim Sediyani’nin, “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, dördüncü kitabı olarak sevenleriyle buluşuyor.

KİTABIN KÜNYESİ VE İLETİŞİM BİLGİLERİ:

“Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”
İbrahim Sediyani
2 cilt, 748 sayfa
Şura Yayınları
Aryan Basım Tanıtım ve Matbaa Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
Yüzyıl Mahallesi Mas – Sit Matbaacılar Sitesi 5. Cadde No: 57
34550 Bağcılar / İstanbul
Tel: (0212) 544 99 06 Fax: (0212) 432 06 22
www.aryanbasim.com.tr
ISBN: 9 786056 306235


.

Facebook Yorumları

Kod8
7.12.2017
Selahaddîn Eyyubî ve Yahudî Düşmanlığı
25.4.2017
Kürtler Ne Oy Verdi?
19.4.2017
Devlet % 51 – Millet % 49
18.8.2015
Tağut Ne Demek?
12.8.2015
‘Terörist’ olan Doğu Türkistan değil, işgalci Çin devletidir
2.8.2015
Millet Olmanın Erdemi ve Asıl Büyük Felâket
30.7.2015
Saray Medyası
13.7.2015
Kürt milliyetçiliğini Türk, Fars ve Arap milliyetçilikleriyle bir tutmak adil midir
24.6.2015
Amerika’nın kucağında oturup Kürtler’i ‘Amerikancılık’ ile suçlamak
2.6.2015
Cennet’e Gitmek Gittikçe Zorlaşıyor
28.5.2015
Kürdistan Tarihinin En Mübarek Yol Arkadaşlığı
16.5.2015
Zaman ve Zemin Aşımına Uğrayan Erdemli Tavırlar
1.5.2015
Türkiye, dünyanın en adaletsiz ikinci ülkesi
23.4.2015
Kürt medyası 117 yaşında
18.4.2015
Dünyayı Düzeltmenin Yolu
15.4.2015
Azadî Liderleri Cibranlı Halid Bey ve Yusuf Ziya Bey
11.4.2015
Sünnîlerin saldırdığı Kenya’nın bağımsızlık mücadelesini Şiî bir Müslüman başlatmıştı
01.03.2015
Bana Bir Mektup Yaz
28.12.2014
Barış Manço Bir Sanatçı Değil, Bir Sanat Ekolüdür
26.12.2014
Bu Yazım Kürtler ve Kürdistan Üzerine Değil
17.12.2014
Türkiye’deki Tüm İl ve İlçelerin Eski Gerçek İsimleri
14.12.2014
Analfabet Toplumda Alfabe Tartışmaları
11.12.2014
“Şeyh Said Kıyamı, hem dînî hem millî bir başkaldırıdır”
09.11.2014
Kürdistan İslam Devleti İçin Canlarını Veren Türkler, Çerkesler, Alevîler
18.08.2014
I. Dünya Savaşı Sonrası Kurulan Kürt Cemiyetleri
17.07.2014
'Her Roj Yek Dolar'
18.06.2014
Dünya Kupası’nda Avrupa ülkelerini göçmen futbolcular sırtlayacak
13.06.2014
Kürdistan’da Türkmen Sorunu
05.06.2014
64 yıl sonra aynı noktadayiz: Dünya Kupası’nda yokuz ama ‘Stratejik Derinlik’ devam ediyor
02.06.2014
Dünyanın En Mazlum Milleti: Rohingyalar
28.05.2014
İdam sehpasına yürürken ‘Yaşasın Kürdistan’ diye haykıran Türk- İslam âlimi
27.05.2014
“Herkes ‘barış olsun’ istiyor ama ‘barış’ derken aynı şeyi kastetmiyor”
21.05.2014
Kazandıklarınızla, Kaybettiklerinizi Satın Alamayacaksınız!
18.05.2014
Siz hiç acılar içinde siyaset yapar mısınız
27.04.2014
Nehirleri değil, barajları durdurun!
20.04.2014
Ermeni katliamına karşı çıkan İslam âlimleri
04.04.2014
Zayıflar farklılara, güçlüler benzerlere düşmandır
27.03.2014
Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe
25.03.2014
İslam Putu
04.03.2014
Nuh Tufanı ve insanlık tarihinin başladığı Kürdistan
23.02.2014
Peygamber ismi taşıyan Kürdistan şehirleri
10.02.2014
Kürt sahabeler
04.02.2014
Diyanet’in dini Diyanet’e, Kürtler’in dini Kürtler’e
27.01.2014
Elmas Ana’ya kimlik vermek için de mi rüşvet istiyorsunuz
15.01.2014
Çaldıran’ın 500. yıldönümünde Kürdistan’ın bölünmesini ve Şiî – Sünnî ihtilafını konuşmak
02.01.2014
Roboskê’de asıl konuşulması gereken
22.12.2013
Diyarbekir Tarihinin Gizlenen Katliamı: Çılsıtun
09.12.2013
1652 – 1992: Kölelikten Özgürlüğe Güney Afrika
08.12.2013
Kürt Halkının Siyahî Kardeşi: Nelson Mandela
18.11.2013
Aman Dokunmayın Dershanelerine
05.11.2013
Örtünmek ile Soyunmak Arasında Kadının Utanç Duvarı
27.10.2013
Anadil herkese ana sütü gibi haktır
26.10.2013
Kürt İslam Âliminin Dünyaya İkrâmı: Sıcak Kahve
15.10.2013
Kurban
07.10.2013
Şehir ve Köylerimizin Eski Gerçek İsimleri
03.10.2013
Bütün Yer İsimleri İade Edilmelidir
01.10.2013
Bugün Köylerimizin Bayram Günüdür
29.09.2013
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 45
24.09.2013
Kıbrıs’tan Gelen İran – Türkiye Sınır Mektubu
20.09.2013
Başbakan Erdoğan’a Açık Mektup
09.09.2013
Mısır’da “Gel Musa Gel”, Suriye’de “Gel USA Gel” Diyorlar
20.08.2013
Mim–Sad–Ra ve 4. süreç: Rabiâ
17.08.2013
Mısır İslam Devrimi
06.08.2013
Mârifet; Muhalif ya da Taraftar Olmak Değil, Erdemli Olmaktır
02.08.2013
Gezi’nin Kemalist Çevrecileri, Dut Ağaçlarını da Severler mi?
29.07.2013
Evvel The Times İçinde, Kalbur Saman İçinde...
24.07.2013
Alev Alatlı Roman Serisi
22.07.2013
'Müslümanlar'ı yeniden Kardeşler yapan Müslüman Kardeşler
20.07.2013
Üç Tarafı Kürdistan’la Çevrili Barış Süreci
24.06.2013
Yazarlarımız “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”nda Ne Dediler?
18.06.2013
Kürtler’in Mücadelesi Rejim Değişikliği Değil, Hürriyet ve İstiklâl Mücadelesi Olmalıdır
31.05.2013
Kürtçe Edebiyatın İlk Çizgi Çocuk Kahramanı “Guldexwîn”, Dîwan Yayınları’ndan Çıktı
26.05.2013
Yalnızlık Büyük Bir Nimettir
18.04.2013
Altan Tan: Kürt Ergenekonu açılsın, Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun‏
21.02.2013
1923 CHP, 2023 AK Parti: Bu Utanç Mirasını mı Paylaşamıyorsunuz?
28.12.2012
- Robozkê şehîdlerinin âzîz hatırâsına -
25.12.2012
Seyyid
24.12.2012
Arap Baharı'nın İki Sayfası
15.12.2012
Bir Yanım Su, Bir Yanım Ateş; Aç Bana Kucağını Bangladeş – 1
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8