Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

Türkiye’nin beka sorunu


8.2.2019 - Bu Yazı 788 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidar sıklıkla Türkiye’nin bir beka sorunu olduğuna vurgu yapıyor. Bu vurgu her seçim öncesi daha da yoğunlaşıyor.

Muhalefet ise ‘böyle bir sorunun olmadığını, iktidarın bir algı operasyonu yaptığını’ söylüyor.

Esasında ülke gerçek anlamda bir beka sorunuyla karşı karşıya.

“Hayır böyle bir sorun yoktur” demek durumu normalleştirmektir.

Yapılması gereken beka sorununa neyin kaynaklık ettiğini topluma açık ve net bir şekilde anlatmaktır.

Ülke ciddi anlamda bir beka sorunuyla karşı karşıya.

Çünkü:

Bir ülkede bağımsız yargı yoksa…

Ülkeyi yönetenler aleni bir şekilde anayasayı hiçe sayıyorsa…

Kamu adına iktidarı denetleyecek ve ülkede olup biteni topluma anlatacak bağımsız bir medya yoksa…

Ülke tek adam rejimine teslim olmuşsa…

Devlet parti devletine dönüşmüşse…

Meclis bütünüyle etkisiz hale getirilmişse…

Seçimlerin demokratik meşruiyetine gölge düşürecek uygulamalar her geçen gün daha da artıyorsa…

Ülke yönetiminde, iktidarda kalmayı her şeyden daha önemli gören bir anlayış varsa…

Ülkeyi yönetenler toplumun yarısını düşman görüyor ve bu düşmanlığı körüklemekten zerre kadar imtina etmiyorsa…

Bir mafya özentisi, topluma “Silahlanın” diyerek alenen iç savaş çağırısı yaparken tek bir savcı da çıkıp “Gel bakalım buraya sen ne diyorsun?” diye sormuyorsa…

Bu mafya özentisinin akıl almaz çağrısına iktidarın tek bir mensubundan bir itiraz, kınama gelmiyorsa…

Bizim gibi dinle toplumsal ilişkisini sağlıklı bir zemine oturtamamış ülkeler için çok önemli işlevi olan laiklik açık bir şekilde tahrip ediliyorsa…

Özgürlükler kısıtlanmış, demokrasi askıya alınmışsa…  

Liyakat bütünüyle devre dışı bırakılmış, vasat insanlar ülke yönetiminde söz sahibi yapılmışsa…

“Dindar nesil yetiştireceğiz” saçmalığıyla eğitim dünya gerçeklerinden koparılıp koca bir nesil cehalete mahkum ediliyorsa…

Toplumu birbirine bağlayan değerler hoyratça tahrip ediliyorsa…

İktidar hamasete teslim olduğu için ekonomideki çöküşe sağlıklı bir tedbir alınamıyorsa ve yoksulluk ülkede dalga dalga yayılıyorsa…

O ülke gerçek anlamda bir beka sorunuyla karşı karşıya demektir.

Bütün bunlar ortadayken iktidar gerçekleri saptırıp kendi siyasi sorumluluğunu gözden kaçırarak “Ülkede beka sorunu var”diyor.

Muhalefet ise “Hayır, beka sorunu yok” diyor.

Ülkeyi yıkıma sürükleyen politikaların sorumlusu iktidar seçimleri bir beka sorunu haline getirirken ülkeyi yıkımdan kurtarmakla sorumlu muhalefet ise “Hayır, bu sadece bir belediye seçimi” diyerek durumu, yaşananları normalleştiriyor.

Gerçekten merak ediyorum: Muhalefetin, ülkenin gerçek bir beka sorunuyla karşı karşıya kaldığını görmesi, kavraması için daha ne olması gerekiyor?

Daha ne olursa “Ülke gerçekten büyük bir tehlike altında”diyecekler?

Böyle durumlarda ister genel, ister yerel olsun her seçimin, durumu topluma anlatmak ve toplumu uyarmak için en önemli fırsat olduğunu anlaması için daha ne olması gerekiyor?

Toplumdaki beka sorunu korkusunun kaynağı Irak, Suriye, Libya gibi ülkelerde yaşananlar.

Son olarak Venezuela’daki gelişmeler de bu korkuyu tetikledi.

Peki ne oldu bu ülkelerde?

Niçin büyük bir yıkıma sürüklendiler?

Bu ülkelerin ortak özelliği yukarıda saydığım sorunları yaşamış olmaları.

Yani demokrasiyi, hukuku, özgürlükleri, bağımsız medyayı, bağımsız yargıyı yok edip tek adam rejimine teslim olmaları.

Yönetimleri, ülkelerini dış güçlerin operasyonlarına karşı korunaksız hale getirmiş olmaları.

Birkaç yıl önce bir yazımda söylemiştim, yeri gelmişken tekrar edeyim: Irak’ı dış güçler değil muhalefeti susturan, demokrasiyi yok eden, tek adam rejimi kuran, halkını yoksulluğa mahkum eden ve nihayetinden ülkesini dış güçlerin hedefi haline getiren Saddam yıktı.

Suriye’yi dış güçler değil, onlarca yıl baskıcı politikalarla muhalefeti susturan, bağımsız medyayı yok eden, özgürlükleri kısıtlayan ve halkını yoksulluğa mahkum edip nihayetinde de ülkesini dış kaynaklı kışkırtmalara açık hale getiren Esad ailesi yıktı.

Venezuela’yı dış güçlerin hedefi haline getiren; tek adam rejimi kurarak ülkeyi yoksulluğa, açılığa mahkum eden, seçimlerin demokratik meşruiyetini ortadan kaldıran, muhalefeti baskıyla, tehditle susturan, anayasayı askıya alan Maduro oldu.

Bütün bu liderlerin yaptığının aynısını yapıp sonra da ülkenin karşı karşıya kaldığı beka sorununu dış kaynaklı göstermek için insanın ya kötü niyetli olması lazım ya da aklını bütünüyle kaçırmış olması lazım.

Bütün bu ülkelerin uyguladığı politikaların benzeri uygulanırken “Ülkenin beka sorunu yok” demek de ülkede tam olarak ne olduğunu kavrayamamaktır.

Muhalefet ülkeyi tümüyle saran krizi göremiyor.

İktidarın, aslında kendisinin sebep olduğu beka sorununu ise muhalefet sadece inkar ediyor.

Ülke cidden beka sorunyla karşı karşıya.

Muhalefete düşen, önümüzdeki seçimleri “Bu, belediye seçimidir” deyip karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi topluma anlatmaktan kaçınmak değil, her seçimi bir referanduma dönüştürmek, her seçimi durumun vahametini topluma anlatmak için bir fırsat olarak kullanmaktır.

Diğer taraftan “Aman beka sorunu var” deyip iktidarın arkasında hizaya giren kimi ulusalcıları, milliyetçileri gerçekten hiç anlamıyorum.

Laikliğin olmadığı bir Türkiye zaten yıkıma sürüklenmiş bir ülkedir.

Bir mafya özentisinin aleni bir şekilde toplumun bir yarısını diğer yarısına karşı silahlanmaya çağıracak cesareti bulması ve iktidarın buna müsamaha göstermesi gerçek bir beka sorunudur.  

Eğitimi çökmüş, bilimden, sanattan, felsefeden uzaklaşmış bir ülke zaten ciddi anlamda bir beka sorunuyla karşı karşıya demektir.

“Beka sorunu var” diyerek tüm bu sorunlara kaynaklık eden politikaların uygulayıcısı iktidarın yanında kümelenmek…  

Hakikaten anlaşılır gibi değil.

Halbuki bu tehlikeyi atlatmamızın yolu bütün bunlara neden olan iktidarın etrafında kenetlenmek değil, ona meşruiyet sağlayacak söz ve davranışlardan kaçınmaktır.

Kısaca özetleyeyim: Ülke gerçekten de bir beka sorunuyla karşı karşıya.

Bunun nedeni dış güçlerin hesapları değil ülkeyi dış güçlerin operasyonuna açık hale getiren politikalar ve yönetim anlayışı.

Her seçim, karşı karşıya olduğumuz bu tehlikeyi topluma anlatmak için büyük bir fırsat.

Bu fırsatı tepmek, ülke böyle bir tehlikeyle karşı karşıya değilmiş, her şey normalmiş gibi davranmak “Bu, yerel seçimdir” deyip yol, köprü konuşmak hakikaten anlaşılır bir durum değil.

Çünkü bu seçimin sadece bir yerel seçim olmadığını seçimler sonuçlandığında hepimiz göreceğiz.   

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net