Mehmet Y. Yılmaz

T24



Bookmark and Share

Kartal’ın AKP’li belediye başkanları


11.2.2019 - Bu Yazı 216 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Kartal'da yıkılan binaya kaçak katlar eklendiğinde belediye başkanı olan Mehmet Sekmen AKP adına Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kartal’da apartmanın çöküp, 21 vatandaşımızın hayatını kaybetmesinin ardından “kentsel dönüşüme sahip çıkmalıyız” dedi.
Geçen hafta Pendik’te de kentsel dönüşüm konusundan yakınan vatandaşlara “Cumhurbaşkanını değil, müteahhiti dinlediniz” diye ayar vermişti.
Cumhurbaşkanı’na göre bu işin sorumlusu rant hırsı.
Cumhurbaşkanı öyle şeyler söylüyor ki sanki bu bina Kartal’a gökten ışınlanmış.
Acaba bu işin ardından İsmet İnönü ne zaman çıkacak diye merak de etmiyor değilim.
Havuz televizyonu da “önlem almayan CHP’li belediyeyi” suçluyor.
Söz konusu bina 1992 yılında yapılmış.
1998 yılında kaçak iki katın daha binaya eklendiği anlaşılıyor.
1994 yılındaki yerel seçimlerde Kartal Belediye Başkanlığına, Refah Partili Mehmet Sekmen seçilmişti.
Refah Partisi Kartal İlçe Başkanlığı ve Samandıra Belediye Başkanlığı görevlerinde bulunmuştu. Recep Tayyip Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda, o da iki dönem Kartal Belediye Başkanlığı’nı yürüttü.
Mart ayının sonunda yapılacak seçimlerde de AKP adına Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı adayı oldu.
Yani binaya kaçak katlar eklendiğinde bu arkadaş ve yönetimi işbaşındaydı.
Kaçak inşaata hangi saiklerle göz yumdular bilemeyiz ama tarihi gerçek bu.
Sekmen’den sonra 2002 – 2004 yılları arasında Kartal Belediye Başkanı yine bir AKP’li idi: Hasan Hüsamettin Koçak. Bu başkan da kaçak binaya göz yumdu.
2004 – 2009 yılları arasında Kartal Belediye Başkanı yine AKP’li olan Arif Dağlar idi.
2009’dan bugüne kadar da CHP’li bir belediye başkanı var: Altınok Öz.
Ve Cumhurbaşkanı ile havuz medyası, kendilerinden başka herkesi yıkılan binadan sorumlu ilan ediyorlar.
Öyle anlaşılıyor ki bu parti üzerine teflon kaplattırmış.
Hiç bir şey üzerlerine yapışmıyor, hiç bir sorun onlardan kaynaklanmıyor.
Senelerce Kartal’ı ve İstanbul’u tek başlarına yönettiler. Ve göz yumdukları kaçak binalardan biri yıkıldı, 21 kişiye mezar oldu.
O binaya neden göz yumduklarını dürüstçe açıklayabilirler mi?

***

Kimse duymazsa, çökmemiş mi olacak?

Türkiye’nin nasıl bir rejim altında yönetildiği bir kez daha ortaya çıktı: Kartal’da yıkılan apartman ile ilgili haberlere yayın yasağı getirildi!
Yayın yasağı kararını veren İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hâkimliği. Bu haberlere yayın yasağı konulmasını isteyen kimdir, o belli değil. Muhtemelen savcılık olmalı.
Şimdi elimizde kaçak bir bina var. 8 katlı, 24 daireli. Zemin katında bir de konfeksiyon atölyesi var ve bu bina yerle yeksan oldu. 21 kişi hayatını kaybetti.
Binaya kaçak kat çıkılmış. Yapılırken de ruhsata uyulmadığı iddiaları var.
Ve böyle bir olayla ilgili olarak bir hakim, “yayınlanmasın” diyebiliyor.
Neden?
“21 kişi yeniden dirilebilir” diye ümit ettiği için mi, “binanın yıkılması belki de kötü bir rüyadır, uyanınca unuturuz” diye mi?
Böyle şeyler diktatörlüklerde, otoriter rejimlerde olur.
“Şuyuu, vukuundan beterdir” diye bir söz var. “Duyulması, gerçekleşmesinden kötüdür” anlamında!
Bu tür rejimlerin mottosu budur!
Mesela Çernobil’de nükleer santral yandığında da Sovyet basınına yayın yasağı konmuştu.
İran’da, Suudi Arabistan’da, Türkmenistan’da, Çin’de de böyle şeyler olabiliyor ve yasaklar konabiliyor.
Çünkü bu tür rejimler için önemli olan bir tek şey vardır: Rejimin selameti!
Kötü olaylar ile ilgili haberler duyulsun istemezler, çünkü olur da bu kötülüğü rejimle ilişkilendirenler çıkar, büyük patron kızar filan diye.
Türkiye’de de böyle oluyor artık.
Üst üste iki defa ölümlü tren kazası oldu, ikisine de yayın yasağı kondu!
Viyadük çöktü, yayın yasağı kondu.
Şimdi de Kartal’daki bina ile ilgili haberlere yayın yasağı kondu.
Önemli olaylarla ilgili olarak basına haber yasağı konuluyorsa, o ülkede basının özgür olduğu, sansürün olmadığı iddia edilebilir mi?
Türkiye’nin nasıl bir rejim altında olduğunu hala merak eden var mı?

***

Sadist polisi korumak sistematik uygulama

Bir rejimin karakterini belirleyen turnusol kağıtlarından biri de kamu görevlilerinin yaptıkları hatalar ya da işledikleri suçlar nedeniyle hesap verebilir konumda olup, olmadıklarıdır.
Buyurun bir örnek: Ankara’da, 1 Mayıs 2018 günü “İşimizi geri istiyoruz” eylemine katılan Perihan Pulat’ı (75) darp eden polis memuru E.G.’ye 15 ay taksitle ödemek üzere 3 bin lira para cezası verildi.
Mahkeme, hükmün açıklanmasını geri bıraktığı için E.G. şimdilik ceza filan da ödemeyecek.
Bir tarafta Anayasal bir hakkını kullanan bir vatandaş var. Üstelik Türkiye ortalamasına göre yaşlı da sayılabilecek bir kadın.
Bu Anayasal hakkın kullanımı ancak göstericiler şiddete yönelirse engellenebilir.
Bu yaştaki bir kadın, nasıl bir şiddet eylemine kalkışmış ve polis de bunu önleyebilmek için kadıncağızı dövmüş olabilir?
Besbelli ki polis kötü niyetli olarak şiddete başvurmuş.
Mahkeme bu polisi adeta ödüllendiriyor. Ve görüyorsunuz adını bile yazamıyoruz, kanunlar bu suçlu polisi koruyor.
Hep tartışılır, “Türkiye’de sistematik işkence var mı” diye!
Ben de hep şunu söylerim: Türkiye’de işkenceci ve sadist polislerin, amirleri ve kanunları uygulamakla sorumlu savcılar, mahkemeler tarafından korunması sistematik bir uygulamadır!
Ve kamu görevlilerinin işledikleri suçlar nedeniyle cezasız kalmaları sadece ve sadece otoriter rejimler altındaki ülkelerde mümkündür.
Vatandaşların haklarına saygılı demokratik bir rejimde, bunu yapmak kimsenin aklının ucundan dahi geçmez.

 

.

Facebook Yorumları

Kod8
22.4.2019
Cumhurbaşkanı ve Devlet Bey’i kutlarım, amaç hasıl oldu
18.4.2019
İptal için “Kaypak Sam” numarası mı yaptılar?
17.4.2019
Sistem öngörülebilir değilse, hukuk yoktur
16.4.2019
Binali Bey ya bilmiyor, ya saptırıyor
15.4.2019
Devlet Bahçeli’den ne olur?
13.4.2019
Seçime girmek serbest, seçilmek yasak!
12.4.2019
Koskoca yargıçlar nasıl bu hale düştüler?
11.4.2019
Cumhurbaşkanı yanlış biliyor
10.4.2019
Soylu, boş konuşuyor; itiraz belgeleri nerede?
9.4.2019
Siyasal İslam’ın demokrasi sınavı
8.4.2019
Çanlar “belediye zenginleri” için çalıyor!
6.4.2019
1770’ten, 31 Mart 2019 vakasına: “Doing Turk!”
5.4.2019
Hakemin kaşı, gözü oynuyor!
4.4.2019
“Geçersiz oy” ne demektir, nesinden anlaşılır?
3.4.2019
Erdoğan, İstanbul ve Ankara’yı rahat bırakmaz
2.4.2019
İtirazlar, İstanbul’da sonucu değiştirir mi?
1.4.2019
Kazananı da, kaybedeni de çok bir seçim
30.3.2019
Seçime katılmak serbest, seçilmek yasak!
28.3.2019
Cumhurbaşkanı’nda yorgunluk alametleri var
27.3.2019
Erdoğan, siyaset üretme yeteneğini kaybediyor
25.3.2019
Hoşgörü beklemiyoruz ama bu kadarı da ayıp
20.3.2019
Ankara’yı kaybedeceğini anladı, çareyi “darbede” arıyor
19.3.2019
Kürtlerin oyu, Türklerin oyuyla eşit mi?
15.3.2019
Etik, bir et lokantası mıdır?
13.3.2019
Din sosuna batırılmış otokrasinin silahı: Yalan
12.3.2019
Yeni “Kabataş yalanı” mı, yeni “Madımak” yaratmak mı?
6.3.2019
İnsanın “sığınmacı” olası geliyor
4.3.2019
Erdoğan’ın ne diyeceğini merak eden parmak kaldırsın
3.3.2019
Başka bir erkeklik mümkün!
1.3.2019
Davutoğlu ya da Gül partisinden bir sonuç çıkmaz
27.2.2019
Cumhurbaşkanı biraz fazla uçtu sanırım
26.2.2019
Bir varmış, bir yokmuş: Erdoğan’a göre Kürt sorunu
25.2.2019
Reis ne söylüyor, tamburası ne çalıyor?
23.2.2019
Neden bazı insanları severiz de bazılarını sevmeyiz?
21.2.2019
Ciddiye alsan bir türlü, almasan başka türlü
14.2.2019
İzmir, Zeybekci’nin kimyasını bozmuş
13.2.2019
Ham demirden gümüş olmaz!
12.2.2019
Üreticiden ucuza aldığım domatesleri yeğenime bırakıyorum
11.2.2019
Kartal’ın AKP’li belediye başkanları
9.2.2019
Kalbe dolan o ilk bakış!
6.2.2019
Türk tipi BAAS rejimi olmasın
5.2.2019
Cumhurbaşkanı ne düşünüyor? Silahlanalım mı?
4.2.2019
Başkan Erdoğan, İsmet İnönü’ye karşı
1.2.2019
Hayır Kemal Bey, bu demokrasi değil
31.1.2019
İttifaklara alışın, sistem bunu gerektiriyor
30.1.2019
Berat Bey’in iktisat teorisine büyük katkısı
29.1.2019
El kesesinden hayır yapmak!
28.1.2019
Reis’in dış politika danışmanı: Vladimir Putin
24.1.2019
Biralar “normal” soğuklukta!
23.1.2019
Cumhurbaşkanı, Mozart ve İslamcıların iki yüzlülüğü
21.1.2019
Tenyearchallenge!
18.1.2019
Ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman?
15.1.2019
Leyla Hanım, oradan öyle mi görünüyor?
14.1.2019
“Gölge etmemek” yeterli olur
13.1.2019
Önemli olan yaşı değil, yanında olması
11.1.2019
Babam sağ olsun!
10.1.2019
Saray'ın buna ihtiyacı vardı
9.1.2019
Hadi gir ruhuma, sar beni!
8.1.2019
Bu 'Türk tipi' rejime ne ad verilmeliyiz?
4.1.2019
Erdoğan'ın 'halifelik' hayali
3.1.2019
Parayı verdik, ödeştik mi?
2.1.2019
Kendisine gazeteci ya da savcı süsü verenler ne olacak?
28.12.2018
Biat et, rahat et!
27.12.2018
Anayasa şaşırma, Reis'in sabrını taşırma!
26.12.2018
Haddini bil!
25.12.2018
YSK, dürüst ve eşit seçim istemiyor mu?
24.12.2018
Bedel Ödetme Müdürü haykırdı: Atın hapse!
23.12.2018
ODTÜ Rektörü'nün açıklaması
21.12.2018
Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte Üniversitesi (NKEOKKÜ)
20.12.2018
Yanıltılanın yüzü kızarıyor, ya yanıltanınki?
19.12.2018
"Testide ne varsa dışına o sızar!"
18.12.2018
Cumhurbaşkanı'nı yalanlardan koruyalım
17.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın problemi demokrasi ile
15.12.2018
Aşk, sevgiline boyun eğmek değildir
14.12.2018
Örümceklere, “güvenlik” kılıfı
13.12.2018
Bu bir sivil çatışma tehdidi mi Bahçeli Bey?
12.12.2018
Her gazeteci bir gün hapishaneyi tadacak
11.12.2018
Cumhurbaşkanı polis şiddetinden mi şikayet ediyor?
10.12.2018
Diyanetçi Bey, çocuklara dil uzatma!
8.12.2018
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten!
7.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın bilip de söyleyemediği nedir?
6.12.2018
Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım
5.12.2018
O gün savcılıkta tatlı bir telaş vardı
4.12.2018
Veliaht Albayrak, ötekilerin şansı yok
3.12.2018
"Otokratın keyfi" hukuk olunca
1.12.2018
Sünger Bob, Acun ve Şeyma
30.11.2018
Şirkete bak: Satarken de kazanıyor, dedikodusu yapılınca da!
29.11.2018
Erdoğan ilk kez gücüne güvenemiyor
27.11.2018
Fransa kadar demokrat ol, biz dayağa razıyız
26.11.2018
Kahrol düşman, al sana bomba!
24.11.2018
Nisa, nereye gidiyorsun?
23.11.2018
Adamın Macar Yahudisi olması önemli mi?
22.11.2018
Bir acayip bilmecem var
21.11.2018
Cumhurbaşkanı, rejimin adını koydu
19.11.2018
Operasyonun mesajı kime: Erdoğan'a mı, bize mi, Avrupa'ya mı?
17.11.2018
Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin
16.11.2018
Sürpriz aday Bilal Erdoğan mı?
15.11.2018
Sayın Erdoğan, o 'cep' artık bizim cebimiz!
14.11.2018
Kendi himmete muhtaç dede!
13.11.2018
Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor
12.11.2018
Cüppeni çıkar, Mercedes'ten in, öyle git!
11.11.2018
Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
10.11.2018
Milletin özel hayatından size ne?
9.11.2018
Rejim, hukuk ile ilişkisini keserken
8.11.2018
Cumhurbaşkanı'na hakarette rekor peşinde
7.11.2018
Cumhurbaşkanı gezilerinde ne kadar harcar?
6.11.2018
Adliye marifetiyle darbe girişimi
5.11.2018
Camiler “besi çiftliği” mi oldu, “mandıra” mı?
3.11.2018
Flört, yaşadığını hissetmeni sağlar
2.11.2018
Komşu kızı Düriye'den yöneticilerimize bir öğüt
1.11.2018
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz
30.10.2018
Yeni havalimanı üzerinden rejim inşası
29.10.2018
Sarıkamış'tan bir asır sonra...
27.10.2018
Erkekler artık aşık olamıyorlar mı?
26.10.2018
Gökçek'e sopayı gösterdiler
25.10.2018
Bu maaşa, bu iş yükü çekilmez!
24.10.2018
O anlaşılmaz, yaşanır!
23.10.2018
Memleketin çay stokları yetmez
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net