Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

‘Barış Pınarı’ nerede biter?


15.10.2019 - Bu Yazı 137 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin kendi Kürt sorununu, karşısındaki terör tehdidi nedeniyle öncelikle bir ‘güvenlik meselesi’ olarak görmesinin doğal sonucu, güvenliğin kesin biçimde tesis ve idamesinin bu sorunu çözmek olduğunu sanmasıdır. Dolayısıyla, bu mantığın gösterdiği doğrultuda ve eldeki güç kullanma imkanları dahilinde düşünüp hareket eden karar vericiler açısından Fırat’ın doğusuna da geçmek sadece bir zamanlama meselesi olmaktaydı.

Türkiye, Fırat’ın doğusundan da kendi güvenliğine yönelik bir PKK tehdidi algılıyorsa, bunu bertaraf etmek için söz konusu tehdidin kuvveden fiile geçmesini değil, ‘uygun an’ın oluşmasını beklerdi. 

Bu güvenlik esaslı hareket anlayışı, 9 Ekim’de başlatılan ‘Barış Pınarı Harekatı’nın yalnızca zeminini oluşturmuştur. Harekatın zamanlamasını ise Türkiye’deki iktidarın acil iç siyasi ihtiyaçlarının baskısı tayin etti.

‘Barış Pınarı Harekatı’na götüren sürecin iktidarın 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde aldığı ağır yenilgilerin sonrasında hızlanması bir rastlantı değildir. 

Nedir bu acil ihtiyaçlar?

Bir milliyetçi dalga ve seferberlik atmosferi yaratarak, iktidar partisinin içinden yakın zamanda farklı siyasi kimliklerle doğması beklenen oluşumların önünü kesmek ya da en azından bu dinamikleri ağır bir baskı altına almak…

Ekonomide devam ede gelen sıkıntıların iktidar üzerindeki siyasi maliyetlerini ötelemek… Ekonomik krizden kaynaklanan sorun algılarının geri plana düşmesini sağlamak…

Rusya destekli Suriye Arap Ordusu ve müttefiklerinin İdlib’de yakın gelecekte başlatmaları kuvvetle muhtemel olan bir taarruzun yaratacağı mülteci akınına Suriye içinde alan açarak, AKP tabanının iktidardan ‘Suriyeliler sorunu’ nedeniyle daha fazla uzaklaşmasının önüne geçmek… 

Bir olağanüstülük hali yaratıp bunu siyasetin alanını mümkün olduğu kadar daraltmak ve ifade özgürlüğünü alabildiğine baskılamak için kullanmak… 

Ve bu arada Kürt seçmeni, harekatı desteklediği için ‘millet ittifakı’ndan soğutmak…

Harekat başladıktan sonra ise ‘tayin edici faktör’ artık sahadaki gerçeklik olacaktır.

Sahadaki bazı önemli parametreleri anımsatmak, bu gerçekliğin hangi sınırlar dahilinde tezahür edebileceği hususunda bir fikir verebilir.

Birincisi, TSK’nın mukayese kabul etmeyen askeri üstünlüğü ve arazinin harekata uygunluğu, optimal sürede hedeflere ulaşma imkanını vermektedir. 

Bilinmesi gereken, zaman ve mekan açısından hedeflerin ne olduğudur. Velhasıl, TSK ve müttefikleri Suriye’de ne kadar kalacaklardır ve nereye kadar gideceklerdir?

Hedef, Suriye rejimini ve PKK’yı, ‘Suriye sorunu’ nihai olarak çözülene kadar Türkiye sınırından uzak tutmaksa ki öyle olduğu anlaşılıyor, TSK’nın Fırat’ın doğusuna ‘sınırsız bir süre için’ girdiği söylenebilir. Başka bir ifadeyle TSK bu bölgede yıllarca kalacaktır.

O halde harekatın sahasını hangi faktör tayin edecektir?

TSK ve müttefikleri açıklanmış olan hedefe sadık kalabilecekler mi? Harekat şimdilik doğuda Resulayn ve batıda Tel-Abyad arasında olduğu varsayılan bir hat boyunca 30 kilometrelik derinliğe ulaşılınca sona mı erecek yoksa daha da derine mi inilecek?

Bu konuda bir belirsizlik var çünkü Türkiye bu harekatı bütün cephelerinde yalnız olarak icra ediyor.

Türkiye, askeri, diplomatik ve halkla ilişkiler alanlarında tek başına. Sahadaki diğer bütün aktörler; ABD, Suriye, İran ve Rusya… Şöyle ya da böyle Türkiye’nin bölgedeki hasımları.

ABD, başlı başına büyük bir belirsizlik unsurudur.

Ankara, ABD Başkanı Trump’ın ipiyle ne kuyuya inebilir ne de kendi düştüğü Suriye kuyusundan bu ipe tutunarak çıkabilir.

Sahadaki Amerikan gerçekliği, Trump’ın telefon konuşmalarında enine boyuna düşünmeden verdiği afaki sözlerin kapsamıyla tam olarak örtüşmüyor. Misal, Suruç’un tam karşısında yer alan Kobani’deki Mistenur tepesinde konuşlu olan Amerikan birliği bu yazı kaleme alındığı sırada hala orada duruyordu.

11 Ekim Cuma günü Türk topçusunun attığı 155’lik mermilerin üssün çevresine düşmesinin ardından Amerikan Apache helikopterleri Kobani üzerinde uçtu. Sonrasında, Resulayn’ın doğusunda yer alan Kamışlı bölgesinde Amerikan özel kuvvetlerinin devriyeye çıktığı yönünde haberler geldi.

Bu gelişmeler Erdoğan ve Trump arasındaki al-ver ilişkisinin sahada geçerli olmadığını düşündürüyor.

‘Barış Pınarı Harekatı’nın coğrafi alanını tayin edecek olan faktör, YPG’yi bundan böyle kimin kontrol edeceğidir.

Bu misyonun doğal adayı, Fırat’ın doğusundan tamamen çekilmeyeceği belli olan ABD. 

YPG, ABD tarafından engellenmez ve saldırılarını, TSK malum hat boyunca 30 kilometrelik derinliğe ulaştıktan sonra da sürdürürse ‘Barış Pınarı’nda ‘görev sapması’ riski ortaya çıkar ve TSK Suriye’de daha da güneye inmek zorunda kalabilir. Ankara’nın böyle bir sonucu arzulayıp arzulamadığını ise henüz bilmiyoruz.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive