İbrahim Karagül

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Yeni dış müdahale alanı: Yakında ‘İslamcı faşistler’ bile diyecekler!


21.4.2017 - Bu Yazı 229 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye'nin yeni yol haritası; dışarıda güç arayışı, içeride bütünlük ve vatan ekseni olmalıdır. Dünya genelinde güçlenen fırtınalara hazırlık yapmak, savunma alanını alabildiğine takviye etmek, fırtınalara direnmenin en güçlü silahının içeride dayanışma hatlarını güçlendirmek olduğunu bilmektir.


Çünkü dünya, küresel ölçekte alabildiğine güç mücadelesine sürükleniyor, ulus üstü yapılar anlamsızlaşıyor ve çözülüyor, güvenlik stratejileri her şeyin önüne geçiyor, devletler bu büyük mücadelede oyun alanını genişletmek için olağanüstü bir çaba harcıyor.

Yine devletler, dışarıda bunu yaparken bütün içeride bütün yatırımlarını toplumsal bütünlüğe ve dayanışmaya ayarlıyor, kitleleri birarada tutacak siyasi söylemleri öne çıkarıyor. AB ülkelerinde aşırı sağın bu denli yükselmesi bir projedir. Gelecek olağanüstü dönemde toplumları dayanışma içinde tutma planlarının parçasıdır. Çok büyük tehditlere hazırlanma hesabıdır.

Siyasi genetiği keşfetmek, bütün silahları kuşanmak

Siyasi genetiğini yeniden keşfetmiş, yüzyıllara dayalı siyasi ve toplumsal zenginliğini bugüne taşımış Türkiye, dünya tarihinin bu en önemli geçiş evresinde bütün silahlarını kuşanmak zorundadır. Bu büyük küresel değişimi iyi okumak, tek yanlı bağımlılık ilişkilerine rehin düşmemek, içerideki küçük hesaplara yenilmemek, dışarıdan müdahale alanlarını daraltmak, yeni bir tarih sıçraması yapmak zorundadır.

Bunun alternatifi yoktur. Başka seçenek yoktur. Bunu başaramamak imha olmak, sahneden çekilmek demektir. Türkiye'nin gelecek sayfasının kapanması demektir. Biz, on beş yıldır işte bu mücadeleyi veriyoruz. Küresel güç kavgalarına yenilmemek için direniyoruz. Büyük tarih yürüyüşünü devam ettirmek için bedel ödüyoruz. Darbelere, iç savaş senaryolarına, ihanetlere göğüs geriyoruz.

Selçuklu gibi, Osmanlı gibi…

Çünkü bunu, Selçuklu yükselişi gibi, Osmanlı yükselişi gibi yeni bir yükseliş dönemi, tarih yapma rolünü yeniden üslenme hali olarak görüyoruz. Böyle düşünürken önümüze değil ileriye bakıyoruz, sadece Cumhuriyet tarihini değil bu ülkedeki bin yılık tarihe göre düşünüyoruz, dar çıkar hesaplarına değil medeniyet tarihine göre hesap yapıyoruz.

İstesek de istemesek de dünya yeniden şekillenecek. Sadece bizim coğrafya değil, bütün dünyadaki güç haritası değişecek, yenilenecek. Bazı uluslar sahneye çıkarken bazıları silinecek. Tarih yapıcı milletler geçmişine dönecek, eski hesaplarını ve iddialarını bugüne taşıyacak.

Her millet kendi kodlarına dönüyor

Hiçbir ülkenin hiçbir gücün sadece içinde bulunduğu ittifaklara dayanarak ayakta kalamayacağı bir dünya olacak bu. Bu yüzden her millet, hızla kendi siyasi genetiğine, kodlarına dönüyor. Etrafınıza bakın.. Dünyaya bakın, bütün ülkelerde aynı arayışı, hazırlığı göreceksiniz. Çünkü bunun başka yolu yok, 21. Yüzyıl dünyasında da olmayacak.

İşte biz de bu yüzden, sadece Kurtuluş Savaşı'na değil, Çanakkale'ye, Kutu'l Amare'ye, Gazze/Kudüs savaşlarına da bakmak zorundayız. Moğol istilasından Haçlı Savaşları'na kadar bütün tarihi masanın üstüne sermek zorundayız. Başka türlü yeniden kuruluş mümkün değildir.

Suskun kalmak yok olmaktır

Başka türlü yeni yükseliş tarihi başlatmak mümkün değildir. Bütün uluslar, devletler bunu yaparken, bu yola girerken, yeni dünyada oyun alanını genişletmeye çalışırken bizim suskun kalmamız parçalanmak, yok olmaktır.

Siyasi genetiğimiz Cumhuriyet kadar Osmanlı'dır, Selçuklu'dur. Coğrafyamız Orta Asya kadar Ortadoğu'dur. Ait olduğumuz coğrafyaya, ait olduğumuz siyasi kimliğe, beraber olduğumuz toplumlara uzak bir Türkiye ayakta kalamayacaktır. Coğrafya algımıza, tarih algımıza, ortak geçmiş birikimimize sarılmak zorundayız. Geleceğimizi bugünün öncüleri ile geçmişin öncüleri birlikte şekillendirecektir.

Yeni siyasi dil üretilmeli, Türkiye ortak dil olmalı

Öyleyse yeni bir dil geliştirmek, Atlantik kıyılarından Pasifik kıyılarına kadar derin sarsıntılara, uyanışa neden olacak yeni bir siyasi söylem üretmek, Türkiye'yi ortak dil haline getirmek zorundayız. Bunu yaparken asla yerli olmayan yollara sapmamak, bize dayatılan söylemlere kanmamak, ısmarlama projelere yüz vermemek, Türkiye içinde yeni operasyon alanlarına tahammül etmemek durumundayız.

Bunu yaparken, bu büyük yolu beraber yürüyeceğimiz insanları yabancılaştırmamak, yabancı unsurları ise “yerli” kategorisine sokmamak durumundayız. Zira bunun sonucu ölüm gibidir, bizim için tarihin sonu gibi olacaktır. Bu dönem, sağlam kararlar verme, sağlam insanlarla yol alma dönemidir. İdeolojik kimliklerden çok vatan ekseni öne çıkmalı, büyük tarih yürüyüşü hedef olmalı, coğrafya düşüncemiz alabildiğine genişlemelidir.

'İslamcılık' kategorisine sıkıştırıp tasfiye etmek

Son zamanlarda, bu yürüyüşün ana omurgasını oluşturan, hiçbir hesap gütmeden, yüzyılların yolculuğuna bakıp sağlam adımlarla omuz omuza yürüyen insanların, toplumsal kesimlerin yeni bir operasyonla karşı karşıya olduğunu düşünüyorum.

Muhafazakar yerli damarı “İslamcılık” tanımı içine sıkıştırarak marjinalleştirme, milliyetçi çevrelerle birlikte iki tehdit haline getirip tasfiye ettirme yönünde bir çaba var. Oysa bu çevreler, şu anki büyük yürüyüşün, yüzyıllara dayalı tarihin, Türkiye'nin bel kemiğidir. Onların yabancı unsurlar gibi operasyonlara maruz bırakılması Türkiye'yi, bu büyük hedefe, yeni tarih yükselişine kurulan en büyük tuzaktır.

Bu operasyon tamamen dışarıdan yürütülmekte, operasyonu planlayanların, 15 Temmuz saldıranları ile kökleri derinlerde birleşmektedir.

Hepsi birer neocon gibi: Aynı proje, aynı servis!

Dikkat ederseniz bu, İsrail aşırı sağı ile ABD'nin neoconlarını, İslamofobi kavramını üretenlerin ortak dilidir. Son zamanlarda Avrupa'da yükselen ırkçılığa malzeme sağlamak için üretilen “Turkofobi” kavramını üretenlerin söylemidir.

Bu çevreler, her ne kadar içeride ise de, çok yakınımızda ise de, “yerli olma” söylemini dillerinden düşürmüyor olsa da, aslında yeni çokuluslu müdahale için alan açmaktadır, bu yönüyle “yabancı unsur”dur. Hangi küresel sermaye çevresine, hangi operasyon alanına mensup oldukları bilinmektedir.

Bu çevreler üzerinden yürütülen yeni operasyon hali, bu ülkenin ana omurgasını imha etmeye, o direnç cephesini zayıflatmaya dönüktür. Bunu yaparlarsa, asıl operasyon ondan sonra gelecektir.

Patronları, “İslam-terör“ eşleştirmesini yapanlar

Kullandıkları dilin seyrine dikkat edin. Çok yakında “Radikal İslam”, “İslamcı teröristler”, “İslamofaşizm” kavramlarını öne çıkaracaklar, bu tür kavramlar üzerinden birer neocon gibi, FETÖ'nün düşman bellediği her çevreye saldıracaklar.

ABD öncülüğündeki küresel aklın İslam'ı terörle eşleştirdiği 1990'lara dönüp bakalım. Dünya genelinde İslam'a karşı Haçlı Savaşı işte bu terör dili üzerinden başlatılmıştı. Nasıl da birbirine benziyor!

.

Facebook Yorumları

reklam
22.6.2017
‘Olağanüstülükler Çağı’na son örnek: Suudiler İran’la savaşa hazırlanıyor!
20.6.2017
Türkiye varken bölgesel savaş olamaz: O halde önce Türkiye’yi vuralım!
16.6.2017
Sisi ve Kılıçdaroğlu’na o sözleri söyleten kim? “Sıra sana da gelecek Türkiye” dedirten kim?
13.6.2017
Savaş Körfez’e taşındı: Hesap Mekke Savaşları
8.6.2017
Katar krizi, Tahran saldırısı, Mekke Savaşları’na hazırlık!
6.6.2017
Arafat’ın zehirlenmesi ve 15 Temmuz! BAE ve Dahlan! Peki ya Katar krizi?
2.6.2017
Kut-ul Amare ya da Kato dağları: Malazgirt’ten beri şehit veriyoruz biz
30.5.2017
Merkel’in sözleri ve AB’nin çöküşü: Nasıl bir fırtına yaklaşıyor?
24.5.2017
‘Eyvallah’ı olmayan, omurgalı, onurlu bir ‘adam’dı Akif Emre..
19.5.2017
Dünyayı değiştirecek ‘üç adam’ ve Erdoğan-Trump görüşmesi..
16.5.2017
Erdoğan-Trump zirvesi: Ortaklık mı, ayrışma mı?
12.5.2017
Erken uyarı: NATO güney sınırlarımızı aşındırıyor!
10.5.2017
O koridor bir ‘kuşatma planı’dır ve ‘B Planı’ toptan müdahaledir!
8.5.2017
Küresel fırtına başladı: Almanya yalnızlaşacak, Kılıçdaroğlu zorlanacak
5.5.2017
Trump, Erdoğan, Putin: ‘Büyük Tufan’dan önce dünyanın son fırsatı..
3.5.2017
‘Erdoğan’a suikast’ diyenler, ‘NATO Türkiye’ye müdahale etsin’ demeye başladı!
28.4.2017
‘Haydut dünya düzeni’ ve en acil mesele: O duvar yıkılmalı!
25.4.2017
Erdoğan, dünyanın beş merkez gücü ile masada ne konuşacak?
21.4.2017
Yeni dış müdahale alanı: Yakında ‘İslamcı faşistler’ bile diyecekler!
19.4.2017
Artık Türkiye’nin büyük oynama vakti gelmiştir…
17.4.2017
Bu büyük bir zaferdir, kimse gölge etmesin!
14.4.2017
16 Nisan’da hesapları bozulacak: Zafer içeride, hezimet dışarıda hissedilecek
11.4.2017
Haçlı Savaşları kadar önemli: Suriye dünya savaşına dönüştü
8.4.2017
Temkinli olmak…
6.4.2017
“Türkiye etkisi”, dünyayı değiştirecek, korkuları bu!
4.4.2017
Rubin, CHP’li Bozkurt ve FETÖ: Sizi yerin dibine batırır bu millet
1.4.2017
Humeyni gibi gelecekti: Artık bir dış tehdit, işgal gücü oldu
31.3.2017
O fotoğrafı onların suratlarına çarpın! Biz kolay pes etmeyiz
27.3.2017
Neden Haçlı saldırısı? Anadolu, bu son kale oyun bozacak, biliyorlar!
24.3.2017
Ne o? Avrupa bize savaş mı açacak?
22.3.2017
Bu ne küstahlık, neyin şantajı? Cevabı 16 Nisan’da alacaksınız!
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı