Mehmet Y. Yılmaz

T24



Bookmark and Share

Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor


13.11.2018 - Bu Yazı 115 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kamu kesiminde işe giriş sırasında yapılan güvenlik soruşturmasında 'güvenilmez' bulunan hekimlere 600 gün süreyle meslekten men cezası verilecek.

Bununla ilgili kanun teklifi komisyondan geçti, bu hafta TBMM’de 'kaldır parmak-indir parmak' usulüyle kabul edilecek.
Bir arkadaşınızın siyasi eğilimleri, yakın bir akrabanızın vaktiyle kovuşturulmuş olması, öğrenciyken katıldığınız bir protesto gösterisi, attığınız bir tweet, mahallede size gıcık olan kasabın hakkınızda yaptığı asılsız ihbar gibi nedenlerle fişleneceksiniz ve hem kamu kesiminde işe giremeyeceksiniz hem de 600 gün süreyle mesleğinizi yapamayacaksınız.
Bir hekimsiniz ve 600 gün süreyle mesleğinizi yerine getiremeyecek olmanızın nedeni hakkınızda üretilmiş bir 'fiş' olacak.
Dikkatinizi çekmek istediğim konu şu ki, bu cezayı size verecek olan kurum bir mahkeme olmayacak.
Kendinizi savunamayacaksınız, iddia makamından somut deliller göstermesini isteyemeyeceksiniz.
Bir memurun kuşkuları, hezeyanları, belki o gün evden çıkarken karısıyla kavga etmiş olması hakkınızda düzenlenecek fişin içeriğini kolayca etkileyebilir.


Kanunlarımıza göre suç olan bir eylemi gerçekleştirenler, yine kanunlarımızdaki usullere göre soruşturulur, gerekirse yargılanıp, mahkum edilirler.
Şimdi hukukumuza böyle bir yargıya gerek kalmadan da insanları cezalandırabilme yetkisi girecek.
Bunun gelecekte nasıl genişletilebileceğini tahmin de edebilirsiniz. Devletimizin geçmişte yaptıkları, yapacaklarının da teminatıdır çünkü. Bugün doktorlara, yarın mühendislere, öbür gün avukatlara, böylece devam edip gidecektir.
Sağlık Bakanı Yardımcısı Muhammet Güven, komisyonda bu kanun tasarısını savunurken bakın ne dedi:

“Burada devletin şunu deme hakkı var; devlet ‘Ben seninle çalışmıyorum, sana güvenmiyorum’ diyorsa devletin, sağlığını korumak, güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu insanları da (o hekime) teslim etmeme hakkı vardır.”

Bakan Yardımcısı Güven’in 'devlet' diye bu şekilde tarif ettiği oluşum, demokratik bir devlet olamaz.
Bir kere, demokrasilerde vatandaşların nasıl soruşturulup, suçlu bulunurlarsa nasıl cezalandırılacaklarına devlet memurları değil, bağımsız mahkemeler karar verir.
Devlet, vatandaşların tümüne güvenmek zorundadır. Mahkeme kararı yoksa, suç da, suçlu da yoktur. Vatandaşların hakları, devletin bu haklara karşı yerine getirmek zorunda olduğu görevleri vardır.
Vatandaşların bir bölümünü, her türlü haklarından mahrum etmeye yönelen rejimler, bunu gerçekleştirme derecelerine göre faşizme doğru yaklaşırlar.

***

Güzel kutu, anlat bana!

Sakıt Başbakan Ahmet Davutoğlu’na yakınlığı ile bilinen Karar gazetesi, dünkü sayısında okuyucularına ve kamuoyuna bir açıklamada bulundu.
İktidar, Karar gazetesine yönelik bir ambargo uyguluyor ve bu çerçevede gazeteye reklam verilmesini engelliyor.
Açıklamada yoktu ama benim duyduğuma göre Yay-Sat’ın Demirören ailesi tarafından piyasadan çekilmesinden sonra tekel konumunu elde eden Turkuvaz Dağıtım da gazeteye ödenmesi zor bazı faturalar çıkarıyormuş.
Karar gazetesini yayınlayan, yöneten ve yazıp çizenler Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte yola çıktılar.
Yakın zamana kadar da Erdoğan’ın kendilerine tanımladığı görevleri yerine getirdiler.
Ahmet Davutoğlu’nun bir saray darbesi ile Başbakanlık'tan indirilmesinin ardından kırılan kol yen içinde kalmış ama yine de ufak tefek eleştiriler Karar gazetesinde yayınlanır olmuştu.
Ve öyle görünüyor ki bu durum AKP’nin medyayı yöneten siyasi komiserinin hoşuna gitmemiş.
Bildik yöntemler devreye sokulmuş: Ajanslar uyarılmış, bu uyarıya rağmen reklam vermeye devam edenlerin kulakları çekilmiş ve bir reklam ambargosu ile gazete yayınlanamaz hale getirilmeye çalışılmış.
Benim için sürpriz değil.
AKP hükümetinin ilk Başbakanlık Müsteşarı, daha sonra Çalışma ve Milli Eğitim bakanlığı da yapan Ömer Dinçer’in haftada bir yazdığı yazılara bile tahammül edememişlerdi.
Dinçer, yazılarının iktidarda yarattığı rahatsızlığın gazeteyi sıkıntıya soktuğunu görünce kendi isteğiyle haftalık yazılarına son vermişti.
AKP rejiminin basın özgürlüğü ile başının hoş olmaması normal.
Cumhurbaşkanı’nın bağımsız medya ile ilgili düşüncelerini biliyoruz, zaten saklamıyor da.
Bu akademik yılın başlaması nedeniyle Saray’da yaptığı konuşmada bakın ne diyordu:

“Medyayla filan falan demokrasi olmaz!”

Kurmak istedikleri tek adam rejimi için önce yargıyı doğrudan Cumhurbaşkanı’na bağladılar. Meclis deseniz o da öyle.
İktidarın yaptıklarını denetleyecek bir kurum bırakmadılar, bu çerçeve içinde medyayı da yeniden dizayn ettiler.
İktidarın neden denetlenmek istenmediğini de ben burada söylemeyeyim, herkes evindeki ayakkabı kutusuna sorsun, o dile gelip anlatır her şeyi.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.12.2018
Aşk, sevgiline boyun eğmek değildir
14.12.2018
Örümceklere, “güvenlik” kılıfı
13.12.2018
Bu bir sivil çatışma tehdidi mi Bahçeli Bey?
12.12.2018
Her gazeteci bir gün hapishaneyi tadacak
11.12.2018
Cumhurbaşkanı polis şiddetinden mi şikayet ediyor?
10.12.2018
Diyanetçi Bey, çocuklara dil uzatma!
8.12.2018
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten!
7.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın bilip de söyleyemediği nedir?
6.12.2018
Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım
5.12.2018
O gün savcılıkta tatlı bir telaş vardı
4.12.2018
Veliaht Albayrak, ötekilerin şansı yok
3.12.2018
"Otokratın keyfi" hukuk olunca
1.12.2018
Sünger Bob, Acun ve Şeyma
30.11.2018
Şirkete bak: Satarken de kazanıyor, dedikodusu yapılınca da!
29.11.2018
Erdoğan ilk kez gücüne güvenemiyor
27.11.2018
Fransa kadar demokrat ol, biz dayağa razıyız
26.11.2018
Kahrol düşman, al sana bomba!
24.11.2018
Nisa, nereye gidiyorsun?
23.11.2018
Adamın Macar Yahudisi olması önemli mi?
22.11.2018
Bir acayip bilmecem var
21.11.2018
Cumhurbaşkanı, rejimin adını koydu
19.11.2018
Operasyonun mesajı kime: Erdoğan'a mı, bize mi, Avrupa'ya mı?
17.11.2018
Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin
16.11.2018
Sürpriz aday Bilal Erdoğan mı?
15.11.2018
Sayın Erdoğan, o 'cep' artık bizim cebimiz!
14.11.2018
Kendi himmete muhtaç dede!
13.11.2018
Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor
12.11.2018
Cüppeni çıkar, Mercedes'ten in, öyle git!
11.11.2018
Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
10.11.2018
Milletin özel hayatından size ne?
9.11.2018
Rejim, hukuk ile ilişkisini keserken
8.11.2018
Cumhurbaşkanı'na hakarette rekor peşinde
7.11.2018
Cumhurbaşkanı gezilerinde ne kadar harcar?
6.11.2018
Adliye marifetiyle darbe girişimi
5.11.2018
Camiler “besi çiftliği” mi oldu, “mandıra” mı?
3.11.2018
Flört, yaşadığını hissetmeni sağlar
2.11.2018
Komşu kızı Düriye'den yöneticilerimize bir öğüt
1.11.2018
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz
30.10.2018
Yeni havalimanı üzerinden rejim inşası
29.10.2018
Sarıkamış'tan bir asır sonra...
27.10.2018
Erkekler artık aşık olamıyorlar mı?
26.10.2018
Gökçek'e sopayı gösterdiler
25.10.2018
Bu maaşa, bu iş yükü çekilmez!
24.10.2018
O anlaşılmaz, yaşanır!
23.10.2018
Memleketin çay stokları yetmez
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8