Levent Gültekin

Diken



Bookmark and Share

HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?


28.02.2020 - Bu Yazı 319 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye önce demokrasi ve hukuk sorununu mu çözmeli yoksa Kürt sorununu mu?

Bu konuda farklı görüşler var.

Kimileri Kürt sorununun temelinde ülkede gerçek demokrasinin, hukukun olmamasının yattığını söylüyor. 

Ağırlıklı olarak Kürt hareketine mensup diğer grup ise Türkiye’nin demokrasi alanında mesafe kat edebilmesi için önce Kürt sorununun çözülmesi gerektiğini ileri sürüyor. 

Ben de birinci görüştekiler gibi düşünüyorum. 

Yani gerçek demokrasi, özgürlükçü anlayış, sağlıklı işleyen hukuk sistemi olmadığı sürece Kürt sorunu olarak tarif edilen sorunun çözülmeyeceğini düşünenlerdenim.

Dahası sadece Kürt sorununun değil, Alevi sorunu, geçmişteki başörtüsü sorunu gibi inanç, kimlik, yaşam tarzına dayalı sorunların bütününün temelinde gerçek demokrasinin olmamasının yattığını düşünüyorum.

Bu nedenle sorunun çözümü için demokratik devlet anlayışına, hukuku esas alan yönetim anlayışına, kuvvetler ayrılığının olduğu şeffaf bir sisteme ve bağımsız medyaya ihtiyaç var.

Peki bugün bunların hangisi var?

Hak ve hükümlülükleri teminat altına alacak hukuk yok.

Sorunu konuşacak demokratik ortam da anlayış da yok.

Ülkede bu sorunu çözümünde sağlıklı tartışma yaratacak medya yok.

Özgürlüğü, eşitliği esas alan yönetim anlayışı da yok.

Bütün bunlar olmadığı halde tam da bu değerlerin yokluğundan dolayı ortaya çıkmış bir sorunu çözüme kavuşturmayı düşünmek bana göre hayalden başka bir şey değil.

Bunun hayal olduğunu barış sürecinde gördük. 

Yani giderek otoriterleşen, demokrasiyi ve özgürlükleri her gün biraz daha tahrip eden, hukuku hiçe sayan bir yönetim anlayışından, ülkenin demokratik bilinç yoksunluğundan kaynaklanan en önemli sorunlarından birini çözmesini beklemek büyük bir hayalden başka bir şey değildi.

Nitekim hayal olduğu da görüldü.

Fakat buna rağmen HDP’li siyasetçiler demokrasiyi, hukuku, özgürlüğü bütünü ile rafa kaldırmış bir iktidarı Kürt sorununu çözmek için masaya çağırmaktan bir türlü vazgeçmiyor.

En son benzer bir çağrı HDP kongresinde eş genel başkan seçilen Mithat Sancar’dan geldi.

Mithat Sancar iktidara “İmralı’nın kapılarını açın, Dolmabahçe mutabakatına geri dönün” çağrısı yaptı.

HDP bu çağrısı ile iktidara ve içinde bulunduğu muhalif bloğa tam olarak ne demiş oluyor?

Mesela iktidar “Peki gelin konuşalım” dese HDP gidecek mi gerçekten?

Bu durum bazı kesimlerin sıklıkla tedavüle soktuğu “HDP iktidardan işaret bekliyor o işareti alsa anında anlaşacak” türü dedikodulara gerçeklik kazandırmaz mı?

Ya da HDP bu çağrısı ile “Siz bakmayın bizim demokrasi, özgürlük, adalet mücadelesi veriyoruz dediğimize, bizim derdimiz kendi sorunumuz” demiş olmuyor mu?

Eğer böyle diyorsa bu yaklaşımı ile kendisini ülkedeki gidişata muhalif cepheden de ayrıştırmış olmuyor mu?

Tekrar edeyim:

Kürt sorunu olarak tanımlanan sorunun çözümü için asgari demokrasiye ihtiyaç var.

Ortaya çıkacak çözümü teminat altına alacak hukuka ihtiyaç var.

Çözüme toplumsal zemin oluşturmak için bağımsız medyaya ihtiyaç var.

Sorunun çözümünü sağlıklı neticeye ulaştırmak için kuvvetler ayrılığına dayalı şeffaf yönetim anlayışına ihtiyaç var.  

Tam da bu değerleri bütünü ile gözden çıkarmış bir iktidarın Kürt meselesini çözeceğini düşünerek onu masaya çağırmak gerçekten anlaşılır bir durum değil. 

Eğer iktidar masaya çağırdığında HDP koşa koşa gidecekse o zaman bize söylenen “Biz demokrasi, özgürlük, barış, dostluk mücadelesi veriyoruz” sözleri nereye konulacak?

Ya da HDP farkında olmadan muhalif kesime şunu demiş olmuyor mu: “Benim öncelikli meselem Kürt meselesi. Türkiye’nin ne olduğu, ne olacağı umurumda değil, ben iktidarla kendi meselemi çözme imkanı bulduğum an mevcut mücadeleden çekilirim.”

Yanlış mı yorumluyorum?

İktidara “Dolmabahçe mutabakatına geri dön” çağrısı bu anlama gelmiyor mu?

Ülkede hukuk yerle bir edilmiş, insanlar işlemedikleri suçlardan hapislerde çürüyor.

Bağımsız medya bütünü ile yok edilmiş, toplum ülkede ne olup bittiğini öğrenemiyor.

Demokrasinin ‘d’si kalmamış, ağzını açana vatan haini damgası vuruluyor ama bütün bunların müsebbibi bir iktidar ülkenin en derin sorunlarından birini çözecek, öyle mi?

Gerçekten inanıyor musunuz buna?

Diyelim ki iktidarla anlaştınız, nasıl çözeceksiniz sorunu?

Hukuk olmadan temel hakları neyle teminat altına alacaksınız?

Medya olmadan ne olup bittiğini topluma nasıl anlatacaksınız?

Kuvvetler ayrılığı olmadan şeffaf bir süreci nasıl işleteceksiniz?

Demokrasi yoksa sorunun konuşulmasını, tartışılmasını ve nihayetinde toplumsal taban oluşmasını nasıl sağlayacaksınız? 

Hal buyken HDP’nin iktidara sıklıkla “Gel önce şu sorunu konuşalım” demesi gerçeklikten kopukluk değil mi?

Ülkedeki durumun vahametini kavramamak değil mi?

Sanırım HDP’nin ciddi alamda kendine şu soruları sorması gerekiyor: Biz tam olarak ne yapıyoruz? Neyin mücadelesini veriyoruz? Kiminle ne için beraberiz? Hangi değerleri üzerinden ne tür ittifaklara girebiliriz? Kürt sorununun çözümünden tam olarak ne anlıyoruz, ne kast ediyoruz? Ne yapıyoruz, ne tür sonuçlar bekliyoruz? 

Bu sorulara net cevaplar verip ona göre de net politika ve tutum belirlemeleri gerekiyor. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
25.03.2020
Corona’yla mücadelede iktidarın büyük kumarı
1.03.2020
Vazgeçmeyeceğiz, teslim olmayacağız!
28.02.2020
HDP iktidardan tam olarak ne istiyor?
11.02.2020
Kudüs mitingi ve muhalefetin hali
2.02.2020
Yazmasam olmazdı: Ekrem İmamoğlu’nun tatil meselesi
29.01.2020
CHP muhafazakar seçmenin oyunu niçin alamıyor?
16.01.2020
Türkiye’de şeriat tehlikesi var mı?
30.12.2019
Yerli oto ve Kanal İstanbul gibi projeler bizi niye mutlu etmiyor?
17.12.2019
Gelecek Partisi’nin bir geleceği var mı?
12.12.2019
Babacan niçin Erdoğan’ı doğrudan hedef almıyor? Almalı mı?
1.12.2019
Kılıçdaroğlu’na yöneltilen eleştirilerdeki ilginç ittifak
15.11.2019
Ahmet Altan meselesi
10.11.2019
Önümüzde duran kocaman bir soru var!
20.10.2019
Hasar tespit raporu: Kim ne kazandı, kim ne kaybetti?
2.10.2019
Ekrem İmamoğlu ve oluşan endişe
16.09.2019
Hangi uzlaşmadan bahsediyorsunuz? Kiminle? Nerede? Nasıl?
26.06.2019
Bundan sonra ne olacak? Ne olmalı?
19.06.2019
Yalanı, iftirayı, hakareti mubah gören dindarlık
10.06.2019
23 Haziran için iktidarın son umudu
19.05.2019
Kandırma ve istismar siyasetiyle nereye kadar?
13.05.2019
‘Her şey güzel olacak’ ama nasıl?
6.05.2019
Açlık grevleri, PKK’nın ölüm oyunu ve HDP’nin sessizliği
28.04.2019
Tayyip Erdoğan’ı eleştiren İslamcılara…
16.4.2019
Mazbatayı verse ne olur, vermese ne olur?
10.4.2019
İktidar ne yapmaya çalışıyor?
4.4.2019
Seçim sonuçları bize ne gösteriyor?
22.3.2019
Kime karşıyım, neye tarafım?
12.3.2019
Nedir bu toplumun ortak değerleri?
10.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
6.3.2019
‘Muhafazakar-dindarlar nasıl bu kadar vicdansız oldu?’
26.2.2019
Eski AK Partililer parti kurabilir mi, kurarsa ne olur?
24.2.2019
Sevgili CHP’liler veyahut CHP’ye oy verenler…
8.2.2019
Türkiye’nin beka sorunu
4.2.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
30.1.2019
Venezüela’daki durum Türkiye’yi niçin tedirgin ediyor?
22.1.2019
Başörtülü kadınlar başörtülerini niçin çıkarıyorlar?
4.1.2019
Eyy muhalefet…
28.12.2018
Metin Akpınar, Mazhar Alanson ve ülkeyi rehin alan hoyratlık
20.12.2018
Evet, burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil!
13.12.2018
Altın Kelebek Ödülleri ve yalan imparatorluğu!
28.11.2018
İYİ Parti nerede duruyor, ne yapmaya çalışıyor?
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
16.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
29.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
20.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
13.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
13.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
26.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
19.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
23.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
17.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
27.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
23.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
23.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
16.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
7.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
27.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive