Mehveş EVİN

Artı Gerçek



Bookmark and Share

Sayın iktidarımız neden sokaktan korkar?


6.12.2018 - Bu Yazı 282 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gezi üzerinden 5.5 yıl sonra örülmeye çalışılan son 3K (kuşatma/karalama/kriminalize etme) harekâtı devam ederken dünyadaki gelişmelere bakmakta fayda var.

Doğru, toplumsal hareketler ve sokak eylemleri, her coğrafyanın kendine özgü sorunlarından doğuyor ve şekilleniyor.

Ancak son yıllarda yerkürenin çok farklı noktalarında bile giderek ortaklaşan dertler ve taleplerle karşılaşır olduk. Özetle, neoliberal sistemin krizi bu.

Zira ekonomik krizler, sosyal haklarda kesintiler, özelleştirmeler, güvencesiz işler, iklim değişikliğinin savsaklanması, işsizliğin artışı, göçmen nüfusunun patlaması, vergilendirme politikaları, eğitim ve sağlığa erişimde yaşanan sorunlar, neoliberal sisteme eklemlenmiş her yerde patlak veriyor.

Demokrasi kültürünün olmadığı veya çok az olduğu yerlerde öylesine büyük bir baskı ve cezalandırma mekanizması var ki sokak hareketliliği yok gibi. Sokağı geçtik internet sansürleniyor, ifade ve basın özgürlüğü ciddi bir tehdit altında.

Zira ceberrut yönetimlerin ortak politikası, en küçük bir isyan dalgasını daha doğmadan bastırmak, karalamak, hatta daha düşünce aşamasında her türlü örgütlenmeyi ezmek. Bakınız Rusya, Çin ve Orta Doğu diktatörlükleri.

SARAY MEDYASI VE İKTİDARIN KODLARI

Demokrasinin beşiği Avrupa’da insanlar hâlâ sokağa çıkabiliyor ama beklenmedik engellemeler (orada değil burada yürüyün) ve polis şiddetiyle karşılaşabiliyor.

Avrupa’da her cop kalktığında Saray medyasının sevinçten çığlık atmasına bakmayın.

Batı’da uygulanan orantısız şiddetin boyutu, Türkiye gibi ülkelerle karşılaştırılamaz. (Sadece Gezi isyanındaki şiddeti, yaralanma ve ölümlerin sayısıyla biçimini anlamak için: (Polis Destan Yazdı, İletişim Yayınları, 2015)

Fransa’ya bakalım: Sarı Yelekliler hareketinin haftalarca süren protestolarının sonucunda hükümet geri adım atmış görünüyor.

Peki bu zafer mi, değil. Hareketin 30 bin kişiyle anket yaparak belirlediği 42 talebi karşılamaktan çok uzak. Bu nedenle akaryakıta ek vergi ve Varlık vergisiyle ilgili erteleme kararı, Macron’un sokağın ateşini dindirmek için yaptığı bir hamle.

Yedi mi, yemedi. Sarı Yelekliler eylemlere devam kararını verdi.

Bu noktada, Paris sokaklarındaki ‘vandalizmi’ ve polis şiddetini şehvetle aktaran, ‘Fransa’ya OHAL geldi geliyor’ manşetleri atan, Fransız ana akımının meseleyi ele alışına zevkten dört köşe olan Saray medyasına dönüp bakalım. Ragıp Duran artigercek’teki yazısında konuyu değerlendirmişti. İzlemeye devam etmekte fayda var çünkü iktidarın kodları, bu yayınlara birebir yansıyor.

Hatta bazen tersi olabiliyor, zira Saray medyasının iktidarın dikkatini çekme, gözüne girme, akıl verme gibi görevleri de üstlendiğini söyleyebiliriz.

Dünkü yayınların pek çoğunda Sarı Yelekliler ya yok, ya pek minikti. ‘Geri adım da ateşi söndüremedi’ gibi küçük puntolarla bir-iki gazetenin ilgisine mazhar olabilmişti.

Ayrıca birkaç gün önce vandalizm ve şiddet örnekleri üzerinden Gezi’ye atıf yapan yayınlarda Sarı Yelekliler'in 42 talebine dair de birşey göremedim.

Allah muhafaza, vergi eşitsizliğinden Cumhurbaşkanı'nın ödeneğine, olur olmaz (!) isteklerle halkımızın kulağına kar suyu kaçırmayalım hesabı...

CAHİLLERİN DEVRİMİ

Sarı Yelekliler'in kim olduğu, ne talep ettiği, protestoların içeriği konusunu, bu haftaki Söz Bizim’de Fransa’yı iyi takip eden, popülizm ve prekarya çalışan akademisyen Alphan Telek değerlendirdi. 

İlginç değil mi: Macron iktidarı kadar Fransa solu da başta Sarı Yelekliler’i ‘aşırı sağcılık’la biraraya getirdi, onlara ‘benzine çevre zammı gelince aklı başına gelen cahiller’ dendi.

İster istemez Türkiye’deki yarılmalar aklıma geldi: Farklı içeriklerde olsa da bazen muhalefet yapayım derken iktidarla aynı pozisyona düşmeler bize de tanıdık değil mi?

SY’nin 42 talebini, solcu bir dille yazılmadığı için salt gündelik hayata dair sorunlara “küçük” çözümler istemekten ibaret olarak okumak mümkün.

Ancak bu talepler, bizzat solun dile getirdiği sorunlarla örtüşüyor. Daha ziyade ekonomik adaletsizlik etrafında şekillenen taleplerin tamamı karşılansa zaten bir çeşit devrim olur!

Belki sol anlayışa göre bir devrim değil, ama neoliberal sisteme dair köklü değişiklik ve eleştiriler barındırmadığını kimse söyleyemez.

Taleplerin tamamı şurada. Neden köklü bir değişime işaret ettiğini ve tam da bu nedenle kabul edilmeyeceğini düşündüğüm birkaç tanesini burada alıntılamadan geçemeyeceğim:

  • BÜYÜKLER (McDonalds, Google, Amazon, Carrefour) BÜYÜK vergi ödesin, küçükler (zanaatkârlar, küçük ve orta ölçekli işletmeler) küçük.
  • Tüm seçilmişlerin maaşı ülkenin ortalama maaşıyla eşit olsun. Seyahat ve ulaşım harcamaları denetlensin, ancak zorunlu olanlar karşılansın.
  • Fransa sanayi muhafaza edilsin; üretimin ülke dışına kaydırılmasına son verilsin.
  • Büyük şirketlerin sözleşmeli işçi çalıştırma hakkı sınırlandırılsın. Kadrolu çalışma hakkı istiyoruz.
  • Kemer sıkma politikalarına son. Hiçbir meşruiyeti olmayan borç faizlerinin ödemesi durdurulsun. Ödenmesi gereken borçlara kaynak olarak en fakir ve az varlıklı kesimin parasını almak yerine, 80 milyarlık vergi kaçakçılığının peşine düşülsün.
  • Fransa’ya ait mülklerin (baraj, havalimanı vb.) satışa çıkarılması yasaklansın.

Şimdi bırakın Türkiye’yi, Gezi’yi... Dünyanın herhangi bir yerindeki güçlü sokak hareketlerinin sayın iktidarımızıneden bu kadar korkuttuğunu daha iyi anladık mı?

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Bir Türkiye portresi: Teyit.org linci
6.12.2018
Sayın iktidarımız neden sokaktan korkar?
4.12.2018
Şef, reis, para babası, akıl hocası yok kardeşim!
27.11.2018
Soylu korkma, mor kalp çok yakışacak
22.11.2018
Türkiye’de hukuk bağımsızdır (yerse)
20.11.2018
Yiğit Aksakoğlu’nun çok tehlikeli(*) faaliyetleri!
15.11.2018
Ekincigiller toplumun çok gerisinde kaldı
13.11.2018
Merkez medyanın bugüne gelinmesindeki rolü neydi?
8.11.2018
Enflasyonla topyekün müğcağdeğlehh!
6.11.2018
İtişmedin Kural. Dövdün. Sus artık
1.11.2018
Kavala’dan aylar, bizden yıllar eksiliyor
30.10.2018
95. yıl: Güçlü Türkiye bu mu?
26.10.2018
CIA, Kanalİstanbul dosyasını çıkardı mı?
23.10.2018
Baroya sızan siyaset ve seviyesizlik
19.10.2018
Muhalefete çağrı: Bu sistemle, bu tembellikle olmaz
16.10.2018
Çocuk istismarı hücreyi değiştiriyor
13.10.2018
Çay içse örgütsel faaliyet sayılacak!
9.10.2018
Kayyım tayini ve kadın korkusu
2.10.2018
'3-5 tane gazeteci' değil, hepsi için gerekeni yapın
25.9.2018
Hamdolsun, dünyanın en lüks uçaklarından birine sahibiz!
20.9.2018
Krizden korkmayın, ülkeyi parsel parsel satıyoruz
18.9.2018
Maaşın yatmadığında sen ne yapacaksın?
13.9.2018
Dön dolaş, yine 12 Eylül
11.9.2018
Cumhuriyet'in kurtuluşu değil, sonu
30.8.2018
Vatan haini kimdir?
28.8.2018
Kim kandırıyor, kim istismar ediyor?
23.8.2018
Unutmanın panzehiri kitap: Türkiye’deki IŞİD Ağları
21.8.2018
Deprem bilimciyi esir alan, fasulye sattıran 'düzen'
16.8.2018
Boykot mu dediniz?
14.8.2018
'Bize operasyon çekiyorlar'
9.8.2018
Böyle güzellik olmaz olsun Yves Rocher
7.8.2018
Piknik bahçesi
3.8.2018
Çocukların katli
31.7.2018
10 Ekim katliamı davası neden bu kadar mühim?
19.7.2018
Muhalefet halleri ve Demirtaş’ın sessizliği
17.7.2018
Sieg Heil (*)
13.7.2018
Acılar itinayla mavi halının altına süpürülür
10.7.2018
Hiç bitmeyecek bir savaş (*)
5.7.2018
Basın 24 Haziran dersini aldı mı?
3.7.2018
Tüm muhalefet partileri, cevap verin!
28.6.2018
Koltuk sevdalısı yaşlı adamlar ülkesi
26.6.2018
24 Haziran’dan çıkan tavşanlar
21.6.2018
24 Haziran’ın kaderini onlar belirleyecek
19.6.2018
Her köşeden bakan bir Erdoğan
14.6.2018
Ağlayan patron için ağlaya ağlaya çalışan gazetecilere
12.6.2018
Kürt seçmen yine değere bindi
7.6.2018
Ekolojik yıkım muhalefetin radarında mı?
1.6.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
31.5.2018
Şiddetin magazini varken Gezi’den bahsetmek de ne?
29.5.2018
AKP’ye göre 'yıkım ittifakı' ne, muhalefete göre ne?
24.5.2018
AKP neden sandık başına 1 milyon kişiyi hazırladı?
22.5.2018
‘Millet İttifakı’nda beyler yine en önde!
15.5.2018
SIKILDIK biraz hafif kalmadı mı?
10.5.2018
Seçim güvenliği ittifakına TAMAM mı?
8.5.2018
Eksik ittifaka rağmen 24 Haziran’da umut var
3.5.2018
Reis’in mal varlığını açıklamasına ne gerek var?
1.5.2018
Üniversiteden ülkeye: Bölmeye çok meraklılar
26.4.2018
Cumhuriyet davası, Saray yönetiminin özeti
19.4.2018
24 Haziran: Neden bu kadar erken?
17.4.2018
Demirtaş’ı duymanızı neden istemiyorlar?
12.4.2018
Boğaziçili çocuklar
10.4.2018
Kuralsızlık, kural haline gelince...
5.4.2018
Yeni Türkiye’nin şifreleri bu davada saklı
3.4.2018
Meclis’te gösteri skandalı: Kadına dayanamıyorlar
29.3.2018
Medyada kalan son delikler itinayla kapatılır
27.3.2018
Sanata ve sanatçıya sansürde dünya beşincisi Türkiye (Alo Hülya Hanım?)
22.3.2018
Doğan Medya’nın satışı: Şimdi ne olacak?
20.3.2018
Afrin, Şengal, Menbiç: İşgal değil, ihyaymış
15.3.2018
Milliyetçi ittifakın paniği, hayırcıların gücü
13.3.2018
Cumhuriyet davası: Lütfetmenizi değil, adaletin tesisini istiyoruz
8.3.2018
Akvaryumunda mutlu musun kadın?
7.3.2018
Alo BM? Batsın bu dünya!
1.3.2018
Gestapo vatandaş
27.2.2018
Ha cinsel istismar suçları tasarısı, ha ihale şartnamesi
22.2.2018
Tutuksuz yargılanan katırlar, tutuklu yargılanan Başkanlar
20.2.2018
Oh olsun’cular, Saray şakşakçısından ne farkınız var?
16.2.2018
Korkan, birbirine düşman bir topluluğa millet denir mi?
14.2.2018
Formatı robota değil kendinize atın
8.2.2018
Savaş yüzünden konuşulamayanlar
6.2.2018
Canlı ‘faili meçhul’ dönemi
1.2.2018
CHP’den aklın ve vicdanın sesini duymak güzel
30.1.2018
Başrolde SADAT
25.1.2018
The Post ve gazeteciliği özlemek
24.1.2018
Çanakkale geçilecek hem de 500 bin ağaç keserek
23.1.2018
Hazırool! Hadi şimdi rap, rap, rap…
18.1.2018
Yoksa Reis, bir kadından mı korkuyor?
16.1.2018
Asla teslim olmayacağız
9.1.2018
Boğaziçi’yle uğraşmaya doyamadı, acaba neden?
4.1.2018
Yeme bizi Diyanet!
3.1.2018
İkinci makine çağında interneti lanetleyen bir lider
28.12.2017
Ahmet’in sözleri herkese sert bir tokat
26.12.2017
Yeni KHK’ler: İdam fermanı
22.12.2017
Sarı yazmalılara terörist diye saldıran karanlık
20.12.2017
Bilinmeyen diller Meclisi XXX
15.12.2017
'Demokratik toplum adına' Demirtaş’ı tutuklamak...
12.12.2017
Bebelere Kuran eğitimi
7.12.2017
Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
5.12.2017
Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var
30.11.2017
Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi...
28.11.2017
'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da görelim
26.11.2017
Rebus sic stantibus
23.11.2017
Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay
21.11.2017
Atatürkçü AKP’ ve Putin ‘antiemperyalizm’i
16.11.2017
AKP’nin sosyal medyadaki paralı asker ordusu büyüyor
15.11.2017
Her tacizci erkek sapık mı?
10.11.2017
Vergi cennetleri yasal, ama meşru değil
7.11.2017
Yazmıyooor, yazmıyooor! Medya neden yaz(a)mıyor?
2.11.2017
At bir ‘Kızıl Soros’ başlığı, altını doldururlar
26.10.2017
Büyük cehalet mi büyük çaresizlik mi?
24.10.2017
İfade özgürlüğüne saldırıların hedefi salt laikler değil
19.10.2017
Kadınlar için tehlikeliyse kimse güvende değil
12.10.2017
Kabile devleti mi dediniz?
10.10.2017
10 Ekim davası Türkiye’nin yönünü belirleyecek
5.10.2017
Ne yani ‘çocuklar ölsün’ mü diyelim?
3.10.2017
Damadın davası ve sızdırma gazetecilik
29.9.2017
Rıza Zelyut ve Alev Coşkun
26.9.2017
Suriyeli 1’inci, Karadenizli 2. sınıf vatandaş, öyle mi?
21.9.2017
‘Tek bir delil gösterin, ömrümü hapiste geçireyim’
19.9.2017
‘Vurun liboşlara!’ Bu mudur?
14.9.2017
Cenazeye saldırmaktan daha aşağılık ne olabilir?
12.9.2017
Yazıklar olsun! Cumhuriyet'te tahliye yok
7.9.2017
Yaşam tarzına müdahale, yaşama müdahale
5.9.2017
Hayırdır beyler? Ensest rahatsız mı etti?
31.8.2017
Müşkülpesent okura bir çift söz
29.8.2017
Kürt, Türk fark etmez: Fakirlere ölüm
24.8.2017
Böl ve yönet, böl ve inşa et!
22.8.2017
Muhalefet hep aynı hataları tekrarlayacak mı?
17.8.2017
Molozdan bile değersizsin ey vatandaş!
15.8.2017
Cengiz’in Cerrattepe yalanlarına inanmayın
10.8.2017
Bizimle mi dalga geçiyorlar, kendileriyle mi?
8.8.2017
'Geceyarısı Ekspresi' hafif kalacak
3.8.2017
Kadını tecrit etmenin binbir yolu
1.8.2017
Bu ülkede herşey yarım, sevinmek ve üzülmek de
27.7.2017
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!*
25.7.2017
10 maddede Cumhuriyet davası ve önemi
20.7.2017
Korku imparatorluğunda yeni bir eşik aşıldı
18.7.2017
OHAL'E HOŞGELDİNİZ: Nerede adalet, nerede haklar?
13.7.2017
Halkın gözündeki 15 Temmuz
10.7.2017
Kemal Bey 2019’a yürüyor
4.7.2017
Müfredat: Sorun muhafazakarlaşma değil, vahhabileşme
29.6.2017
Başkan’ın yakın halkası (Hızlandırılmış kursumuz yoktur)
27.6.2017
OHAL’de ‘herhal’de aşk
23.6.2017
Adalet için yola düşenler ve yoldan çıkanlar
16.6.2017
Bir gazeteci davası, onlarca dram
13.6.2017
Deniz’ler, Aybüke’ler: Evlatlarını ayırt etmeden sev Türkiye
9.6.2017
Kadın, saç, mehter marşı
6.6.2017
Satın, satın... Memleketi toptan satın!
1.6.2017
Gezi’nin yıldönümü: Biraradayız, yan yanayız!
30.5.2017
Onca kötülük varken iyiliği görebilmek
25.5.2017
Yıkımı fon yapıp instagram’da paylaşmak
23.5.2017
Kamu çalışanlarının keyfi ihracı, kapkaranlık bir Türkiye demek
18.5.2017
Uranyumu açıkta bırakan devlet, nükleer santral hevesinde
16.5.2017
Orospu diye bağırsalar, tükürseler de kadınlar yılmadı
11.5.2017
Öğretmenini sivil ölüme zorlayan ülke
9.5.2017
Doğru soru: Panzerin Silopi’de ne işi var?
4.5.2017
'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' kafası
2.5.2017
Erdoğan o köprüleri bizzat attı
27.4.2017
‘Nasıl geçti habersiz...’ dememek için
25.4.2017
Çocuklara nefreti öğretmeye doyamadılar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8