Kemal CAN



Bookmark and Share

AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor


21.01.2020 - Bu Yazı 175 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, bütün yıla yayılan yerel seçimle geçirdiği 2019’u hem olanın idrak zorlukları hem de yaşananın devamına ilişkin merakla geçirdi. Galiba geniş bir çevredeki –hem iktidar hem de muhalefette– tereddütlü hava devam ediyor. Bu yıl veya gelecek yıl seçim olup olmayacağı sorusu da, hem tedirginliği hem heyecanı taze tutuyor. Siyasetin “yurt dışı seyahati” ne kadar uzatılırsa uzatılsın, içerdeki hareketlenmenin fazla beklemeye niyeti olmadığı açık. Bir süredir iktidar açısından geri döndürülemez bir sürecin işlemeye başladığını –elbette başkaları tarafından da söyleniyor- yazıyorum. Bunun yeni başlamadığını ama epey yavaş ilerlediğini düşünüyorum. Çünkü siyasi tabloyu değiştirecek dinamiklerin, sonuç üretmeden önce süresi ve derinliği değişen bir “birikme” dönemi var. Bazen kolay kolay değişmeyecekmiş gibi görünen siyasi kilitlenmenin bizzat kendisi ve güçlü görünen aktörlerin bildik tutumları bu hızı beklenmedik biçimde artırıyor. 

İktidarın siyasi destek üretmede kullandığı ekonomik enstrümanların iyice zayıflamış ve yeniden harekete geçirilmesinin zorlaşmış olduğu görüşü ağırlık kazanıyor. Büyüme, işsizlik ve enflasyondaki toparlanma iddiası ise, kısa vadede ancak profesyonelleri rahatlatacak düzeyde. Ekonomi açısından çok daha önemli bir diğer faktör de, iktidarın bu sorunu görmezden gelmekteki ısrarının devam etmesi. Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin Kasım anketinde, AKP’ye oy verenlerin yüzde 32,8’i, en öncelikli sorun ekonomi diyor. MAK Danışmanlığı’nın Aralık anketinde bütün seçmen için bulduğu yüzde 31 oranının (ekonomiyle ilişkili bazı sıkıntılar başka başlıkta olduğu için düşük) bile üzerinde. Diğer verilerin etkisini bir kenara bıraksak bile, ülkenin ve kendi seçmeninin önemli gördüğü bir başlığa yok muamelesi yapmak, siyasi riski çok yüksek bir tercih. Genç işsizliğinin yüzde 27 seviyesinde olduğu bir ülkenin cumhurbaşkanının, “gençler evde kaldı” diye şikayetçi olması da, yok saymayı “alaya alma” seviyesine taşıyor. (İktidarın ve iktidar çevresinin “yoksullukla” kurduğu ilişkide ciddi kırılma yaratacak değişim konusundaki yazımı da tekrar şuraya bırakayım. Yoksulluğun Reddiyesi-Kemal Can)

 

AKP döneminde ekonomik durumu nispeten iyileşmiş, kendini yeni orta sınıf olmaya aday hissetmiş kesimler giderek daha çok zorlanıyor. Kendileri için hissettikleri minnet duygusunun, çocukları için tekrar edemeyeceğini görmek zorlu bir ikilem. Bu ikilemi yine de iktidar lehine zorlayacak olanlar açısından da durum parlak değil: Bazı araştırma ve gözlemler, muhafazakar kesimde siyasi sürükleyiciliğin ebeveynlerin elinden kaydığını gösteriyor. Kentli ve genç seçmendeki belirgin erimeyle giderek taşraya çekilmek, iktidarı “geleceksiz” bırakıyor. Besim F. Dellaloğlu, GazeteDuvar'daki “Nasıl oluyor da bu işler böyle olabiliyor?” başlıklı yazısında, (Besim Dellaloğlu) Türkiye’nin hızla değiştiğini ve AKP liderliğinin bunun gerisinde kaldığını ifade ediyor: “Her şey değişirken siz sabit kalırsanız, eskiden ne deseniz ne yapsanız kazanırken, şimdi ne deseniz ne yapsanız kaybedebilirsiniz.”

Kaybetmeyi de tek başına beceren iktidar

 

İktidar aleyhine işleyen ekonomik ve toplumsal dinamikler yanında, gündelik siyasette ve siyasetin algılanış biçiminde de ciddi yaklaşım değişiklikleri izleniyor. Mesela artık siyasi değişim olasılığı, muhalefetin yeteneği üzerinden değil iktidarın imkanlarına göre değerlendiriliyor. Bu konudaki dönemeç, 7 Haziran 2015 seçimleriydi. Söz konusu tarih, AKP’nin tek başına iktidarı kaybetmesi yanında, Erdoğan’ın popülaritesinin de en düşük seviyeyi gördüğü nokta olmuştu. Metropoll Araştırma’nın “Türkiye’nin Nabzı” ölçümlerinde, Erdoğan’ın görev onayı için 7 Haziran 2015’de 58.6 “onaylamıyorum” diyordu. İşte o tarihten itibaren siyaseti biçimleyen ana soru değişti. “Beka stratejisi”, bunun iktidar seçmenini de rahatsız eden kaba ve abartılı itirafı sayılabilir. Her alanda zorlanmaya ayak diremekten başka cevap üretemeyen iktidar, belki pek de fark etmeden siyasi performansını tartıya açmış oldu. Daha önce muhalefetin kapasitesini oylatırken, şimdi kendi dayanma gücü test ettiriyor.

İktidarın, diğer aktörler ve harici gelişmelerin fazla katkısı olmadan başına açabildiği belalardan bir diğeri de, inat mecburiyeti. Savunma stratejileri ve siyasi proje kıtlığı, zorlama karşıtlık üretme veya her durumu bir inatlaşmaya dönüştürme zorunluluğu yaratıyor. Dış politikadan çılgın projelere, ekonomiden sistem sıkıntılarına kadar her alanda bir meydan okuma icat etmek, rahatsız olan kesimleri genişletiyor. İktidar, bu mecburiyet yüzünden pek çok meselede, halkın ve hatta kendi tabanının eğilimlerinden bile uzağa düşüyor. Türkiye’de sağ popülist dil, çok kullanışlı bulduğu “halktan kopukluk” argümanını ağırlıklı olarak kültürel-dinsel bir alanda tuttu. Kalabalıklarla uyumlu görüntüyü veya kalabalıkları kendine uydurabilme yeteneğini uzun süre başarıyla kullanan AKP, muhalefetin halktan uzaklığını göstermek için kültürel karşıtlık eksenine sürdüğü her meselede, artık siyasi olarak kendisinin halktan uzaklaşması tehlikesiyle yüz yüze.

Nereden baksa, nereye baksa başka kafa

Son iki seçim öncesi ve sonrasında gündeme taşınan temel meselelerin siyasal desteğine bakılınca resim daha net görülüyor. Ekonomide yaşanan sorunların önemi konusunda, iktidarın seçmenle ne kadar ayrıştığını daha önce anlatmıştım. Beka davasının gördüğü siyasi destek için de, yerel seçim sonuçlarına bakmak yeterli. 2019’da zirve yapmış olan dış politika hamlelerindeki duruma da bir göz atalım: Metropoll anketine göre Libya teskeresine karşı olanların oranı yüzde 49.7, destekleyenlerin oranı 37.7. İstanbul Ekonomi Araştırma anketinde de, Libya’ya asker gönderilmesin diyenler yüzde 58. Suriye harekatı için Konsensus’un Ekim araştırması, “Barış Pınarı”nı destekleyenlerin oranını %44,6 olarak veriyor (sonraki aylarda düşmüş olması kuvvetle muhtemel). Bütün batı karşıtlığı gürültüsüne rağmen Türkiye’nin yüzde 53.7’ü AB’ye üye olunmalı diyor, AKP’lilerin de yüzde 52.8’i (Metropoll).

Diğer alanlarda da benzer bir tablo izleniyor. SODEV’in Haziran anketine göre, AKP’lilerin yüzde 26,2’si yargının bağımsız olmadığını, yüzde 16,1’i yargıya güvenmediğini söylüyor. AKP seçmeninin yalnızca yüzde 50.6’sı yargının bağımsız olduğu inancında. Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin, Aralık ayında 10 bölge ilinde yaptığı ankette yüzde 69.9 kayyım atamalarını desteklemediğini söylüyor. Belki en çarpıcı sonuçlardan biri “başkanlık sistemi” konusunda. İktidara çok uzak olmayan MAK Danışmanlık’ın rakamlarını verelim: “Başkanlık sistemini başarısız diyenler yüzde 53, başarılı bulanlar yüzde 37. Başkanlık sistemi kalsın veya revize edilsin diyenlerin toplamı da sadece yüzde 37. Metropoll’ün son medya anketinde AKP’lilerin yüzde 35’i medyadan memnuniyetsiz. Son olarak bir de Kanal İstanbul rakamı verelim: İstanbul Ekonomi Araştırma anketine göre, bu projeye ihtiyaç var diyenlerin oranı 42.3. 

 

 

 

Seçmenin oyunu alıp onayını alamamak

 

 

 

 

 

 

 

2017’den itibaren her yıl sandıkta ve yapılan araştırmalarda, iktidar yüzde elli bandında ölçüldü. Ancak aynı döneme damgasını vuran ve iktidarın abartılı biçimde abandığı istisnasız her meseledeki siyasi destek ise, bu seviyenin hayli altında. Çok kaba bir ortalamayla, ekonomideki yaklaşımından dış politikaya, sistem inadından hukuktaki tutuma kadar, iktidarın zorladığı iddialar/projeler/hamleler yüzde 40 eşiğinde dolanıyor. Yine parti seçmenleri bazında kaba bir genellemeyle, iktidar seçmeninin yaklaşık dörtte biri, iktidarın yaptıklarını veya önerilerini onaylamıyor denebilir. Metropoll ve KONDA’nın araştırmalarında, ağırlıklı olarak iktidar seçmeninden kayanlarla oluşan kararsızlarda ciddi artış görülüyor. İktidar seçmeninin yaklaşık dörtte birinin gri alana kaydığı anlaşılıyor. Yukarıda yaptığım kaba genellemeyle uyumlu bir rakam. MAK’ın son araştırmasında, AKP seçmeninin yüzde 40’nın yeni parti ihtiyacından bahsetmesi de –ki bu bütün partiler içinde en yüksek oran- ciddi bir potansiyeli gösteriyor.

Yüzde elliyi koruduğu iddia edilen iktidarın, hiçbir politik iddiasına yüzde kırkın üzerinde destek sağlayamaması, herkesin kafa yorması gereken bir durum. Böyle bir tablonun, iktidar -en azından siyasal rota- değişikliği yaratamaması, elbette öncelikle muhalefetin meselesi olmalı. Fakat iktidar penceresinden bakıldığında da, yenilenen İstanbul seçimi ve kayyım hamleleriyle epey hasarlanmış “milli irade” argümanını kaybetmenin üstüne bir de “halktan uzağa düşmek”, hafif atlatılacak bir sorun gibi durmuyor. Yerel seçimler, kimlik desteğinin eskisi kadar sert olmadığını, siyasi desteğin daha önemli olabileceğini gösterdi. 2020’de sahne alacak yeni partilerin bu yapacağı hamleler, belirleyici olacak gibi görünüyor. İktidarın en önemli sürükleyicisi Erdoğan etkisindeki zayıflama eğilimi de durumu kritikleşiyor. Metropoll’un araştırmasına göre 15 Temmuz 2016’dan (Darbe) bu yana Erdoğan’a destek yüzde 67,6’dan 43,7’ye düşmüş. Üç kişiden biri gitmiş. Bir kişi daha gitse, 7 Haziran 2015’in dip seviyesi görülecek. AKP’nin kendi oyu zaten 2002 düzeyine yaklaşmış durumda. Çatlama erime gibi kavramlarla AKP tabanında oluşan hareket açıklanmaya çalışılıyor. Ama belki de çatlayıp kopan taban değil tavandır.

 
.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive