Mehmet Acet

Yeni Şafak



Bookmark and Share

ABD ile gerilim neden yumuşamıyor?


9.8.2018 - Bu Yazı 251 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin Başkanı Tayyip Erdoğan ile Başkan Trump NATO’daki son karşılaşmalarında yumruk tokuşturmuşlar, Trump Erdoğan’ı kastederek, ‘Onu seviyorum, onu seviyorum’ diye cümle âleme ilan etmişti.”

New York Times’ın Türk-Amerikan ilişkilerinde en son Brunson krizi olarak karşımıza çıkan gerilimi anlattığı yazı böyle bir cümle ile başlıyor.

Devamının nasıl geldiğini hepimiz biliyoruz.

Gerilime bir son vermek amacıyla Washington’a gönderilen 9 kişilik heyet, dün ilk görüşmesini ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ile yaptı.

Hatırlayalım, ABD’ye böyle bir heyet gönderileceği haberi, iki gün önce kamuoyuna “Ön mutabakat sağlandı” kulis bilgisi eşliğinde yansımıştı.

Nerede duracağı belli olmayan doların ateşini nispeten düşüren faktör de, “Diplomatik kaynaklardan edinilen” bu bilgi olmuştu.

Ankara, krizi sakin sularda yönetme arzusundaydı.

Ancak devamında Amerika tarafından gelen resmi açıklama, sanki ortalığa krizin aşılacağına dair iyimser bir havanın yayılmasını istemiyorlarmış gibi yansıdı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Neather Nauert’in “Rahip Brunson’ı ABD’de görmek istiyoruz, ama öyle görünüyor ki, henüz öyle bir ilerleme yaşanmadı” açıklamasını başka türlü nasıl anlayabiliriz ki?

SORUN ÇÖZÜLÜYOR MU SORUSUNA GELEN YANIT

Bu gerilim patlak verdikten sonra geçen hafta, Ankara kulislerine “Sorun kısa sürede çözülecek” anlamına gelen bir yorum daha düşmüştü.

Onun üzerine ABD ile yürütülen müzakerelerin bütün detaylarına hâkim olduğunu bildiğimiz bir isme, “Kriz çözülüyor mu, kısa vadede çözülecek kulisini dikkate alalım mı” diye sormuştum.

Gelen yanıt şöyleydi:

“Henüz değil, ama girişimler devam ediyor.”

Aradan bir hafta geçtikten sonra aynı cümlenin geçerlilik süresinin henüz sona ermediği de anlaşılabiliyor.

Ankara adına müzakereleri yürütenlerin daha çok ekonominin hassas durumunu gözeterek serinkanlı bir şekilde hareket ettiğini gözlemliyoruz.

ABD tarafında ise, “Biz bir bedel ödemiyoruz, siz ödüyorsunuz” anlamına gelecek bir pervasızlık hali.

Serinkanlılık derken, teslimiyetçi bir tarz anlaşılmasın.

Öyle olsaydı, Brunson şimdiye kadar çoktan ABD’ye gönderilmiş olurdu.

Bu durumda “Sahiden ne oluyor” diye düşünmemiz, eldeki bilgilerle izlenimleri birleştirip bir kanaat sunmamız gerekecek.

İKİ PAZARLIK GÜCÜNÜN ÇARPIŞMASI

Yazının girişinde söz ettiğim New York Times’ın analizinde göze çarpan bir ifade krizin içinde bulunduğu aşama konusunda bir fikir verebilir.

Gazete için yaptığı haber/analizi İstanbul’dan geçen New York Times muhabiri, hem Trump’ın, hem de Erdoğan’ın “sıkı pazarlık yapan kişiler” olduğunu okuyucularına hatırlatıyor.

Evet, işin uzamasının bir nedeni bu olabilir.

Hem Trump’ın hem Erdoğan’ın, bulundukları pozisyondan vazgeçmemeleri, pazarlık gücünü zayıflatmak istememeleri.

Erdoğan’ı Trump’tan daha iyi tanıyoruz.

İsmini pazarlık gücü ifadesi ile yan yana getirdiğimizde, zihnimiz 2004’ün Aralık ayına, Brüksel’de 27 AB ülkesine kök söktüren sıkı pazarlık günlerine kadar gidiyor.

Bu krizde de, Erdoğan’ın ‘kazan kazan’ anlamına gelebilecek bir sonucu önceden görmeden ‘tamam’ diyeceğini ben kişisel olarak öngörmüyorum.

Hele hele “Ver kurtul”, “Teslim ol kurtul” yönteminin üreteceği bir sonucu, hiç öngörmüyorum.

Amerika tarafında ise, krizin ekonomiye olan etkisini, ya da zaten sorunları olan ekonominin bu krizden etkilenmesini fırsata dönüştürme niyeti kendisini çok belli ediyor.

Belli ki, krizin Türkiye ekonomisine ilave maliyetler getirmesiyle, Amerikan dış politikasının temel enstrümanlarından biri olan ‘şantaj kartı’, ‘lisan-ı kâl’ ile olmasa da ‘lisan-ı hâl’ ile devreye sokulmuş durumda.

İşaret diliyle, “Bu işi uzatırsanız başınıza neler geleceğini biliyorsunuz değil mi” diyorlar sanki.

Bizim buralarda ise, “Şu adamı gönderelim de kurtulalım” diye düşünenler çoğunlukta olabilir.

Kişisel olarak meselenin inatlaşma haliyle değil de, bu şekilde yani ‘uhulet/suhulet’ diliyle yürütülmesini ben de destekliyorum.

Ama istedikleri adamı göndersek dahi, acaba işin devamı nasıl gelişecek sorusunu da akıldan çıkarmamak kaydıyla.

Bir soru daha soralım:

Amerikalıların, “Madem Türklere diz çöktürdük, bu işi burada bırakmayıp diğer bütün konularda da yaptırım sopasını kullanalım” demeyeceklerinin bir garantisi bulunuyor mu?

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.10.2018
4 Kasım’da ne olacak? ABD ile yeni bir gerilim yaşanır mı?
17.10.2018
Emeklilikte yaşa takılan genç adamın dramı
15.10.2018
Trump ile nereye kadar neler yapılabilir?
11.10.2018
Kaşıkçı olayını ses kayıtları mı çözecek?
10.10.2018
Cemal Kaşıkçı’nın başına neler geldi?
8.10.2018
S-400 füzeleri F-35’lerin sırlarını ifşa mı edecek?
4.10.2018
Suriye’den bir iyi bir kötü haber
1.10.2018
Ekonomi yerel seçimleri nasıl etkileyecek?
28.9.2018
Cumhur İttifakı’nın akıbeti yerel seçimlere mi endekslendi?
26.9.2018
Fırat’ın doğusuna nasıl bir operasyon yapılabilir?
24.9.2018
AK Parti-MHP ittifakı zora mı girdi?
20.9.2018
İdlib zaferinin bilinmeyenleri
19.9.2018
Türkiye’nin İdlib zaferi
17.9.2018
Erdoğan: İsraftan tasarruf yapacağız
13.9.2018
MİT’ten nefes kesen operasyonlar
12.9.2018
Merkez Bankası ne yapacak?
10.9.2018
Tahran zirvesinden çıkan sonuç: İhtiyatlı iyimserlik
6.9.2018
İdlib sancısı
5.9.2018
Bu iş çözülecekse yine Trump ile çözülecek
3.9.2018
Eylül ekonomi için fırsat ayı olabilir mi?
30.8.2018
Türkiye İdlib konusunda Rusya ile gizlice anlaştı mı?
29.8.2018
Kovboy filmi gibi
27.8.2018
Ruslar İdlib saldırısına yeşil ışık yakar mı?
23.8.2018
Sırada hangisi var?
20.8.2018
Adeta gölge kabine…
16.8.2018
Kur saldırısından dersler çıkarmak
15.8.2018
Ekonomik saldırıya nasıl bir cevap verilebilir?
13.8.2018
Olduğunuz yerde çökün!
9.8.2018
ABD ile gerilim neden yumuşamıyor?
8.8.2018
Türkiye’yi döviz kuruyla terbiye etmek
2.8.2018
Yine Suriye üzerinden mi geliyorlar?
1.8.2018
Krizi ABD Başkan Yardımcısı’nın karısı mı çıkardı -2
30.7.2018
Krizi ABD Başkan Yardımcısı’nın karısı mı çıkardı?
26.7.2018
Hep onun yüzünden oldu
25.7.2018
Adım Mesut, göbek adım Bahtiyar
23.7.2018
Azerbaycan diyarından size selâm getirmişem
18.7.2018
OHAL kalıcı hale mi geliyor?
16.7.2018
Genelkurmay Savunma Bakanlığı’na bağlandı, şimdi ne olacak?
12.7.2018
Yeni dönemde ABD ile ilişkiler düzelecek mi?
11.7.2018
Başkanlık döneminin şifreleri
9.7.2018
Erdoğan kabineye kimleri alacak?
5.7.2018
ABD ile Münbiç anlaşması yürüyor mu?
4.7.2018
Yeni kabinede kimler olacak?
28.6.2018
10 soruda yeni dönemin kodları
27.6.2018
Hükümet topal ördek durumuna mı düştü?
26.6.2018
Seçimlerin satır arası mesajları
21.6.2018
Seçim sonuçlarını katılım oranı belirleyebilir
20.6.2018
Seçim sonuçlarını katılım oranı mı belirleyecek?
18.6.2018
Son hafta rüzgârını kim estirecek?
14.6.2018
Bir yıl sonra yeni bir seçim mi var?
13.6.2018
O mu? Bu mu? Hangisi gerçek Muharrem İnce?
11.6.2018
24 Haziran’ın sürprizini kim yapacak?
6.6.2018
Muhalefet blokunda İnce/Akşener krizi
4.6.2018
“Memleketi 16 yılda borç batağına soktular”
31.5.2018
Washington’da kritik randevu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8