İbrahim SEDİYANİ

sediyani@gmail.com



Bookmark and Share

Fenike Kızı Yelizabel


12.11.2018 - Bu Yazı 1001 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Lilith dedi: “Kazanacağım, kesin.”

     Âdem dedi: “Kaybedeceğim, kesin.”
     Havva dedi: “Ya kazanırım ya kaybederim.”
     Hayat Havva ile devam etti…
 
     Ömrümün sonbaharında sarı bir yaprak gibi beklerken ölümümü
     bir el kaldırdı beni düştüğüm yerden
     ve ab-ı hayat üfledi yeşili kaybolmuş rûhuma
     su sesi geliyordu yeniden gülümseyen yüzüme vuran rüzgârdan
     ürkek bir ceylanın korku dolu yüreğinde ısıtıyordum avuçlarımı
     bir kelebek kanat çırptı doğanın yazdığı şiirin en güzel mısrâlarına
     lapa lapa kar yağıyordu onikibin yıllık tarihin üstüne
     attığım her adımda başka bir medeniyet çığlık atıyordu ayaklarımın altında
     ve dağlar, omuzlarına kutsal kitap yüklenmiş gibi çökmüşlerdi
     çocukken ezberlediğim şarkıları söyleyerek akıyordu gümüş ırmaklar
     alfabedeki tüm sessiz harfleri okuyabiliyordu ormandaki yaşlı ağaç
     bir Hitit dûâsı okudum, bir de Sümer ilahîsi
     Tanrı buyurdu: “Biliyorum bana küstün,
     ama sanma ki seni unuttum ve sahipsiz bıraktım.”
     Mor elbise giymiş Fenikeli bir kıza kaptırdım gönlümü
     tam da gerçek sandığım sahte bir rüyâdan uyandığım gün
     Dedim: “Sen ey, Fenike kızı Yelizabel! Elimi tutar mısın?”
     Dedi: “Evet.”
     Dedim: “Sen ey, Akdeniz havzasının en güzel kızı! Bana varır mısın?”
     Dedi: “Evet.”
     Ey aşk, sen nelere kadirsin?..
     Âdem babamıza haber verin
     beni yasak ağaca götürsün
     dallarında asılı geri kalan tüm elmaları ben yiyeceğim.
 
     Bir düş kurdum, tan vakti kalkarken sahura
     coğrafyalar bağrına sakladı gecenin karanlığıyla paylaştığım sırlarımı
     yağan yağmur altında ıslandılar senin için biriktirdiğim sevgi sözcükleri
     çocukların iki memesi arasında yaprak açtılar toprağa diktiğim fidanlar
     üç karınca birden paylaşıyordu yeşil bir yaprağın üzerindeki tek damla suyu
     yıldızlar yol gösteriyordu Herkül’ün direklerinin arasına yelken açan gemilere
     bir meyvâ kopardım kader ağacının henüz olgunlaşmamış dalından
     kalabalıklar gösteri yapıyordu geceleri üşüdüğüm şehirlerin meydanlarında
     korkmuyordum ama artık ben, sen vardın diye
     yirmidokuz ülke, altı kitap ve on cilt seyahatname yükleyerek sırtıma
     yüksek bir dağın zirvesine çıkmaya çalıştım
     ben yürüdükçe daha da büyüyordu sanki koca dağ
     ben yükseldikçe uzaklaşıyordu zirvesi benden
     bir dağ ki, heybetli mi heybetli
     bir dağ ki, aman da aman, büyük mü büyük
     bir yamacı Kafkasya, hüzün ve gözyaşı taşır Adiğe sürgününe
     bir yamacı Trakya, sevdâ türküleri taşır Tuna boyundaki kavimlerin diline
     bir yamacı Kapadokya, günışığı ve gökmavisi taşır ellibin kişilik yeraltı şehirlerine
     bir yamacı Mezopotamya, sesli harfler taşır köylerin haritadan silinen isimlerine
     korkmuyordum ama artık, çünkü sen vardın
     ne Kartaca takmıştım ne de Kommagenê
     gönül kapımı açtım sana, Bab’el- Mendeb gibi
     kollarımı açtım sana, ey Fenike kızı Yelizabel
     gel sarıl bana
     sağ kolum bilim, sol kolum sanat
     bunlarla besleyeceğim seni
     ve bu ikisinden başka da hiçbir şey vaad etmiyorum sana.
 
     Hayatın anlamını düşünerek yol alırken karanlık bir meçhule doğru
     gözlerimde hüzün, kalbimde kırgınlık arşınlarken gücü tükenmiş adımlarımı
     bir yeraltı şehri keşfettim Batman Çayı’nın kenarında
     topraktan yapılmış piramitlerin altında
     gidip gezmek istedim o şehrin sokaklarında
     evlerine misafir olmak istedim toprak altında kalmış medeniyetin
     bir şehir ki, kadim mi kadim
     bir şehir ki, aman da aman, büyük mü büyük
     bir mahallesi Şuruppak, taş tabletlere çivi çakıyorlardı bilge erkekler
     bir mahallesi Hattuşaş, buğday ekerek tarım yapıyorlardı elleri nasırlı çiftçiler
     bir mahallesi Sayda, mor renkli kumaşlar dikiyorlardı hünerli terziler
     bir mahallesi Vaşşuganni, sacda ekmek pişiriyorlardı şiir kokulu kadınlar
     evlerine konuk oldum insanların gizemli yeraltı şehrinde
     çay ve kek ikrâm ettiler bana dut ağacından yapılmış tepsilerde
     ama saklı gerçekleri göstermediler
     gizlediler
     “ilim bildiklerindir, hikmet ise saklı olan”
     dedi ak sakallı yaşlı bir bilge buram buram tüten çayından bir yudum alarak
     ama hepsi orda, biliyorum, hepsi orda
     Ahura Mazda’nın unutulmuş buyrukları
     Mani’nin hümanist öğretileri
     Kutsal Ahit Sandığı
     ölümsüzlük iksirini taşıyan ıhlamur ağacı
     kayıp Nasıra, unutulan Petra, yakılan İskenderiye
     hepsi orda
     kadın peygamberlere inen vahiyler
     Deborah’ın, Miryam’ın, Nadya’nın, Hulda’nın anaerkil şeriâtı
     Hatice’nin yarım kalan devrimi
     biliyorum hepsi orda
     erken ölümler, ahhh, erken gelen ölüm
     Ortadoğu’nun tam değişecekken artık hiç değişmeyecek olan acınası kaderi
     korkmuyordum ama artık ben, sen vardın diye
     sen tuttun ya ellerimden, Fenike kızı Yelizabel
     başını koydun ya göğsüme
     okşadım ya ipek saçlarını
     ey sanat ve edebiyat kokan kadınım
     korkmuyordum.
 
     Ne Nûh’un tufanı, ne de İbrahim’in evreni sorgulaması
     gerçek sandığım sahte bir rüyâdan uyandığımda başlamıştı yeni hayatım
     birbirlerine selam veriyorlardı yeryüzündeki tüm hayvanlar
     güzelliğine iltifat ettim yanından geçtiğim her ağacın
     elinden tutup kaldırdım acımasızca yerlere indirilmiş bir haysiyetin
     altı aylık bir bebeği öptüm çenesi ile alt dudağı arasındaki en tatlı yerinden
     bütün dînlerin tapınaklarını besliyordu abdest aldığım çeşmenin suyu
     melekler ekmek bıraktılar her öğün tek başıma oturduğum sofraya
     yüzyirmidörtbin peygamber ortak oldu her Ramazan yalnız yediğim iftarlara
     parmağımla kadim bir ülkenin haritasını çizdim ellerimden tutan kadının avuçlarına
     bir dut ağacının gölgesinde okudum kendisine Apaçi kadını Oşinna’nın sözlerini
     yağan yağmur altında ıslandı birbirimize verdiğimiz namus ve şeref sözü
     büyük bir ateş yakıldı okyanusun altında onbinlerce yıldır üşüyen kayıp kıtada
     kadınlar ve erkekler elele tutuşup halay çekiyordu denizin altında
     gençler sevdikleri cümlelerin altını çiziyordu suya yazdığım makalelerin
     mor elbise giymiş Fenikeli bir kıza kaptırdım gönlümü
     çocuklara okuma – yazma öğretiyordu bir köy okulunda
     seni tanıdım ya, Fenike kızı Yelizabel
     baktığım her nehir Yeşilırmak, gördüğüm her şehir İsfahan
     sevdim ya hani seni, kadınım
     sevmişim ya seni
     kıldığım her namaz akşamın üçüncü rekâtı.
 
     Yüce Yaratıcı, yaratıcı kullarını sever…
     İnsanı yaratan Allah,
     yarattığı insandan bir tek şey istemektedir aslında:
     Kendini yeniden yaratmasını.
 
sediyani@gmail.com
 
     SEDİYANİ HABER
 
     11 KASIM 2018
 
.

Facebook Yorumları

Kod8
15.12.2018
Kirletme
12.11.2018
Fenike Kızı Yelizabel
7.12.2017
Selahaddîn Eyyubî ve Yahudî Düşmanlığı
25.4.2017
Kürtler Ne Oy Verdi?
19.4.2017
Devlet % 51 – Millet % 49
18.8.2015
Tağut Ne Demek?
12.8.2015
‘Terörist’ olan Doğu Türkistan değil, işgalci Çin devletidir
2.8.2015
Millet Olmanın Erdemi ve Asıl Büyük Felâket
30.7.2015
Saray Medyası
13.7.2015
Kürt milliyetçiliğini Türk, Fars ve Arap milliyetçilikleriyle bir tutmak adil midir
24.6.2015
Amerika’nın kucağında oturup Kürtler’i ‘Amerikancılık’ ile suçlamak
2.6.2015
Cennet’e Gitmek Gittikçe Zorlaşıyor
28.5.2015
Kürdistan Tarihinin En Mübarek Yol Arkadaşlığı
16.5.2015
Zaman ve Zemin Aşımına Uğrayan Erdemli Tavırlar
1.5.2015
Türkiye, dünyanın en adaletsiz ikinci ülkesi
23.4.2015
Kürt medyası 117 yaşında
18.4.2015
Dünyayı Düzeltmenin Yolu
15.4.2015
Azadî Liderleri Cibranlı Halid Bey ve Yusuf Ziya Bey
11.4.2015
Sünnîlerin saldırdığı Kenya’nın bağımsızlık mücadelesini Şiî bir Müslüman başlatmıştı
01.03.2015
Bana Bir Mektup Yaz
28.12.2014
Barış Manço Bir Sanatçı Değil, Bir Sanat Ekolüdür
26.12.2014
Bu Yazım Kürtler ve Kürdistan Üzerine Değil
17.12.2014
Türkiye’deki Tüm İl ve İlçelerin Eski Gerçek İsimleri
14.12.2014
Analfabet Toplumda Alfabe Tartışmaları
11.12.2014
“Şeyh Said Kıyamı, hem dînî hem millî bir başkaldırıdır”
09.11.2014
Kürdistan İslam Devleti İçin Canlarını Veren Türkler, Çerkesler, Alevîler
18.08.2014
I. Dünya Savaşı Sonrası Kurulan Kürt Cemiyetleri
17.07.2014
'Her Roj Yek Dolar'
18.06.2014
Dünya Kupası’nda Avrupa ülkelerini göçmen futbolcular sırtlayacak
13.06.2014
Kürdistan’da Türkmen Sorunu
05.06.2014
64 yıl sonra aynı noktadayiz: Dünya Kupası’nda yokuz ama ‘Stratejik Derinlik’ devam ediyor
02.06.2014
Dünyanın En Mazlum Milleti: Rohingyalar
28.05.2014
İdam sehpasına yürürken ‘Yaşasın Kürdistan’ diye haykıran Türk- İslam âlimi
27.05.2014
“Herkes ‘barış olsun’ istiyor ama ‘barış’ derken aynı şeyi kastetmiyor”
21.05.2014
Kazandıklarınızla, Kaybettiklerinizi Satın Alamayacaksınız!
18.05.2014
Siz hiç acılar içinde siyaset yapar mısınız
27.04.2014
Nehirleri değil, barajları durdurun!
20.04.2014
Ermeni katliamına karşı çıkan İslam âlimleri
04.04.2014
Zayıflar farklılara, güçlüler benzerlere düşmandır
27.03.2014
Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe
25.03.2014
İslam Putu
04.03.2014
Nuh Tufanı ve insanlık tarihinin başladığı Kürdistan
23.02.2014
Peygamber ismi taşıyan Kürdistan şehirleri
10.02.2014
Kürt sahabeler
04.02.2014
Diyanet’in dini Diyanet’e, Kürtler’in dini Kürtler’e
27.01.2014
Elmas Ana’ya kimlik vermek için de mi rüşvet istiyorsunuz
15.01.2014
Çaldıran’ın 500. yıldönümünde Kürdistan’ın bölünmesini ve Şiî – Sünnî ihtilafını konuşmak
02.01.2014
Roboskê’de asıl konuşulması gereken
22.12.2013
Diyarbekir Tarihinin Gizlenen Katliamı: Çılsıtun
09.12.2013
1652 – 1992: Kölelikten Özgürlüğe Güney Afrika
08.12.2013
Kürt Halkının Siyahî Kardeşi: Nelson Mandela
18.11.2013
Aman Dokunmayın Dershanelerine
05.11.2013
Örtünmek ile Soyunmak Arasında Kadının Utanç Duvarı
27.10.2013
Anadil herkese ana sütü gibi haktır
26.10.2013
Kürt İslam Âliminin Dünyaya İkrâmı: Sıcak Kahve
15.10.2013
Kurban
07.10.2013
Şehir ve Köylerimizin Eski Gerçek İsimleri
03.10.2013
Bütün Yer İsimleri İade Edilmelidir
01.10.2013
Bugün Köylerimizin Bayram Günüdür
29.09.2013
Yaseminler Gülümsüyordu Ellerimiz Kavuştuğunda – 45
24.09.2013
Kıbrıs’tan Gelen İran – Türkiye Sınır Mektubu
20.09.2013
Başbakan Erdoğan’a Açık Mektup
09.09.2013
Mısır’da “Gel Musa Gel”, Suriye’de “Gel USA Gel” Diyorlar
20.08.2013
Mim–Sad–Ra ve 4. süreç: Rabiâ
17.08.2013
Mısır İslam Devrimi
06.08.2013
Mârifet; Muhalif ya da Taraftar Olmak Değil, Erdemli Olmaktır
02.08.2013
Gezi’nin Kemalist Çevrecileri, Dut Ağaçlarını da Severler mi?
29.07.2013
Evvel The Times İçinde, Kalbur Saman İçinde...
24.07.2013
Alev Alatlı Roman Serisi
22.07.2013
'Müslümanlar'ı yeniden Kardeşler yapan Müslüman Kardeşler
20.07.2013
Üç Tarafı Kürdistan’la Çevrili Barış Süreci
24.06.2013
Yazarlarımız “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı”nda Ne Dediler?
18.06.2013
Kürtler’in Mücadelesi Rejim Değişikliği Değil, Hürriyet ve İstiklâl Mücadelesi Olmalıdır
31.05.2013
Kürtçe Edebiyatın İlk Çizgi Çocuk Kahramanı “Guldexwîn”, Dîwan Yayınları’ndan Çıktı
26.05.2013
Yalnızlık Büyük Bir Nimettir
18.04.2013
Altan Tan: Kürt Ergenekonu açılsın, Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun‏
21.02.2013
1923 CHP, 2023 AK Parti: Bu Utanç Mirasını mı Paylaşamıyorsunuz?
28.12.2012
- Robozkê şehîdlerinin âzîz hatırâsına -
25.12.2012
Seyyid
24.12.2012
Arap Baharı'nın İki Sayfası
15.12.2012
Bir Yanım Su, Bir Yanım Ateş; Aç Bana Kucağını Bangladeş – 1
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8