Kemal CAN



Bookmark and Share

Kötü haber: Seçim bitmeyecek


30.5.2018 - Bu Yazı 2652 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne Türkiye’nin içinde bulunduğu yapısal sorun öbekleri, ne iktidar ve muhalefet kombinasyonları ve hazırlıkları, ne de gelmekte olan konjonktür seçimlere ara verilecek bir durgunluk döneminin işaretlerini vermiyor. Bu zeminin korkutucu bir karmaşaya dönmesi de, siyasetin derinleştirilmesi için fırsata çevrilmesi de hâlâ mümkün.

2014 yılında yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015’te 7 Haziran ve 1 Kasım seçimi, 2017’de anayasa referandumu, 2018’de genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi, 2019’da yerel seçim. Beş yılda yedi seçim ve hemen hiç etkisi kesilmeyen seçim atmosferi, seçim bağımlılığı, seçim yorgunluğu. Tarafların, “yendik, yine yeneceğiz” veya “bu sefer kazanacağız” iddiasıyla heyecan yaratmaya çalıştığı ama bir türlü kimsenin kopartıp rahatlayamadığı yarış havası. Seçimlere katılımın birçok ülke için rekor sayılabilecek düzeylerin altına hiç inmediği ama seçimin ne işe yaradığının da çok tartışıldığı bir siyaset zemini. Hiç kesilmeyen kutuplaştırmanın zirvelerinde dolaşan bir toplumsal vasat ve ertelenen krizlerin sınırında hiç hız kesmeden kaynak tüketen bir seçim ekonomisi.

Yazarken de, okurken de nefes darlığı yaratan bu kısa özetin ardından kötü haberi vereyim: Bu kronikleşmiş seçim hali, istikrarsızlıkta yakalanan istikrar kolay bitmeyecek, bu seçimle de bitemeyecek. Türkiye, 24 Haziran nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bir ya da iki yıl içinde, zaten takvimde olan 2019 yerel seçimleri dışında en az iki seçim daha yapmak zorunda kalacak. Ne sistem değişikliği ve “2023 hedefi” için eşiği geçmeye çalışan iktidar, ne “artık tamam” deneceğini uman muhalefet için, ne de artık nefes almak adına normalleşme isteyen memleket için soluklanma fırsatı gelmeyecek. İçine girilen tablo nasıl birden oluşmadıysa, yine birden bitmeyecek; nasıl yavaş yavaş, adım adım kurulduysa yine öyle yavaş yavaş değişecek. Yani ne yazık ki, yaşanacak bir miktar daha sıkıntı sırasını bekliyor.

Herhangi bir seçim sonucunun sakinleşme yaratması olasılığına temel sorunlar açısından bakılınca, ilk başa ekonomiyi koymak gerek. Meselenin uzmanları, deneyimli kalemler, önemli bilim insanları uzunca bir süredir anlatıyor, uyarıyor. Onları duymayan, onlardan haberi olmayanların bile artık apaçık gördüğü gibi bütün göstergeler alarm veriyor. Dozu, etkisi ve süresi konusunda farklı değerlendirmeler olsa da, iktidar çevreleri dahil kimse olağan bir gidişattan, yakın vadede hissedilir bir “iyileşmeden” bahsedemiyor. Tam tersine, uzmanların büyük bir çoğunluğu seçime kadar olduğu gibi, seçimin hemen ardından ciddi gelişmeler, dalgalanmalar bekliyor. Sorunların çok önemli bir bölümü içeriden ve yapısal alandan gelmekle birlikte, dünyadaki trend de ekonomik normalleşmeyi desteklemiyor. Dolayısıyla, böyle bir ekonomik zeminin sürdürülebilir bir siyasi denge yaratması pek beklenemez.

Gelelim dış politika meselelerine: Neredeyse bütün meselelerin iç politikada tüketilmek üzere yeniden tarif edildiği, Kürt meselesi gibi çok önemli iç sorunların önce ihraç edildiği sonra da tekrar ithal edildiği bir süreç yaşandı, hâlâ yaşanmaya devam ediliyor. Çok önemli stratejik, siyasi ve ekonomik mecburiyet olan “Batı” ile ilişkiler, yakın coğrafyalarda ve özellikle Ortadoğu’da aktif istikrarsızlaştırıcılar arasında durma çabası da yakın zamanda sürdürülebilir bir dengeyi vadetmiyor. Erdoğan’ın Britanya gezisi ile yeni bir sayfa açma denemesinin ara bulucu rolünün daimi heveslisi İngiltere’nin gayretine rağmen nasıl sonuçlanacağı hâlâ belirsiz. Açıkçası, bütün bu meselelerde muhalefetin (hem ortak olarak, hem de her bir parçasının) ne dediği daha da belirsiz. Yani, yön ve yörünge hiç oturmuş görünmüyor.

Kuracağını iddia ettiği “yeni rejimin” yasal çerçevesini bile öngörülen zamanda oluşturamayan, bu sistemi yürütecek kadroları yetiştirmek bir yana, tedarikinde bile ciddi güçlükler yaşayan bir iktidar performansı izliyoruz. Bir yandan yönetememe krizi, diğer yandan yıkılan, zayıflatılan, kaldırılan kurallar ve kurumların yerine kalıcı çözümler bulamamak iktidarı sıkıştırıyor. Erdoğan’ın üzerinde durduğu güç koalisyonunun iç çelişkileri, ittifak düzeninin kararsızlığı, temel meselelerde yapısal adımları engelliyor. İktidarı savunma ve durumu idare etme önceliği, hem bazı iktidar sözcüleri hem de muhalefet çevreleri tarafından iddia edildiği gibi “kurucu” bir iradeyi değil, dengesiz bir erteleme sürecini işaret ediyor. İktidarın giderek görünür olan bu sıkışmışlığına karşın, muhalefet sözcüleri de, ilginç icraat vaatleri dışında kapsamlı bir revizyon programı oluşturabilmiş değil. Yani, devam için de, tamam için de çok hazırlanılmış olmadığı gibi, sandıkta onaylanacak şeyin ne olduğu açık değil.

Temel sorunların hemen hepsi için geçerli olan belirsizlik, eğitimden sağlığa, kentleşmeden çevreye kadar çeşitli başlıkların içine doğru da ilerliyor, gündelik hayatta öngörülemezlik her gün daha fazla hissedilir hale geliyor. Bu alanlarda oluşan sonuçlara ilişkin palyatif tedbirler veya vaatlerle, bu sonuçları yaratan kaynak sorunlar tartışılmadan yol alınmaya çalışılıyor. İktidar kendi hikayesinin sonuna doğru hızla ilerlerken, ne kendisi ne de karşısındakiler henüz yeni bir hikaye için fikir bile kurabilmiş değil. Dolayısıyla, giderek ağırlaşan böyle bir tablodan, belirsizliklerin hakim olduğu böyle bir zeminden, sürdürülebilir yeni bir iktidar kombinasyonu veya tazelenme çıkması mümkün olmadığı gibi, bir seçim dönemini tamamlayacak hükümet veya meclis bile zor çıkar. Ancak, yeni seçimleri tetikleyecek trendlerin ipuçları çıkar.

Yapısal sorunlar ve tercihler, doğrudan etkilerini daha çok hissettirse de henüz siyasi alanı ele geçirebilmiş değil. İktidar, kaybetme tehlikesini savuşturma; muhalefet çevreleri de, “gitsinler, sonra bakarız” havasında. Siyaset dili “sonuç alma” endişesiyle popülerleştikçe, daha fazla alkış almasına veya heves yaratmasına rağmen içeriksizleşiyor. Sonuca ilişkin belirsizlik, alanda coşkulu bir seçim havası oluşturamadığı gibi, siyasette bir derinleşme de yaratamıyor. İktidarın, seçime yeni sisteme geçiş için değil meclis çoğunluğunu kurtarma önceliğiyle yaklaştığının görünmesi, aldığı KHK yetkilerinin, aday belirleme tercihlerinin sistem değiştirme alameti olmaktan çok, seçim endişesine bağlı olduğunu düşündürüyor. Muhalefetin adaylarının da (özellikle İnce ve Akşener) “pozitif söylem kurma” öğüdünü, popülist çıkışlar karmaşasına çevirmeye yatkın oldukları anlaşılıyor.

Seçim kararı alınmadan önce çok sık dile getirilen “köprüden önce son çıkış” veya “yeni döneme – geri dönüşsüz- geçiş” iddiaları giderek zayıflıyor. Ancak, kıyamet veya asrı saadet senaryolarının güçlenmemesi endişeleri azaltmıyor. Birikmiş sorun yükü ve gürültülü biçimde gelmekte olan krizin yarattığı tedirginlik, “asla bırakmazlar” korkusunun yanına, “ya bırakıp giderlerse” endişesini de ekliyor. İktidar açısından da, 24 Haziran geçilse bile sorunların bitmeyip artmasının yanına, dokuz ay içinde yapılacak yeni seçimin baskısı gelecek. Hâlâ kampanyasını başlatamamış, metal yorgunluğunu çözememiş iktidarın, sonuç ne olursa olsun güçlü bir “devam” psikolojisi üretmesi kolay değil. Tekrar etmek gerekirse; ne Türkiye’nin içinde bulunduğu yapısal sorun öbekleri, ne iktidar ve muhalefet kombinasyonları ve hazırlıkları, ne de gelmekte olan konjonktür seçimlere ara verilecek bir durgunluk döneminin işaretlerini vermiyor. Bu zeminin korkutucu bir karmaşaya dönmesi de, siyasetin derinleştirilmesi için fırsata çevrilmesi de hâlâ mümkün.

Gazete Duvar

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive