Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?


20.10.2019 - Bu Yazı 130 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD başkan yardımcısı ile yaptığı görüşmenin ardından Suriye’ye yönelik operasyonda ateşkes ilan edildiği açıklandı. 

ABD başkanının sabah akşam Türkiye’yi tehdit etmesi, nezaketten, saygıdan, devlet terbiyesinden yoksun mektupla önerilen arabuluculuk teklifi ve başkan yardımcısının ziyareti sonrası ateşkes kararı…

Yabancı medya, kimi yabacı uzmanlar, Türkiye’deki iktidar yanlıları ve hatta kimi muhalifler ABD ile yapılan operasyonu durdurma pazarlıklarının ve nihayetinde ortaya çıkan sonucun Erdoğan için bir zafer/kazanım olduğunu söylüyor. 

Kağıt üstünde yani meselenin görünen kısmında Erdoğan kazanmış duruyor elbette.

Fakat şöyle bir soru var: Erdoğan’ın kazancı Türkiye’nin kazancı oluyor mu?

Bu soruya ne yazık ki evet diyecek durumda değiliz.

Sıklıkla söylerim yeri gelmişken tekrarlayayım: Özellikle son birkaç yıldır ülkenin geldiği durumdan dolayı iktidarın yararına olan her şey Türkiye’nin aleyhine, Türkiye’nin yararına olan her şey ise ne yazık ki iktidarın aleyhine.

Bu meselede de benzer bir durum var ne yazık ki.

Yani kazanan Erdoğan, kaybeden ise Türkiye oldu. 

Nasıl mı? Anlatayım. 

İktidar “Sınırımızda teröristlerin devlet kurmasına müsaade edemeyiz” diyerek sınır ötesi operasyon başlattı ve bir hafta sonra ABD’nin de baskısıyla ateşkes ilan edilip operasyona ara verildi. 

Şimdi burada bir kazanımdan bahsediliyor. 

Nedir o kazanım? 

Mesela iktidarın operasyon için ileri sürdüğü gerekçeyi ortadan kaldıracak bir sonuç mu çıktı ortaya?

YPG yok olmadığına, yani aramızda sadece bir duvar olan sınırımızdaki Kobane, Kamışlı gibi birçok Kürt nüfus yoğunluklu şehir ve kasaba olduğuna, buralarda da YPG etkin olduğuna göre Türkiye bu bir hafta süren operasyon ve ardından gelen ateşkes ile nasıl kazanım elde etmiş oluyor?

YPG’nin bazı bölgelerde geri çekilmeyi ve Türkiye’nin istediği 30 km sınır hattının çizimini kabul ettiği söyleniyor.

On binlerce insanın yaşadığı bu şehirler yerlerinden sökülüp 30 km geriye taşınamayacağına göre…

Dahası diyelim 30 km geriye gitmiş olsalar bile Türkiye hissettiği tehditten veyahut tehlikeden kurtulmuş mu olacak?

Diğer taraftan operasyonun başlamasıyla dünya kamuoyu nezdinde Türkiye’nin imajını yaralayan birçok olay yaşandı. 

Mesela ABD başkanının bir hafta boyunca sabah akşam ülkemize hakaret edip tehdit etmesi ve buna sessiz kalınması…

Saygıdan, nezaketten, devlet terbiyesinden uzak bir mektupla Türkiye’nin tehdit edilmesi ve ülkeyi yönetenlerin buna tek bir cevap verememiş olması…

Türkiye’nin “Terör örgütü” dediği YPG’nin bütün dünyanın bildiği ve dahası sempati beslediği bir örgüt haline getirilmiş olması. 

Yine bütün dünya kamuoyunda Türkiye’nin Kürtlere saldıran, Kürtleri öldüren bir devlet olduğu algısının oluşması…

Günlerdir sabah akşam neredeyse bütün dünya medyasında ülke aleyhine yayınlar yapılıp ülkemizin dünyadaki imajının yerle bir edilmiş olması… 

İmaj kaybıyla beraber yabancı sermayenin biraz daha kaçması ve savaş maliyetlerinin ekonomiye getirdiği ağır yük… 

Onlarca insanın can kaybı nedeniyle hem içeride hem de dışarıda ekilen düşmanlık tohumları. 

Savaş nedeniyle estirilen milliyetçilik dalgasının toplumsal barışı zedeleyecek bir hale dönüşmesi…  

Hepsinden önemlisi de esasında demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük eksikliğinin sonucu, iç mesele olarak ortaya çıkan ‘Kürt sorunu’nun farklı devletlerin de müdahil olmasıyla giderek uluslararası bir zemine taşınmış olması. 

ABD’de halen sürmekten olan Türkiye’ye yönelik yaptırım hazırlıkları… 

Yaşanan bunca tahribat, ülkenin aldığı bunca yara, uğradığı itibar kaybı, dünyanın nefret ettiği bir ülke haline gelmiş olmamız ve ülke aleyhine gelişen birçok olumsuzluk…

Savaşın ülkeye böyle ağır maliyeti varken ülke lehine elle tutulur tek bir olumlu kazanım olmamasına rağmen kazanımdan bahsetmek…

Hangi kazanım? 

YPG’nin bazı bölgelerden 10-15 km geri çekilmesi mi kazanım? 

Ya da bazı küçük isteklerin ABD’ye kabul ettirilmesi mi? 

Türkiye tam olarak ne kazandı? Hangi kazanımdan bahsediliyor? 

Yukarıda da dediğim gibi bir kazanım var ama ne yazık ki o da Türkiye’nin değil Erdoğan’ın kazanımı.

Peki Türkiye kaybederken Erdoğan ne kazandı? 

Millet ittifakı ciddi yara aldı. Muhalefet 23 Haziran seçim sürecindeki yakaladığı psikolojik üstünlüğü kaybetti. Milliyetçilik rüzgarı ile toplum iktidarın yanında konsolide oldu. 

Yolsuzluk, işsizlik, ekonomideki kötü gidiş gibi temel meseleler gündemden düştü. 

ABD’ye kafa tutmuş, istediğini almış bir lider imajı oluştu ve muhalefetin politikasızlığı, kararsızlığı nedeniyle toplumun bir kesimindeki ‘kararlı, dirayetli ve ülkesinin menfaatlerini koruyan bir lider’ kanaatini pekiştirdi. 

***

Muhalefet açısından da tablo pek parlak değil. 

Operasyonun en büyük kaybedeni kuşkusuz muhalefet partileri.

Ülke için hayati meselelerde Erdoğan’ın politikalarına teslim olmaktan başka bir politikalarının olmadığı görüldü.  

Yeni siyasete, yeni politikaya, iktidarın ülkeyi sıkıştırdığı bu girdaptan çıkaracak cesarete, dirayete ve akla sahip olmadıkları dahası böyle sahici niyetlerinin de olmadığı ortaya çıktı. 

Siyaset anlayışı olarak eski, çağın gerisinde kalmış siyaset anlayışına sahip oldukları, bu anlamda iktidar partisinden pek farkları olmadığı anlaşıldı. 

Diğer yandan hem ağlarım hem giderim politikası ile yani bir taraftan Meclis’te tezkereye “Evet” deyip sonrasında da ‘bu operasyonun aslında doğru olmadığını, ülkeye zarar verdiği’ söylemeleri… Bu tür sahicilikten uzak, ilkesizlik olarak algılanacak yaklaşımla inandırıcılıklarını bütünüyle kaybettiler.   

Ülkenin neredeyse yarısı bu tür meselelerin savaşla, ölmeyle, öldürmeye çözülmeyeceğini düşünürken, yani savaşa, operasyona karşıyken, bu toplum kesimini temsil eden, onların yaklaşımlarını ülke siyasetinde etkin bir güce dönüştüren tek bir partinin olmaması hakikaten anlaşılır gibi değil.  

Bütün bunlar bize ülkede doğru bildiğini yapmaktan, söylemekten imtina etmeyen, iktidarın esasında ne yapmaya çalıştığını anlayan ve bunu topluma anlatacak cesareti, dirayeti olan; ülke yararı için gerekirse risk alan ve toplumu iktidarın etkisinden kurtaracak yaklaşıma, akla, politikaya sahip, sahici, kararlı, gerçek bir muhalefetin olmadığını gösterdi.

Burada acı olan ise şu: Muhalefetin kaybı ne yazık ki aynı zamanda ülkenin de kaybı oluyor.

Muhalefetin yetersizliği, kararsızlığı, eksikliği, cesaret ve dirayet yoksunluğu, gidişatı değiştirecek politikalarının olmaması ve nihayetinde gelen başarısızlık… 

Bütün bunlar ülkenin de aleyhine olan durumlar.

Burada Türkiye’nin tek kazanımı var: Sorunları daha da büyüten, içinden çıkılmaz hale getiren bu operasyonun ülkemize hem içeride hem de dışarıda daha fazla zarar vermeden ‘şimdilik’ durdurulmuş olması.

Umarım kalıcı olur da ülke daha fazla tahrip olmaz, durum büsbütün içinden çıkılmaz hale gelmez. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive