Mehmet Y. Yılmaz

T24



Bookmark and Share

AKP Genel Başkanı’nın sözleri doğru değil


20.05.2019 - Bu Yazı 157 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul BB seçiminin yenilenmesi ile ilgili olarak şöyle konuştu:

“Biz CHP adayının mazbatasının alınıp, AK Parti adayına verilmesini istemedik. Böyle bir şeye asla rıza da göstermeyiz. Burada yapılan iş, birçok kanunsuzluk ve usulsüzlük tespit edilen seçimin, milli iradenin tercihlerini en doğru şekilde yansıtmak üzere tekrarlanmasından ibarettir.”

Üzülerek söylemek ve hatırlatmak zorundayım ki AKP Genel Başkanı boş yere aç kalıyor.

Çünkü sahih hadislere göre tuttuğu oruç, bu sözleri söylediği için kabul edilebilir bir oruç değil:

“Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın (c.c.) hiçbir ihtiyacı yoktur.” (Buhari.)

Bu dini vecibemi yerine getirdikten sonra AKP Genel Başkanı’nın neden doğru söylemediğini açıklayabilirim.

Sayın Genel Başkan’ın partisi, bazı yerlerde seçilen belediye başkanlarının mazbatalarının iptal edilmesini ve ikinci sırada oy alan kendi parti mensuplarına verilmesini gönül huzuru içinde kabul etti.

Diyarbakır Bağlar, Van Tuşba, Van Edremit ve Van Çaldıran’da en çok oyu alan adaylara değil, ikinci sırada gelen AKP’li adaylara mazbataları verildi.

Ve her hangi bir AKP yöneticisinin bundan rahatsızlık duyduğunu ya da demokratik olmadığı için ikinci sıradaki adayların mazbatayı almayı reddederek seçimin yenilenmesini istediklerini de duymadık.

Kuşkunuz olmasın ki İstanbul’da da aynı şeyin olmasını isterlerdi ama bu kadarına cesaret edemediler.

AKP Genel Başkanı, İstanbul seçiminde birçok usulsüzlük tespit edildiğini de söylüyor.

Bu nedenle de maalesef yine oruç boşa gitmiş oluyor, çünkü doğru değil.

İstanbul seçimi, YSK’da “sandık kurulu başkanları kamu görevlisi değil” gerekçesiyle iptal edildi.

Çünkü iptal için başka gerekçe bulamadılar, sandığa atılan zarfın içindeki oyları etkilemesine asla imkan olmayan bir gerekçeyle seçimi iptal ettirebildiler.

Siyasal İslam’ın bir propaganda silahı olarak yalanı kullanmasına artık alıştık.

Ancak, onlar yalan söylemekten vazgeçmediği sürece, yalanlarını yüzlerine çarpmak da bizlerin boynunun borcu olsun!

***

Yetkili makamlar dedikodu yapmaz

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ekonomik sorunlarını aşması için daha demokratikleşme, hukukun üstünlüğü gibi konulara dikkat çeken işadamı Tuncay Özilhan’a şöyle yanıt verdi:

“Ben sizin 12 yıl önceki durumunuzu, bugünkü durumunuzu da biliyorum. Yeri gelirse bunu teşhir ederim. Biz TÜSİAD’ın politik tarafgirlikten ziyade Türkiye’nin ekonomik mücadelesine yaptığı katkılarla gündeme gelmesini beklerdim.”

(“Biz” diye başlayan bir cümlenin “beklerdim” diye birinci tekil şahısta sonlanmasının semantik çözümlemesini daha sonra bir fırsat bulduğumda yaparım.)

Erdoğan, sadece bir partinin genel başkanı gibi davranıyor ve konuşuyor ama aslında şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst yöneticisi.

Dolayısıyla, bildiği bir konu varsa ve bu konu yasal sorunlar yaratıyorsa savcılıkları harekete geçirmek olanağına sahip.

Bildiği bu konu, ahlaki sorunlara işaret ediyorsa işin bu kısmı dedikoduya girer ve doğrusunu isterseniz, bir devlet yöneticisinin dedikodu yapması da hoş olmaz.

Özilhan’ın 12 yıl önceki durumuyla, bugünkü durumu arasında fark nedir, bu farkı yaratan faktör nedir?

Bunları belli ki AKP Genel Başkanı biliyor ama açıklamıyor. Dedim ya kanunsuzluk söz konusuyla niye savcıları harekete geçirmiyor?

Onun yerine üstü örtülü bir sopa sallama var: “Yeri gelirse teşhir ederim.”

Bu “yeri gelirse” kavramı esasen “canımı sıkmaya devam edersen” diye okunmalı, çünkü söyleyenin zihninde bu var.

Bir tür uyarı!

Bir vatandaş, demokratik bir ülkede, istediği her siyasetçinin canını sıkacak şeyler söyleyebilir.

Düşünce özgürlüğü, bunu ifade etme hakkını da verir, yasal bir sorun yaratmıyor olmalıdır.

Tek sorun hakarete varan ifadeler olabilir ki Tuncay Özilhan bildiğiniz kibar bir insan, hakaret filan da etmedi, fikrini açıkladı.

Şimdi görelim bakalım, Özilhan’ın ya da şirketlerinin başına neler gelecek?

Üst düzey bir siyasetçiye “bildiklerimi bir söylersem yer yerinden oynar” edalı konuşmaların yakışmadığını da ayrıca söylemiş olayım.

***

Şehir eşkıyalarına Adalet Bakanlığı kalkanı

Kuşkunuz olmasın ki bu memlekette en zor işlerden biri, eğitimli ve dünyayı bilen bir diplomatın, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olmasıdır.

Doğruyu bilir ama ne yapsın, görevi gereği tersini söylemek zorunda kalır.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy adına bu nedenle üzülüyorum.

Geçen gün Türkiye’nin işkence ve kötü muamele ile ilgili BM sözleşmesine sadık kalmasını tavsiye eden Alman muhatabına tepki vermek zorunda kaldı.

Türkiye’nin işkence suçuyla mücadele ettiğini, anlaşmaya sadık olduğunu, işkence ile ilgili iddiaların ciddiye alınmaması gerektiğini söyledi.

Bu sözleri söylediğinde 11 Mayıs idi. Ve dört gün sonra, bir avukatı feci şekilde döven Cumhurbaşkanlığı korumalarının soruşturulması için izin verilmedi.

Adalet Bakanlığı bu izni vermeyince de korumalar ile ilgili soruşturma düşmüş oldu.

Sözcü haklı, Türkiye’de kanunlara göre işkence ve kötü muamele yasak, cezası var.

Ama söylemediği şu ki işkence ve kötü muamele ile suçlanan polisler, askerler asla ceza almazlar.

Çünkü onları önce amirleri korur. Onlar beceremez ise mahkemeler korur.

Onun için Türkiye’de işkencenin suç olmasının bir anlamı da olmaz.

Suç varsa suçlu cezalandırılmalıdır ama suç işkence ise açık ve kesin bir cezasızlık durumu söz konusudur.

Sistematik olan uygulama budur.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü elbette bunu bilir. Ama ne yapsın, böyle bir gerçek yokmuş gibi konuşur.

Ancak bu sözlerini ne yabancı muhatapları ciddiye alabilir ne de biz vatandaşlar ciddiye alabiliriz.

Adalet Bakanlığı’na da bir küçük not: Kanun dışına çıkan polis gücü ile şehir eşkıyası arasında bir fark olmaz.

Ha gazeteciyi döven eşkıyalar ha avukatı döven polisler. Hepsi aynı şeydir! -----------------------------

.

Facebook Yorumları

Emlak8
19.06.2019
İşte o iş sizi biraz aşar!
18.06.2019
Erdoğan’a göre İmamoğlu’nun kazanmasında sorun yok
17.06.2019
Binali Bey’in çalıntı taşlı yüzüğü meselesi
15.06.2019
Aşk, avcı ile aynanın karşılaşmasıdır
12.06.2019
“Sempati yaratan” aday tartışmayı kazanır
11.06.2019
Bir tek bana mı garip geliyor?
1.06.2019
Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa
31.05.2019
Siyasal İslamcılarımız, daha ne kadar alçalabilecekler?
29.05.2019
Haydi şu kamera kayıtlarını görelim!
28.05.2019
Türkler çıldırdı mı: Cumhurbaşkanı’na hakaret meselesi
27.05.2019
Reis, ne yaptığını gerçekten biliyor mu?
25.05.2019
Yılları durduracak, güneşi doğduracak
24.05.2019
Bu heyete ne desek işe yaramaz
23.05.2019
Yine o meşum cümle!
22.05.2019
Ağam bizimle eğleniy!
21.05.2019
Binali Bey, seçmeni “bidon kafa” zannediyor
20.05.2019
AKP Genel Başkanı’nın sözleri doğru değil
15.05.2019
Mehmet Yakup Hoca ile Ramazan sohbeti!
14.05.2019
Az gittik, uz gittik, 73 yıl geri geldik!
13.05.2019
AKP trolleri ve Fethullahçılar’ın tuzağına düşmeyin
11.05.2019
Okşadıkça tenini, elimi kıskanırım!
10.05.2019
İçişleri Bakanı şöbiyet ile şaibeyi karıştırmış olmalı
9.05.2019
Dillerini yutmuşlar, bir tek parmakları çalışıyor!
8.05.2019
Rejim en büyük hatasını yaptı
7.05.2019
Tarihi olan “karar” değil, seçim sistemimizin çöküşü
6.05.2019
Hakemi aldatmaya çalışan futbolcu gibi
4.05.2019
Muammanın peşrevinde muallaktayız
2.05.2019
YSK, üç ay eğlence olsun diye mi çalıştı?
1.05.2019
Erdoğan, YSK kararına uyacak diye sevinelim mi?
30.04.2019
YSK’da tutarlılık aramak çok mu garip?
29.04.2019
Savcılar, seçmen listesini sabote mi etti?
26.4.2019
Kaybettikleri seçimi çalıp, kaçmak istiyorlar
24.4.2019
Kılıçdaroğlu’nu aramak, insanlık gereğiydi
23.4.2019
Sayın Cumhurbaşkanı, yanılma kontenjanınız doldu!
22.4.2019
Cumhurbaşkanı ve Devlet Bey’i kutlarım, amaç hasıl oldu
18.4.2019
İptal için “Kaypak Sam” numarası mı yaptılar?
17.4.2019
Sistem öngörülebilir değilse, hukuk yoktur
16.4.2019
Binali Bey ya bilmiyor, ya saptırıyor
15.4.2019
Devlet Bahçeli’den ne olur?
13.4.2019
Seçime girmek serbest, seçilmek yasak!
12.4.2019
Koskoca yargıçlar nasıl bu hale düştüler?
11.4.2019
Cumhurbaşkanı yanlış biliyor
10.4.2019
Soylu, boş konuşuyor; itiraz belgeleri nerede?
9.4.2019
Siyasal İslam’ın demokrasi sınavı
8.4.2019
Çanlar “belediye zenginleri” için çalıyor!
6.4.2019
1770’ten, 31 Mart 2019 vakasına: “Doing Turk!”
5.4.2019
Hakemin kaşı, gözü oynuyor!
4.4.2019
“Geçersiz oy” ne demektir, nesinden anlaşılır?
3.4.2019
Erdoğan, İstanbul ve Ankara’yı rahat bırakmaz
2.4.2019
İtirazlar, İstanbul’da sonucu değiştirir mi?
1.4.2019
Kazananı da, kaybedeni de çok bir seçim
30.3.2019
Seçime katılmak serbest, seçilmek yasak!
28.3.2019
Cumhurbaşkanı’nda yorgunluk alametleri var
27.3.2019
Erdoğan, siyaset üretme yeteneğini kaybediyor
25.3.2019
Hoşgörü beklemiyoruz ama bu kadarı da ayıp
20.3.2019
Ankara’yı kaybedeceğini anladı, çareyi “darbede” arıyor
19.3.2019
Kürtlerin oyu, Türklerin oyuyla eşit mi?
15.3.2019
Etik, bir et lokantası mıdır?
13.3.2019
Din sosuna batırılmış otokrasinin silahı: Yalan
12.3.2019
Yeni “Kabataş yalanı” mı, yeni “Madımak” yaratmak mı?
6.3.2019
İnsanın “sığınmacı” olası geliyor
4.3.2019
Erdoğan’ın ne diyeceğini merak eden parmak kaldırsın
3.3.2019
Başka bir erkeklik mümkün!
1.3.2019
Davutoğlu ya da Gül partisinden bir sonuç çıkmaz
27.2.2019
Cumhurbaşkanı biraz fazla uçtu sanırım
26.2.2019
Bir varmış, bir yokmuş: Erdoğan’a göre Kürt sorunu
25.2.2019
Reis ne söylüyor, tamburası ne çalıyor?
23.2.2019
Neden bazı insanları severiz de bazılarını sevmeyiz?
21.2.2019
Ciddiye alsan bir türlü, almasan başka türlü
14.2.2019
İzmir, Zeybekci’nin kimyasını bozmuş
13.2.2019
Ham demirden gümüş olmaz!
12.2.2019
Üreticiden ucuza aldığım domatesleri yeğenime bırakıyorum
11.2.2019
Kartal’ın AKP’li belediye başkanları
9.2.2019
Kalbe dolan o ilk bakış!
6.2.2019
Türk tipi BAAS rejimi olmasın
5.2.2019
Cumhurbaşkanı ne düşünüyor? Silahlanalım mı?
4.2.2019
Başkan Erdoğan, İsmet İnönü’ye karşı
1.2.2019
Hayır Kemal Bey, bu demokrasi değil
31.1.2019
İttifaklara alışın, sistem bunu gerektiriyor
30.1.2019
Berat Bey’in iktisat teorisine büyük katkısı
29.1.2019
El kesesinden hayır yapmak!
28.1.2019
Reis’in dış politika danışmanı: Vladimir Putin
24.1.2019
Biralar “normal” soğuklukta!
23.1.2019
Cumhurbaşkanı, Mozart ve İslamcıların iki yüzlülüğü
21.1.2019
Tenyearchallenge!
18.1.2019
Ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman?
15.1.2019
Leyla Hanım, oradan öyle mi görünüyor?
14.1.2019
“Gölge etmemek” yeterli olur
13.1.2019
Önemli olan yaşı değil, yanında olması
11.1.2019
Babam sağ olsun!
10.1.2019
Saray'ın buna ihtiyacı vardı
9.1.2019
Hadi gir ruhuma, sar beni!
8.1.2019
Bu 'Türk tipi' rejime ne ad verilmeliyiz?
4.1.2019
Erdoğan'ın 'halifelik' hayali
3.1.2019
Parayı verdik, ödeştik mi?
2.1.2019
Kendisine gazeteci ya da savcı süsü verenler ne olacak?
28.12.2018
Biat et, rahat et!
27.12.2018
Anayasa şaşırma, Reis'in sabrını taşırma!
26.12.2018
Haddini bil!
25.12.2018
YSK, dürüst ve eşit seçim istemiyor mu?
24.12.2018
Bedel Ödetme Müdürü haykırdı: Atın hapse!
23.12.2018
ODTÜ Rektörü'nün açıklaması
21.12.2018
Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte Üniversitesi (NKEOKKÜ)
20.12.2018
Yanıltılanın yüzü kızarıyor, ya yanıltanınki?
19.12.2018
"Testide ne varsa dışına o sızar!"
18.12.2018
Cumhurbaşkanı'nı yalanlardan koruyalım
17.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın problemi demokrasi ile
15.12.2018
Aşk, sevgiline boyun eğmek değildir
14.12.2018
Örümceklere, “güvenlik” kılıfı
13.12.2018
Bu bir sivil çatışma tehdidi mi Bahçeli Bey?
12.12.2018
Her gazeteci bir gün hapishaneyi tadacak
11.12.2018
Cumhurbaşkanı polis şiddetinden mi şikayet ediyor?
10.12.2018
Diyanetçi Bey, çocuklara dil uzatma!
8.12.2018
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten!
7.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın bilip de söyleyemediği nedir?
6.12.2018
Çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım
5.12.2018
O gün savcılıkta tatlı bir telaş vardı
4.12.2018
Veliaht Albayrak, ötekilerin şansı yok
3.12.2018
"Otokratın keyfi" hukuk olunca
1.12.2018
Sünger Bob, Acun ve Şeyma
30.11.2018
Şirkete bak: Satarken de kazanıyor, dedikodusu yapılınca da!
29.11.2018
Erdoğan ilk kez gücüne güvenemiyor
27.11.2018
Fransa kadar demokrat ol, biz dayağa razıyız
26.11.2018
Kahrol düşman, al sana bomba!
24.11.2018
Nisa, nereye gidiyorsun?
23.11.2018
Adamın Macar Yahudisi olması önemli mi?
22.11.2018
Bir acayip bilmecem var
21.11.2018
Cumhurbaşkanı, rejimin adını koydu
19.11.2018
Operasyonun mesajı kime: Erdoğan'a mı, bize mi, Avrupa'ya mı?
17.11.2018
Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin
16.11.2018
Sürpriz aday Bilal Erdoğan mı?
15.11.2018
Sayın Erdoğan, o 'cep' artık bizim cebimiz!
14.11.2018
Kendi himmete muhtaç dede!
13.11.2018
Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor
12.11.2018
Cüppeni çıkar, Mercedes'ten in, öyle git!
11.11.2018
Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
10.11.2018
Milletin özel hayatından size ne?
9.11.2018
Rejim, hukuk ile ilişkisini keserken
8.11.2018
Cumhurbaşkanı'na hakarette rekor peşinde
7.11.2018
Cumhurbaşkanı gezilerinde ne kadar harcar?
6.11.2018
Adliye marifetiyle darbe girişimi
5.11.2018
Camiler “besi çiftliği” mi oldu, “mandıra” mı?
3.11.2018
Flört, yaşadığını hissetmeni sağlar
2.11.2018
Komşu kızı Düriye'den yöneticilerimize bir öğüt
1.11.2018
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz
30.10.2018
Yeni havalimanı üzerinden rejim inşası
29.10.2018
Sarıkamış'tan bir asır sonra...
27.10.2018
Erkekler artık aşık olamıyorlar mı?
26.10.2018
Gökçek'e sopayı gösterdiler
25.10.2018
Bu maaşa, bu iş yükü çekilmez!
24.10.2018
O anlaşılmaz, yaşanır!
23.10.2018
Memleketin çay stokları yetmez
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive