Kemal CAN



Bookmark and Share

Yüze vurur ifadesi...


27.02.2020 - Bu Yazı 165 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Cumhurbaşkanı Erdoğan yurtdışı gezisi (Azerbaycan) öncesinde havaalanında basın toplantısı düzenliyor. Bir gazeteci Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya savaşçı transferi, “birkaç tane şehit” sözleri üzerine sorular soruyor. Erdoğan’ın bu soruları dinlerken ve bunlara cevap verirken – cevap değil karşılık demek lazım – yüz ifadesinin rahatça izlenebileceği video görüntüleri medyada ve sosyal medyada dolaşımda. Erdoğan’ın verdiği cevaplar kendi başına son derece acayip, yüzüne yansıyan ifade ise Suriye ve Libya’da gerçekte olup bitenleri anlamak açısından bütün analizlerden daha aydınlatıcı. Önce cevaplara bakalım: Erdoğan’ın medyadan ne beklediği konusunda bilinmedik bir nokta kalmadı herhalde. Muhalefetin kendisini yargılayamayacağı hakkındaki sözleri de “rejim tartışmalarına” açıklık getiriyor. Uluslararası alanda ilerde Türkiye’nin önüne konacak cihatçı transferlerinde ise pervasızlık sınırları iyice zorlanıyor, “manevi ortak payda” gibi yeni bir perspektif açılıyor. Verilen karşılıklar, “ben istediğimi (söylediğimi) yaparım (yaptım), kimseye hesap vermem, kimse de bana bunu soramaz” havasında.

Bazıları pozitif anlam yükleyip övünerek söylüyor, bazıları belirsizlikle beslenen bir endişenin parçası olarak. Son yıllarda çok sık duyduğumuz bir cümle; “Erdoğan bütün dediklerini eninde sonunda yapıyor”. Olacaklar hakkındaki iddialarının gerçekle ilişkisi zayıf olsa da yaptığı ile sağlayacağını söylediği sonuca ulaşılamasa da durum böyle. Mesela “faizi düşüreceğim enflasyon düşecek, işsizlik azalacak” diyor. Dedikleri olmuyor ama faizi zorla düşürtmekten de geri durmuyor. “Suriye’de göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve hem alanda hem masada kazanacağız” diyor. Göbeği kesik biçimde ortada kalınmasına, alanda ve masada ne olduğu anlaşılmasa da binlerce asker “taşlı yollara” sürülmüş oluyor. Seçim sonuçları veya yargı kararları sonrasında “biz de gereğini yaparız” diyor, “gereğini” yaptığında daha büyük bir hezimete (skandala) yol açsa da onu uygulamaktan geri durmuyor. Ortaya çıkan her krizde yanındaki ve karşısındakiler, “böyle devam edilemez” derken aynı şeyleri yapmaya devam edeceğini söylüyor, öyle de yapıyor.

Olanın bitenin arkasındaki gelişmeler, çok karmaşık görünen süreçler bir şekilde anlamsızlaşıyor. Bunları eş zamanlı olmasa bile önceden “en yetkilinin” ağzından duymanın rahatlığından (uyuşturuculuğundan) herkes istifade ediyor. Böyle olunca gazetecilik de kolay yorumculuk da, muhalefet etmek de kolay ittifak kurmak da. AKP iktidarı süresince hep gündemde tutulan “gizli ajanda” iddialarına rağmen, yaşananların çok büyük bir bölümü söylene söylene, göstere göstere hatta herkesin gözüne sokularak yapıldı. Kriz, büyük sorun olarak dile getirilen her şey bağıra bağıra geldi. Bu çerçeveden bakıldığında, Erdoğan’ın yarattığı büyük belirsizliklere rağmen son derece öngörülebilir bir siyasetçi olduğu söylenebilir. Çok sarsıcı sürprizlere kapı açsa da şaşırtıcı ölçüde düz ve bir anlamda “açık” siyaset yapıyor. Kurduğu siyasetin sonuç almasında, kolay kabul edilmesinde etkili olan kurnazlık ve beceri de, belirsizliği kendi üzerinden atıp yarattığı sonuca yükleyebilmesi. Bu durum süreklileşmiş merkezi rolü de garantiliyor.

İstedikleri sonucu almak açısından başarılı popülist –veya popülist enstrümanlara müracaat eden- liderlerin kendilerini destekleyen kalabalıklarla kurdukları ilişkide, söylediğini yapmak veya söylediği gibi davranmak çok önemli. Bir önce söylediği bir sonra söylediği ile fena halde çelişebilir, yaptıkları arasında da bir tutarlılık bulmakta zorlanılabilir ama söylenenle yapılan arasındaki ilişki önemli. Yapılacak olanın en rahatsız edici biçimde dile getirilmesi, özel olarak sivriltilmesi, bir meydan okuma şeklinde ifade edilmesi etkiyi büyütmeye yarıyor. Söylediğini yapmış, yapacağını abartılı biçimde söylemiş liderin, daha önce başka şey söylemiş olması veya sonuç hakkındaki öngörüsünün tutmamış olması önemsizleşiyor. Gizli ajanda iddialarıyla, tek adam suçlamasıyla kurulan muhalefet hattı da, aslında hiç var olmayan bir gizemle bu merkezi rolü besliyor. Çoğu zaman yapılacağı önceden söylemek, yapıldığı andaki negatif etkiyi erkenden yumuşatmaya yarıyor. Erken satın alınanlar daha ucuz oluyor, sonra ödenen bedeli küçültüyor.

Erdoğan’ın ister uluslararası zeminlerde, ister muhalefet tarafından isterse kazayla da olsa medyadan gelen sorulara en yüksek perdeden cevaplar (karşıklıklar) verebildiğini çok gördük. “One minute” çıkışından itibaren, Erdoğan’ın açık ve kapalı her uluslararası temasından sonra yapılan açıklamalar veya kendisinin bu temasa ilişkin söyledikleri hep “basmış fırçayı” havasında. En son Putin ile yapılan telefon görüşmesi açıklamasında, “Esad’ın dizginlenmesi” ifadesine yer verilmişti. Ancak Rusya’dan yapılan açıklamalar ve temasların devamı konusundaki gurur kırıcı tavır, bu havanın pek gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. Muhalefete ve yerli yabancı basına muamele konusunda da iyi çalışılmış ve otomatiğe bağlanmış ezber cevaplar tekrar ediliyor. Kendisine yöneltilen soru veya eleştiriyi asla üstüne almayan aksine el artırarak bir karşı saldırıya dönüştürebilen tavır, karşı taraf için ne kadar yadırgatıcı olursa o kadar makbul. Geri vitesi olmayan otomobili kimse almazken, geri gidemeyen liderden takipçileri memnun.

Erdoğan’ın kendisine soru soran televizyon muhabirini azarlayıp, muhalefete de rest çekerken söylediklerinde yeni bir şey yok. Herkese işini öğretmek konusunda yetkin, kendisine sorulan bütün sorular karşısında sorumsuz olduğunu biliyoruz. Fakat Erdoğan’ın bu bildik performansı sergilerken yüzünde beliren ifadeler daha farklı bir halin izlerini taşıyor. Bunun önemli bir kısmı, soruya neden olan mevzunun rahatsız edici gerçeklerinden kaynaklanıyor elbette. Saklanan cenazeler, sayı ile verilen kayıplar ve başarı gibi sunulabilecek küçük bir ışığın bile belirmemiş olması. Ancak meselenin “şahsım” kısmı da hiç önemsiz değil. Dolaylı olarak da olsa, “hayatını kaybetmiş askerlerden birkaç tane diye bahsettin” aynasıyla yüz yüze kalmak fena halde ayar bozuyor. Bu ifadenin bir benzerini 2011 yılındaki bir televizyon programında Erdoğan’ın yüzünde yine görmüştük: Hopa’da biber gazı nedeniyle ölen Metin Lokumcu’nun ölümü üzerine yaptığı yakışıksız değerlendirmeyi hatırlatan Ruşen Çakır, Erdoğan’a “ama o öldü” demişti. Erdoğan’ın ‘ben bilmem” mırıldanmasıyla kayıtsızlıkla kapatmak istediği şaşkınlık yüzüne yapışıp kalmıştı. Şimdi de benzer ifadelerin gölgeleri yüzünde dolaşıyor, yaşananlarla da artacak gibi duruyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
2.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
30.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
22.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
20.06.2019
'Son kırılma'
13.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
10.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
26.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
19.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
17.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
13.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
10.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
6.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
2.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
15.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
7.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
31.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
26.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
4.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
23.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
13.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
10.12.2018
Tortu ve çamur
8.12.2018
Gidenden mi Bahsediyoruz, Geleni mi Konuşuyoruz?
5.12.2018
Bahçeli neden 'gerici' oldu?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
27.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive