Bir savaş var ama bir adı yok


24.02.2020 - Bu Yazı 164 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Her şeyden önce niyetimi ve fikrimi açık açık beyan edeyim; Ben İlhami Işık, her türden savaşa karşıyım. Savaşın ya da savaşların insan doğasına aykırı olduğuna inanıyor ve ihtilaflar ne kadar büyük ve uzlaşmaz olursa olsun, insan doğasını, her insanın biyolojik ömrüne teslim edilmesi gerekliliği hakikatine inanıyorum. Herkesin ömrünü biyolojik genetiği belirlemeli. Hiç kimsenin, biz daha iyi ve rahat yaşayalım diye, kendini ömrünü bizim için feda etmesi gerekmez. Bunu gayri ahlaki olarak nitelendirip, şiddetle mahkum edelim; çünkü hiç kimse ötekinden daha değerli değildir. Hiç kimsenin hayatı, diğerlerinin hayatından daha büyük ve beş yıldızlı değildir. İnsanlar eşittir ve bu eşitlik, ölüm hakkı konusundaki eşitliği de içerir.


Her savaş, çıkarları aşan bir eylem ve karardır. Çünkü bütün çıkar çatışmaları görüşmeler yoluyla çözülebilir. Bütün yararlar diyaloglar aracılığıyla, adil şekilde sağlanabilir. Kutsal çıkarlar ya da büyük toplumsal yararlar dahil, hiçbir gerekçe, insan ölümünü meşrulaştıramaz; çünkü ölen her insan, tıpkı biz hayatta kalanlar gibi, hayatını esenlik içinde geçirme hakkına sahiptir. İnsanlar hür doğar ve aynı hürlük içinde ömrünün tamamını yaşadıktan sonra, hür biri olarak hayata gözlerini yummalıdır.

Maalesef, herkesin benimle aynı görüşte olmadığını biliyoruz. İnsanlık hala en ilkel güdülerin peşinde koşarak, can alıp can veriyor ve bu ahlaki olmayan eylemi de kutsayabiliyor. Tarih bize, büyük dünya savaşlarının aslında birer paylaşım savaşı olduğunu öğretti. Milyonlarca insan feda edildikten sonra, bir tür timsah gözyaşları dökerek, sözüm ona savaşın ne kadar gayri insani ve gayri ahlaki olduğu utangaçça vaaz ediliyor. Milyonlarca insan ölmeden ya da öldürülmeden hiç kimse ne insanlığı ne de ahlakı hatırlamaya yanaşmıyor.

Kendini savuma denilen meşru savunma hakkı hariç, savaş dahil her türlü şiddete karşı, her türlü şiddet tekel ve araçlarına karşı ödünsüz tavır almak insan olmanın gereğidir. İnsanlık bilinci ve hukuku savaş ve şiddeti, ikirciksiz reddetmemizi söylüyor. Savaş ya da şiddet söz konusu olduğunda hatırlayacağımız en sert gerçek insan olma halimizdir; insanlar olarak yaşama hakkımıza dört elle sarılmamızdır.

Niyetim ve fikrimi açıklamama neden olan savaş, ayak sesi her gün daha çok duyulan, Esad rejimiyle Türkiye arasında çıkması muhtemel olan savaştır. Gelin hep birlikte bugünlere nerelerden ve nasıl geldiğimizin hikayesini yeniden hatırlayalım. İşe de Türkiye ABD ilişkilerinin yakın geçmişine göz atmakla başlayalım.

Eğer 2012, 2013 ve 2014 yıllarında ABD'nin Türkiye'den ne talep ettiğini konuşmayacaksak bugünü okuma şansımız olmayacak.

Hatırlayın!

Bütün dünyanın Esad'ın gitmesinde hemfikir olduğu, Rusya'nın Suriye'ye daha girmediği, Suriye muhalefetinin Esad'ı devirmeye yaklaştığı, İran hariç Müslüman ülkelerinin tümünün Esad'a karşı birleştiği 2013 yılını...

ABD'nin Türkiye'ye, Suriye'ye girme baskısı yaptığı, Türkiye'nin ise, bütün koalisyon güçleri ile beraber olursa ancak Suriye'ye asker göndereceğini söylediği yıllar.

ABD "Suriye'ye gir" diyordu, Türkiye ise "hep beraber girelim" diyordu. Ve bu baskılar 2013 ortalarında DEAŞ ortaya çıktıktan sonra daha da artmaya başlamıştı. Bu sefer DEAŞ'a karşı Türkiye'nin Suriye'ye girmesini istiyorlardı.

Ama Türkiye ısrarla bunu reddediyordu. Ve Türkiye yerine önce İran sonra da Rusya Suriye'ye girdi. Son olarak 2015 yılında ABD Suriye'ye girdi.

Tüm bu yaşananlardan çok sonra, Türkiye de Rusların yol vermesi ile Suriye topraklarına giriyordu. Buraya kadar hafızaları tazeledik sanırım.

Türkiye, ABD'nin "Suriye'ye gir" teklifine hep "hayır" dedi. En son ABD Başkanı Trump, Irak'ta Erdoğan ile yapmış olduğu görüşmeyi açıklarken; "Erdoğan bana DEAŞ'ı temizleyeceğim dedi" diye konuştu.

O halde soruları sormaya başlayalım; 2015 yılına kadar neredeyse iktidardan düşecek olan Esad varken ve DEAŞ en aktif durumdayken Türkiye Suriye'ye girmedi de, niçin şimdi Suriye'ye girmekte ısrarlı?

Bugünkü durum, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarının yapıldığı döneme hiç benzememesine rağmen, yani artık çok güçlenmiş bir Esad varken ve bitmiş bir DEAŞ olayı dururken, "neden" sorusu ön plana çıkıyor.

Demek ki sorun DEAŞ ile mücadele değil. Demek ki sorun Esad ile mücadele de değil. Bu bambaşka bir stratejinin ürünü. Bu stratejiyi iyi okumak için de bugünü açmak gerekiyor. Yani yıllarca ABD'nin teklifini reddeden bir Türkiye ne oldu da bugün ısrarla Suriye'ye girmek istiyor? Ve bu ısrarın siyasal sonuçlarını iyi hesaplamış mı? Suriye'de artık bütün dünyanın yok edilmesi gereken düşman olarak gördüğü DEAŞ yok. Ve yine bütün dünyanın yok edilmesi gerekiyor dediği Esad artık çok daha güçlü duruyor.

Ve kalıyor tek seçenek, sadece Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü PYD/YPG örgütü.

Yavaş yavaş sorularımızın cevaplarına yaklaşıyoruz.

Evet Türkiye YPG/PYD için Suriye'de olmak istiyor.

Bu Suriye'deki fotoğrafa ne derece uygun?

İşte burada karşımıza farklı sorular çıkıyor.

PYD/YPG gibi bir örgüt. Herkes ile çalışabilecek elastik bir örgüt. Elindeki bölgeleri Suriye devletine devreden bir örgüt. Benim dikkat çekmek istediğim durum da bu.

Rusya'nın terör örgütü olarak görmediği, ABD'nin terör örgütü görmediği, İran'ın terör örgütü olarak görmediği, Müslüman bölge ülkelerinin terör örgütü olarak görmediği ve son olarak Suriye'nin terör örgütü olarak görmediği bir örgüt bu.

Bu örgüt, kontrol ettiği bölgeleri Suriye ordusuna devir ettikten sonra, gözlerin Türkiye'ye çevrilmeyeceğini kim söyleyebilir?

Daha net bir ifade ile, İdlip için Suriye'ye girerken Türkiye'nin karşılaşacağı tablo, Rusya/İran ve Suriye tablosu olacaktır. Ve bugün olup bitenler de tam da budur.

Bir savaş var ama adı yok.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
6.04.2020
Ölümü kutsamak hayatı değersizleştirir.
2.03.2020
Çocukları denize dökmeyin efendiler!
25.02.2020
Annem Türkçe konuşmaya başlayınca
24.02.2020
Bir savaş var ama bir adı yok
20.02.2020
Devlet vatandaşına öfke duymaz
14.02.2020
İdlib ve konuşmadıklarımız
7.02.2020
Bu hallere nasıl geldik?
4.02.2020
Dış politika ve beklenen kusursuz fırtına
22.01.2020
Size de oluyor mu bilmiyorum
18.01.2020
Bu devlet Ahmet Altan'a mertçe davranmadı
7.11.2019
Kul Hakkı
5.07.2019
Süreç başladı ve devam edecek
8.06.2019
1 eylül 2019 günü Türkiye de silahlara veda günü olsun
2.05.2019
Tünelin ucunda bir ışık görünüyor galiba
16.4.2019
Kim iktidar ve gücün ihtişamı ile tanışıyorsa aynı refleksi gösteriyor
15.4.2019
Kim iktidar ve gücün ihtişamı ile tanışıyorsa aynı refleksi gösteriyor
6.2.2019
ABD’nin Irak’taki İran planı
26.1.2019
Kültür, Ahlak ve Etik
18.12.2018
Medeniyet nedir ve kimdir medeni?
3.12.2018
Dört şampiyon evlat yetiştirdi ama hala işsiz!
28.11.2018
Bir yazı yazmak istiyorum
22.11.2018
Hukuk herkes için hukuktur
20.11.2018
Var olmayan örgütü terör listesine alma komedisi!
8.11.2018
ABD’nin ödüllü PKK hamlesi
7.11.2018
Kadına şiddet ve utanılacak tavırlar
30.10.2018
Siz hiç donarak öldünüz mü?
21.10.2018
"Andımız" neden geri getirilmek isteniyor?
18.10.2018
Adalete herkesin ihtiyacı var ve hukuk herkesin ortak malıdır
11.10.2018
Rahip de serbest kalacak, af da çıkacak...
20.9.2018
Fırtına öncesi sesizlik
9.9.2018
Ben mülteciyim...
31.8.2018
7 Eylül: Suriye ve bölgenin kaderi
28.8.2018
Kıyametini bekleyen şehir: İdlib
20.8.2018
Bir Kürt devleti kurmak mümkün mü?
9.8.2018
Suriye'de kartlar yeniden dağıtılırken
30.6.2018
Bir seçim muhasebesi
6.6.2018
Nezaket, zarafet ve marifet
31.5.2018
Merhametin yuvası gözlerdir
14.5.2018
ABD’nin Kudüs kararı savaş ilanıdır (1)
9.5.2018
24 Haziran seçim sonuçlarını Kürtlerin tercihi belirleyecektir
30.4.2018
Mavi bir rüyadan arta kalanlar
21.4.2018
Bahçeli neden erken seçimde ısrar etti?
16.4.2018
ABD vurmak zorunda dedik! Ve vurdu.
12.4.2018
Birleşik Devletler'in Suriye'deki son sınavı
7.4.2018
İran ve kaybeden kim?
2.4.2018
Fransa, Suriye’de ABD’nin görevini ifa edebilir mi?
30.3.2018
Gel de sevme Kızılderilileri
28.3.2018
Bumerang
24.3.2018
Afrin’den Sonra!
22.3.2018
PKK, seni reddediyorum!
19.3.2018
PKK'nın yenilgisi mi, Kürtlerin yenilgisi mi?
15.3.2018
Ortak hayat: Erken seçim neden kaçınılmaz? (3)
13.3.2018
Ortak Hayat: Seçime Doğru (2)
9.3.2018
Ortak hayat; demokrasi ve hukuk (1)
1.3.2018
Çocuk istismarı günahların en büyüğüdür
26.2.2018
Afrin Gerçeği (10) Sonuçlar ve Olası Tehlikeler!
24.2.2018
Susun, ölüleri uyandıracaksınız!
23.2.2018
Afrin Gerçeği (9) ve Şimdi Ne Olacak?
19.2.2018
Afrin Gerçeği (8); ABD’nin Suriye Siyaseti
16.2.2018
Afrin Gerçeği (7); İdlip - Afrin denklemi
13.2.2018
Afrin gerçeği (6): Rusya ne yapmak istiyor?
11.2.2018
Afrin gerçeği (5) : İran sertleşiyor
5.2.2018
Afrin Gerçeği (4): Milliyetçi Dalga
2.2.2018
Afrin gerçeği ve göremediklerimiz (3)
30.1.2018
Afrin Gerçeği ve Uzun Bir Kış (2)
25.1.2018
Afrin Gerçeği (1)
22.1.2018
Afrin ve kurtlarla dans
15.1.2018
Bilmediğiniz şeyler var!
28.12.2017
Gri'yi öldürmek!
25.12.2017
Gendalî; Yolsuzluk ve Şiddet
24.12.2017
Kürt sorunu ve bir sosyal çözüm modeli
21.12.2017
Ne kazandık elimize ne geçti-3
18.12.2017
Ne Kazandık Elimize Ne geçti (2)
17.12.2017
Ne kazandık, elimize ne geçti?
11.12.2017
Dünya İçin Küçük Benim İçin Büyük Adım
10.12.2017
Kudüs üzerinden İran’a Operasyon!
7.12.2017
Olmayan istihbarat, öngöremeyen siyaset
4.12.2017
Yoksulluk Karanfil Gibi Kokmaz; Çocuklar Üşümesin
2.12.2017
Mevsim yas
30.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-3
27.11.2017
Reza Zarrap ve Türkiye’yi Bekleyen Tehlike (2)
26.11.2017
Reza Zarrab ve Türkiye’yi bekleyen tehlike-1
23.11.2017
Ne ABD’nin uçurumu ne Avrasya bataklığı
20.11.2017
Türkiye pis bir şantajın kıskacında!
19.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-2
16.11.2017
Değişimin sancıları ve AK Parti-1
11.11.2017
Dilenci milyoner olsa da ne olur?
9.11.2017
İran’a kim güven duyabilir?
5.11.2017
Metroda mendil satan kız
30.10.2017
Hesapta Olmayan Sonuçlar (2)
29.10.2017
Referandum yanlış bir siyasi karardı-1
26.10.2017
'Ateşkes ve diyalog' çağrısı
23.10.2017
İtiraf Ediyorum; Korkuyorum.
21.10.2017
Duvar mı yumurta mı?
19.10.2017
Bir kadın, bir anne ve bir bakan
16.10.2017
Haşdi Şabi Kimdir ve Kime Hizmet Ediyor?
15.10.2017
Gelin bu işi şımarık çocukların oyuncağı olmaktan çıkaralım!
12.10.2017
Devlet makas değiştirme ihtiyacı hisseder mi?
2.10.2017
Türkmenler
30.9.2017
Çukuru nasıl kapatalım?
28.9.2017
Birbirimizi yanlış anlamalara kurban etmeyelim!
23.9.2017
Kimiz biz?
21.9.2017
Evet ve Hayır arasında sıkışan zihinsel trajedimiz!
18.9.2017
Eskilerinizi atmayın, onu bile bulamayanlar var
14.9.2017
ABD’nin Türkiye’ye yönelik A planı
11.9.2017
Bedenleri de üşümesin zihinleri de!
9.9.2017
2019 tehlikede mi?
7.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-4
4.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız-3
3.9.2017
Siz olsaydınız ne yapardınız (2)
31.8.2017
Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?
28.8.2017
Bir kez daha etik, ahlak ve erdem
26.8.2017
Çocuklar üşümesin (3)
24.8.2017
Çocuklar Üşümesin (2)
21.8.2017
Batı’nın Türkiye karşıtlığı ne anlama geliyor?
19.8.2017
25 Eylül referandumu Ankara ve Erbil
17.8.2017
AK Parti değişebilir mi-3
14.8.2017
AK Parti değişebilir mi? (2)
12.8.2017
AK Parti değişebilir mi-1
10.8.2017
Bir Bakan Ahmedê Xanê’yi anlatıyor
7.8.2017
Ahlak; Yasadan Önce Ötekinin Hakkını Korumaktır
5.8.2017
Umut her zaman vardır -3
3.8.2017
Umut her zaman vardır-2
31.7.2017
Umut her zaman vardır!
29.7.2017
Kandil’in vesayetini reddetmeyen HDP itibar kazanamaz!
27.7.2017
Artık Beyaz Mendil Sallama Zamanı.
24.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor-2
22.7.2017
FETÖ çetesi neden himaye ediliyor?
20.7.2017
FETÖ; CIA'nın uyuyan hücresi
15.7.2017
15 Temmuz; tarihi tecrübe etmek!
13.7.2017
Kaygı çağında umut
10.7.2017
Beni Neden Öldürdünüz?
8.7.2017
Referandum, Türkiye ve KBY ilişkileri!
6.7.2017
İnfaz edilmiş kıpırtısız bedenler
3.7.2017
Sıkışmışlıktan Kurtulmanın yolu!
29.6.2017
Büyük sıkışma ve yeni denge planı
26.6.2017
Aslında ne oldu
24.6.2017
Yalan söylemek insanların çıkarınaysa bize neden doğruyu söylesinler!
22.6.2017
PKK’yi tanımak mı istiyorsunuz?
19.6.2017
Aslında ne oldu-4
17.6.2017
Aslında ne oldu-3
15.6.2017
Aslında ne oldu-2
12.6.2017
Aslında ne oldu-1
10.6.2017
Çanakkale’den, Diyarbakır’a Türk’ün yüreğinden, Kürd’ün yüreğine yolculuk
8.6.2017
Çözmek mi? Ötelemek mi?
5.6.2017
Kürtleri öldürmeye ve öldürtmeye doymayan katil akıl
3.6.2017
Öldürmeye âşık olmanın sefaleti!
1.6.2017
2019 uzak değil
29.5.2017
DEAŞ’ın sonu ve İran tekrar düşman
27.5.2017
Herkesin bildiği sır!
25.5.2017
Yeni dönem-2
22.5.2017
Yeni dönem
20.5.2017
Doğru okumak
15.5.2017
Bir bilene sordum
13.5.2017
Liselilerin makineli tüfek gibi soruları...
11.5.2017
Neler oluyor?
8.5.2017
Buzlar çözülürken
7.5.2017
Kırılma
4.5.2017
Mevsimlerin yorgun ayı
1.5.2017
Yeniden Merhamet ve Şefkat Üzerine!
29.4.2017
Mesaj alınmış(mı)dır!
27.4.2017
AKPM ne istiyor?
24.4.2017
Darbeci Karga’nın Kırık Demokrasi Şarkısı!
22.4.2017
Türkiye’de muhalefet
17.4.2017
Kürt meselesi
15.4.2017
Referanduma doğru-17: EVET
13.4.2017
Referanduma doğru-16
10.4.2017
Referanduma Doğru (15)
8.4.2017
İzmir'in çiçekleri ile İzmir'in denizi!
6.4.2017
Normal olan!
3.4.2017
Referanduma Doğru (14) Kürtlerin EVET demesi için Beş Neden!
27.3.2017
Referanduma Doğru (12); Diktatör mü, Demokrat mı?
26.3.2017
Referanduma doğru-11 Bir uyarı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive