Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

AB topu taca atıyor...


8.7.2018 - Bu Yazı 415 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Futboldan hiç anlamam, hiç de seyretmem. Ama sanırım Trump yönetiminin keyfi kararıyla akıbeti tartışmalı hale gelen İran’ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasına karşılık ambargoların kalkmasını öngören çok taraflı mutabakatı kurtarmak amacıyla Cuma günü Viyana’da diğer imzacılarla bir araya gelen Almanya ve Fransa’nın takındığı tavrı en iyi bu kelimeler özetliyor: AB topu taca atıyor.

Çünkü her iki ülke de sorumluluk almadan, üstlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeden sorunu yönetmeye çalışıyor. Niyetleri ABD’nin “kalesine gol atmak”, Trump Amerika’sına onlar uymasalar bile JCPOA kısaltmasıyla özetlenen 14 Temmuz 2015 tarihli taahhütlerine sadık kalacaklarını ilan etmek değil. Hala ara bir yol bulmaya, zaman kazanmak için de oynadıkları topu sürekli saha dışına çıkartmaya çalışıyorlar. Amaçları en az zararla bu işi kapatmak, mümkünse İran’ı yeni bir uzlaşmaya razı etmek.

Oysa çıkarlarını korumak için ilkesel duruş sergilemeleri, İran’a uygulanacak yaptırımları kabul etmeyeceklerini açıklamaları, şirketlerine karşı İran’la ticaret yapıyorlar diye müeyyide uygulanacak olursa onların da Amerikalı şirketlere benzerini yapacaklarını vurgulamaları gerekiyor. Fakat onlar hemen karar alamayız, yaptırımlara maruz kalacak şirketlerimizin zararlarının tamamını karşılayamayız mealinde açıklamalar yapıyorlar.

***

Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian “Kasım ayından önce bir paket ortaya koyamayız” diyor, Almanya Dışişleri Bakanı Maas ise İran’daki operasyonlarını sonlandıracak şirketlerin zararlarının nasıl karşılanacağını dert ediyor. Belli ki 2015 mutabakatının imzacısı ve dolayısıyla garantörü AB’nin iki önemli ülkesi ABD baskısına direnmeyi, Trump ile bu konuda bile ciddi pazarlık etmeyi düşünmüyor.

Al Jazeera’nın haberinden ve diğerlerinden anlaşıldığı kadarıyla Le Drian Amerika’dan çok İran’dan şikayetçi. Antlaşmayı tanımayız demelerini, pazarlık pozisyonlarını güçlendirmek için Hürmüz Boğazı’nın kapatırız diye tehdit etmelerini istemiyor. Fakat aslında 2015 mutabakatına uyan ABD değil İran. Zorlu müzakereler ardından varılan uzlaşmayı günün birinde İran nükleer silah yapabilecek kapasiteye erişebilir diye bozan ABD.

Umarım gelecek hafta NATO toplantısı sırasında konunun muhatapları sorunu gündeme getirirler, ABD Başkanına en temel kurallardan birini ihlal ettiğini söylerler, böyle giderse Batı ittifakının fiilen değilse dahi fikren çökebileceğini hatırlatırlar. Ama benim tahminim İran konusunu ABD ile yapacakları büyük pazarlığın bir unsuru olarak kullanacakları, ilkeler yerine anlık çıkarlarını korumak amacıyla müzakere edecekleri yönünde.

Tahminim önyargıya ya da öğretideki bir ‘benzetmeye’ dayanıyor olabilir. Haksız çıkmayı çok isterim. Fakat muhtemelen sonuç realizm okulunun önemli isimlerinden Kenneth Waltz’un yıllar önce Jean Jacques Rousseau’dan aktardığı metaforlaşan anlatıdaki gibi olacak, Almanya ve Fransa ilkeler, uzun erimli çıkarlar yerine kısa dönemli menfaatlerini tercih edecektir.

***

Hikayenin özü işbirliğinin imkansızlığına dayanmakta, nedeni ise sistemin yapısından kaynaklanmaktadır. Oyun teorisyenlerinin de pek sevdiği bu hikayede dağ başındaki birkaç avcı geyik avlayabilirlerse hep birlikte daha uzun süre hayatta kalabilecekler, daha doğrusu çıkarlarını maksimize edebileceklerdir. Tek yapmaları gereken işbirliğidir, yani koydukları kurala sahip çıkmalarıdır.

Ancak işbirliği yapması beklenen avcılardan birinin önüne tavşan çıkar, sıçrayıp yakalayabileceği bir yerde durur. Tavşanı yakalarsa geyik kaçacak, diğer avcılar belki de ölüme mahkum olacaktır. Kendisi de anlık açlığının, anlık çıkarlarının tatminiyle, yani elde edebileceğinin çok daha azıyla yetinmek zorunda kalacaktır. Akıl işbirliğini önerir. Fakat avcı bireysel eylemi seçer ve tavşanı yakalar.

Kimileri bu davranışı basiretsizliğe, insanın zafiyetlerine bağlar. Waltz ise sistemin anarşik olmasıyla, doğa halini andıran devletler arası ortamda düzen kurucu otoritenin bulunmamasıyla açıklar. Sebebi ne olursa olsun avcılar, yani “devletler” anlık çıkarlarına, uzun erimli olanlarından daha fazla itibar ederler. Çünkü muhataplarına güvenemezler. Tavşanı ben yakalamazsam o yakalar diye düşünürler. Kısacası tıpkı Almanya ve Fransa gibi davranıp, ardından sonuçlarına katlanırlar, hep birlikte katlanmamıza neden olurlar…   

.

Facebook Yorumları

Kod8
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8