Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil


24.10.2017 - Bu Yazı 172 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Birileri hedef gösteriyor, hazır kıtalar saldırıya geçiyor... Yanlış olmasın, 'halkın' galeyana geldiği filan yok. Herşey gayet planlı. Kayseri Kitap Fuarı'nda İhsan Eliaçık'a, İstanbul Abdülmecid Efendi Köşkü'nde bienale paralel (bienal kapsamında değil) düzenlenen özel koleksiyona yönelik saldırılar, öyle sıradan, geçiştirilecek türden hadiseler değil. 

Toplum zaten yeterince gerilmiyormuş, ayrıştırılmıyormuş gibi, bilerek, isteyerek yapılan hamleler. 

Hedef, sadece laik kesim değil. Farklı kesimler arasında sanat, edebiyat ve kültür vasıtasıyla kurulan köprüleri sarsmak, yıkmak, toplumu birbirine düşman etmek. İhsan Eliaçık gibi saygın, Emevi geleneğine karşı çıkan, toplumun farklı kesimleriyle diyalog kurabilen bir ilahiyatçıya, bizzat Belediye Başkanlığınca işaret edilmesi bundan. 'Son halifenin köşkünde çıplak heykeller' tantanasında ise hedef, Koç nezdinde 'eski Türkiye' sermayedarı ve evet, kamusal alandaki şehirli, genç muhafazkarlar. 

Kutuplaştıran, düşmanlaştıran, ayrımcı söylemler inşa etmek, Türkiye'ye özgü değil. Popülist siyasetçiler, güçlerini pekiştirmek, kontrolü elde tutmak ve bu vasıtayla kendi yolsuzlukları, usülsüzlükleri, hukuksuzluklarını gizlemek için böylesine tehlikeli oyunlara kolayca başvurabiliyor. Ne yazık ki dünyanın her yerinde de alıcıları var.  

Hele demokrasiyi içselleştirememiş, kurumsallaştıramamış, kendi tarihini ve dünya tarihini kulaktan dolma, daha kötüsü ne idüğü belirsiz kaynaklardan 'öğrenen' bizim gibi toplumlarda durum daha vahim. 

'PRENSES TROL' NİLHAN HANIM

Peki ne oldu? Abdülmecid Efendi Köşkü'nde sergilenen Ömer Koç koleksiyonuna 4-5 kişilik bir grup, 'Laiklik bu mu', 'Bu memleket sizin yüzünüzden bu hale geldi' naraları eşliğinde saldırdı. 

Dikkatinizi çekerim, aynı grup 'saldırı denemesi'ni sabah da yapmış ve polise teslim edilmiş. Ne hikmetse salınıp aynı mekana dönebilmiş ve bu defa istedikleri gibi olay çıkarabilmişler. Sözkonusu güruh, tıpkı Çin'i protesto edeceğim diye Uygur Türkleri'ne saldıran aklı evveller gibi, neye saldırdıklarını dahi bilmiyor. Güvenlik görevlilerinin ifadesine göre, köşk içinde ısınma amaçlı yapılan şömine benzeri yapıyı da minber sanmışlar!

Asıl mesele, sergiyi kimlerin hedef gösterdiği. Anlaşılan dört koldan 'çalışılmış': 22 Ekim'de Yeni Söz ve Takvim gazeteleri 'son halifenin köşkünde rezalet, infial' sözleriyle yayın yapınca AK troller harekete geçti.

'Abdülhamit'in torunu' olduğunu iddia eden Nilhan Osmanoğlu ise 'prenses trol'cü rolünde. Malum, Osmanoğlu kaybettiğine inandığı aile servetini hukuki değil sansasyonel yollarla geri almak isteyen bir şahıs. Bunun için mevcut siyasi koşullardan yararlanıyor, hatta bir süre önce tesettüre girmesini de inandırıcılıktan uzak açıklamalarla süsledi.

Üniversitede tarih hocasının 'Abdülhamit'in torunu' olduğu için kendisini sınıfta bıraktığını iddia eden Osmanoğlu, Abdülmecit'in nü tablolar yaptığını da muhtemelen bilmiyor. 

Hem zaten umurunda mı? Osmanoğlu'nun derdi 'dedesi Abdülhamit Han'ın Abdülmecit'e hediye ettiği' köşkü Koç'un satın almış olması. Hani bir fırsat çıksa da Cumhuriyet sermayesi aforoz edilse, dedelerinden kalanlardan nasiplenecek zar. (*)
 

GENÇ, ŞEHİRLİ MUHAFAZAKARLARA DA GÖZDAĞI 

Sergi saldırısında öne çıkan 'laiklik bu mu' sözlerine gelince... Neresinden başlasam? 15 yıldır siyasal İslam iktidarda, hala 'Bu memleketi siz bu hale getirdiniz' demek nasıl bir mantık? 

'Bu hal'den kasıt, 2017 Türkiyesi'nde 'insan ve hayvan' heykellerinin özel bir koleksiyonda sergilenmesiyse, çok daha cüretkar sanat eserleri de sergilendi. Ancak birileri hedef gösterdiğinde olay oldu. Yoksa 'halk'ın sanatla, kültürle bir derdi yok. 

Yoksa genç muhafazakarların sergi, tiyatro, konser gibi etkinliklere giderek daha fazla katılması mı birilerini rahatsız ediyor? 

Tesettürlü genç kadınların makyajlarına, nasıl giyindiklerine, sigara içmelerine dahi karışmayı kendine görev edinenleri düşününce, pekala mümkün... Eskiden 'radikal laikler'in engellemeleriyle karşılaşanlar, özellikle de kadınlar, şimdi 'kendi cephe'lerinden gelen açık/gizli salvolar yüzünden bir türlü kamusal alanda istediği gibi varolamıyor. 

Peki mesele 'mekan' mı? Köşk bu, kutsal bir mekan değil. Serginin kuratörü Karoly Allioti, sergi için neden Abdülmecit Efendi Köşkü'nün seçildiği sorulduğunda 'İzleyicileri böyle tarihi bir mekânda çoğunluğu çağdaş eserlerden oluşan bir sergiyle buluşturmak, kültürel mirasımızı hatırlamak ve yaşatmak için güzel bir egzersiz' demişti. 

Bir yandan kültürel mirası yaşatma gayreti, diğer yandan vandallık... Buyrun size egzersiz!

Peki şimdi neden bu saldırılar arttı sorusuna gelince. Liderleri 'arkanızdayız' mesajı veriyor da ondan. Yeter ki laikliğin son, can çekişen parçaları da dökülsün, kalan son demokratlar da ülkeyi terk etsin, malları, karılarını kızlarını yağmalayalım... İster adı şer'i yönetim ister diktatörlük olsun, 'biraz da biz' nemalanalım! 

Olay bundan ibaret.  

Not 1: Sergiye saldıranlardan Mahmut A.'nın 24 ayrı suç kaydı olduğu, yine serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Gel vatandaş gel, kullanışlı kriminaller dönemine gel!

Not 2: Bugün (24 Ekim) Tunca, Mahir ve Ömer, ilk kez duruşmaya çıkarılacak. 'Suç'ları, milyonların erişimine açık mailleri haberleştirmek. Halkın haber alma hakkının demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olduğunu inananlar, 11:00'da Çağlayan'da olacak.  

.

Facebook Yorumları

reklam
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı