Mensur Akgün

Karar Gazetesi



Bookmark and Share

S-400’ler ve CAATSA yasası


13.3.2019 - Bu Yazı 313 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 CAATSA, ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu’nun çıkarttığı, 2 Ağustos 2017’de Başkan Donald Trump tarafından onaylanan İran, Kuzey Kore ve Rusya’ya uygulanan yaptırımları güçlendiren bir yasa. Açılımı “Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlarla Karşı Çıkma Yasası”.

Bizi ilgilendiren tarafıysa sadece bu üç ülkeye karşı değil bu ülkelerle ticaret yapan şirketlere, şahıslara, dolayısıyla da ülkelere karşı uygulanabilecek olması. Uygulama yetkisi büyük ölçüde yürütmenin başı olan Başkan’a bırakılmış ama içeriği Türkiye de dahil pek çok devleti rahatsız edebilecek mahiyette.

Her şeyden önce yasa ABD’nin egemenlik alanının genişletilmesi anlamına geliyor. Washington kendi tercihlerini bu yasayla da bir kez daha diğer devletlere dayatıyor. Almanya, Avusturya gibi ülkeler daha yasa tartışılırken rahatsızlıklarını dile getirdi, böylesi bir yasanın uygulanmasının AB-ABD ilişkilerinde sorunlar yaratabileceğini, ikili ilişkilere zarar verebileceğini söyledi.

***

Aslında yasaya veto etmese, edemese de, Trump da karşı çıktı, yasamanın yürütmenin yetkilerini gasp ettiğini, dış politika yapmanın zorlaştığını vurguladı. Fakat yönetim yine de Türkiye’nin S-400 alımı söz konusu olduğunda CAATSA’ya atıfta bulunmaktan çekinmedi. Mesela Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin geçtiğimiz yıl Haziran ayındaki bir oturumunda F 35’lerle S 400’ler arasında bağlantı kurdu.

Her ne kadar Rahip Brunson krizinin çözümü sonrasında ilişkilerde bariz bir yumuşama gözlemlense de, konu farklı platformlarda geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme geldi. Belli ki Amerika bu yasayı araçsallaştırarak Türkiye’yi Rusya Federasyonu’ndan hava savunma sistemi almaktan caydırmaya çalışıyor.

Bunda ticari kaygıların olduğuna şüphe yok. Türkiye de zaten bu ticari kaygıları girecek açıklamalar yapıyor. Patriot alabileceğini belirtiyor, hatta almak için pazarlık ediyor. Ancak Türkiye’nin koşulları var. ABD ise kendi koşullarıyla satmaya, kullanımını bile kendi ulusal çıkarlarına endekslemeye niyetli.

Üstelik onlara bu kadarının yeteceği de şüpheli. İstedikleri sadece satmak değil. Rusya’dan S-400 de almamamız, Rusya’ya askeri teknoloji alanında yakınlaşmamız, askeri doktrinimizi, anlayışımızı değiştirmemiz. Amerika’ya olan bağımlılığın sürmesini uzun dönemli siyasi çıkarları açısından gerekli görüyorlar.

Türkiye’nin ne daha fazla otonom hareket etmesini, ne de emsal yaratmasını istiyorlar. Eğer Türkiye S-400’lerin alımı ve operasyonel hale getirilmesi yolunda adım atarsa, ki bence atmalı, ABD muhtemelen yaptırım uygulayacak. ABD-Türkiye ilişkileri bir ciddi sarsıntı daha geçirecek, belki de siyasi-sismik bir kırılma yaşanacak.

Bu yüzden Türkiye’nin her şeyden önce, eğer şimdiden yapmadıysa, CAATSA yasasını en ince detayına kadar incelemesinde, daha doğrusu inceletmesinde yarar var. Unutmayalım ki CAATSA çok kapsamlı bir yasa ve imalarını anlayabilmek için ABD hukuk sistemini iyi bilmek, yaptırımlar konusunda uzmanlaşmış olmak gerekiyor.

Benzeri müeyyide kapsamına girecek olan F 35 uçaklarının teslimatı için de geçerli. Bu uçakların ortak üretimi ve teslimi hakkında ne gibi hukuki haklara sahip olduğumuz, bu hakları gerekirse nerede ve nasıl savunabileceğimiz kapsamlı bir hukuki analizin konusu olmalı. Daha da önemlisi hukuki argümanlar şimdiden caydırıcı unsur olarak kullanılmalı.

ABD Yönetimi CAATSA’yı nasıl bizi alımdan vazgeçirmek için kullanıyorsa, biz de hukuki haklarımızı ABD Yönetimini yaptırım uygulamaktan caydırmak için kullanabiliriz. Kamu diplomasisi bu iş için doğru bir mecra. Mesela Dışişleri Bakanlığı tarafından yaptırılacak ya da yaptırılmış bir analizin Bakan Çavuşoğlu tarafından açıklanması Türkiye’nin elini ciddi bir şekilde güçlendirir. Özellikle de sunulacak analiz saygın bir uluslararası hukuk firması ya da hocası tarafından hazırlanmışsa.

Alınabilecek bir başka inisiyatif de S-400 sistemlerinin nasıl çalışacağının, Türkiye’nin Rusya’dan otonom hareket edeceğinin teknik detay bilgiyle açıklanması olur. Çünkü ABD Yönetimi’nin S 400’ler konusundaki en görünür çekincesi bu silah sistemi sayesinde Rusya Federasyonu’nun yeni nesil savaş uçağının bilgisine ulaşabileceği, F 35’leri tehdit edebilecek bir yapıyı inşa edebileceği.

***

Doğal olarak tüm bunlar bizim için en makul sonuç olan hem füzeleri, hem uçakları almak ve kullanmak olasılığı dikkate alınarak düşünülmüş birkaç öneri. Gerçekleştirilmesi halinde başarıya ulaşılacağının Rusya ve Amerika ile olan ilişkilerin zarar görmeden yönetilebileceğinin herhangi bir garantisi yok.

Önerilerin varsayımı her iki ülkeyle de ilişkilerin en azından şu anki gerilim/dostluk ekseninde tutulmasının Türkiye’nin yararına olduğu yönünde. Bir başka varsayım da sadece Trump’a güvenilerek iki ülke ilişkilerinin yönetilemeyeceğine ilişkin. Eminim başkaları birinden diğerini tercih edecek, Rusya veya Amerika diyecek ya da farklı öneriler gündeme getirecektir.

Ama eğer varsayımım doğruysa, yani Türkiye için iki ülke de önemliyse, yaptırım uygulanmamasını, ülke ekonomisinin ve güvenliğinin zarar görmemesini istiyorsak önceden önlem almamız, hukuk ve diplomasinin imkanlarını sonuna kadar kullanmamız gerekli. Ayrıca ABD’deki imajımızın tazelenmesi için de yeni inisiyatifler geliştirmemizde, özellikle insan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi gibi konularda onlara kullanabilecekleri fırsatlar vermemizde büyük yarar var…

.

Facebook Yorumları

Kod8
22.05.2019
Küreselleşmeden Merkantilizme doğru…
19.05.2019
Kagan’a göre Almanya sorunu
12.05.2019
Yüzyılın anlaşması mı yoksa anlaşmazlığı mı?
8.05.2019
Çarpan etkisi
1.05.2019
Raymond Lavigne’i hatırlayan var mı?
28.04.2019
Sri Lanka saldırılarının düşündürdükleri
24.4.2019
Treacher Collins’i duydunuz mu?
21.4.2019
İngiltere’nin sahibi kim?
17.4.2019
Yeni bir krizimiz daha olabilir
14.4.2019
ABD tekrar müttefikimiz olabilir mi?
10.4.2019
Libya’nın geleceği…
7.4.2019
İsrail seçime giderken…
3.4.2019
Çözüm bekleyen sorunlar
31.3.2019
İki önemli seçim daha…
27.3.2019
John ve Mary’nin istediği olurken…
25.3.2019
İlkeler ve normlar sadece güçsüzler için mi?
20.3.2019
Medeniyetler İttifakı canlandırılmalı
13.3.2019
S-400’ler ve CAATSA yasası
6.3.2019
İran, Rusya ve Çin çevrelenirse…
3.3.2019
Victor Hugo Green
24.2.2019
Alfred Rosenberg’in hayaleti…
20.2.2019
Üyeliğimizin 67’nci yılında NATO…
17.2.2019
Evrensel bir sorun olarak beka
13.2.2019
İran devrimi 40 yaşında
11.2.2019
İnşa edici bir unsur olarak savaş
6.2.2019
Nükleer savaş çıkar mı?
3.2.2019
ABD yine en ciddi tehdit
30.1.2019
Ebedi savaş…
23.1.2019
Eşitsizlik artarken…
16.1.2019
Trump’ın üslubu…
13.1.2019
Yüzüncü yılında Versay Antlaşması…
9.1.2019
Başladığımız yere mi döndük?
30.12.2018
Geçiş törenleri
26.12.2018
2018 Bilançosu
23.12.2018
Bu büyük bir başarıdır…
16.12.2018
Arabesk sever misiniz?
13.12.2018
Girmesi zor, çıkması daha da zor...
9.12.2018
Benim çocukluğumda Google yoktu...
5.12.2018
Kerç Boğazı ve Türkiye
2.12.2018
Geçmişe özlem…
28.11.2018
Silahsızlanma ilke olmaktan çıkarken
26.11.2018
Zeytin sever misiniz?
19.11.2018
Ütopya
11.11.2018
Fabrika ayarlarına geri dönüş
7.11.2018
Yeni yaptırımlar, yeni sorunlar belki de yeni imkanlar
4.11.2018
Daha güçlü bir Türkiye’ye doğru
31.10.2018
Orta menzilli füzeler sorunu
29.10.2018
Göç...
24.10.2018
Cumhurbaşkanı’nın konuşması
22.10.2018
Mistura ayrılırken…
17.10.2018
Kaşıkçı sorununun muhtemel siyasi sonucu
14.10.2018
Kriz yönetimi başarısı
10.10.2018
Amerika ne yapacak?
7.10.2018
Nobel Barış Ödülü ve cinsel şiddet
3.10.2018
Çözüm umudu var mı?
30.9.2018
BM konuşmalarının satır araları
26.9.2018
Sivil kayıplar
23.9.2018
Tasarım ya da tasarımı sorgulama bienali…
19.9.2018
Soçi mutabakatının sonuçları
16.9.2018
Soçi öncesinde bir değerlendirme
13.9.2018
Yolun sonu mu?
10.9.2018
Glocalization, Kars ve Kaşar…
5.9.2018
Devletler pozisyon değiştirir
2.9.2018
Bir pazar yazısı olarak arkadaşlık
29.8.2018
Eksen kayması
26.8.2018
Pazar yazısıyla huzur aramak…
22.8.2018
Kofi Annan’ın ardından
19.8.2018
Amatör izlenimler
16.8.2018
Tansiyon düşerken
12.8.2018
Kriz tırmanırken
9.8.2018
9 Ağustos 1945
5.8.2018
Krizi yaşarken ve aşarken…
2.8.2018
Suriye sorunu çözülürken
29.7.2018
BRICS
24.7.2018
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’yla ufuk turu
22.7.2018
Bir diplomatik, bir de askeri zafer
16.7.2018
Dünya siyasetini magazinleştirmemek
8.7.2018
AB topu taca atıyor...
4.7.2018
NATO krizine doğru
1.7.2018
İran senaryoları…
27.6.2018
Sorunlar ve çözümler…
24.6.2018
Yarının gündemi
21.6.2018
Mülteci sorunumuz
17.6.2018
Çözüm belli ama irade yok
13.6.2018
İyi bir başlangıç ama sonucu kestirebilmek güç
10.6.2018
Bir sarsıntı daha
6.6.2018
Sevindirici bir gelişme
3.6.2018
Ticaret sadece ticaret değildir
30.5.2018
Nükleer silahlar yayılabilir
27.5.2018
Pozisyon almak güçleşiyor
23.5.2018
İmkansızı istemek
20.5.2018
Said’den günümüze Filistin sorunu...
16.5.2018
Dünya düzeni de sarsılıyor
14.5.2018
Batı ittifakı çökerken
9.5.2018
Biraz da alanımız üstüne…
2.5.2018
Birleşme yerine bir arada yaşama
30.4.2018
Marx 200 yaşında…
25.4.2018
Trump’ı ikna edebilecek mi?
22.4.2018
Montrö’nün değişmesi gerekmiyor
18.4.2018
Amerika’nın müdahaleleri
15.4.2018
Dünya savaşı riski azaldı
12.4.2018
Seçim yapmak gerekli mi?
8.4.2018
Veliaht prensin ABD ziyareti
2.4.2018
15 yıl sonra
28.3.2018
Varna buluşmasının ardından
25.3.2018
Haluk Ülman’ın ardından
21.3.2018
Afrin Harekatı’nın sonuçları
19.3.2018
Yeni Dışişleri Bakanı
14.3.2018
İpek Yolu canlanırken
11.3.2018
Büyük bir kriz ertelendi
7.3.2018
Yeni silahlar ve yeni dengeler
4.3.2018
Ticaret savaşları
28.2.2018
Çin…
25.2.2018
Çözüm için çözüm…
18.2.2018
Normalleşmeye doğru
14.2.2018
Kore’den Suriye’ye Amerika
11.2.2018
Ya normalleşecek ya da kopacak
7.2.2018
İki ülkenin de dikkatli olması gerekiyor
4.2.2018
Türkiye’nin dış politika algısı
31.1.2018
ABD’nin önündeki dört engel
28.1.2018
Soçi toplantısına doğru
24.1.2018
Operasyonun hedefleri
21.1.2018
Pence’in Ortadoğu ziyareti
10.1.2018
KKTC seçimleri ve Kıbrıs sorunu
7.1.2018
PESCO
3.1.2018
İran’ın sorunu aslında bizim de sorunumuz
24.12.2017
Göründüğünden daha da önemli bir diplomatik başarı
17.12.2017
İİT zirvesi neden başarılıydı?
13.12.2017
2017 Nobel Barış Ödülü
10.12.2017
Kudüs’ün statüsü
6.12.2017
ABD Büyükelçiliği sorunu
3.12.2017
Kuzey Kore’nin son denemesi
29.11.2017
Umut vaat eden gelişmeler
19.11.2017
Bir krizin ardından
15.11.2017
Boğazlar hakkında bir hatırlatma
12.11.2017
Kendi kaderini belirleme üstüne
8.11.2017
Yeni bir istikrarsızlık riski
1.11.2017
Balfour Deklarasyonu 100 yaşında
30.10.2017
Katalonya krizi derinleşirken
25.10.2017
Dünya siyasetinde mükemmeli aramamak
22.10.2017
Mızrak çuvala gerçekten sığmıyor
18.10.2017
Üyeliği değil, ilişkileri düşünme zaman
15.10.2017
Bu kez de İran yüzünden
11.10.2017
Yeni bir yöntem gerek
8.10.2017
Katalonya sonrası
4.10.2017
iyi şeyler de oluyor..
1.10.2017
Katalonya referanduma giderken
27.9.2017
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunmak
24.9.2017
Dengeli bir açıklama..
17.9.2017
Astana’dan Cenevre’ye
13.9.2017
Referanduma tepki
6.9.2017
Hidrojen bombası
3.9.2017
Rohingyalar için ne yapabiliriz
30.8.2017
Dünyaya nasıl bakmalı?
28.8.2017
SETA’nın Fırat Kalkanı raporu
23.8.2017
Thucydides tuzağı
20.8.2017
Otonom silah sistemleri
16.8.2017
ABD, Venezuela’ya müdahale eder mi?
13.8.2017
Kriz kontrolden çıkarsa
6.8.2017
AB ve ABD arasında yeni bir sorun
2.8.2017
Dmitri Trenin karamsar değil
30.7.2017
Zamanı geriye sarmak mümkün değil ama…
26.7.2017
722 sayılı yasa taslağı
23.7.2017
Türkiye'de dış politika algısı..
19.7.2017
Altı cephede savaş
16.7.2017
Bir yılın ardından
12.7.2017
Musul kurtarıldı...
9.7.2017
Bir tur daha bitti
2.7.2017
Türkiye’nin askeri varlığı
25.6.2017
Körfez gerilimi tırmanırken
21.6.2017
Son bir deneme?
14.6.2017
Michael Pence’i daha iyi tanımamız gerekebilir…
11.6.2017
Trump Doktrini
7.6.2017
Katar krizi
4.6.2017
Mülteci sorunu
31.5.2017
Atlantik İttifakı zayıflarken…
28.5.2017
NATO ile müdahale
24.5.2017
Trump değişti mi?
22.5.2017
İlk turda seçildi
21.5.2017
İlk turda seçildi
17.5.2017
‘Din’ anlayışımız üzerine
14.5.2017
53 yıl sonra bir ilk…
10.5.2017
Avrupa derin bir nefes aldı
7.5.2017
Taksit-taksit barış
3.5.2017
Yeni bir fırsat penceresi
30.4.2017
Makedonya krizi
23.4.2017
Bitirilemeyen bir savaş
19.4.2017
Bardağın dolu yarısı
16.4.2017
17 Nisan’ın gündemi
13.4.2017
Büyük pazarlık
9.4.2017
Amerika’nın müdahalesini anlamlandırmak
5.4.2017
Sisi’nin Washington ziyareti
2.4.2017
Lavrov’dan önemli açıklamalar
29.3.2017
60 yaş krizi
22.3.2017
IŞİD yenilirken...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net