Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?


19.01.2020 - Bu Yazı 243 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2015’ten beri yılda bir kez, ‘en geri kaldıkları alanın eğitim olduğunu’ ve bu nedenle ‘üzüldüğünü‘, ‘hayıflandığını‘, ‘iç geçirdiğini’ söylüyor.

2015’te ‘eğitimde hedeflediği noktaya gelemediklerinden’ bahsetmişti…

2017’de ‘eğitimde hayal ettiği düzeylere ulaşamadıklarından’ söz etti.

2018’de ‘eğitim konusunda bir şeyleri eksik bıraktıklarından’ yakındı.

2019’un eylülünde ‘eğitimde hedeflerinin gerisinde kaldıklarından’ dert yandı. 

Erdoğan, eğitim alanındaki bir başarısızlıktan yıllardır dertli. Oysa 17 yılı aşkın bir süredir iktidarda. Yıllardır devlet gücüne tek başına hükmeden, kimseye hesap vermeyen, devletin parasını dilediği gibi harcayan bir muktedirin, bırakın eğitimi, herhangi bir konudaki kifayetsizliğini 17 yılın sonunda mazur görmek mümkün değil. 

Demek ki olmayınca olmuyor.

Tamam da, olmayan ne?

Eğitimde, ancak ‘felaket‘, ‘facia‘ ve ‘çöküş‘ gibi fevkalade sert sözcüklerle tarif edilebilecek bir durum yaşanıyor Türkiye’de…

Erdoğan da eğitimdeki bir duruma bakıp, kendi ifadesiyle ‘yeteri kadar mesafe kat edememiş olmaktan dolayı iç geçiriyor’.

Ben de soruyorum, acaba aynı durumdan mı bahsediyoruz?

Eğitimde yaşanan yıkım, Erdoğan iktidarının bu alanda yeteri kadar mesafe kat etmemiş olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa, bugüne kadar kat ettiği mesafenin yönünden mi? 

Erdoğan iktidarı, eğitimi tercih ettiği doğrultuda dönüştürürken yeterli mesafeyi kat etmiş olsaydı, nasıl bir sonuç çıkardı ortaya?

Vahamet artar mıydı, azalır mıydı?

Erdoğan’ın eğitimle ilgili dertlenme halinden, bu sahada doğru yönde ilerlediği kanaatinde olduğunu anlıyoruz. Erdoğan’a göre istikamette sorun yok, lakin alınan mesafe yetersiz.

Bunu bir de Türkiye’nin insanlarına sormak gerekiyor: 

Erdoğan iktidarının eğitimde tuttuğu yoldan ve aldığı mesafeden memnun musunuz?

Bu çerçevedeki sorular ve cevaplar, Sosyal Demokrasi Vakfı’nın (SODEV) 6 Ocak’ta duyurduğu eğitim araştırması raporunda yer aldı. Tam adı ‘Türkiye’de Eğitim: İmam Hatipleşme, Beklentiler ve Memnuniyet‘ olan rapor kapsamında yapılan kamuoyu araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 72,8’i ’20 yıl öncesine göre üniversite mezunlarının çok daha az kazandığı’ görüşünde.  

17-21 Ekim 2019 tarihlerinde, bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yöntemiyle yapılan araştırmanın ortaya koyduğu başka bir ilginç sonuç da ebeveynlerin yüzde 58,1’inin yüksek geliri, yüksek eğitime tercih etmesi.

SODEV raporunda bu veri, ‘gelirin eğitimle ilişkisinin kopması, eğitimin gelecek güvencesi olarak görülmesinde aşınma’ olarak değerlendirilmiş. 

Sözün özü, izlenen politikaların sonucunda AKP Türkiye’sinde eğitimli olmanın itibarı tedrici biçimde azalıyor.

SODEV’in araştırmasında, Türkiye’de eğitim görmüş bir gencin dünyanın herhangi bir yerinde iş bulabileceğini düşünmeyen ebeveynlerin oranı da yüzde 80,9 olarak tespit edilmiş. 

Türkiye’de öğrencilerin dünya standartlarında eğitim almadıkları görüşünde olanların oranı daha yüksek: Yüzde 86,4.

Ayrıca velilerden Türkiye’deki eğitimin kalitesini puanlamaları istenmiş. ‘Tamamen kalitesiz‘in karşılığının ‘1‘, ‘çok kaliteli‘nin ise ‘10‘ olduğu bu puanlamanın sonucunda velilerin yüzde 51’inin eğitime 1 ila 4 arasında puan verdikleri, velhasıl eğitimi kalitesiz buldukları görülmüş. Eğitimi kaliteli bulanların oranı ise (7-10 puan aralığı) yüzde 19,3 gibi düşük bir oranda kalmış.

Bütün bu sonuçların ortaya koyduğu gerçek şu:

Türkiye’de eğitim sistemine güvensizlik duyanların oranı yüksek, memnuniyetsizlik çok fazla.

Erdoğan ve AKP’sinin iktidarından önce Türkiye’de eğitim, çoğunluğun gözünde sınıf atlamak için başlıca araç olarak görülürken artık öyle değil. Erdoğan döneminde ‘maarif‘in yaşadığı büyük nitelik ve verimlilik kaybı nedeniyle eğitim, dikey yönlü sınıfsal geçişkenliğe hizmet eder olmaktan giderek çıkıyor.

Raporda aktarılan TÜİK verileri bu gerçeğe ışık tutuyor: Buna göre Türkiye’nin gelir diliminin en üstteki yüzde 20’si içinde yer alan grup, ülkedeki toplam eğitim harcamasının yüzde 63,7’sini, en az kazanan yüzde 20’lik kesim ise bu harcamanın sadece yüzde 2’sini gerçekleştiriyor. 

Eğitimdeki bu muazzam fırsat eşitsizliği sınıfsal geçişkenliği önleyici bir faktördür.

Ve gözden kaçmasın; en üstteki yüzde 20’lik kesimin eğitime en yüksek oranda parayı harcıyor olmasının ana nedeni, çocuklarını kalitesiz ve verimsiz sisteme teslim etmemek için direnmeleri. Maarifteki beterine razı olunmadığından, vasat kalitede bir eğitim için bile özel okullara çuval dolusu para ödeniyor.   

Şimdi bu verilerin ışığında sorunun cevabını bir kez daha düşünmek lazım: Recep Tayyip Erdoğan eğitim alanında hedeflediği noktaya gelseydi, hayal ettiği düzeylere ulaşsaydı, sonuçlarını alıntıladığım araştırmadan yansıyan memnuniyetsizlik ve güvensizlik daha mı büyük olacaktı?

Şöyle de sorulabilir: Ebeveyn ve velilerin ciddi rahatsızlığı, eğitimde yaşanan büyük verim ve nitelik kaybından kaynaklanıyor… Bu büyük kayıp Erdoğan’ın ‘eğitimde eksik bıraktığı bir şeyler‘den mi ileri geliyor, yoksa bugüne kadar yaptıklarından mı?

Soruların cevabı, Erdoğan’ın eğitimdeki istikametinin ne olduğuyla ilgili. 

Dolayısıyla, istikameti tespit edelim: Siyasal İslamcı iktidar, ideolojisini ve dünya görüşünü genç nesillere aktararak kendisini yeniden üretmek ve sosyo-politik açıdan kalıcılaştırmak amacıyla eğitimi dinselleştirmek istiyor. 

İktidar bu yöndeki çabalarını 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra alabildiğine artırdı.

Bahse konu istikamet budur.

İktidar eğitimi dinselleştiriyor, amacı da bu zaten; ama yol kat ettiği nispette eğitimde nitelik ve verim kaybı artıyor. Erdoğan’ın trajedisi de işte bu.

Kanıt mı?

İmam-hatipler.

Bu okullar, dinselleştirme ve niteliksizleşme eğilimlerinin karşılıklı olumsuz etkileşim içine girerek eğitimi çökertmelerinin en somut örneği.

İmam-hatipler Türkiye’nin en verimsiz ve en başarısız okulları.

SODEV raporunda paylaşılan, ‘Eğitim Reformu Girişimi’nin 2018 yılı Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı analize göre, imam-hatip liselerinde öğrenci başına düşen ödenek 12 bin 707 TL. Genel orta öğretim okullarında ise öğrenciye bunun ancak yarısı (6 bin 153 TL) ayrılıyor.

Bütçeden öğrenci başına ortalamanın iki katı para harcayan imam-hatipler, üniversite öğrenci yerleştirme sıralamasında Türkiye sonuncusu. 2018 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına göre imam-hatiplilerin herhangi bir üniversiteyi kazanma oranı sadece yüzde 14,9. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, 2019’da sınava giren 243 bin 380 imam-hatipli arasından 35 bin 256’sı dört yıllık bir yüksek öğretim kurumuna girmeye hak kazanmış, 207 bin 124 öğrenci ise açıkta kalmış.

Bu karanlık başarısızlık tablosuna rağmen iktidar imam-hatiplerin sayısını artırmayı sürdürüyor. AKP’nin iktidara geldiği yıl olan 2002’de imam-hatip lisesi sayısı 450 imiş, bu sayı 2016’ya gelindiğinde 2,5 kat artarak 1149’u bulmuş. 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra iktidar imam-hatipleştirmeye abanmış adeta; lise sayısı 1149’dan 1623’e fırlamış. Üç yılda artış oranı yüzde 41. Buna karşılık imam-hatip liselerinin öğrenci sayısı enteresan biçimde düşüyor. 2016’da 555 bin olan sayı, normal liselerin, anne ve babaların iradesi hilafına, zorlamayla imam-hatip liselerine dönüştürülmesinin sonucunda bir yıl sonra 634 bine çıkmış. 2018’de ise öğrenci sayısı sert bir düşüşle 514 bine gerilemiş ve nihayet 2019’da 498 bine inmiş. 

Özetle, 2016’dan bu yana imam-hatip lisesi sayısı olağandışı biçimde artırılırken öğrenci sayısı ters yönde hareket ederek 2016’daki seviyesinin de altına düşmüş. 

Düşer tabii…

Çünkü imam-hatip liseleri Türkiye’nin en verimsiz, en niteliksiz ve dolaysıyla en başarısız okulları.

İmam-hatip başarısızlığını dayatmak zulümdür ve veliler, öğrenciler bu zulümden kaçmaktadırlar.

Erdoğan, eğitimde inatla izlediği yol nedeniyle hedeflerinin gerisinde kalmaya kendi kendisini mahkum etmiştir. Çünkü ‘dindar ve kindar nesil’ yaratma hedefiyle, 21. yüzyılın meydan okumalarına hazırlıklı, iyi eğitim almış, maharetli nesiller yetiştirme amacını birbiriyle bağdaştırmak imkansızdır.

Toplumun ezici çoğunluğunun talebi çocuklarına nitelikli eğitim verilmesi ve Erdoğan iktidarda daha ne kadar kalırsa kalsın bunu değiştiremeyecek. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.02.2020
‘Darbe-tonik’
17.02.2020
ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor
4.02.2020
Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı
19.01.2020
Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?
9.01.2020
İran kumarı Trump’a seçim kazandırır mı?
6.01.2020
Trump, İran’ın ‘vezir’ini aldı: Savaş kapımızda
3.01.2020
İktidarın ‘Kanal İstanbul’ restini görmek
26.12.2019
İstanbul’u ‘Kanal İstanbul’dan kim kurtaracak?
12.12.2019
İktidarın ‘2020’de erken seçim’ mecburiyeti
18.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
13.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
10.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
5.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
27.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
15.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
3.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
1.10.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
12.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
4.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
31.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
14.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
5.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
29.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
19.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
30.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
30.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
31.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
27.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
3.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
13.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
1.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive